On Birinci Kalkınma Planı'nın (2019-2023) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Sunulduğuna Dair Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi münasebetiyle
Siirt Milletvekili · Halkların Demokratik Partisi
Genel Kurul, 105. Birleşim · 2. yasama yılı · 18 Temmuz 2019 · 564 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Meral Danış Beştaş (Halkların Demokratik Partisi), 18 Temmuz 2019 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: On Birinci Kalkınma Planı'nın (2019-2023) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Sunulduğuna Dair Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi münasebetiyle); konuşma 564 kelime.
Meral Danış Beştaş (Halkların Demokratik Partisi, Siirt). “On Birinci Kalkınma Planı'nın (2019-2023) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Sunulduğuna Dair Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim tutanağı, 18 Temmuz 2019. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/meral-danis-bestas-27-2019-07-18-on-birinci-kalkinma-plani-nin-2019-2023-turkiye-buyuk-millet-meclisi (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=80150
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evet, kalkınma planı hakkında ben de söz almış bulunmaktayım. Bölgeler arası gelişmişlik farkları hakkında kalkınma planı ne öngörüyor, ne çare üretiyor bunu biraz tartışacağız.
Evet, bir kere, bölgeler arası gelişmişlik farkları “Yaşanabilir Şehirler, Sürdürülebilir Çevre” başlığı altında yazılmış kalkınma planında. Baştan bir kere buna doğru bir mantıkla yaklaşılmadığını hemen söyleyeyim, TOKİ mantığı kalkınma planında da maalesef burada karşımıza çıkıyor.
Her kalkınma planında değişmez bir ritüeldir, cümledir, bölgeler arası gelişmişlik farklarının azaltılması amaç olarak yazılır. Peki, bu farklar azalır mı? Hayır, farklar git gide derinleşir. Sonuç hiçbir zaman alınmadı; ne sadece iktidar partisi, AK PARTİ hükûmetleri döneminde değil daha önceki kalkınma planlarında da maalesef bu sonuç değişmedi.
Şimdi, bölgeler arası eşitsizlik çözülmüyor, evet, artarak ve giderek acımasız bir hâle bürünerek büyüyor. Yüz yıllık bir ayrımcılık devam ediyor bölgeler arasında, yüz yıllık bir yalan devam ediyor aslında. “Bölgeler arası farklılık yoktur, herkese eşit yaklaşılıyor.” şeklindeki beyanın günümüzdeki karşılığı budur.
Şimdi, şöyle bakalım meseleye: Yüz yıllık politika, aslında, iktidarlar çok değişti, cumhuriyet döneminden, yüz yıllık cumhuriyet tarihi boyunca kürdistan illeri ve Karadeniz Bölgesi bugün de kesinlikle bu bölgeler arası farklılıktan en çok etkilenen bölgelerdir. Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Karadeniz Bölgesi’ne bakalım, en çok göç veren bölgeler, en çok işsizlik olan yerler, en çok yoksulluğun olduğu yerler; bu listeyi artırabilirim. Şimdi, bu da bölgeler arasında nasıl bir farklılık olduğunu bize gösteriyor.
Peki, burada, doğuda yatırım politikaları nedir, onu söyleyeyim: Bir kere, ana eksen, yeni karakol yapılır; her zaman yeni karakollar, güvenlik barajlarının yapılması, daha fazla asker istihdamı ve yeni cezaevleridir. Cezaevleri yapımı müjde olarak verilir, karakol yapımı, kalekol yapımı müjde olarak verilir. Fabrika yerine karakol, okul yerine cezaevi, öğretmen, doktor yerine polis, asker istihdam ediliyor.
Peki, neden? Bunun nedenini hepimiz biliyoruz. Bugün hâlâ Kürt halkının talepleri görülmezden geliyor, hâlâ Kürt kavramına, Kürtçe konuşma kavramına, kürdistan kavramına, Kürt illeri kavramına olan siyasi itirazlar işte kalkınma planında da başka bir yerden karşımıza çıkıyor. Eşitsizlik sadece kalkınmada değil; siyasette, hukukta, yargıda, sosyal yaşamda, her alanda bir eşitsizlik var ve bu kalkınma planında da maalesef çok acı bir şekilde önümüze çıkıyor.
“GAP” diye bir mesele var mesela, fi tarihinden beri Güneydoğu Anadolu Projesi söylenir, iktidar sözcüleri tarafından bugün de söylenir, sanki yeni bir şeymiş gibi anlatılır ve insan gerçekten Alice Harikalar Diyarında gibi hisseder. Anlatırken Sayın Yayman, dedim, “Ya, neymiş bu GAP bu kadar tekrar allana pullana anlatılıyor?” Ama elde var sıfır. Bu yatırımların sonucu daha fazla göç, daha fazla işsizlik ve düşük tazminatlarla yerinden edilme olarak karşımıza çıkıyor. Bugünkü rakamlarla 400 bin kişi GAP projesi sebebiyle yerinden edildi, hâlâ bitmedi. 1930’lara dayanıyor bunun kökeni, sonra Özal dönemi, öncesi, sonrası ve en son bu iktidara nasip oldu. Ama nedir? Bölge halkına gerçekten bir katkısı var mı? Orada, orayı çok iyi bilen biri olarak, katkısı olmadığını söyleyebilirim.
Konu başlığı çok. Bir kere, yatırımlardan bölge yararlanmıyor. Yani mesela Karadeniz’de büyük binalar, büyük yollar, böyle şatafatlı şeyler yapılır ama halka yansıyan bir şey yok. Yine orada kâr marjı oradaki iş insanlarına, oradaki şirketlere gidiyor, oradaki işsizliğe, yoksulluğa çözüm üretilmiyor. Yine bölgede de, Kürt illerinde de aynı durum söz konusu. Elektrik enerjisinde mesela Türkiye geneli elektriğin yüzde 19’u karşılanıyor bölgeden, bu, çok ciddi bir rakamdır. Ama dönüp baktığınızda o yatırımların dönütünde işçiler bile batıdan getiriliyor. Benim vekili olduğum ilde, gittim, bir HES’i ziyaret ettim, işçileri, şöyle dediler: “Bizi işe almıyorlar.” İşe aldıklarına da daha düşük ücret veriyorlar. Bunun sonucu ne oluyor?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
92 konuşma daha · 18 Temmuz 2019