Değişik adlar altında ilave ödemesi bulunmayan memurlara ve sözleşmeli personele ek ödeme yapılması hakkında (s.s.1103)
Yalova Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 73. Birleşim · 4. yasama yılı · 9 Mart 2006 · 1.052 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Muharrem İnce (CHP), 9 Mart 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 73. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DEĞİŞİK ADLAR ALTINDA İLAVE ÖDEMESİ BULUNMAYAN MEMURLARA VE SÖZLEŞMELİ PERSONELE EK ÖDEME YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1103)); konuşma 1.052 kelime.
Muharrem İnce (CHP, Yalova). “Değişik adlar altında ilave ödemesi bulunmayan memurlara ve sözleşmeli personele ek ödeme yapılması hakkında (s.s.1103)”. TBMM Genel Kurulu, 73. Birleşim tutanağı, 9 Mart 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-ince-22-2006-03-09-degisik-adlar-altinda-ilave-odemesi-bulunmayan-memurlara-ve-sozlesmeli (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MUHARREM İNCE (Yalova)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.
Tasarıya baktığımızda, ilk bakışta olumlu gördüğümüz maddelerin içinde bile, dikkatli incelediğimizde, çok ciddî sakıncalar görüyoruz. Onlardan birisi burada; ÖSYM Başkanlığı tarafından yapılacak merkezî sınavlarda toplanan ücretlerin, bu bedelin, yarısının oradaki personele, diğer yarısının da okul aile birliklerine bırakılması.
Şimdi, değerli arkadaşlarım, bakınız, ne gibi sakıncaları var sizlerle bunu paylaşmak istiyorum: Tamam, personele yarısını verelim; fakat, bu sınavlar nerede yapılır; hep, şehir merkezlerindeki okullarda yapılır bu sınavlar. Yani, Ankara'nın bir gecekondu mahallesinde ne LGS sınavı yapılır ne ÖSS yapılır; merkezî okullarda yapılır bu sınavlar. Siz, bu toplanan paranın yarısını bu okullara bırakırsanız, adaletsizlik yapmış olursunuz. Şöyle olsa adalet sağlanmış olur: O ilçede kaç kişi sınava girdi; 2 000 kişi girdi. Kaç para toplandı; 20 milyar toplandı. Bunun yarısı personele, yarısı da o ilçe merkezindeki okullara eşit olarak dağıtılırsa adaletli olur. Yoksa siz, kent merkezlerinde, ücra köşelerindekine göre daha az sorunu olan okullara bir anlamda para aktarıyorsunuz, kenar mahalledeki okulları ihmal etmiş oluyorsunuz.
Ayrıca, yine burada bir başka yanlışlık da şu: Bu, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenecek nasıl dağıtılacağı.
Değerli arkadaşlarım, bakınız, bu ehliyet sınavlarında öğretmenlerin ayakları şişer, akşama kadar görev yaparlar; her yapılan sınavdan, ilçe millî eğitim müdürü, il millî eğitim müdürü pay alır. Ne kadar alır biliyor musunuz; o asıl çalışan öğretmenden daha fazla pay alır.
AYHAN ZEYNEP TEKİN (BÖRÜ) (Adana) - Öyle mi?
MUHARREM İNCE (Devamla)Evet, böyledir bu.
Burada da yine böyle olmasından kuşku duyuyorum; bunu düzeltmek elimizde. O ilçe merkezinde sınava giren aday sayısı kaçsa, toplanan para ne kadarsa, o okullara, o ilçe merkezindeki okullara dağıtılırsa, eşit olarak dağıtılırsa, adaletsizlik giderilmiş olur.
