İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 105. BİRLEŞİM · SALI

İcra ve iflas kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin (s.s.915)

Muharrem Kılıç

Malatya Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 105. Birleşim · 3. yasama yılı · 31 Mayıs 2005 · 1.743 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma

Kaynak göster

Muharrem Kılıç (CHP), 31 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İCRA VE İFLAS KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN (S.S.915)); konuşma 1.743 kelime.

Muharrem Kılıç (CHP, Malatya). “İcra ve iflas kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin (s.s.915)”. TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim tutanağı, 31 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-kilic-22-2005-05-31-icra-ve-iflas-kanununda-degisiklik-yapilmasina-iliskin-s-s-915 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA MUHARREM KILIÇ (Malatya)Sağ olun efendim.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Hatay Milletvekili Sadullah Ergin'in, İcra ve İflas Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifiyle ilgili olarak, teklifin geneli üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, getirilen kanun teklifinin gerekçesinde "5327 sayılı Türk Ceza Kanununun genel hükümleri bakımından özel ceza kanunları ile ceza içeren kanunlarda gerekli değişikliklerin yapılması zorunlu bulunmaktadır" denilmektedir; yani, İcra ve İflas Kanununun ceza içeren hükümlerinin, yeni Türk Ceza Kanunu çerçevesinde yeniden değerlendirilmesinden ibaret, bu getirilen kanun teklifi. Türk Ceza Kanununun 5 inci maddesi ne diyordu; şöyle bakarsak:

"Özel kanunlarla ilişki

Bu kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır." Bu getirilen düzenleme önemli bir düzenleme olarak gösterildi, denildi ki: Ceza içeren tüm kanunlarda hükümler bir bütünlük arz etsin, Türk Ceza Kanununun genel hükümleri tüm özel kanunlardaki cezalar için de uygulansın; ama, öyle oldu mu acaba. Türk Ceza Kanununun 5 inci maddesi değerli arkadaşlar, henüz yürürlüğe girmeden şu anda eskimiş durumda; çünkü, henüz yürürlüğe girmemiş bu 5 inci maddeyi birkaç yerinden şu anda delmiş bulunmaktayız. Bununla ilgili bir düzenleme 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 10 uncu maddesinde vardı; orada "ayrı hüküm bulunmaması durumunda özel ceza kanunlarıyla ilgili genel kanunlar uygulanır" deniliyordu; ancak, -dediğimiz gibi- bu getirilen düzenlemeyle özel ceza kanunları, Türk Ceza Kanunuyla ilgili hükümler bakımından uygulanır duruma geldi.

Değerli arkadaşlar, hukukumuzda çok sayıda özel yasa var. Bunlardan bir kısmı suçları belirlemiş; ancak, cezası bakımından Türk Ceza Kanununa atıfta bulunmuş. Birkısım özel yasalarda da hem suçlar belirlenmiş hem de karşılığında cezaları konulmuş.

(x) 915 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Değerli arkadaşlar, bu kanun görüşülürken, yani, Türk Ceza Kanunu görüşülürken, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, bu kanunun uygulanmasında sıkıntılar yaşanacağı belirtilmişti; çünkü, tüm özel ceza yasalarındaki hükümleri Türk Ceza Kanununa uyarlamak o kadar da kolay değildi. Bununla ilgili, özel yasanın uygulandığı alanlardan, hemen bu Türk Ceza Kanunu yürürlüğe girdikten sonra tepkiler gelmeye de başladı.

İlk eleştiri ve teklifler askerî cenahtan geldi; dediler ki: "Türk Ceza Kanununun 5 inci maddesi, Askerî Ceza Kanununda, disiplin mahkemelerinde uygulanırsa, askerî düzen zafiyete uğrar, askerin disiplini bozulur, terörle etkin mücadelemiz zarara uğrar. Bununla ilgili, biz, Türk Ceza Kanununun 5 inci maddesi kapsamından çıkmak istiyoruz." Hükümet ne yaptı; hükümet de "askerî cenahın, askerî kesimin eleştirileri doğrudur. Biz, Askerî Ceza Yasası yönünden, askerî disiplin mahkemeleri yönünden bu düzenlemeyi değiştirelim" dedi ve çıkarmış olduğumuz bir kanunla, yani, Türk Ceza Kanununun yürürlüğe gireceği 1 Nisandan bir gün önce, 31.3.2005 günü çıkardığımız bir yasayla, Askerî Ceza Kanunu ve Disiplin Mahkemeleri Kanununa madde ekleyerek, bu kanunları, Türk Ceza Kanununun 5 inci maddesi kapsamından çıkardık. Askerlerin eleştirileri kısmen haklıydı; ancak, askerlerin içinden, bizim kanunlarımız da Türk Ceza Kanunundaki genel hükümlerle uyumlu hale gelsin diyenler de vardı. Örneğin, birkısım vatandaş askerlik hizmeti yaparken… Somut bir olay anlatayım; bir albay, aynı düzeydeki bir albayla ağız münakaşasından on ay hapis cezası alıyor. Eğer, o hapis cezası, genel hükümler uygulansaydı, şu anda paraya çevrilmiş olacaktı; ancak, Askerî Ceza Kanunu hükümleri olduğu için, bu hapis cezasının paraya çevrilmesi imkânı yok. Bu nedenle, o kesimde de mağduriyetler yaşanıyordu. Olayın bir başka boyutu var; onu da yine askerî kesim izah etti, dedi ki, bizim disiplinimiz zaafa uğrar; bu da gözardı edilmeyecek bir gerekçe. Bu nedenle, bu yasanın uygulanması zor.

