Köy hizmetleri genel müdürlüğü teşkilat ve görevleri hakkında kanunun değişikliği (s.s.726)
Kastamonu Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 50. Birleşim · 3. yasama yılı · 12 Ocak 2005 · 1.414 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Yıldırım (CHP), 12 Ocak 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KÖY HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUNUN DEĞİŞİKLİĞİ (S.S.726)); konuşma 1.414 kelime.
Mehmet Yıldırım (CHP, Kastamonu). “Köy hizmetleri genel müdürlüğü teşkilat ve görevleri hakkında kanunun değişikliği (s.s.726)”. TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim tutanağı, 12 Ocak 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-yildirim-22-2005-01-12-koy-hizmetleri-genel-mudurlugu-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kanunun (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MEHMET YILDIRIM (Kastamonu)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüyorum ki, karar yetersayısı isteyerek, milletvekilleri içeri gelsin, konuşan hatiplerin tasarıya neden destek verdikleri veya muhalefet ettikleri anlaşılsın dedik; bakıyorum, yine milletvekillerimiz teneffüse çıkıyor.
Değerli arkadaşlar, bakın, biz, Türkiye için çok önemli olan bir kanun tasarısını görüşüyoruz. Belki, seçim zamanında da programınızda söylediniz, Köy Hizmetlerini kapatacağız dediniz, doğrudur; halktan da böyle oy aldığınızı zannediyorsunuz, doğrudur.
Değerli arkadaşlar, bir şeyi tespit etmek istiyorum. Başbakanın heybesinde buraya gelen değerli milletvekili arkadaşlarım şunu iyi bilsinler ki, Başbakanın heybesi delindi. Hepiniz, hepimiz, heybede gelenler, bu torbadan düşecekler ve bir daha Meclisi göremeyeceğiz. Eğer halkın istemlerini, halkın taleplerini, vatandaşın istediği noktada Türkiye Büyük Millet Meclisinin kürsüsüne çıkarırsak, yüreği buraya taşırsak, doğru bir iş yaparız.
Bakın, dün, Sayın Bakana, Köy Hizmetleriyle ilgili bir soru sordum, bir teknik adam olarak sordum; Köy Hizmetleri verimsiz mi dedim; Sayın Bakan, iki yıldır yönettiği Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün verimsiz olduğunu, kamunun hantal olduğunu ifade etti.
Değerli arkadaşlar, şimdi, hepimize soruyorum, Türkiye Büyük Millet Meclisi verimli midir? Sayın Bakan, kamu görevlilerini, çalışan işçilerimizi, dozer operatörlerini, yükleyici operatörlerini, orada çalışan mühendisleri, teknik elemanları, memurları verimsiz olarak nitelendirirken, acaba, Sayın Bakan o Bakanlıkta verimli midir? Eğer, Türkiye Büyük Millet Meclisinde çıkarmış olduğumuz kanunların yüzde 25'i Cumhurbaşkanlığından geri dönüyorsa, Cumhurbaşkanına ikinci defa gidip onaylandıktan sonra muhalefet tarafından Anayasa Mahkemesine götürülüyorsa, Türkiye Büyük Millet Meclisi de yüzde 75 verimlilikle çalışıyor demektir. Bu işi düzeltmenin yolu, Türkiye'yi masaya yatırmak, Türkiye'nin gerçeklerini masaya yatırmak, yapılması gerekenleri hep birlikte yapmaktır.
Bakın, Türkiye büyük bir fırsat verdi, biz burada konuşuyoruz; Adalet ve Kalkınma Partisinin sıralarında sohbet ediyor arkadaşlar! Eğer sıkılıyorsanız, dışarıda sohbet edin, kahve için, çay için. Türkiye sizi seyrediyor, bizi seyrediyor, ne konuşuyor diye izliyor; zannetmeyin ki izlemiyorlar. Bakın, biz konuşurken vatandaşlar izliyor, bizi dikkate alıyor "ne yapıyorsunuz siz" diyor. Televizyon, demokrasinin gelişmesi için en iyi araçtır. Hepimizi izliyorlar "bak, filan yerde oturuyordun, parmağını indirip kaldırıyordun" diyorlar.