Yine, bir başka yanlışlık: Kısmî zamanlı öğretmen atamasını, Danıştay 12. Dairesi yürütmeyi durdurdu. Şimdi, bunu yasayla aşmaya çalışıyoruz. Memur, bizim tanımımıza göre memur, devletin aslî ve sürekli işlerini yapan görevlilerdir. Danıştay da diyor ki gerekçesinde, bu genelgeyi iptal ederken diyor ki: "Öğretmenlik, aslî ve sürekli bir iştir." Eğer, siz öğretmenliği, aslî ve sürekli bir iş olarak görmüyorsanız... Geçici bir iş olarak mı görüyorsunuz da, yine, ısrarla, Danıştayın iptal ettiğini şimdi yasayla geçirmeye çalışıyorsunuz?! Burada yanlış yaptığınızı sizlere belirtmek isterim. Böyle devam edersek, öğretmenler, devlet memuru olmanın ötesinde, hükümet memuru konumuna düşeceklerdir ve öğretmenler sizi affetmeyecektir.
Yine, bir başka madde: Bakınız, zenginlikte eşitliği sağlamak önemlidir, yoksullukta eşitliği sağlamak esas değildir. Bu tasarıda yapılan şey -bir öğretmen olarak, derse girmiş birisi olarak, o okullarda yöneticilik yapmış birisi olarak söylüyorum- bu öğretmenler açısından yoksullukta eşitlik getirmektedir. Nasıl mı; "atelye ve meslek dersleri" ibaresini "ders" şekline alıyorsunuz. Yani, şu olacak: Bakınız, atelye ve meslek dersleri öğretmenine denecek ki: "Sen, atelye ve meslek derslerinin yanında matematik, fizik, kimyaya da gireceksin." Böyle bir zorunluluk, bir ek yük getireceksiniz.
Yine, burada, branş dışı dersler için bir şey söylemek istiyorum. Branş dışı derslerde şöyle bir uygulama getiriyorsunuz; müthiş yanlış bir iş yapıyorsunuz: Bir öğretmen 15 saat maaş karşılığı derse girecek. Diyelim ki bir matematik öğretmeni 15 saat derse girecek. O okulda da 15 saat matematik dersi yok. Okul müdürü diyor ki: "Fiziğe girer misin?" Şu ana kadarki uygulama, maaş karşılığı dersi dolduramasa dahi, başka bir branşta derse girdiğinde ek ders ücreti alıyordu. Şimdi, değerli arkadaşlarım, bunu kaldırıyorsunuz. Yazık ediyorsunuz. Bir taraftan ders ücretlerini artırdık diyorsunuz, öbür taraftan o üç kuruşluk şeye göz dikiyorsunuz. Bunu, bilerek yaptığınıza inanmıyorum, kesinlikle inanmıyorum. Bunu hangi bürokrat yazdıysa, o bürokrata şunu sormak istiyorum: Sen hiç o okullarda görev yaptın mı?! Herhalde, sen hep torpille yöneticilik yapmışsın ki, hep seni birileri korumuş, hep tepede olmuşsun ki, o sınıf ortamında bulunmamışsın. Böyle bir şey olamaz.
Bakınız, 1986 yılında, benim tayinim Artvin'e çıktı. Fizik öğretmeni olarak başladım oradaki imam-hatip lisesinde; fizik dersine giriyordum. 12 saat fizik dersine giriyordum; üstüne, kimyaya giriyordum; ekders ücreti ödüyordu bana bu devlet. Şimdi diyor ki, maaş karşılığını doldurmadığın sürece bunu ödemem. Öyle büyük hatalar olacak ki, öğretmenler derse girmek istemeyecek, okul yöneticileri ile öğretmenler arasında çok ciddî sorunlar olacak.
Değerli arkadaşlarım, yine burada, okul yöneticilerinin "6 saate kadar derse girer" ifadesini "6 saat" şeklinde değiştiriyorsunuz. Bu da müthiş bir yanlış. Yani, kocaman bir okul, şartlar uygunsa, okul müdürü 6 saate kadar derse girerdi. Şimdi, siz, 6 saat derse girmeyi zorunlu hale getiriyorsunuz.
