İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç'un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
Sakarya Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 36. Birleşim · 6. yasama yılı · 12 Aralık 2022 · 579 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Muhammed Levent Bülbül (MHP), 12 Aralık 2022 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç'un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması); konuşma 579 kelime.
Muhammed Levent Bülbül (MHP, Sakarya). “İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç'un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması”. TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim tutanağı, 12 Aralık 2022. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muhammed-levent-bulbul-27-2022-12-12-istanbul-milletvekili-hakki-saruhan-oluc-un-yaptigi-aciklamasindaki-ba (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=112181
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya)Sayın Başkanım, teşekkür ederim.
Bu akşam, şu an itibarıyla Dışişleri Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçelerinin görüşmelerini bitirdik; birazdan oylamalara geçeceğiz. Ben iki Bakanlığın bütçesinin de hayırlı olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.
Tabii, Dışişleri Bakanlığından başlarsak... Şimdi, bu eleştirilerin yapılması... Tabii ki daha iyisini ortaya koyabilmek adına, daha farklı bakış açıları ortaya koyabilmek adına burada birçok şey tartışılabilir fakat Türkiye’de dış politikaya dair meseleler bir senelik, iki senelik, üç senelik meseleler değildir; genelde yıllara sâri olan, özellikle Türkiye Cumhuriyeti devleti gibi geçmişten beri büyük bir devlet geleneğine sahip olan bir devlet açısından bunların mutlaka, geçmişten bugüne birtakım sebepleri, gelişi söz konusu olacaktır; bu böyledir de zaten.
Devletimiz her dönemde farklı birtakım siyasetler ortaya koyabilir, gerek bölgesiyle gerek dünyayla ilişkili olarak koyabilir. O dönem itibarıyla, bu siyaseti ortaya koyduğu dönemdeki gücü, ilişkileri, kapasitesi, imkânları neyse ve ortaya koyduğu liderlik performansı, yönetim performansı neyse, bunlar ona göre şekillenir. Şu an itibarıyla da cumhuriyetimizin 100’üncü yılına geldiğimiz bu süreçte Türkiye, herkesin kabul ettiği gibi, artık birçok alanda kapasitesini oldukça artırmış; ticaretiyle, sanayisiyle, ihracatıyla, dış ticaretiyle, savunma sanayisiyle, ordusuyla, diplomasisiyle, nüfusuyla artık belli bir olgunluğa erişmiş bir durumdayken Türkiye'den, özellikle cumhuriyetin ilk yıllarında veya devamında olan süreçlerdeki kırılganlıklarını aşmış olan bir ülkeden beklenen bir siyaseti devam ettirmesini kimse ummamalı. Şimdi, burada, Türkiye, gücü nispetinde, imkânları nispetinde, kabiliyetleri nispetinde bir politika ortaya koyuyor ve bu politika geleceğe ışık tutan, insan merkezli, haysiyetli bir siyaset. Bunu da dünyada birçok ülkenin takdir ettiğini görüyoruz. Şimdi, iddialı bir şekilde “Ukrayna-Rusya meselesinde, dünyada barışı samimiyetle isteyen tek ülke Türkiye'dir.” diyoruz; bu iddialı bir cümle aslında ama ben bunun böyle olduğuna yüzde 100 eminim, veriler bunu gösteriyor. Şimdi, tahıl meselesinden esir takasına varıncaya kadar bunları bu masaya oturtabilecek tek ülke olarak -büyük güçler de dâhil, büyük devletler de dâhil- bunu kabul ediyor. Şimdi, bu kolay bir şey değildir; aracılık, kolaylaştırıcılık bunlar güçle temin edilen şeylerdir, bunlar hem kabiliyet meselesidir hem kapasite meselesidir. Türkiye'nin bu kapasiteye ulaşmış olduğunu kabul etmediğimiz takdirde burada boşuna havanda su döveriz.
Şimdi, Türkiye’nin bundan sonraki vizyonuyla alakalı bir şeyler ortaya koymamız lazım. Geçmişte belli bir taassupla hareket edip işte, efendime söyleyeyim “Bölgede ne bir karış toprak veririz ne bir karış toprak alırız.” politikası, bu anlayış o döneme ait. İsmet Paşa şu an yaşasaydı nasıl bir politika uygulardı veya Mustafa Kemal Atatürk bugün yaşasaydı nasıl bir politika ortaya koyardı, bunu kimse bilemeyebilir. Şimdi 1930’ların Türkiyesi yok ki. E, bugün Recep Tayyip Erdoğan ve Kabinesi, şu an itibarıyla Cumhur İttifakı’nın ortaya koymuş olduğu anlayış, Sayın Bakanımızın nezdinde dış politikada ortaya koyduğumuz tavır bellidir. Şimdi, bunları doğru analiz edebilmemiz lazım. Dün hayal olan şey, Türk Devletleri Teşkilatı bugün gerçekleşmiş ve alınan kararların, ortaya konulan vizyonun, Türkiye’de birileri anlamamaya çalışsa da dünyada nasıl yankılandığını biliyoruz. Birileri iyi gözle bakarken nasıl bir tedirginlik oluşturduğunun da farkındayız. Türkiye, bu tedirginlik oluştu diye maceraperest bir şekilde bu yolda yürümüyor ki dünyadaki gerçeklere uygun bir şekilde, kademe kademe bu noktada elini yükselterek hareket ediyor. Türkiye'nin bu yürüyüşüne destek olmamız lazım. Bu yürüyüş Türkiye’yi dış politikada daha bağımsız hareket eden, daha bağımsız kararlar alabilen bir ülke hâline getirdi ve getirecek.
Şimdi, asıl rahatsızlık, Ankara merkezli bağımsız politikaları her şart ve koşulda ortaya koyabilen bir Türkiye değil mi? ABD’nin, Rusya’nın Fransa’nın veya diğer güçlerin bölgede varlığından en ufak rahatsızlık duymayanlara, sıra Türk Bayrağı’nı görmek olduğu zaman hepsine sıtma girdiğini görüyoruz şu an. Ya, Türk devletinin, tarihiyle de bakıldığı zaman, bu bölgelere acı, kan, keder değil; bu bölgelere refah, aynı zamanda huzur ve barış getirdiğini görüyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
95 konuşma daha · 12 Aralık 2022