İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 118. BİRLEŞİM · CUMARTESİ

Hakimler ve savcılar kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına daiir kan.tas.( ss. 951)

Muharrem Kılıç

Malatya Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 118. Birleşim · 3. yasama yılı · 25 Haziran 2005 · 1.402 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Muharrem Kılıç (CHP), 25 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 118. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HAKİMLER VE SAVCILAR KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİİR KAN.TAS.( SS. 951)); konuşma 1.402 kelime.

Muharrem Kılıç (CHP, Malatya). “Hakimler ve savcılar kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına daiir kan.tas.( ss. 951)”. TBMM Genel Kurulu, 118. Birleşim tutanağı, 25 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-kilic-22-2005-06-25-hakimler-ve-savcilar-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA MUHARREM KILIÇ (Malatya)Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ve şahsım adına söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bu tasarı çok önemli bir tasarı; yargının yükünü taşıyan hâkim ve savcılarımızı ilgilendiren çok önemli bir tasarıyı görüşüyoruz. Bu nedenle, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu tasarıyı önemsiyoruz; ancak, değerli arkadaşlar, bu tasarı, özellikle hâkim ve savcılarımızın özlük hakları yönünden eksik bir tasarı; hâkim ve savcılarımızın özlük hakları, bu tasarıda yeterince değerlendirilmemiş, yeterince yer almamış. Bu tasarının bu ayağı noksan; ancak, bu tasarının geneli üzerinde görüşürken, tüm maddelerini değil de önemli gördüğüm birkaç maddeyi Yüce Heyete değerlendirmek istiyorum.

Bu tasarının 1 inci maddesi, idarî yargı hâkim adayları için ihtiyaç oranında hukuk fakültesi mezunu olmayan adayların da alınacağını belirtiyor. Bence, bu düzenleme yeterli değil. Şöyle yeterli değil; belki, geçmişte, Hâkimler ve Savcılar Kanunu çıkarıldığında normal bir düzenlemeydi; çünkü, yeteri kadar hukuk fakültesi yoktu, yeteri kadar talep yoktu. Bu durumda, idarî yargıda hâkim ve savcıların bir kısmı hukuk kökenli olmayanlardan, siyasal bilgilerden, idarî bilimlerden, iktisat ve maliye alanında öğrenim görmüş olan gençlerimizden alınmış olabilir; bunu da normal karşılıyoruz; ancak, değerli arkadaşlar, bugün, idarî yargıda görev yapan hâkim ve savcılarımızın yüzde 75'i, hukuk fakültesi mezunlarının dışında olan hâkim ve savcılarımızdan oluşuyor, büyük bir ağırlığı hukukdışı kaynaklardan. Değerli arkadaşlar, hukuk ayrı bir alan, hukuk yargının temeli. Böyle bir alanda, hukukdışı kaynaklardan bu kadar yoğun hâkim alımını, hâkim ve savcı alımını gerçekten doğru bulmuyoruz.

Tasarı geldiğinde, bu, yüzde 20'lik dilimle sınırlandırılmıştı; ancak, bu yüzde 20'lik dilim de yeterli görülmemiş olacak ki, komisyonda yüzde 20'lik dilim de kaldırıldı. Şu anda, ihtiyacı oranında, bu alanlara hâkim ve savcı adayı alınabilir duruma geldi.

(x) 951 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Değerli arkadaşlar, bir insan, okula başladığında, o okulun eğitimini aldığında, onunla ilgili bir formasyon geliştirir. Hukuk fakültesine giren bir öğrenci, bilir ki, bu okulu bitirince, ileride hâkim olacaktır, savcı olacaktır, avukat olacaktır, noter olacaktır; yani, yargıyla ilgili bir alanda çalışacaktır. Bu gençlerimiz, hukuk fakültelerinde, hukukun dışındaki bazı alanlarda da birtakım dersler alıyorlar; örneğin, ekonomi dersi alıyoruz, sosyoloji dersi alıyoruz hukuk fakültelerinde, felsefe dersi alıyoruz kısmen. Peki, ben o okulu bitirince ekonomi alanında uzman mı oluyorum?! Ben yıllarca avukatlık yaptım, ekonomiyle ilgili hiçbir alanda, ekonomiyle ilgili hiçbir konuda görüş beyan etmedim; iyi bildiğim ekonomistlerden, iyi bildiğim muhasebecilerden, iyi bildiğim malî müşavirlerden görüş aldım; çünkü, benim alanım değil. Okulda gördüğüm ekonomi dersi, benim, ekonomi alanında uzman olmamı gerektirmez.

Şimdi, siyasal bilgilerde, idarî bilimlerde, iktisat ve maliye bölümlerinde de, belki bu gençlerimiz, birkısım hukuk derslerini görüyorlardır; ancak, birkısım hukuk derslerini görüyor olmaları, bunların hukukçu nosyonu, hukukçu kimliği almalarını gerektirmez. Bu nedenle,1 inci maddedeki bu düzenlemenin değiştirilmesinde yarar olur diye düşünüyoruz.

Yine, 1 inci maddede, avukatlık mesleğinden hâkim ve savcılığa geçişle ilgili bir düzenleme var. Bu düzenlemeyle, en az üç yıl avukatlık yapmış, 35 yaşını doldurmamış ve kendi aralarında yapılacak sınavla, hâkim ve savcı adayı alınacak. Buradaki düzenleme de bence yeterli değil. Avukatlık ve savcılık, hâkimlik, hepsi de bir yargı bütünlüğü içinde değerlendirmeli; hâkimlikten, savcılıktan avukatlığa geçişte beş yıllık bir süreç vardır; beş yıl hâkimlik ve savcılık yapanlar, daha sonra, avukatlık stajını yapmadan avukat olabilirler. Peki, buradaki eşitsizlik nereden kaynaklanıyor; burada, üç yıl çalışmış avukatları, kendi aralarında yapılacak bir sınavla, hâkimlik, savcılık mesleğine geçireceğiz, hem de bunları üç ay gibi… Gerçi, altı aylık bir staj süresi öngörülüyor ama, burada, 3 üncü maddede bu sürenin üç aya kadar indirilebileceği belirtiliyor. Bu nedenle, bu düzenleme yeterli değil diyorum.

Bir de, bu, hukuk fakültesi dışından alınan hâkimlerle ilgili düzenleme, tasarının gerekçesine de uygun değil. Tasarının gerekçesinin birinci sayfasının son cümlesine baktığımızda "hâkimler ve savcılar adlî ve idarî yargı hâkim ve savcıları olarak görev yaparlar. Bu görevler meslekten hâkim ve savcılar eliyle yürütülür" deniyor. Yani, tasarının metni ile gerekçesi birbirine uymuyor.

Değerli arkadaşlar, bu kanundaki başka bir düzenleme; kanun tasarısında, 2 nci maddede, alınacak hâkim ve savcı adaylarının nasıl alınacağı belirtiliyor. "Adayların yarışma sınavı ve mülakatı ile 8 inci maddenin (g) bendinin uygulanmasına ilişkin hususlar yönetmelikle düzenlenir" deniliyor.

Değerli arkadaşlar, yazılı sınava bir diyeceğimiz yok. Türkiye'de, 1999'dan bu yana, kamu personeli alımlarında yazılı sınavda bir denge oluştu. O dengeyi oluşturanlara, o zamanki iktidarda bulunan hükümetlere ve oradaki bu düzenlemeyi yapan o zamanki milletvekillerine teşekkür ediyorum. Gerçekten çok güzel bir düzenleme. Tüm gençler, eşit şartlarda, ÖSYM tarafından sınava alınıyorlar. Herkes bilgisini, becerisini ortaya koyuyor. Yazılı sınavda belli bir ölçüyü tutturanlar sınavı kazanmış oluyor. Ancak, mülakata ne diyeceğiz değerli arkadaşlar? Bu mülakat nasıl yapılıyor? Bu mülakatı kimler yapıyor? Bu mülakatın yapılmasında hangi kıstaslar ele alınıyor? Burada yönetmelikten bahsediliyor.

Değerli arkadaşlar, şu anda da bir yönetmelik var, hâkim ve savcıların alınmasıyla ilgili. Şu anki yönetmeliğe baktığımızda, mülakat kurulunu okuyorum sizlere, değerli arkadaşlar, hâkim ve savcıların alınmasındaki mülakat kurulu: "Müsteşar veya görevlendireceği müsteşar yardımcısının başkanlığında, teftiş kurulu başkanı, ceza işleri genel müdürü, hukuk işleri genel müdürü, personel genel müdüründen oluşur" diyor. Yani, mülakat kurulunun tamamı Sayın Adalet Bakanının bürokratlarından oluşuyor. Sayın Adalet Bakanı tarafsız olabilir; ancak, siyasî bir kişiliği var, siyasî bir partiye dahil. Siyasî bir kişiliği olduğu için de kendi partisinden ayrı, kendi partisinin kurumlarından ayrı düşünmesi çok zordur. Kendisi başka türlü düşünebilir; ancak, Sayın Başbakandan veyahut partinin yetkili kurullarından bir talimat aldığı zaman bunu da yerine getirmek durumunda. Bunun en son örneğini 31 Mart 2005 tarihinde gördük. Sayın Bakanımız NTV'de hararetli bir şekilde Türk Ceza Kanununu savunuyordu, Türk Ceza Kanununun mutlaka 1 Nisanda yürürlüğe gireceğini söylüyordu, engelleme yapılmayacağını söylüyordu; ancak, Sayın Başbakanın yurt dışından bir beyanatıyla "biz bunu erteleyeceğiz" şeklindeki beyanatıyla… Sayın Bakanımız da Başbakanın beyanına karşı mı gelecek; öyle bir şansı olabilir mi bir bakanın?! Karşı gelirse, bakanlıktan ayrılması gerekir; siyasî nezaket bunu gerektirir. Öyleyse, bu kurullardaki, siyasî kişiliği olan, Sayın Bakanın talimatına bağlı olan, buradaki bürokratlardan oluşan bir mülakat kurulunun bağımsız davranma şansı yok değerli arkadaşlar. Bu nedenle, biz, buradaki bu düzenlemeye kesinlikle karşı çıkıyoruz.

Değerli arkadaşlar, şu anki uygulama da pek çok sorunlara yol açıyor. Bir mağdurun bende mektubu var; komisyonda da okumuştum. 2003 yılı şubat ayında Adalet Bakanlığınca açılan sınava giriyor, yazılıyı başarıyla geçiyor, iyi de not alıyor. Bir yıl sonra yine 2004'ün şubat ayında yine sınava giriyor, yine yüksek not alıyor; mülakatta eleniyor. 2004 yılının ekiminde yine sınava giriyor, yine yüksek not alıyor, yine eleniyor. Peki, bu gencimizin ne kusuru var? Hâkimlik ve savcılık sınavına girerken bunlardan heyet raporu alıyoruz; akıl sağlığı yerinde mi, ruh sağlığı yerinde mi, fizikî durumu hâkimliğe, savcılığa elverişli mi diye. Raporu sağlam, notları yüksek; peki, hangi kıstaslarla bu genci eliyoruz?!

Geçen gün, yine, bir öğrenci velisi yanıma geldi. Çocuğu iki kez sınava girmiş, kazanmış, yüksek puan almış, girememiş. Bir genç, kendisi geldi, okulu bitirmiş, çalışkan, başarılı; ancak, yazılı sınava girmeye korkuyor. "Sayın milletvekilim, ben niye gireyim; girsem bile, yüksek not alsam bile, benim ilimi soracak, ilçemi soracak, annemi babamı soracak, ona göre de ben hâkim ve savcılığa alınmayacağım; niye gireyim ki" diyor. Yani, insanlar, sınava girmekten korkar duruma gelmişler.

Biz, komisyonda, bu mağduriyetlerin giderilmesiyle ilgili olarak birtakım önerilerde bulunduk; dedik ki, arkadaşlar, gelin, bunu siyasî makamların etkisinden kurtaralım, mülakat kuruluna, Anayasa Mahkememizden, Yargıtaydan, Danıştaydan birer üye girsin, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulundan seçilmiş bir üye girsin, yine, Adalet Bakanlığından görevlendirilecek bir üye bulunsun, Türkiye Barolar Birliğinden bir üye bulunsun, YÖK'ten bir üye bulunsun, bunların oluşturacağı bir kurul, objektif ölçüler içinde mülakatı yapsın; ancak, komisyonda bu talebimiz uygun görülmedi.

Eğer bu uygun görülmezse değerli arkadaşlar, şu anda, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu var. Anayasamızın 159 uncu maddesine göre, hâkim ve savcıların ataması, yer değiştirmesi, yükselmesi, tüm özlük hakları Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna bağlı. Gelin, bu mülakatı o kurul yapsın. Ona da varız; çünkü, o kurulun başkanı şu anda... Yine de, siyasetin içinde olan Adalet Bakanı yapsa bile, o kuruldaki... Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu objektif ölçüler içinde bunu yapacaktır diye düşünüyoruz.

Bu düzenlemelerle, değerli arkadaşlar -bu yönetmelik yeni bir yönetmelik değil; bu hükümet yapmış demiyoruz- geçmişten bu yana birtakım yanlış uygulamalar olmuş olabilir; ancak, buna bir nokta koymamız gerekiyor. Nasıl ki, 1999'da yazılı sınavlara ait genel bir kural getirilmişse, gelin, bu mülakat olayına da bu Yüce Meclis karar versin, bu Yüce Meclisin kararıyla bu sorunu da hep beraber çözelim.

Değerli arkadaşlar, diğer ülkelerde mülakatlar nasıl yapılıyor; örneğin -İtalya'da, İngiltere'de, İsveç'te- İsveç'te kurul şu üyelerden oluşuyor: Yüksek Temyiz Mahkemesi Başkanı, Yüksek İdare Mahkemesi Başkanı, 1 adlî istinaf mahkemesi başkanı, 1 idarî istinaf mahkemesi başkanı, 2 adlî yargı mahkemesi başkanı; yani, yüksek yargı organlarının başkanlarından oluşan bir kurul var. Bu nedenle, değerli arkadaşlar, bu sorunu bence bu Meclisin mutlaka çözmesi gerekir diye düşünüyoruz.

Sayın Başkanım, şahsım adına konuşma isteğimi de birleştirecek misiniz?

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

26 konuşma daha · 25 Haziran 2005

26 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook