İçeriğe atla

26. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 74. BİRLEŞİM · PAZARTESİ

Türkiye'yi ve çevre ülkeleri istikrarsızlığa sürüklediği ve küresel denklemde aktör olmaktan uzaklaştırdığı ileri sürülen politikalarda sorumluluğu bulunduğu iddiasıyla Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergenin (11/5) ön görüşmesi münasebetiyle

Mevlüt Çavuşoğlu

Antalya Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 74. Birleşim · 1. yasama yılı · 18 Nisan 2016 · 1.644 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mevlüt Çavuşoğlu (AK Parti), 18 Nisan 2016 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 74. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Türkiye'yi ve çevre ülkeleri istikrarsızlığa sürüklediği ve küresel denklemde aktör olmaktan uzaklaştırdığı ileri sürülen politikalarda sorumluluğu bulunduğu iddiasıyla Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergenin (11/5) ön görüşmesi münasebetiyle); konuşma 1.644 kelime.

Mevlüt Çavuşoğlu (AK Parti, Antalya). “Türkiye'yi ve çevre ülkeleri istikrarsızlığa sürüklediği ve küresel denklemde aktör olmaktan uzaklaştırdığı ileri sürülen politikalarda sorumluluğu bulunduğu iddiasıyla Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergenin (11/5) ön görüşmesi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 74. Birleşim tutanağı, 18 Nisan 2016. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mevlut-cavusoglu-26-2016-04-18-turkiye-yi-ve-cevre-ulkeleri-istikrarsizliga-surukledigi-ve-kuresel-de (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=47573

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU (Antalya)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Çok değerli milletvekili arkadaşlarım, öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

HDP Grubu tarafından verilen gensoru vesilesiyle huzurlarınızda bulunuyorum. Her şeyden önce, önergeyi veren grup adına konuşan Baluken’in hakkımla ilgili ilk baştaki değerlendirmelerine katılmıyorum. Biz, bu Meclisi, yüce Meclisi her zaman ciddiye alırız, saygımız vardır. Özellikle 47 ülkenin Meclisinin Başkanlığını yapmış bir kişi olarak da, parlamenter diplomasiye de önem veren bir Bakan olarak bu Meclise her zaman saygımız vardır, geliriz, hesap veririz, bilgi veririz. Bir keresinde, burada, sizin partinizden olan Meclis Başkan Vekilinin yönetiminde talep geldiği zaman, söz aldım ve dedim ki: Ne zaman Meclisimiz emrederse geliriz, dış politikayla ilgili konularda bilgi veririz. Nitekim, Dışişleri Komisyonu Başkanımız, milletvekili arkadaşlarımızın talebiyle bizi davet ettiler ve dış politikayla ilgili gelişmeler konusunda perde arkası bilgiler dâhil, arkadaşlarıma detaylı bilgi anlattım. Bu konuda gizlimiz saklımız yok. Dolayısıyla, Meclisimizi her zaman ciddiye alıyoruz.

Şimdi, ülkemizin menfaatleri doğrultusunda bir öneri, bir soru geldiği zaman -soru önergesi olabilir, gensoru olabilir- biz buna saygı duyarız. Eleştirileri de her zaman dikkatlice dinliyoruz, faydalanabilir miyiz diye ve arkadaşlarımızla değerlendirmesini yapıyoruz ve bu eleştirilerden de ders çıkarmaya çalışıyoruz. Bu önerge verileceği haberi gelince merakla bekledim, acaba bu önerge içinde dış politikamızla ilgili yön vermemiz gereken bir konu var mı veya düzeltmemiz gereken bir konu var mı diye, yok. Tamamen iftira dolu, iftiraya dayalı bir önergeyi gördüğüm zaman, esasen, şaşırmadım doğrusu ama umutla beklediğimi de söylemek isterim. Peki, HDP Grubu bu önergeyi neden verdi? Bu konuya konuşmamın sonunda değineceğim.

Değerli arkadaşlar, zor bir coğrafyada yaşıyoruz, kolay bir coğrafya değil. Bakınız etrafımıza, Suriye’deki, Irak’taki problemler devam ediyor ve buradan kaynaklanan sorunlar, başta terör olmak üzere, göç sorunu olmak üzere, artık Türkiye'nin ya da Avrupa’nın değil, dünyanın bir sorunu hâline geldi. Diğer taraftan, Yemen’de, Libya’da hâlen istikrarsızlık devam ediyor. Libya’daki geçiş hükûmeti güvenoyu almaya çalışıyor ve biz de bu konuda destek veriyoruz. Aynı şekilde, İsrail-Filistin sorununun çözümü konusunda atılan bir adım yok. Afganistan hâlen çok sayıda sorunla baş ediyor, karşı karşıyadır. Diğer taraftan, mezhepçilik bölgemizde ciddi bir tehdit oluşturmaya başladı. Kuzeyimizde sular duruldu mu? Hayır, durulmadı. Bakınız, bölgemizdeki dondurulmuş ihtilafların Türkiye ve bölge için ne kadar risk oluşturduğunu daha önceki konuşmamda anlatmaya çalıştım. İşte Ermenistan, en son, ateşkesi ihlal ederek Azerbaycan’a saldırdı ve Kafkasya’nın istikrarsızlığı sadece bununla da sınırlı değil, Abhazya ve Güney Osetya var, Ukrayna’nın toprak bütünlüğü bugün bozulmuş durumda. Avrupa’da durum bundan daha iyi değil, Avrupa’da artan ırkçılığı görüyoruz, yabancı düşmanlığı, İslamofobi ve her türlü aşırı akımlar Avrupa’nın değerlerini, bizim de inandığımız değerleri kökten sarsmaya başladı. Dolayısıyla, tüm dünyanın gözü bu bölgede ve tüm dünyanın gözü Türkiye’de, Türkiye'nin uyguladığı dış politikada.

Tabii, şimdi, bu sorunlara, etrafımızda yaşanan bu sorunlara baktığımız zaman bunların hiçbirini Türkiye çıkarmadı ve bu sorunların hiçbirinden de Türkiye sorumlu değildir. Türkiye, sadece bu sorunları aşabilmek için, bu sorunlara çözüm üretebilmek için bazen bireysel olarak, tek taraflı, bazen uluslararası örgütlerle ya da bölgede oluşturduğumuz mekanizmalarla katkı sağlamaya çalışıyor. Biz her zaman var olan sorunlarla ilgili de, ortaya çıkacak fırsatlarla ilgili de dünya insanlığı için düşüncelerimizi de söylüyoruz ama sadece düşünce değil çabalarımızı da ortaya koyuyoruz. Bölgedeki çabalarımız ortada. Bu konuda yaptığımız çalışmaları -biraz önce de söyledim- daha önce Genel Kurulda, Plan ve Bütçe Komisyonunda ve Dışişleri Komisyonunda da detaylı bir şekilde anlattık.

Bugün gensoruda gündeme getirilen bazı konulara da değinmek istiyorum. Maalesef, Suriye krizi başından beri bizim hassas olduğumuz bir konu çünkü bizim güvenliğimizi ilgilendiriyor, istikrarımızı ilgilendiriyor ve Suriye’deki ihtilaf için kesin çözümün siyasi çözüm olduğunu her platformda söyleyegeldik. Uluslararası arenada bu sorunun çözümü için en aktif destek veren, çalışan ülke Türkiye’dir. Suriye’de siyasi bir çözüm için tüm oluşumların içinde, Uluslararası Suriye Destek Grubu olmak üzere, DEAŞ’a karşı oluşturulan koalisyon olmak üzere, birinci Cenevre görüşmelerinde orada bulunarak ve şimdi, yeniden başlayan Cenevre görüşmelerinde de özellikle, muhalefetin orada olmasını sağlayarak siyasi çözüme en aktif katkı sağlayan ülke Türkiye’dir.

Diğer taraftan, bugün Suriye’de ve bölgede bir çözüm umudu varsa mutlaka bunda Türkiye'nin önemli bir rolü vardır ama bu çatışmanın, bu istikrarsızlığın diğer yansımalarına da, insani yansımalarına da duyarsız kalmadık. Bugün, 2,7 milyon Suriyeliyi evimizde ağırlıyoruz ve 2 milyon 700 bin Suriyeliye 10 milyar dolardan fazla para harcadık. Bu bizim gurur duyacağımız bir şey ve harcamaya da devam edeceğiz. Bu insanlara duyarsız kalamayız.

Süleyman Şah Türbesi’yle ilgili de iddialar var. Neymiş efendim, Süleyman Şah Türbesi’nin geçici olarak taşınmasında oradaki YPG, PYD terör örgütüyle iş birliği yapmışız. Bu doğru değildir. Biz burada DAİŞ ve bölgedeki çatışmalardan dolayı bir tehdit oluşunca bu türbeyi geçici olarak taşımak istedik, kararımızı verdik ve o kararı verdikten sonra da oradaki unsurların hepsine şunu söyledik: “Sakın ha karşımıza çıkmayın, karşımıza çıkanı vururuz.” dedik ve operasyonu da yaptık. Bir kaza neticesinde sadece bir astsubayımız şehit oldu, Allah rahmet eylesin, tüm şehitlerimizi saygıyla anıyoruz. Dolayısıyla, PYD, YPG’yle iş birliği kesinlikle söz konusu değildir. O gece bizzat karargâhta Sayın Başbakanımız Ahmet Davutoğlu operasyonu yürütmüştür, sabaha kadar uyumamıştır. Bunu da özellikle vurgulamak isterim.

