Sanayi ve ticaret bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun tasarısı (s:s:236)
Ankara Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 26. Birleşim · 3. yasama yılı · 4 Aralık 2008 · 857 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Zafer Çağlayan (AK Parti), 4 Aralık 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 26. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SANAYİ VE TİCARET BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI (S:S:236)); konuşma 857 kelime.
Mehmet Zafer Çağlayan (AK Parti, Ankara). “Sanayi ve ticaret bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun tasarısı (s:s:236)”. TBMM Genel Kurulu, 26. Birleşim tutanağı, 4 Aralık 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-zafer-caglayan-23-2008-12-04-sanayi-ve-ticaret-bakanliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kanun-ta (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; teşekkür ediyorum her zaman olduğu gibi verilen katkılara.
Efendim, bu teşvik sistemiyle ilgili gerek 60’ıncı Hükûmet Programı’nda gerek daha önceki açıklamalarımızda hep şunu ifade ettik: Öncelikle eski adıyla “sanayi envanteri” yeni adıyla “girişimci bilgi sistemi”yle beraber önce sektörlerimizde ne olduğunu, ne üretildiğini, nerede, ne kadar insan çalıştığını tespit edeceğiz ve bunun üzerine de bu yıl sonuna kadar da yeni bir teşvik sistemi oluşturacağımızı söyledik. Yeni teşvik sisteminde de sektörel, bölgesel ve proje bazlı bir teşvik sistemini öngörmüştük. Bununla ilgili Ekonomi Koordinasyon Kurulunda ilgili Teşvik Koruma Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Hazine Müsteşarlığı ve ilgili devlet bakanlığı tarafından çalışılıyor, son noktaya gelmiş durumdadır. Önümüzdeki günlerde bu çalışmayla beraber değerlendirme yapılacaktır. Tabii ki bu yapılırken illerin birbirine üstünlüğü değil, sektörler bazında, özellikle sektörlerin avantajları ve dezavantajları, illerin avantajları ve dezavantajları dikkate alınarak Türkiye’nin rekabet gücünün artırılması, sanayinin rekabet gücünün artırılması, yüksek istihdam sağlanması, yüksek ihracat sağlanması gibi birçok temel öngörüyü destekleyen bir teşvik sistemi oluşturulacaktır.
Bunun yanı sıra, KOSGEB meselesine gelince: Evet, KOSGEB, gerçekten şu anda, özellikle 2008 yılında, genel, özellikle hem KOBİ’lere hem de esnaf ve sanatkâra cumhuriyet tarihinin ilk uygulamalarını başarılı bir şekilde yapmıştır. KOSGEB, sıfır faizli yani faizsiz kredileri bir taraftan verirken bir taraftan da sadece kredi veren değil, gerek esnaf ve sanatkârın gerek KOBİ’lerin gelişen dünya şartlarında bu küresel değişim ve dönüşüme ayak uyduracak, yapısal değişim ve dönüşümünü de öngörecek çalışmalar yapıyor.
KOSGEB Kanunu’nda değişiklik metnimizi bu çerçevede hazırladık. Bununla ilgili çalışmalarımızı önümüzdeki günlerde yani yeni yıldan evvel Başbakanlığa, Bakanlar Kuruluna sunacağız ve 2009’un hemen ilk günlerinde yüce Meclisimize, özellikle komisyonlara, daha sonra Genel Kurula gelmesini temin ederek KOSGEB Kanunu’ndan bugüne kadar yararlanamayan imalatçı olmayan esnaf ve sanatkâr ve KOBİ’lerin dışında hizmet sektörünü de kapsayacak şekilde bir değişikliği zaten yüce Meclisin huzuruna getireceğiz. Dolayısıyla bu konuda KOSGEB’den sadece imalatçı esnaf ve sanatkârlar değil, KOSGEB imkânlarından imalatçı olmayan esnaf, sanatkâr ve ayriyeten KOBİ’lerimiz de faydalanma imkânına sahip olacaktır.
Şu anda, en son yapmış olduğumuz uygulamayla 350 milyon YTL’lik bir istihdam endeksli can suyu kredisi oluşturmuştuk. Tabii ki buna rekor seviyede bir talep geldi. Aslında bizim öngörmüş olduğumuz rakamın çok çok üstünde bir talep geldi ve başvuruyu kapatmak durumunda kaldık. Zaten bunlar başvuru sırasına göre dikkate alınıyor. Son yapılan kapatmadan sonra 10.679 firma başvuruda bulunmuştur gerek esnaf gerek KOBİ olarak ve bu çerçevede ayrılmış olan 350 milyon YTL’lik kaynak çerçevesinde hareket edilecektir. Ancak İcra Kurulunun şöyle bir kararı vardı: Gerektiğinde ve kaynak bulunduğunda bu yapılan başvuruların büyük bir kısmına da, kapsam dışında olan, belirlenmiş olan limit dışında olanlara da bir imkân tanınması noktasında şu anda çalışmalarımız devam ediyor. Yani zannediyorum ki, bu konuyla ilgili bir imkân oluşturup belirlenmiş olan limitin üstündekileri de kısmen rahatlatabilecek bir çalışma, onlara da bir destek verilecektir.
Tabii ki, bu kredilerden faydalanma şartları, zaten istihdam paketinde birçok kanunla belirlenmiş olan şartlardır. Evet, bundan faydalanmak için sigorta ve vergi borcunun olmaması gerekiyor. Ancak sigorta ve vergiyle ilgili yapılandırmayı yapmış olanlar, imalatçı olanlar, kapasite belgesine sahip olanlar bağlı oldukları oda ve birlik tarafından, KOBİ’lerse Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, esnaf ve sanatkârsa Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu tarafından alacakları belgelerle, kapasite raporlarıyla beraber müracaat ediyorlar. Burada da, müracaatlarda dediğim gibi çağrı usulü, Avrupa projelerinde olduğu gibi sıralama birinci sıradan başlayarak önceliğe göre gidiyor.
Tekrar ifade ediyorum: KOSGEB olarak biz sadece burada faiz desteği veriyoruz. Bu faiz desteği karşılığında bankalar vermiş olduğumuz, ödemiş olduğumuz, KOSGEB’in ödemiş olduğu faiz karşılığında belirlenmiş olan miktar çerçevesinde kredi kullandırıyor. Ancak şunu çok net ifade edeyim: En son uygulanmış olan 350 milyon YTL’lik bu istihdam endeksli can suyu kredisinde KOSGEB’in vermiş olduğu faiz 50 milyon YTL’dir. Bir yıllık, ilk üç ayı ödemesiz ve aylık ödemeli bu kredi yedi bankadan verilen faizin tam 7 katı oranında, bakın bugünkü cari faizlerin çok çok altına denk gelecek olan faizlerle, 7 katı oranında bir miktar olarak kullandırılmaktadır.
Bu nokta da 2003 yılında çıkarılmış olan Sicil Kanunu’nda aslında çok net tarif edilmiştir. Yani çeki karşılıksız çıkmış veya senedi protesto edilmiş ancak daha sonra ödeme yapmış olanların bu olumsuz kayıtlarının Merkez Bankası kayıtlarından silineceği kanunda çok net belirtilmiştir. Bu konuda ilgili merci Merkez Bankasıdır, bunu geçen toplantıda da söyledim. Dolayısıyla bu konuda Merkez Bankasıyla, BDDK’yla ve Bankalar Birliğiyle sürekli temas hâlinde, bunların kanun hükmü gereği silinmesi gerektiğini her fırsatta ifade ediyoruz.
Bir diğer konu da özellikle organize sanayi bölgeler konusu: Gerek Gaziantep gerek Kırıkkale gerek Türkiye’deki tüm organize sanayi bölgeleri... Arkadaşlar, şunu çok net ifade edeyim ki, ben bugüne kadar Türkiye’deki toplam iki yüz elli altı organize sanayi bölgesinin en az yarısından fazlasını gezmiş bir arkadaşınızım ve sanayinin içinden gelen bir arkadaşınız olarak da organize sanayi bölgesi başkanlarıyla, organize bölgelerle, sanayi odası başkanlarıyla sürekli temas hâlindeyim. Geçen hafta da (OSBÜK) Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşunun başkanlığında Türkiye’deki tüm organize sanayi bölgelerimizin başkanları ve bölge müdürleriyle -daha bundan dört gün evvel- geniş bir toplantı yaptık. Kendilerini dinledim. Evet, tabii ki, bu küresel krizin getirmiş olduğu özellikle bazı sektörler üzerinde olumsuz gelişmeler var yani zaten farklı bir şey söylemek söz konusu değil. Ama bütün gayretimiz, bütün amacımız organize sanayi bölgelerinin bir an önce mevcut yapısına, mevcut imkânlara, istihdam gücüne, imkânlarına kavuşmasıdır. Bizim istediğimiz, bizim çalışmamız daha fazla organize sanayi bölgelerinin gelişmesi, daha fazla yatırım, üretim, istihdam yaratılmasıdır.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
64 konuşma daha · 4 Aralık 2008