Hakimler ve savcılar kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına daiir kan.tas.( ss. 951)
Malatya Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 118. Birleşim · 3. yasama yılı · 25 Haziran 2005 · 1.096 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Muharrem Kılıç (CHP), 25 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 118. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HAKİMLER VE SAVCILAR KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİİR KAN.TAS.( SS. 951)); konuşma 1.096 kelime.
Muharrem Kılıç (CHP, Malatya). “Hakimler ve savcılar kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına daiir kan.tas.( ss. 951)”. TBMM Genel Kurulu, 118. Birleşim tutanağı, 25 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-kilic-22-2005-06-25-hakimler-ve-savcilar-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-3 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MUHARREM KILIÇ (Malatya)Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; tasarının 5 inci maddesiyle ilgili, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunmaktayım; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, 5 inci maddeye geçmeden önce, Sayın Bakanımızın vermiş olduğu cevaplara ilişkin birkaç kelime etmek istiyorum. Sayın Bakanımız, vermiş olduğu cevabında, yargı bağımsızlığının sağlanması noktasında anayasa değişikliğinin gerekli olduğunu, bunu da milletvekillerinin teklif edebileceğini söyledi. Bu görüşü yeni değil Sayın Bakanın, komisyon toplantıları sırasında da aynı görüşü dile getirmişti.
Yalnız, değerli arkadaşlar, sizlerin de malumunuz, anayasa değişikliği teklifi için bir milletvekilinin veya birkaç milletvekilinin imza atarak teklif vermesi mümkün değil, bunun için 184 milletvekilinin o teklife imza koyması gerekiyor. Bu nedenle, şu anki Meclisin aritmetik yapısı içinde, bunu ancak İktidar Partisi ya teklif olarak veya tasarı olarak getirebilir. Ben, bu cevabın çok samimî olduğu inancında değilim; çünkü, Sayın Bakan hükümetin bir üyesidir, hem de önemli bir üyesidir, Hükümet Sözcüsü konumundadır. Kaldı ki, Parlamentoya seçildiğimizden bu yana, Adalet Komisyonu çalışmalarında gördüğümüz kadarıyla, Meclise gelen yasa çalışmalarının, Anayasa çalışmalarının tümü Adalet Bakanlığının mutfağında hazırlanıyor. Adalet Bakanlığı bürokratlarının nezdinde, akademisyenler ve ilgili sivil kitle örgütlerinin katılımıyla bu anayasa ve yasa değişiklikleri getiriliyor. Bu nedenle, gerçekten, ben de katılıyorum; anayasa değişikliği olmadan yargı bağımsızlığını sağlamak mümkün değil. Özellikle Anayasanın 159 uncu maddesindeki Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulundan Sayın Adalet Bakanının ve Sayın Müsteşarının çıkarılması durumunda ancak Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, gerçek anlamda bağımsızlığına kavuşacaktır diye düşünüyorum.
Yine Anayasamızda önemli bir madde daha var; Anayasamızın 140 ıncı maddesi de yargı bağımsızlığına düpedüz aykırı bir madde. 140 ıncı maddenin altıncı paragrafında "hâkimler ve savcılar idarî görevleri yönünden Adalet Bakanlığına bağlıdırlar" deniyor; yani, Adalet Bakanlığı, idarî görevleri yönünden genelge gönderebiliyor hâkimlere, savcılara; onlara birtakım idarî görevler verebiliyor. Bence, bu maddenin ve 159 uncu maddenin, acilen, yeniden yapılandırılması gerekir.
Yine Sayın Bakan, vermiş olduğu cevapta "mülakatı yapan bağımsız hâkimlerdir" diyor. Değerli arkadaşlar, biz, o mülakata katılan hâkimlerin sıfatlarına bir şey demiyoruz; ancak, onlar, Adalet Bakanlığı bünyesinde hâkimlik sıfatıyla bulunmuyorlar; oradaki, o kurumlardaki bulunma sebepleri bürokratlıktır; hiyerarşik yapı içinde doğrudan Bakana bağlıdırlar; yani, Sayın Bakanın bir bürokratının, Hukuk İşleri Genel Müdürünün, Ceza İşleri Genel Müdürünün, Sayın Bakanın talimatının dışında bir icraat yapması mümkün müdür? Yani, devlet yapısı içinde, bir genel müdürün, bir bakanın talimatını yerine getirmemesi düşünülecek bir şey midir? Değerli arkadaşlar, öyleyse, birbirimizi kandırmayalım.
Yine Sayın Bakan "657 sayılı Yasa kapsamında alıyoruz biz bu hâkim ve savcı adaylarını" diyor.
Değerli arkadaşlar, adı üzerinde, bunların adları, hâkim ve savcı adaylarıdır, devlet memuru adayları değil. Bunların nosyonu... Staj biter bitmez, stajı başardıklarında hâkim ve savcı olacaklardır; bunun başka bir anlamı yok. Bu nedenle, bunları normal bir devlet memuru gibi nitelendirmek doğru değil.
Şimdi, Sayın Bakanımız diyor ki: "Biz bunu yönetmelik gereğince alıyoruz, yönetmelik böyle."
Değerli arkadaşlar, peki, yönetmeliği kim hazırlıyor, yönetmeliği hazırlayan makam kim; yönetmeliği hazırlayan makam Adalet Bakanlığı. Peki, yönetmelik Anayasaya uygun mu; değil; çünkü, Anayasanın 159 uncu maddesine göre, hâkimlerin atanmaları, yer değiştirmeleri, diğer düzenlemeleri Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna ait. Peki, atanmaları, hâkim ve savcıların alımı Yüksek Kurulun görevi ise, yönetmeliği hazırlarken niye Anayasaya uygun yönetmelik hazırlamıyoruz? Yönetmeliği hazırlarken Yüksek Kurulun görüşünü niye almıyoruz? O yönetmeliğe "bu mülakat kurulunda Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulundan da şu kadar üye bulunur" veya "Yargıtaydan, Danıştaydan, yüksek mahkemelerden şu kadar üye alınır" diye yazamaz mıyız? Yani, bunlar yönetmeliğe aykırı mı olur? Aykırı olmaz. Hem hukuka uygun olur hem de Anayasaya uygun olur.
Yine, Sayın Bakan -iyi niyetle olduğunu düşünüyorum- diyor ki: "Yargının sorunlarını saptamak için Mecliste bir araştırma komisyonu oluşturulması gerekir."
Değerli arkadaşlar, dikkatinizi çekmek istiyorum, bu sözü söyleyen Sayın Adalet Bakanı. Sayın Adalet Bakanlığı yargının sorunlarını bilmiyor mu? Yargının sorunları belli değil mi? Benim buraya geldiğimden bu yana, ikibuçuk yılı aşkın süredir, bu kürsüden, yargının sorunları defeatle dile getirildi. Geçmiş tutanakları inceleyin, bundan önceki iktidarlar dönemindeki tutanakları inceleyin, oralarda da, yüzlerce kez, hukukçular, burada, gelmiştir, yargının sorunlarını anlatmıştır. Yargının sorunları bellidir. Her şey açık ve nettir. İktidar, bu sorunları biliyor olduğunu farz ederek, buraya gelmiştir. O sorunları biliyorum, çözeceğim demiştir, çözüm önerilerini getirmiştir, halkda kendilerine oy vermiş, bu ülkeyi yönetin, sorunları çözün demiştir. Bu sorunlar yeni sorunlar değil, bu sorunlar yeni ortaya çıkıyor değil. İktidar da yakınma yeri değil. İktidar, sorunları tespit etmiş olacak, çözüm önerilerini saptayacak ve bunlara çözüm bulacak.
Değerli arkadaşlar, Türkiye'de, yargıda büyük sorunlar var. Bu sorunlar nereden kaynaklanıyor; Anayasamızın 159 uncu maddesinden kaynaklanıyor. Yargıya müdahale var, yargı bağımsız değil. Oysa, Anayasamızın 9 uncu maddesinde "yargı yetkisi Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır" deniyor; sadece, mahkemeler demiyor, bağımsız mahkemeler diyor. Bağımsız mahkeme olmak için de, bağımsız hâkim ve savcıdan bahsetmemiz gerekir. Hâkim ve savcı yürütmeye bağımlı ise, idarî talimatları alabiliyorsa, atanmasında, terfisinde, disiplin işlemlerinde, eğer, idare yetkiliyse, orada, bağımsız bir yargıdan bahsetmemiz mümkün değil.
Değerli arkadaşlar, Sayın Adalet Bakanımızın, Yüksek Kurulun Başkanlığını yapması, yargıyı incitecek bir olaydır. Ancak, bunu söylerken, Sayın Bakanımızın şahsına ait bir şey söylüyor değilim. Uygulama bu şekilde geliyor. Ancak, biz bu uygulamaya uyacak mıyız?
Geldiğimizden bu yana uyum yasaları çıkarıyoruz, yasalarımızdaki antidemokratik düzenlemeleri ortadan kaldırmaya çalışıyoruz, ülkemize hukukun üstünlüğünü getirmeye çalışıyoruz, hukuk normlarımızı yükseltmeye çalışıyoruz. Peki, öyleyse, o kadar yasa hazırlanıyor; Ceza Kanunu, Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemeleri Kanunu, Ceza ve Tedbirlerin İnfazı Kanunu… Şimdi de Ticaret Kanunu hazırlanıyor. Borçlar Kanunu gelecek. Yani, çok kapsamlı yasalar hazırlanıyor. Peki, değerli arkadaşlar, Sayın Bakanlık uyumla ilgili her şeyi yapıyor; ancak, kendisini ilgilendiren ve Avrupa Birliğinin de defeatle eleştirmiş olduğu konularda hiçbir girişimde bulunmuyor ve topu taca atıyor. Diyor ki: Bu konuda teklif hazırlayın getirin, bunları düzeltelim. Yani, olmayacağını o da biliyor. Yani, muhalefetin kanun teklifiyle Anayasanın değişmeyeceğini bildiği için topu taca atarak -deyim yerindeyse- sorumluluktan kurtulmaya çalışıyor. Bunun başka bir izahı yok. Oysa, bu görev ve sorumluluk Sayın Bakanındır, Sayın Bakanın ekibinindir. Bunlar çok rahatlıkla, yargının sorunlarını çözecek, bağımsız yargıyı oluşturacak bir yapı oluşturabilirler.
Değerli arkadaşlar, kuvvetler ayrılığı sisteminde kuvvetlerin hepsi tek bir kuvvette toplanacak olursa, orada demokrasiden bahsedemeyiz. Şu anki Parlamentonun yapısına baktığımızda, iktidarın Parlamentoda çok büyük bir ağırlığı var. Bu, kabul. Bunun içinden hükümet oluşturulmuş. Bu da yürütmeyi oluşturuyor. Yürütme ile yasama şu anda iç içe girmiş. Bir de bunun üzerine, yargının başına da Adalet Bakanını getirip oturtursanız, artık, o sistemde kuvvetler ayrılığından bahsetmenin mümkünü kalmaz. Bu nedenle, değerli arkadaşlar, bu sorunun mutlaka çözülmesi gerekiyor.
Yargıda, bir de, teftiş ve denetim sorunu var. Teftiş sistemi, yargıda Adalet Bakanına bağlı. Adalet müfettişleri, Adalet Bakanının talimatıyla teftiş işlemlerini yapıyorlar, soruşturmaları başlatıyorlar. Yani, teftiş, yargının üzerinde Demokles'in kılıcı gibi duruyor.
ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya)Zamanında niye uygulamadınız?.. Seyfi Oktay vardı...
MUHARREM KILIÇ (Devamla)Zamanı yok arkadaşlar; biz şu anda geldik, sorunları şu anda görüşüyoruz. Yani, geçmişte sorunlar çözülmedi diye, sizin hükümetiniz sorunları çözmeyecek mi?.. Böyle bir şey olabilir mi?.. Yani, geçmişteki hükümetler yanlış yaptı; siz de mi yanlış yapacaksınız?..
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
26 konuşma daha · 25 Haziran 2005