Olay bununla da kalmadı; biz, tüm özel yasalardaki durumları Türk Ceza Kanununa uyumlu hale kısa sürede getiremeyeceğimizi anladığımız için, yeni bir kanun teklifi getirildi Genel Kurulun huzuruna. Bu kez, 11.5.2005 tarihli ve 5349 sayılı Yasayla, tüm özel ceza yasaları Türk Ceza Kanununun 5 inci maddesi kapsamından, bir yerde, çıkarıldı. Bunlarla ilgili uyumlu hale getirilmesi düzenlemeleri 31 Aralık 2006 tarihine ertelendi. Yani, kanunu çıkarıyoruz, iyi niyetle kanunu çıkarıyoruz, diyoruz ki, tüm ceza yasalarını bu kanuna uyumlu hale getireceğiz; ancak, daha yasa yürürlüğe girmeden, yasayı iki kez değiştirdik ve uygulanmasını da tüm özel ceza yasaları yönünden 31 Aralık 2006 tarihine kadar erteledik.

Değerli arkadaşlar, madem biz bu kanunları uygulayamayacak idiysek, niye bunlarla ilgili bu kadar uğraş veriyoruz?! Bu Meclisin mesaisi bu kadar ucuz mu?! Uygulayamayacağımız kanunları niye çıkarıyoruz?!

Olayın bir başka boyutu daha var değerli arkadaşlar. Biz, Türk Ceza Kanununun 5 inci maddesini, sanki, ceza içeren diğer kanunların hepsinin üzerinde bir madde olarak gördük. Oysa, Yüce Meclisin çıkarmış olduğu kanunlarda astlık-üstlük ilişkisi olmaz. Yüce Meclisin çıkarmış olduğu kanunların hepsi birbirine eşittir. Kanunlar arasında bir hiyerarşi olmaz. Hiyerarşi bizim mevzuatımızda nasıldır; en üst sırada Anayasa vardır, Anayasamızdan sonra kanunlar, tüzükler, yönetmelikler. Hatta, şu anda, Anayasamızın 90 ıncı maddesiyle, uluslararası sözleşmeleri de kendi mevzuatımızın önüne geçirmiş olduk. Hiyerarşi bu şekilde.

Şimdi, biz, 5 inci maddeyi böyle bir anlamla ifade edersek, sanki diğer kanunların üzerinde bir maddeymiş gibi, sanki diğer kanunlar buna göre şekillenmek zorundaymış gibi bir ibareyle getirirsek, bunun uygulamasını yapmamız mümkün olmaz. Bu kanun, yarın, 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girecek. Peki, 2 Haziranda, 2 Hazirandan sonra, yeni kanunlar önümüze geldi, eski eserlerle ilgili bir kanun geldi, ormanla ilgili bir kanun geldi veya icra ve iflasla ilgili başka bir kanun geldi. Bu kanunlarda, Yüce Meclis, isterse cezalar koyamayacak mı; yeni cezaî düzenlemeler getirirse, o düzenlemeler geçerli olmayacak mı; mutlaka geçerli olacak. Öyleyse, böyle bir maddeye, bence gerek yoktu. İyi niyetle düzenlenmiş; ancak, uygulamasının zor olacağı bir kanun.

Değerli arkadaşlar, üzerinde görüş bildireceğim teklif, İcra ve İflas Kanunuyla ilgili düzenlemeler getiriyor. İcra ve İflas Kanunu, hayatımızda önem arz eden bir kanun, temel kanunlardan bir tanesidir; toplum hayatında çok büyük önemi vardır; çünkü, alacaklıların, hukuk çerçevesi içerisinde, kanunî ölçüler içinde alacağını almasının şartlarını belirler; yine, borçluların, hukuk çerçevesi içerisinde, borçlarını nasıl ödeyeceklerinin şartlarını belirler. İcra ve İflastaki hükümler etkin ve yeterli olmazsa, toplumda büyük zafiyet doğar. Eğer, biz devlet olarak, mahkemelerimizin vermiş olduğu kararları yeteri kadar etkin biçimde uygulayamazsak, yine, alacaklı, kısa bir zamanda alacağına kavuşamazsa, o zaman ne yapar; kanundan umudunu keser, hukuktan umudunu keser, hukukdışılığa yönelir; buna zaman zaman rastlamaktayız da. Geçmişte, bu ülkede çek senet mafyalarının çıktığını hepiniz bilmektesiniz. Bu nedenle, yasaların, mutlaka toplumsal mutabakat içinde, bu işin uzmanlarından, bu işin uygulayıcılarından fikir alarak, görüş alarak, düşünce alarak birlikte yapılması gerektiğini söylüyoruz.

Bununla ilgili bir düzenlemeyi 17.7.2003 tarihli ve 4949 sayılı bir kanunla hükümetiniz döneminde yapmıştık, hem de 107 maddelik bir düzenlemeydi. Ancak, getirilen bu düzenlemeye, önümüze gelen yeni kanun teklifine bakıyoruz, 2003 yılında hükümetiniz tarafından getirilen ve Mecliste kabul edilen kanunların bir kısmının, burada, etkisinin azaltılmaya çalışıldığını gördük. O dönem ne denilmişti; icra hukukunda etkinlik sağlayalım; alacaklılar alacağına kısa sürede ulaşsınlar; yolsuzlukları önleyelim; yolsuzluk yapanlardan hesap soralım. Peki, şu anda sistem tümüyle yerine oturdu mu ki, Türkiye'nin şartları tümüyle düzeldi mi ki, bu yasalarla ilgili, 2003'ten bu yana henüz daha iki yıl bile geçmeden, iki yıl içerisinde yeniden değişikliklere gidiyoruz?!

Şu anda gelen teklif de 23 maddelik bir teklif. 23 maddelik teklif, teklif olarak karşımıza geldi; ancak, yine de, biz Ceza Kanunu görüşmelerinde de belirttiğimiz gibi, bu teklifin bir altyapısı vardı. Bu teklif, Adalet Bakanlığının mutfağında hazırlanan bir teklifti; ancak, bu tekliften, bizim, Anamuhalefet Partisi olarak, komisyona gelinceye kadar bir haberimiz olmadı. Komisyona geldikten sonra bu teklifle ilgili çok fazla bir katkı sağlama imkânımız da olmuyor; çünkü, değerli arkadaşlar, gerek Meclis çalışmaları gerekse komisyon çalışmaları insanların çalışma gücünün, çalışma boyutunun çok üzerine çıkmış durumda. Milletvekillerinin bu çalışma temposu insan haklarına aykırı. İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunun bunu da mutlaka incelemeye alması gerekir. Bir milletvekilinin 10 saat, 11 saat, 12 saat burada görüşmeler yapması, komisyonlarda çalışması, gelen teklifleri, tasarıları incelemesi, bununla ilgili yorum yapması, bununla ilgili sivil kitle örgütlerinden, düşünce kuruluşlarından görüş alması mümkün değil.

Bu teklif komisyona geldiğinde, bir de baktık ki, 2003 yılında hükümetin önemle getirmiş olduğu İcra ve İflas Kanununun 331 inci maddesinin birinci fıkrasıyla, yine, 333/a maddesiyle ilgili önemli düzenlemeler var.

333/a'da ne deniliyor "ticarî işletmede yöneticinin sorumluluğu" deniliyor. İki sene önce bununla ilgili çok ağır müeyyideler getirmişiz, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası getirmişiz, 4 milyar liradan 400 milyar liraya kadar para cezası getirmişiz; ancak, teklif karşımıza çıktı, deniliyor ki, bu maddeyi çıkaralım.

Yine, 331 inci maddede, haciz yoluyla takip, iflas takibinden sonraki uygulamalar, konkordatoda, taşınmaz rehninde, bununla ilgili takiplerde, alacaklısını zarara uğratan borçluyla ilgili önemli cezaî müeyyideler vardı; ancak, bir de baktık ki, 331/1 nolu maddede sadece haciz yoluyla takip, bir de rehnin paraya çevrilmesi suç olarak bırakılmış, diğerleri suç olmaktan çıkarılıyor.

Değerli arkadaşlar, Türkiye'de, şu anda, her şey güllük gülistanlık mı oldu?! Ancak, şunu da belirteyim: Adalet Komisyonunda bu hususları dile getirdiğimizde, komisyonda bulunan arkadaşlarımız -Sayın Başkan, Sayın Bakan- bu eleştirileri haklı buldular ve 333 üncü maddenin yine kanun metninde kalması yolunda karar bildirildi. 331 inci maddeyle ilgili eleştirilerimiz dikkate alınmıştı; ancak, sanırım, bir yazılım hatası olmuş olacak ki, bizim, komisyon görüşmelerinde üzerinde mutabakata varmış olduğumuz metin ile şu anda sıra sayısında gördüğümüz 331/1 nolu madde birbirine uyum sağlamıyor. Bununla ilgili düşüncemi Sayın Hakkı Köylü arkadaşıma da ilettiğimde, bunun bir daktilo hatası olduğunu, önergeyle düzeltileceğini söyledi; ümit ediyorum ki, bu maddeyi de düzelteceğiz; çünkü, hepimizin ortak amacı, vatandaşın, toplumun huzur içerisinde yaşaması için, gerekli yasaların bir an önce çıkarılmasıdır.

Değerli arkadaşlar, ancak, biz, milletvekiliyiz. Milletvekilinin, tek başına, kanun hazırlaması, kanun çıkarması mümkün değil. Bunun, akademisyenler tarafından, sivil kitle örgütleri tarafından, üniversiteler tarafından, uygulayıcılar tarafından mutlaka desteklenmesi gerekir. Komisyonda, komisyon çalışmalarında, icra ve iflas hukukuyla ilgili katkı sağlayacak kimseye ulaşamadık. Çok fazla zaman olmadığı için, bizim, özel gayretimizle, üniversitelerden görüş alma şansımız da olmadı. Bununla ilgili, baroların, diğer sivil kitle örgütlerinin bir katkısı da olmadı. Akademisyen olarak, sadece Sayın İzzet Özgenç vardı. Sayın İzzet Özgenç, bildiğim kadarıyla ceza hukuku doçenti; ancak, icra iflas çok ayrı bir uzmanlık dalıdır. İcra iflasta... Her hukukçu icra iflas alanında görüş bildiremez.

Değerli arkadaşlar, burada çok önemli işler yapıyoruz, tüm Türk Milleti hakkında uygulanacak kanunları çıkarmaya çalışıyoruz. Sadece, bir an önce kanun çıkaralım mantığıyla hareket etmemiz yanlış olacaktır. Bu kadar acele etmemizin bir gereği de yoktu. Demin belirttiğim gibi, zaten, özel yasaların uygulanması; yani, Türk Ceza Kanununun 5 inci maddesiyle ilgili uyumlu hale getirilmesi için yeteri kadar süre verilmişti. Bu süre de, 31 Aralık 2006'ya kadar uzamıştı; o zamana kadar zamanımız var, geniş geniş çıkarırız. Bu kadar acele çalışmalar Meclise zaman da kazandırmıyor, özellikle, Meclisin zamanını harcamış oluyoruz; çünkü, görüştüğümüz kanunlar ya Sayın Cumhurbaşkanından dönüyor ya Anayasa Mahkemesine götürülüyor, Anayasa Mahkemesinden dönüyor veya kendi çıkardığımız kanunları, bir süre sonra, kendimiz yanlış buluyoruz, kendimiz hatalı buluyoruz, kendimiz diğer hukuksal düzenlemelerle bağdaşır bulmuyoruz. Bu kez de ne yapıyoruz; o kendi çıkardığımız kanunlarla ilgili sayısız değişiklik teklifleri getiriyoruz. Bu, Meclisi duble çalıştırmak anlamına geliyor. Oysa, bu kadar hızlı çalışmamızın bir anlamı yok. Hızlı çalışalım; ancak, kanunlar yeterli olgunluğa gelmeden o kanunları Meclis gündemine taşımayalım; çünkü, çok bariz yanlışlıklar yapabiliyoruz. Kanun geliyor, yeteri kadar hazırlık yapılmamış, komisyonda sayısız önergeler veriliyor, komisyonda yeteri kadar zaman ayrılmıyor komisyon üyelerinin incelemeleri için.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

31 konuşma daha · 31 Mayıs 2005

31 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook