Hakimler ve savcılar kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına daiir kan.tas.( ss. 951)
Malatya Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 118. Birleşim · 3. yasama yılı · 25 Haziran 2005 · 1.022 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Muharrem Kılıç (CHP), 25 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 118. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HAKİMLER VE SAVCILAR KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİİR KAN.TAS.( SS. 951)); konuşma 1.022 kelime.
Muharrem Kılıç (CHP, Malatya). “Hakimler ve savcılar kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına daiir kan.tas.( ss. 951)”. TBMM Genel Kurulu, 118. Birleşim tutanağı, 25 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-kilic-22-2005-06-25-hakimler-ve-savcilar-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MUHARREM KILIÇ (Malatya)Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; belirteceğim asıl hususa girmeden önce, arkadaşımızın mülakatla ilgili sözlerine birkaç kelimeyle değinmek istiyorum.
Değerli arkadaşlar, şu anda yapılan uygulama, gerçek anlamda Anayasaya aykırı bir uygulama. Anayasanın 159 uncu maddesi açık, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun görevlerini sayarken "Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu; adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme yetkisine sahip" diyor. Yani, mesleğe kabul etme yetkisi Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun, şu anki Anayasaya göre de; ancak, uygulamada diyorlar ki, efendim, bunlar henüz hâkim ve savcı değiller. Peki, bunlar ne; bunlar komisyoncu mu, bunlar zabıta mı?..
FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik)Aday, aday…
MUHARREM KILIÇ (Devamla)Bunları nereye alıyorlar? Peki, aday olduktan sonra bunlar ne oluyorlar?
SERACETTİN KARAYAĞIZ (Muş)Şimdiye kadar nasıl alındı?
MUHARREM KILIÇ (Devamla)Şimdiye kadarki uygulamada… Değerli arkadaşlar, yanlışa devam etmek doğru bir olay değil; yanlış, yanlıştır.
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ)AK Parti gelince mi yanlış oluyor?!
MUHARREM KILIÇ (Devamla)Yanlış ne kadar yapılıyor olursa olsun, o, yanlışı doğru yapmaz.
Anayasamızın 159 uncu maddesi çok açık. Hâkimliğe ve savcılığa alma yetkisi Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna aitse, bizim önerdiğimiz yüksek yargı organlarının vereceği temsilcilerden oluşan bir kurul oluşturulmazsa, mutlaka, bunu, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun alması gerekir diyoruz.
Değerli arkadaşlar, bu yasa maddelerine değinirken, burada, 6 ncı maddede güzel bir düzenleme getirildi; hâkimlerimizin, savcılarımızın özlük haklarında bir iyileştirme yapılıyor. "Birinci sınıfa ayrıldığı tarihten itibaren üç yıl süre ile başarılı görev yapmış ve birinci sınıfa ayrılma niteliklerini yitirmemiş hâkim ve savcılar birinci sınıf olurlar" deniliyor. Geçmişte bu süre altı yıldı, şu anda üç yıla iniyor. Ancak, Maliye Bakanlığının önerileriyle, bu hâkim ve savcılarımız birinci sınıf olsalar bile, birinci sınıfa ayrılmadan dolayı alacakları yüksek hâkimlik tazminatını vermeme gibi bir durum söz konusu olduğunu dillendirdiler. Eğer, bu yapılırsa çok vahim bir durum olur. Siz, o hâkimleri, savcıları birinci sınıfa ayrılmış kabul edeceksiniz; ancak, birinci sınıfın gereği olan yüksek hâkimler tazminatını vermekten imtina edeceksiniz! Peki, bu aceleniz neydi değerli arkadaşlar? Bu hâkim ve savcıları siz niye şu anda birinci sınıfa ayırmak istiyorsunuz; çünkü, bir zorunluluktan kaynaklanıyor şu anda getirilen düzenleme; çünkü, bölge adliye mahkemeleri kurulacak ve bölge adliye mahkemelerine birinci sınıf hâkim gerekiyor, onları temin edeceksiniz. Ancak, diyeceksiniz ki, sizi birinci sınıfa ayırdık, sizi bölge adliye mahkemelerinde görevlendiriyoruz; ancak, eski maaşınızı almaya devam edeceksiniz. Böyle bir kandırmaca olur mu?.. Ümit ediyorum ki, böyle bir düzenlemeye gidilmez; bu insanlara yapılacak en büyük haksızlık olur.
Yine, bu tasarının 25 inci maddesinde, hâkim ve savcılarımıza, nöbet tutmalarıyla ilgili birtakım iyileştirmeler getirilmişti; ne denilmişti; "her ay için yılı bütçe kanunu ile belirlenen memur maaş katsayısının yedibinbeşyüz rakamı ile çarpımı sonucu bulunacak miktar kadar nöbet tazminatı ödenir" denilmişti. Yine, adlî personele de bu rakamın üçte iki oranında nöbet tazminatı ödenir denilmişti.
Değerli arkadaşlar, hâkim ve savcılarımız, adlî personel, yıllar yılı nöbet tuttular, yıllar yılı fazla mesai uyguladılar. Hâkimlikte, savcılıkta mesai mefhumu olmaz, duruşma bitmez "ben, mesaim doldu, gidiyorum" diyemez; keşfe gider, keşifte mesai mefhumu olmaz; keşif ne zaman biterse, hâkim-savcı o zaman döner, adlî personel o zaman döner. Ancak, biz, bunlara, bu nöbetten dolayı veya fazla mesaiden dolayı, yıllar yılı bu insanların çalışmalarını görmezlikten geldik. Bununla ilgili, komisyonda verdiğimiz öneriyle, nispeten bir düzenleme gelmişti. Sanırım, yapılacak bir öneriyle -yine, dün, bürokratlarla yapılan görüşmeleri aktardılar- bu düzenlemedeki, hâkim ve savcılarımıza verilecek olan nispî iyileştirmenin de geri alınma gayreti içinde olunduğunu duydum. Bunu da ümit ediyorum ki, getirmezler; yani, bu, hâkimlerin, savcıların yaptığı çalışmayla, verdikleri mesaiyle, emin olun, bu verilecek cüzi rakamları kıyaslamak bile mümkün değil.
Bu insanlar, Türkiye'nin en büyük davalarına bakıyorlar, trilyonluk davalarına bakıyorlar; ancak, biz, çok cüzi bir parayla bu insanları çalıştırmaya çalışıyoruz, bu insanlara angarya yüklemeye çalışıyoruz! Oysa, Anayasamızın 18 inci maddesine göre, angarya yasaktır. Bir kişi çalışıyorsa, hizmet süresinden fazla olarak, mesai saatlerinin dışında çalışıyorsa, nöbet tutuyorsa, onun karşılığında da, mutlaka, bunun bedelinin ödenmesi gerekir diye düşünüyoruz.
Demin de belirtmiştim, bu tasarının en büyük noksanlıklarından bir tanesi özlük hakları demiştim. Özlük hakları yönünden, mutlaka, bu tasarının iyileştirilmesi gerekir. Bununla ilgili, zamanı geldiğinde, ödeneklerle ilgili, tazminatlarla ilgili, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak, hâkim ve savcılarımızın durumlarını iyileştirecek önerilerde de bulunacağız. Ümit ediyorum ki, Yüce Meclisimiz bu önerilerimize destek verir.
Değerli arkadaşlar, bu tasarının 14 üncü maddesi lisansüstü eğitimi düzenliyor, "lisansüstü öğrenim ve uzmanlık eğitimi" deniliyor. Burada, hâkimlerimizin, savcılarımızın, lisansüstü öğrenim ve uzmanlık eğitimi için izin almaları zorunluluğu getiriliyor.
Değerli arkadaşlar, gelin, izin alma değil de, bu hâkimlerimizi, savcılarımızı teşvik edelim. Hangi hâkim ve savcımız yüksek lisans yapmak istiyorsa, hangi hâkim ve savcımız Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsüne devam etmek istiyorsa, bırakalım etsinler. Hâkim ve savcılarımızın kalitesinin yükselmesi ülkemiz için büyük bir katkıdır. Bunu teşvik edelim; kim bu alanlarda uzmanlık eğitimi yapmak istiyorsa, bu konuda destek verelim. Gerekirse maddî destek verelim, imkân tanıyalım ki, bu alanlarda eğitim görecek veya bu alanlarda yükselmek isteyecek diğer hâkim ve savcılarımıza da örnek teşkil edelim. Biz bunları engellemeye çalışırsak, biz bunları izin zorluğu içine sokarsak, ülkemizin geleceğiyle ilgili kararları da tehlikeye atmış oluruz; çünkü, bir hâkim ve savcı, kendi alanında ne kadar iyi uzmanlaşırsa, o kadar sağlıklı kararlar verir. Artık, dünyamız küçüldü. Kendi kabuğumuzun içinde değiliz. Dünya ailesinin içindeyiz, AB süreci içindeyiz. Hâkim ve savcılarımız, sadece, bizim kaynaklarımızı değil, Avrupa kaynaklarını da öğrenmek durumunda kalacaklar. Bu nedenle, hâkim ve savcılıkta, eğitime çok önem vermek durumundayız. Teşvik etmeliyiz, hem uzmanlık alanında hem dil alanında. Oysa, buradaki madde bunu izin şartına bağlıyor, sadece adayken öğrenime başlayanlar, adayken öğrenime başlamışsa, adayken lisansüstü öğrenime başlamışsa, bunlar için izin gerekmiyor; ama, diğerleri için izin gerekiyor; yani, Malatya'da hâkim çalışıyorsa, yüksek lisansa girmişse, Erzurum'da hâkim çalışıyorsa, yüksek lisansa girmişse, efendim, orada kadro yetersiz, sana izin vermiyoruz, öğrenme, demek, insan haklarına aykırıdır, ülkemizin de geleceği için iyi bir uygulama olmayacaktır diye düşünüyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun.
MUHARREM KILIÇ (Devamla)Değerli arkadaşlar, yargının sorunları anlatmakla bitecek gibi değil. Yargının sorunları kanayan bir yara. Yargıya, maalesef, hem bu hükümet hem de geçmişteki hükümetler yeteri kadar önem vermediler, vermiyorlar, yargıya gerekli kaynaklar da aktarılmıyor. 2003 yılında Adalet Bakanlığının bütçesi binde 7,5 idi, 2004 yılında Adalet Bakanlığının bütçesi binde 9 idi. Bu kaynaklarla, bu bütçe kaynaklarıyla yargının sorunlarını, adaletin sorunlarını çözmemiz mümkün değil. Yargıyla ilgili diğer görüşlerimi ilerdeki maddelerde bildirmek istiyorum.
Yüce Heyete en derin saygılarımı sunuyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
26 konuşma daha · 25 Haziran 2005