Değerli arkadaşlarım, 2 000 öğrencisi olan bir okulda, siz, okul müdürünü, çok önemli bir toplantısının olduğu anda derse nasıl sokacaksınız?! Bakınız, yani, bu Millî Eğitimin uygulamalarının tarihine birazcık baksanız, bunu görürsünüz. Geçmişte bu denendi, okul müdürlerine de zorunluluk getirilmişti; uygulamada aksaklıklar görüldüğü için bundan vazgeçildi. Yani, allahaşkına, böyle bir tasarıyı hazırlarken bu öğretmen sendikalarına hiç mi sormazsınız, hiç mi bunlara danışmazsınız, hiç mi bunların fikrini almazsınız; gerçekten merak ediyorum.
Bakınız, ne olacak; yöneticilerin branşına bağlı olarak norm kadrolarda değişiklikler olacak. Örneğin, sınıf öğretmeni bir yönetici varsa, sınıf öğretmeni bir okulda yöneticiyse, her şey allak bullak olacak ve bunun adına şu derler: Kaşıkla verip kepçeyle alma derler. Bir taraftan ders ücretlerini artırdık diyeceksiniz -ki, tamam, artırdınız- ama, diğer taraftan, bu uygulamayla, öğretmenlerin ekderslerine göz dikmiş oluyorsunuz. Ben, bu kadar ayrıntıları, öğretmen olmayan arkadaşlarım için ya da maliyeci olmayan arkadaşlarım için, bunun farkına varmadıklarını düşünüyorum, iyi niyetli olduklarını düşünüyorum; ama, yapılan iş burada yanlıştır. Kazanılmış hakları ellerinden alıyorsunuz ve burada… Bu, şuna benziyor: İşçi, patrona gidiyor "bana zam yap" diyor, patron da "sana zam yapamam" diyor; o zaman, işçi patrona "o zaman, şu arkadaşımın ücretini de düşür" diyor. Bu, ona benziyor. Yani, insanları, işte, diyelim ki, atelye dersleri öğretmenleri ders ücreti alıyor, onu düşüreceksiniz. Başka neyi düşüreceksiniz; doktora yapmış öğretmenlere ders ücretlerini yüzde 40 zamlı ödüyordu devlet, fazla ödüyordu, yüksek lisanlılara yüzde 25; bunu da kaldırıyorsunuz. Hani, biz, öğretmenlerin daha iyi yetişmesini, yüksek lisans yapmalarını, doktora yapmalarını teşvik ediyorduk?! Hani, biz, öğretmenleri uzman öğretmen, başöğretmen yapacaktık?! Yani, böyle bir uygulamayı nasıl yapabilirsiniz?! Bunu yapmamalısınız değerli arkadaşlarım.
Yine, burada yapılan uygulama şudur: Çok ders alan, çok ders okutan, çok ücret alan bir öğretmeni, az ücret alan öğretmene eşitliyorsunuz. Önemli olan, az ücret alanı çok ücret alanın yanına çıkarmaktır. Sizin yaptığınız, doktoralıyı, yüksek lisanslıyı, daha yüksek ders ücretini aşağıya çekiyorsunuz, maaş karşılığını doldurmadan farklı branşa girdiğinde ders ücreti ödemiyorsunuz, atelye öğretmenlerine ek bir yük getiriyorsunuz. Gerçekten, fakirlikte eşitliği çok güzel sağlıyorsunuz.
Yine, burada, din hizmetlerine ve emniyet sınıfına 100 000 000 lira… Hiç itirazımız yok. Sayın Musa Uzunkaya, az önce, din hizmetlerinde çalışan, başta imamlar olmak üzere, değerli çalışanlarımızın ücretlerinin kamuda çok düşük olduğunu söyledi. Doğrudur; hiç itirazımız yok. Peki, Sayın Uzunkaya'ya da ben şunu soruyorum: Millî Eğitimde çalışan şoför…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
52 konuşma daha · 9 Mart 2006