TAHSİN TARHAN (Kocaeli)Sayın Bakan, tekrar geri mi gidecek?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU (Devamla)Tabii ki, güvenlik sağlandıktan sonra, istikrar sağlandıktan sonra o türbeyi orijinal yerine taşımayı düşünüyoruz, planlıyoruz.

O operasyondan sonra Türkiye'nin ve Türk askerinin dünyadaki saygınlığı bir kere daha artmıştır arkadaşlar. Dolayısıyla, bunun arkasında başka bir şey aramaya gerek yok.

PYD, YPG’ye gelince: Evet, Dışişleri Komisyonu Başkanımız Taha Bey de güzel söyledi, zamanında uyarıları yaptık PKK’ya yaptığımız gibi “Silahı bırakacaksınız, terörü bırakacaksınız.” ama PYD ve YPG Suriye’yi bölmek amacıyla hareket ettiği için silahı bırakmadı, terörü bırakmadı. Salih Müslim Kandil’den niye geldi biliyor musunuz? Salih Müslim Kandil’den Esad tarafından ve bugünkü muhalefetin koordinasyonuyla eski Başbakan Riyad Hicab’ın Başbakan olduğu dönemde Kandil’den indirildi ve Suriye’de de teröristleri organize ederek “Türkiye’ye karşı saldırıları başlatın.” diye talimat verildi. Bugünkü muhalefet niye almıyor PYD’yi içine? Terör örgütü olduğu için almıyor, bu gerçekleri herkesin bilmesi gerekiyor. Bugün Ayn El Arap’ta DAEŞ yoksa bu Türkiye sayesindedir. Oradaki insanları, 200 bine yakın Kürt kardeşlerimizi topraklarımıza biz aldık, memnuniyetle aldık.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır)Kobani orası, ne Ayn El Arap’ı? Kobani orası, on binlerce insan canını verdi.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU (Devamla)Orada yaşayan hayvanların günlük yemini bile insani görevimiz olarak biz götürüyoruz, aktarıyoruz, biz bu kadar hassasız bu konularda. Ama PYD, YPG ne yapıyor? Gittiği yerlerde orada kendisi gibi düşünmeyen Kürt kardeşlerimizi sürgüne gönderiyor. Bugün Kuzey Irak’ta, Türkiye’de, Avrupa’nın değişik şehirlerinde, Suriye’de PYD, YPG tarafından sürülen Kürtler var, onlarla da görüşmenizi rica ederim, onları da dinlemenizi rica ederim. Diyebilirsiniz ki: “Bu Dışişleri Bakanının ya da AK PARTİ’nin görüşü.” Hayır, öyle değil, Uluslararası Af Örgütü, Birleşmiş Milletler ve diğer bağımsız kuruluşların raporlarında bunu görebilirsiniz. PYD, YPG şu andaki bulunduğu şehirlerde etnik temizlik yapıyor, siz de bunu meşru bir parti gibi göstermeye çalışıyorsunuz bir terör örgütünü, Türkiye’de PKK’yı gösterdiğiniz gibi. Dolayısıyla tüm uluslararası camiada bu konudaki tutumumuzu elbette devam ettireceğiz.

Çok Değerli Başkan, sevgili arkadaşlarım; biz DEAŞ’la PKK arasında fark görmüyoruz. DEAŞ, PKK, PYD, YPG hepsi terör örgütüdür ve hepsiyle de mücadelemizi devam ettireceğiz. Suriye’de DEAŞ’la mücadele konusunda da en çok desteği veren ülke Türkiye. Eğit-donat konusuyla bugün DEAŞ’a karşı mücadele eden unsurlara katkı sağlayan ülke Türkiye’dir. Aynı şekilde, yabancı terörist savaşçılar konusunda attığımız adımları daha önceki görüşmelerimizde de sizlere ve kamuoyuna, yüce milletimize arz ettik. Bugün 41 bin kişiye ülkeyle giriş yasağı koyduk ve 3.300 kişiyi yakalayıp ülkelerine teslim ettik, Belçika’daki terör saldırısını gerçekleştiren bir terörist de buna dâhildir. Yine, oluşturduğumuz risk analiz üniteleriyle 9 binden fazla kişiyi mülakata tabi tuttuk, bunların 2 binini havaalanından geri çevirdik. Bugün 1.200’den fazlası yabancı olmak üzere DAEŞ’le bağlantısı olduğundan şüphelenilen 2.800 kişi gözaltına alındı ve binden fazlası bugün tutuklu durumda. Dolayısıyla, iyi niyetle bakanlar bizim bu çabalarımızı görür ama art niyetli bakanlar ve bugün bölgede şiddetle arasına mesafe koyamayanlar, eskiden Kandil’den talimat alıyorlardı, şimdi bir de Kuzey Suriye’den, YPG’den talimat alanlar bunu göremez. Terör örgütünün güdümünde siyaset yapanların bunu görmesini beklemek zaten saflık olur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Çok açık söylüyorum bunları.

Bir de mezhepçilik konusu var. Taha Bey de çok güzel değindi, biz mezhepçiliğin her türlüsünü reddediyoruz, elimizin tersiyle itiyoruz. Mezhepçilik çok tehlikelidir. Avrupa, zamanında din savaşlarından neler çekti yüz yıl, artı otuz yıl, bunları unutmadık. Dolayısıyla, mezhepçilik yapan ülkelere de bu konuda telkinlerimizi yapıyoruz, uyarılarımızı yapıyoruz. Mezhepçiliğin her türlüsü tehlikelidir. En güzel cevabı da Sayın Cumhurbaşkanımız İslam Zirvesi’nde vermiştir, “Ne Şii’yim, ne Sünni’yim, ben Müslümanım elhamdülillah.” demiştir Sayın Cumhurbaşkanımız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Değerli kardeşler, biz Suudi Arabistan’a da İran’a da aynı yaklaşıyoruz. İİT zirvesini gerçekleştirdik. İİT zirvesinden önce Suudi Arabistan Kralı Selman Ankara’daydı ve ilişkilerimizi daha da üst kademeye yükselttik. Türk-Suudi Koordinasyon Konseyi kurulmasını kararlaştırdık ve anlaşmayı imzaladık. Zirvenin hemen arkasından İran Cumhurbaşkanı Ruhani de Ankara’ya bir ziyaret gerçekleştirdi ve iki Cumhurbaşkanının, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Ruhani’nin Başkanlığında yüksek düzeyli Stratejik İş Birliği Konseyi toplantısını yaptık yani ortak bakanlar kurulu toplantısını gerçekleştirdik. Bizim, bundan sonra da bölgedeki gerginlikleri azaltmak için, İran ile Suudi Arabistan arasındaki gerginliği azaltmak için de çabalarımız devam edecektir çünkü bölgede istikrar ve güvenlik için kardeşlerimiz arasındaki istikrarı sağlamak da bizim görevimizdir.

Bakınız, İsrail’le ilişkilerimize gelecek olursak: İsrail özür diledi ve geri kalan iki şartımızı yerine getirdiği takdirde biz İsrail’le ilişkilerimizi düzeltiriz. Başından beri bunu söyledik, nokta. Ve şu anda görüşmeler İsrail’le de devam ediyor.

Değerli arkadaşlar, biz gücümüzü de biliyoruz, bölgedeki sorunları da biliyoruz, yapabileceğimizi de biliyoruz, kapasitemizi de biliyoruz ve yoğun bir dış politikayı ülkemizden, ülke ekonomisinden ve milletimizden aldığımız güçle yerine getirmeye çalışıyoruz. Bugüne kadar gerçekten bölgemizin huzuru ve istikrarı için çok önemli mekanizmalar gerçekleştirdik. Sayın Başbakanımızın Dışişleri Bakanlığı döneminde Balkanlarda ve Kafkasya’da kurduğu üçlü mekanizmalar artık kurumsal hâle geldi. İşte, yaklaşık iki ay önce Türkiye-Gürcistan-Azerbaycan Toplantısı’nı yaptık, on gün önce Türkiye-Azerbaycan-İran Toplantısı’nı Ramsar’da yaptık ve önümüzdeki süreçte Türkiye-Türkmenistan-Azerbaycan üçlü toplantısını yapacağız. Aynı şekilde, Balkanlardaki bu mekanizmayı en iyi şekilde işletip hem Balkanların hem de Kafkasya’nın istikrarına katkı sağlamaya çalışıyoruz.

Rusya’yla ilişkilerimize gelecek olursak: Rusya’yla uçak düşürme hadisesinden sonra ilişkilerimizde bir gerilme oldu ama biz Rusya’yla ilişkilerimizin düzelmesi için…

VELİ AĞBABA (Malatya)Sayın Tuğrul Türkeş sataşmadan söz alacak IŞİD meselesiyle ilgili, hani silahlar oraya giriyor ya Sayın Çavuşoğlu.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU (Devamla)Alınsın, problem yok. Sağ ol Veli kardeşim, teşekkür ederim Veli.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

53 konuşma daha · 18 Nisan 2016

53 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook