İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
GENEL KURUL · 75. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle

Muhammet Emin Akbaşoğlu

Çankırı Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 75. Birleşim · 2. yasama yılı · 24 Nisan 2024 · 532 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma · Günün kaydı →

Kaynak göster

Muhammet Emin Akbaşoğlu (AK Parti), 24 Nisan 2024 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 532 kelime.

Muhammet Emin Akbaşoğlu (AK Parti, Çankırı). “Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim tutanağı, 24 Nisan 2024. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muhammet-emin-akbasoglu-2024-04-24-maden-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tek (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=123184

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

AK PARTİ GRUBU ADINA MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi hürmetle, muhabbetle selamlıyorum.

Tabii, bugün, 23 Nisanın akabinde geçen hafta belirlenen gündemimizi takip ederek Maden Kanunu’yla ve enerjiyle ilgili düzenlemeleri muhtevi kanun görüşmelerini başlattık. Doğrusunu söylemek gerekirse, kendi mehabetinde devam ederken görüşmeler, burada haksız birtakım iddialar ortaya konuldu, iftira niteliğini haiz yaklaşımlar sergilendi, bununla ilgili de birtakım açıklamalar yapmak zarureti hasıl oldu; o sebeple de huzurunuzdayım. Biraz evvel yapılan konuşmada ve daha önceki yapılan konuşmalarda farklı konulara temas edilerek AK PARTİ Grubumuza, Hükûmetimize dair farklı değerlendirmelerde bulunuldu. Bunlarla ilgili bazı değerlendirmelerimi sizlerle ve kamuoyuyla kısaca paylaşmak istiyorum.

En sondan başlarsak Antalya'da teleferik kazası münasebetiyle mahkemeye intikal eden hususta "Mahkeme, yargısal bir değerlendirme değil de siyasi baskı sonucu bir karar vermiştir." şeklinde nitelendirmede bulunuldu. Bunun üzerine de karşılıklı atışmalar ve daha sonra farklı -daha önce muhatabı tarafından da "Hodri meydan!" denilerek ispata davet edilen- hususların tekrar gündeme getirilmesi durumu söz konusu oldu. Şunu ifade edeyim: İşinize gelmeyen hususlarda yargı kararlarını siyasi olarak nitelendirip bütün bir yargı camiasına, Türkiye Cumhuriyeti devletinin hukuk devleti vasfına bu tür bühtanlarda bulunmak, gerçekten milletimiz adına karar veren yargıyı rencide etmektedir, devletimizi rencide etmektedir, milletimizi rencide etmektedir. Mutlaka yanlış kararlar her zaman eleştirilebilir; kendi içinde istinafıyla, bölge idare mahkemeleriyle, adliye mahkemeleriyle, Yargıtayıyla, Danıştayıyla, adli veya idari yargısal süreçler kendi sistematiği içerisinde görülür. Bahse konu teleferik kazasında ortaya çıkan tablo nedir? İdari ve adli soruşturma derhâl başlatılmış ve mahkeme bu konuyla ilgili sürece nezaret edecek, savcılık da iddianamesiyle ilgili tabii ki durumun ne olup olmadığıyla ilgili maddi durum tespitine ilişkin, kimlerin sorumlu olduğuna ilişkin, kimlerin bu konuda ihmali bulunduğuna ilişkin ve kimlerin bu kazada etkili olduğuna ilişkin bir bilirkişi tayinine gidiyor ve yerel seçim ve bayram bahaneleriyle ağır bakımda teklif edilen makaraların değişiminin ötelendiği, 156 kalem parçanın değişmesi teklif edilmesine rağmen 19 parçanın değiştirilmesiyle yetinildiği yönünde bilirkişi raporu hazırlanıyor ve buna istinaden de ilgili yetkili, sorumlu kişilere ilişkin bir mahkeme kararıyla bir tutukluluk söz konusu oluyor. Olay bu kadar bedihi ve açıkken -siyasi sıfatı haiz olması münasebetiyle herhâlde- kendisinin siyasi sıfatı haiz olması münasebetiyle mahkemenin yargısal nitelikli kararını, teknik bilirkişi raporuna dayanan hukuki kararını siyasi olarak nitelendirmek, bu, yargıya iftiradır. Değerli arkadaşlar, önce bunu bir tespit edelim ve bu konuda asla ve kata burada ifade edilen konulara, değerlendirmelere katılmadığımızı; bunun bir siyasi karar değil bir mahkeme kararı, yargısal nitelikli ve hukuki bir karar olduğunu ifade edelim.

Sömürge madenciliğinden bahsedildi mesela. Sonuç itibarıyla Türkiye'nin topraklarının altında veya üstünde ne varlık varsa bu millete aittir, bu devlete aittir ve ilgili mevzuatlar çerçevesinde bu süreçler idari ve hukuki denetimlere de açık bir şekilde her zaman hem kamuoyunun hem de ilgili mercilerin denetimiyle işletilmektedir. Bu konuda herhangi bir yolsuzluk, bir yanlışlık varsa hep beraber, buyurun, onun üzerine gidelim. Sistem kendi içinde işliyor ancak birtakım siyasal nitelendirmelerle Türkiye’nin varlıklarına, bu millete, bu devlete ait olan varlıklarına, madenciliğe “sömürge madenciliği” diyerek devlete hakarete, millete hakarete, Hükûmete hakarete yönelik bir söylem olarak kullanmak hiç kimseye bir şey kazandırmaz, sadece kaybettirir emin olun.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul)Birazdan rakamları vereceğiz.

SEZAİ TEMELLİ (Muş)İmzaladığınız anlaşmalara bakın.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla)Bu konuda şunu ifade ediyorum: Türkiye Cumhuriyeti devleti bir hukuk devletidir ve devlet her zaman bu konuda hukuki, idari müşfik yüzünü göstermiştir.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

93 konuşma daha · 24 Nisan 2024

Günün kaydı →
93 konuşmanın tamamı →