Bakın, dün, bir teşvik yasasını gündeme getirdik, kanayan bir yaraydı. Bir yıl önce, bu yasaya karşı mücadele verdik, şanlı direniş dedik. Kastamonu Gazetesinde, bugün "Yıldırım, pişmiş aşa su katıyordu" deniliyor. Değerli arkadaşlar, Mehmet Yıldırım ve arkadaşları, Cumhuriyet Halk Partisi, pişmiş aşa su katmıyor; pişmeyen, kaynamayan suya ateş yakıyor. Bizim amacımız, ateş yakmaktır, işi doğru dürüst yapmaktır. Kastamonu teşvikten yararlanırken, Karabük fakir kalsın, yoksul kalsın, Samsun yoksul kalsın; bu, benim inancıma da, insanlığıma da, sosyaldemokrat görüşüme de sığmaz. Adaleti yakalamamız gerektiğini, işimizi doğru yapmamız gerektiğini savunuyoruz; ama, değerli milletvekilleri, sanki, parmaklarınızda değirmentaşı var, kendi illerinizin sorunu varken, yukarıdan işaret gelmezse, parmaklar aşağıda! Bu halk, adama bunun hesabını sorar, Köy Hizmetlerinde de hesabı sorar.
Değerli arkadaşlar, gerçekten, Kastamonu Köy Hizmetleri Bölge Müdürlüğü mühendisleriyle, teknik elemanlarıyla, çalışanlarıyla verimsiz mi; Köy Hizmetleri Genel müdürlüğü 60 000 çalışanıyla verimsiz mi; kanun tasarısında böyle bir kuruma hakaret edilebilir mi diye etüt ettim, araştırma yaptım. Köy Hizmetleri Genel Müdürünü siz atadınız, daire başkanlarını siz atadınız, Kastamonu Bölge Müdürünü siz atadınız, İl Müdürünü siz atadınız, hepsi de çalışkan çocuklar, hiçbir diyeceğimiz yoktur; ama, bakın ne yapmışlar. Size çok çarpıcı bir tablodan örnek vermek istiyorum: 2003'te, köylü-devlet işbirliğiyle yapılan işlerin ihale keşif tutarı 7 135 257 000 000; 2004'te, 10 123 046 000 000; toplamı, 17 258 303 000 000 lira. Devlet katkısı, 2003'te 1 644 085 000 000 lira, 2004'te 2 252 122 000 000 lira. Köyümün kanalizasyonu, yolu yapılsın diye Kastamonu halkının, köylüsünün verdiği katkı 2003'te 1 006 855 000 000 lira, 2004'te 1 663 476 000 000 lira, toplam 2 720 351 000 000 lira. Hazinenin kârı 10 641 765 000 000 lira. Bu mu verimsiz dediğiniz kurum?! Bu mu verimsiz dediğiniz işçiler?! Bu mu verimsiz dediğiniz mühendisler?! Neresi verimsiz bunun, rakam konuşuyor burada!
Değerli arkadaşlar, o insanları verimsizlikle suçlamayalım. Hantal... Hantal biziz, biz!.. Hantal olan biziz! Biz ne istiyorsak, bürokrasi ona göre şekilleniyor. Bürokraside müdürleri atayan biziz, yani hükümet, iktidar; şikâyet eden de biziz. Ne yapacağız, bürokrasiyi ortadan mı kaldıracağız?!
Şimdi, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünü lağvediyoruz, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğündeki Makine İkmal Dairesi Başkanını veya oradaki makine mühendislerini Tarım Bakanlığına ve Bayındırlık Bakanlığına gönderiyoruz, 19 da müşavir kadrosu veriyoruz. Genel Müdürü, genel müdür yardımcılarını, daire başkanlarını, verimli, tecrübeye sahip insanları müşavir yapıyoruz. Türkiye'de müşavirliğin hangi anlamda kullanıldığı açık; kızağa çekiyoruz. Türkiye bu kadar zengin mi değerli arkadaşlar?! Biz, bu genç mühendis arkadaşlarımızı, daire başkanlarını, hatta, sizin atadığınız arkadaşlarımızı müşavir yaparak bankamatik memuru yapmaya hakkımız var mı?!
Şimdi "bölge müdürleri il özel idarede müşavir kadrosunda görevlendirilsin" diye bir teklif de peşinden geliyor.
Arkadaşlar, doğru iş yapmadık, doğru iş yapmıyoruz. Köy Hizmetlerinde bir sorun olduğu açıktır. Başlangıç noktasından beri Köy Hizmetlerinin sorunu sorundur; çünkü, Köy Hizmetlerinde iki baş vardır; birisi Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü ve Bakanlık, birisi de vilayettir. Vali bu işin içindedir, encümenle içindedir. Neden; Köy Hizmetleri il müdürlüğü valilerin denetimindedir, Köy Hizmetleri il müdürünün sicil amiri validir, ikinci sicil amiri de genel müdürdür. Böyle bir yapının devam etmesi... Elbette ki, devam edemezdi. Haklılık tarafları vardır. Kırsal alanlarda aksaklıklar olmuştur. Siyaset burayı tam bir şekilde laçkalaştırmıştır, siyaset burayı perişan etmiştir; dün, bugün, başkası, kim olursa olsun... Siz de, şu anda, hantal ve verimsiz olduğunu iddia ettiğimiz bu yapıyı il özel idarelerine aktarıyorsunuz. Bu yapıyı il özel idarelerine aktardığımız zaman vilayetin sorunları çözülecek mi?.. Keşke sihirli bir değnek olsa da, çözülse; ama, bizim yükümüz biraz hafifleyecek, milletvekillerinin yükü biraz hafifleyecek. Bir köyün yolu, okulu veyahut da kanalizasyon problemi, içmesuyu problemi geldiği zaman ne yapalım, biz burayı özel idarelere verdik, özel idare imkânlarıyla, kaynaklarıyla bu iş devam etsin diyeceğiz.
Değerli arkadaşlar, iller arasında o imkânlar, dengeler bir mi? Özel idare nüfusa göre pay alacak; adaletli mi, haklı mı?.. İstanbul Özel İdaresi, Kocaeli Özel İdaresi, İzmir Özel İdaresi ile sosyoekonomik bakımdan geri kalmış illerin, örneğin Kastamonu'nun bir mi?..
HİKMET ÖZDEMİR (Çankırı)Çankırı'yı da kat Çankırı'yı.
MEHMET YILDIRIM (Devamla)Örneğin, Çankırı'nın bir mi?.. Sosyoekonomik bakımdan geri kalmış, sıfırlarda, -1'lerde can çekişen Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinin sorunu bir mi?.. Arazi yapısı, coğrafî yapısı... Karadenizde yol yapmak ile Konya'da yol yapmak eşit mi, aynı maliyet mi?.. Nüfusa göre mi para vereceğiz?.. Ne yapacak valiler; yapacak bir iş yok. Kaynağın ona göre planlanması lazım; yani, nüfusa göre değil -nüfus bir kriterdir- köy sayısı, yerleşim birimi, artı, sosyoekonomik gelişmişlik endeksine göre bir katsayının da peşinden gelmesi lazım. Eğer, bunu...
YAHYA BAŞ (İstanbul)Gelecek.
MEHMET YILDIRIM (Devamla)Rüyanızda... İnşallah rüya görürsünüz, öyle bir şey yaparsınız. Burada yok; burayı konuşuyorum.
YAHYA BAŞ (İstanbul)Yavaş yavaş gelecek.
MEHMET YILDIRIM (Devamla)Ben, falcı değilim, geleceği göremiyorum, şimdiyi görüyorum, düşüncemi söylüyorum. Ben, falcı değilim, geleceği göremiyorum.
Geçen yıl teşvikte de öyle söyledik; Sayın Başbakanın...
YAHYA BAŞ (İstanbul)Geldi ama...
MEHMET YILDIRIM (Devamla)Daha gelmedi, suyu ısıttık, su ısınıyor; ama, bir sürü sıkıntıları var. Hep beraber olacak. Diyeceksin ki, Kastamonu rahatladı; Mehmet Yıldırım, sen de bunu istiyordun, ne istiyorsun başka? Komşum aç yatarken ben tok yatamam! Öyle yok bu iş, öyle yok! (AK Parti sıralarından alkışlar)
YAHYA BAŞ (İstanbul)Helal olsun, bravo!
MEHMET YILDIRIM (Devamla)Eşitlik, adalet istiyoruz, sosyal demokrasi istiyoruz Türkiye'de, sosyal adalet istiyoruz. Hani -partinizin adı Adalet- adalet nerede; Başbakanın rüyasında. Doğru mu? Heybe delindi, heybe delindi, aklınızı başınıza alın.
Aklımızı başımıza alalım, heybe delindi. Genel başkanların sırtındaki heybenin taşıyacak gücü yok. Değirmen taşlarını oraya koymaya gerek yok. Hepimiz işimizi doğru yapalım, işimizi doğru anlatalım.
Değerli arkadaşlar, bakın...
YAHYA BAŞ (İstanbul)Bizim heybe sağlam da, sizinki delindi!
MEHMET YILDIRIM (Devamla)Delindi, farkında değilsin Sayın Vekil! Sorar, görürüz.
Bizimki de delindi, merak etmeyin, bizde de var o iş. Merak etmeyin, bizim de heybede gelenlerin sıkıntısını görüyorum ben. O heybedeki taşlar düşecek, merak etmeyin; düşmezse sıkıntı var.
Değerli arkadaşlar...
FARUK ANBARCIOĞLU (Bursa)Çözüm ne Mehmet Ağabey?
MEHMET YILDIRIM (Devamla)Çözüm; üretim, yatırım, heybede yük olmamak. Genel başkanlar bize görevini yaptı, hepimizi buraya taşıdı. Heybeden düşmek, onları omuzlamak; başka var mı çare? Olay bu, başka çözüm yok; heybeden düşeceksin Sayın Vekil!..
Değerli arkadaşlar, bakın, Kastamonu'dan çarpıcı bir örnek daha vermek istiyorum. Eğer, bu katsayı endeksine göre yatırımların ve il özel idarelerinin payını artırmazsak, böyle bir adaleti ortaya koymazsak... Bakın, Kastamonu'da 2 026 kilometre çamur yol var; çamur, çamur!.. Şu anda, Köy Hizmetleri işçisi Küre Dağlarında, Ilgaz Dağlarında ve Kastamonu'nun, Taşköprü'nün Elek Dağlarında kar mücadelesi yapıyor; greyderlerle yol açıyor, rotatiflerle yol açıyor. Bunlara verimsiz demek Allah'tan korkmamaktır.
YAHYA BAŞ (İstanbul)- Daha verimli olacak!..
MEHMET YILDIRIM (Devamla)- Daha verimli olmanın yolunu anlatıyoruz; işte, kıstaslar ve daha verimli olmak... Eğer, valiliklere devrettik, özel idare kendi kaynaklarıyla bu işi çözsün, ne yapayım ben dersek, bu iş olmaz. Onu anlatmaya, ona dikkatlerinizi çekmeye, onu söylemeye çalışıyorum. Doğan Topaloğlu da orada dinliyor, eski valimiz ve kendisi de çok iyi bilir beni.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
70 konuşma daha · 12 Ocak 2005