İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 87. BİRLEŞİM · SALI

Madenlerle ilgili meclis araştırması önergelerinin(10/37,38,44,82,92,95,96,116)birleştirilerek görüşmesi

Muharrem Kılıç

Malatya Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 87. Birleşim · 2. yasama yılı · 11 Mayıs 2004 · 866 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Muharrem Kılıç (CHP), 11 Mayıs 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MADENLERLE İLGİLİ MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİNİN(10/37,38,44,82,92,95,96,116)BİRLEŞTİRİLEREK GÖRÜŞMESİ); konuşma 866 kelime.

Muharrem Kılıç (CHP, Malatya). “Madenlerle ilgili meclis araştırması önergelerinin(10/37,38,44,82,92,95,96,116)birleştirilerek görüşmesi”. TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim tutanağı, 11 Mayıs 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-kilic-22-2004-05-11-madenlerle-ilgili-meclis-arastirmasi-onergelerinin-10-37-38-44-82-92-9 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MUHARREM KILIÇ (Malatya)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; ülkemizdeki demir cevheri kaynaklarının değerlendirilmesi ve hurdadan imal edilen demirlerin inşaat sektöründe kullanımıyla ilgili vermiş olduğumuz araştırma önergesiyle ilgili olarak şahsım adına söz almış bulunmaktayım; Yüce Meclisi, şahsım ve Cumhuriyet Halk Partisi adına saygıyla selamlıyorum.

Diğer madenlerde olduğu gibi, demir cevheri yönünden de, maden aramaları 1930'lu yıllardan sonra başlamıştır. 14 Haziran 1935 tarihinde, ülkemizdeki maden yataklarının bulunması, bu madenlerin iyi şekilde işletilmesi için neler yapılması gerektiğini belirlemek üzere, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü kurulmuştur. Aynı gün, 2805 sayılı Yasayla, madencilik, enerji üretimi ve dağıtımı alanlarında faaliyet göstermek üzere Etibank kurulmuştur; Maden Tetkik ve Aramanın bulduğu verimli maden sahalarını işletme görevi de bu kuruluşa verilmiştir. Yine, aynı yıl içinde, 24.6.1935 tarihinde, ülkemizin elektrik enerjisine yönelik potansiyelinin saptanması amacıyla, Elektrik İşleri Etüt İdaresi kurulmuştur.

Sayın milletvekilleri, Yüce Atatürk, 1935 yılı Türkiye Büyük Millet Meclisi açılış nutkunda: "Maden işleri yeni bir açılma devresindedir. İhtiyaca yetecek sayı ve değerde maden mühendisi yetiştirmeliyiz. Kömür havzalarının rasyonel işletilmesi için gerekli tedbirleri almalıyız. Madenler bizim başlıca döviz kaynağımız olduğu için yüksek değer vermeliyiz. Maden Tetkik ve Aramanın çalışmalarını geliştirmeli, bulunan madenleri, üç yıllık bir plan içinde hemen işletmeye almalıyız" demektedir.

İşte, bu anlayışla, 1937 yılında, Karabük demir-çelik entegre tesislerinin temeli atılmış, 1939 yılında, iki yıl gibi kısa bir süre içinde işletmeye açılmıştır. Daha sonra da, Ereğli Demir-Çelik Fabrikası ve İskenderun Demir-Çelik Fabrikası entegre tesisleri devreye girmiştir. Bu tesisler, uzun yıllar, hammadde ihtiyaçlarını kendi kaynaklarımızdan karşılamışlar; ancak, fabrikalardaki kapasite artışlarından sonra aynı oranda demir madenciliğine gereken yatırımlar yapılamadığı için, hammadde ihtiyaçlarının büyük kısmını ithalatla karşılamaya başlamışlardır. Bu üretim için yılda yaklaşık 10 000 000 ton cevher, 2 500 000 ton zenginleştirilmiş cevher kullanılmaktadır. Kullanılan demir cevherinin yaklaşık 5 000 000 tonu ithalatla karşılanmaktadır.

Ülkemizde demir cevheri yatakları Adana, Balıkesir, Kayseri, Kütahya, Yozgat İlleri ile özellikle Sivas İlinin Divriği İlçesinde ve Malatya İlinin Hekimhan İlçesinde yoğunlaşmaktadır. Özellikle Hekimhan İlçesinin Hasançelebi bölgesi tam anlamıyla bir demir cevheri deposudur. Maden Tetkik ve Aramanın tespitlerine göre Hasançelebi bölgesinde yaklaşık 3 200 000 000 ton işlenebilir demir cevheri bulunmaktadır. Bu haliyle, demir cevheri yatakları yönünden dünyanın sayılı ülkeleri arasında yer alan Türkiye, buna rağmen, yüzmilyonlarca dolarlık cevher ithal etmekte ve döviz kaynaklarımız heba edilmektedir. Bunun yanında, demir cevheri ihracatımız yok denilecek kadar azdır.

Ülkemiz 2003 yılı verilerine göre dünya demir-çelik üretiminde 13 üncü sırada yer almaktadır. Sürdürülen yanlış ithalat politikaları nedeniyle demir cevheri madenciliği bitme noktasına gelmiştir. Ülkemizde, 1985 yılında ilk demir cevheri zenginleştirme tesisleri, 1986 yılında da pelet tesisleri Sivas'ın Divriği İlçesinde devreye girmiştir. Ülkemizde demir cevherinde kalite, verimlilik ve maliyet konusunda iyileştirme sağlanmadığı sürece demir cevheri ithalatımız artarak sürecektir. Bu nedenle, ülkemiz, çıkarları doğrultusunda yeni politikalar hazırlanarak yerli demir cevheri kullanımı teşvik edilmeli ve ithalata kısıtlama getirilmelidir. 1980 sonrası ise, ark ocaklı tesisler teşvik edilerek demir çelik üretiminin büyük bölümü bu tesislerde üretilmeye başlanmış, entegre tesislerinin üretimi ise aynı oranda artmamıştır.

Dünyada demir-çelik üretiminin yüzde 70'i demir cevheri işleyen entegre tesislerde, yüzde 30'u ise hurdayı işleyen tesislerde imal edildiği halde, ülkemizde bunun tam tersi olup, üretimin yüzde 70'i hurdayı işleyen ark ocaklarında yapılmaktadır.

Hurda demirler, yoğun enerji kullanılarak katmadeğeri düşük, dirençsiz, yorgun ve depreme dayanıksız demir-çelik ürünlerine dönüştürülmektedir. Ülkemizdeki ark ocaklarının hurda gereksinimi ithalat yoluyla karşılanmaktadır. Türkiye, nükleer atıklar dahil, her türlü kirliliği ve birçok ağır metali de bünyesinde taşıyan hurdaların ithalatında dünya hurda ithalatçısı ülkeler arasında ilk sırada yer almaktadır. Gelişmiş Batılı ülkelerin atmak için yer aradıkları hurdalar milyonlarca dolar ödenerek ülkemize getirilmekte, bunların mamul hale getirilmesi için, yine, yurt dışından alınan kömür ve doğalgazla üretilen elektrik enerjisiyle bu hurdalar demir-çelik ürünlerine dönüştürülmekte, ülkemizin döviz kaynakları israf edilmektedir.

Ayrıca, üretilen ürünler, entegre tesislerde üretilen ürünlerle kıyaslanamayacak ölçüde düşük kalitede olduğundan, bu ürünlerden imal edilen inşaat demirleri de, dirençsiz, yorgun ve depreme dayanıksız bir yapıda olduğu için, ülkemizde, zaman zaman meydana gelen inşaat facialarında bunun da katkısının olduğu belirtilmektedir.

Yukarıda da belirttiğim gibi, mevcut demir cevheri yataklarımızdan şu anda özelleştirilmiş bulunan Hekimhan Hasançelebi madenlerinin işletilmesi, buradaki cevherin zenginleştirilmesi için, pelet tesisi kurulması durumunda bile, bu kaynaklar, ülkemizin yıllarca cevher ihtiyacına kâfi gelebilecek durumdadır. Her ne kadar, bu madenler özelleştirilmiş de olsa, özel sektörün, elektrik, ucuz akaryakıt, taşıma, çevreyle ilgili yatırımlarına destek, gümrüksüz makine, işçi SSK primlerine destek, yatırım indirimi, yerli cevher kullanımı primi gibi değişik şekillerde teşvikiyle, hem ülkemizin kaynaklarının değerlendirilmesi hem de yurt dışına demir cevheri için, hurda için, kömür ve enerji için ödemekte olduğumuz milyarlarca dolarımızın ülkemizde kalması sağlanmalıdır.

Özelleştirme alanına gelmişken, kısaca, özelleştirme mağduru işçilerin sorununa da değinmeden geçemeyeceğim. Hekimhan ve Divriği demir-çelik madenlerinin özelleştirilmesi sonucunda, Hekimhan madenlerinin işletilmesi durdurulmuş ve 133 çalışanı işini kaybetmiştir. Bu insanlar, daha düne kadar bir işleri varken ve evlerinin geçimini sağlamaktayken, bir anda işlerini kaybederek, sadece kendileri değil, tüm aile bireyleri mağdur edilmiştir.

Hükümet yetkililerinden Sayın Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, 58 inci hükümet döneminde yaptığı açıklamada, özelleştirmenin sosyal boyutunun geçmiş hükümetler döneminde ihmal edilmiş olduğunu ifade etmiş ve 4046 sayılı Kanuna geçici madde eklendiğini belirterek, özelleştirilen kurumlarda işsiz kalan kadrolu veya geçici personelin istedikleri takdirde devlet memuru olabileceklerini belirtmiştir. Ayrıca, aynı açıklamada, özelleştirmenin, artık, işsizlik riski getirmeyeceğini de belirtmiştir. Ayrıca, 23.7.2003 tarihinde, Türk-İş ve hükümet arasında imzalanan protokolde "özelleştirmeler nedeniyle işten çıkarılan ve emekliliğine hak kazanmamış işçilerin, uygun görülen kamu kurum ve kuruluşlarına yerleştirilebilmesi için, hükümet gerekli yasal düzenlemeyi yapacaktır" ifadesi de yer almıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

26 konuşma daha · 11 Mayıs 2004

26 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook