İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 79. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)

Muhsin Koçyiğit

Diyarbakır Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 79. Birleşim · 1. yasama yılı · 14 Mayıs 2003 · 863 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Muhsin Koçyiğit (CHP), 14 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 863 kelime.

Muhsin Koçyiğit (CHP, Diyarbakır). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim tutanağı, 14 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muhsin-kocyigit-22-2003-05-14-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA MUHSİN KOÇYİĞİT (Diyarbakır)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 73 ve 73'e 1 inci ek sıra sayılı İş Kanunu Tasarısının 92 nci maddesi üzerinde CHP Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bilindiği üzere, görüşülmekte olan kanun tasarısının yedinci bölümünü oluşturan 91-97 nci maddeleri, çalışma yaşamının denetim ve teftişine ilişkin düzenlemeleri içermektedir. Yasa tasarısının 91 inci maddesine göre, devlet, çalışma hayatıyla ilgili mevzuatı izler, denetler ve teftiş eder. Bu ödev, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bağlı, ihtiyaca yetecek nitelik ve nicelikte, teftiş ve denetleme yetkisine sahip iş müfettişlerince yerine getirilir.

Yasa tasarısının ilk metninde "yetkili makam ve memurlar" yerine "iş müfettişleri" ibaresinin benimsenip yer alması doğru bir saptamaydı. Her nedense, İş Yasası Tasarısının 92, 93, 96 ve 97 nci maddelerindeki "yetkili makam ve memurlar" ibaresi yerine "bakanlık iş müfettişleri" ibaresinin kullanılması gerekirken, tereddüt ve kuşku yaratıcı bir şekilde "yetkili makam ve memurlar" ibaresine yer verilmek suretiyle, devletin denetim ve teftiş yetkisi etkisiz duruma getirilmiş bulunmaktadır. Çünkü, gerek bu yasa tasarısının 91 inci maddesi ve gerekse 13.12.1950 tarih ve 5690 sayılı Yasayla kabul edilen Sanayi ve Ticarette İş Teftişi Hakkında 81 numaralı Milletlerarası Çalışma Örgütü Sözleşmesi (ILO) ile bu görev, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iş müfettişlerine verilmiştir. 81 sayılı ILO Sözleşmesinde, iş müfettişlerinin yetkisi geniş bir şekilde düzenlenmiş bulunmaktadır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; yasa tasarısının 93 üncü maddesinde, iş müfettişlerinin yetkilerine ilişkin geniş düzenlemeler yapılmasına karşın, her nedense, 1936 yılından kalan bir düzenleme aynen korunmak suretiyle "iş müfettişleri" yerine "yetkili makam ve memurlar" benimsenerek, teftiş, denetleme ve müfettişlik kavramlarına hak ettiği değerler verilememiştir.

Ayrıca, bu düzenlemeyle, kar kış, yağmur çamur demeden, yılın her gün ve her saatinde, dağ başlarındaki ocaklardan tutun tüm işyerlerinde sadakatle denetim yaparak çalışma barışını sağlamaya çalışan ve devletiyle çalışma yaşamının diğer tarafları arasında ezilen ve halen sayıları 700'ü bulan iş müfettişleri rencide edilmiştir. Gelin, birlikte, bu cefakâr ve çilekeş müfettişlere, bu yasa ve uluslararası sözleşmeyle verilen yetkileri teslim edelim. Bunun için, yasanın bu maddesiyle birlikte izleyen maddelerini de 81 sayılı ILO Sözleşmesinin normlarına uygun duruma getirmek suretiyle, iş müfettişlerini, ILO Sözleşmesindeki güvencelere kavuşturarak etkin ve verimli bir denetimin yolunu açalım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; eski bir denetim elemanı olarak, dışdenetimin ne kadar zor şartlar altında yapıldığını çok iyi biliyorum. Etkin denetimin olmadığı bir sistemin yapılması çok zordur. Özellikle, çalışma yaşamında etkin denetim sistemi kurulamayan ülkelerde, çalışma bakanlığı, etkisiz olduğu halde; etkin denetim sisteminin kurulduğu gelişmiş ülkelerde, çalışma bakanlıkları da etkin bir konumda bulunmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Anayasamıza göre, ülkemizde hukuk devleti kuralları geçerlidir. Hukuk devletinde, yönetilenler, hukukî güvencelerle donatılmış olup, yasaların, her koşulda eksiksiz bir şekilde uygulanması gerekmektedir. Bu nedenle, iş yasalarının da eksiksiz bir şekilde uygulanması hukuk devleti anlayışının doğal bir sonucudur.

Değerli milletvekilleri, Anayasanın 49 uncu maddesine göre, çalışmak, herkesin hakkı ve ödevidir. Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek, çalışanları korumak, çalışmayı desteklemek ve işsizliği önlemeye yönelik ekonomik ve sosyal önlemleri almak zorundadır. Bu hüküm, aynı zamanda, çalışma yaşamının temel felsefesini ve sosyal hukuk devleti ilkesinin temelini oluşturmaktadır.

Çalışma hayatının kararlılık içinde gelişmesini ilke edinen devlet, iş denetim örgütünü sağlıklı bir yapıya ve kurumsal güvenceye kavuşturmak mecburiyetindedir. Bu yapıldığında, aynı zamanda, sanayi ve ticarete ilişkin ILO Sözleşmesindeki hükümler de iş yaşamında uygulamaya geçirilmiş olacaktır.

Uygulanmakta olan iş denetim sisteminin temeli, 1936 yılında kabul edilen ve bir yıl sonra yürürlüğe giren, 12.8.1967 tarihinde yürürlükten kaldırılan 3008 sayılı İş Kanununun ürünüdür. Daha sonra bu yasanın yerini alan 931 ve 1475 sayılı İş Kanunlarında da denetim düzenekleri olduğu gibi korunmuştur.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz İş Yasası Tasarısının denetime ilişkin düzeneklerinde, Avrupa Birliği müktesebatıyla Uluslararası Çalışma Örgütü sözleşmelerine uyum sağlanamayarak, 1930'lu yılların düzenleme anlayışı aynen korunmuştur. Oysa, bu konuda, 1950 yılında 5690 sayılı Yasayla onadığımız iş teftişine ilişkin 81 sayılı ILO Sözleşmesi, önemli ve evrensel düzenlemeler içermesine karşılık, her nedense, onanması üzerinden yarım asırdan fazla süre geçmesine rağmen, hükümlerinin yeterince ulusal mevzuatımıza aktarılmadığını kabul etmek durumundayız.

Ayrıca, Uluslararası Çalışma Örgütünün iş denetimine ilişkin anlayışının yeterince izlenmediği görülmektedir. Nitekim, ILO tarafından yapılan bir araştırmada, çalışma bakanlıklarının ikinci bir konumda olması, iş denetim sistemi örgütlerinin evrensel normlara uygun olarak oluşturulamadığı gerçeğine dayandırılmaktadır.

Gerçekten de bugün uygulanmakta olan iş denetimi, çalışma sorunlarını algılayamamakta, tanı ve çözüm üretememekte, ulusal düzeyde eylem programları oluşturamamakta ve ulusal mevzuatın çalışma hayatının gereklerine uygun olarak değişmesi konusunda politikalar üretilmesine katkı yapamamaktadır. Çağdaş anlayış üzerine oturtulacak iş denetim sistemi ve örgütünün oluşturulması, artık, kaçınılmaz bir gereklilik olarak karşımızda durmaktadır. Bu nedenle, iş müfettişleri tarafından düzenlenen raporlardaki hak ve borç doğurucu niteliklere ve ILO sözleşmelerindeki kavramlara madde metinlerinde yer verilmesi; yasada ceza yaptırımına bağlanmamış emredici kuralların, işçinin ceza yoluyla korunması ilkesinin bir gereği olarak, eskiden olduğu gibi, ceza yaptırımına bağlanması; müfettişlerin, aynı sözleşmenin 4 üncü ve 6 ncı maddelerinde belirtilen ve siyasî değişimlerden etkilenmeyecek bir statüye kavuşturulması gerekmektedir.

Teftiş, önemli iştir; bakanlıklarda kariyer hizmetine girer. Teftişi sadece kariyer sahibi müfettişler yapmalıdır. Bunların, müfettiş yerine, yetkili makam ve memurlara bırakılmak suretiyle teftişin önemsiz duruma getirilmesi, ülkeye yapılan kötülüklerden birisidir. Yakın zaman önce, Bingöl depreminde, kontrol yapılmadığı için binaların nasıl çöktüğünü hepimiz biliyoruz. Bunun için, teftişe önem verelim. Teftişe ilişkin düzenlemelerden "yetkili makam ve memurlar" ibaresini çıkarıp, tüm yetkileri, kariyerden gelen iş müfettişlerine bırakalım.

Bu duygu ve düşüncelerle, Genel Kurulu selamlar, hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

77 konuşma daha · 14 Mayıs 2003

77 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook