Değişik adlar altında ilave ödemesi bulunmayan memurlara ve sözleşmeli personele ek ödeme yapılması hakkında (s.s.1103)
Diyarbakır Milletvekili ·
Genel Kurul, 73. Birleşim · 4. yasama yılı · 9 Mart 2006 · 1.152 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Muhsin Koçyiğit, 9 Mart 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 73. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DEĞİŞİK ADLAR ALTINDA İLAVE ÖDEMESİ BULUNMAYAN MEMURLARA VE SÖZLEŞMELİ PERSONELE EK ÖDEME YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1103)); konuşma 1.152 kelime.
Muhsin Koçyiğit (Diyarbakır). “Değişik adlar altında ilave ödemesi bulunmayan memurlara ve sözleşmeli personele ek ödeme yapılması hakkında (s.s.1103)”. TBMM Genel Kurulu, 73. Birleşim tutanağı, 9 Mart 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muhsin-kocyigit-22-2006-03-09-degisik-adlar-altinda-ilave-odemesi-bulunmayan-memurlara-ve-sozlesmeli-3 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA MUHSİN KOÇYİĞİT (Diyarbakır)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 1103 sıra sayılı yasa tasarısının 1 inci maddesinin ek 4 üncü maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum Anavatan Partisi Grubu adına; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan yasa tasarısıyla, memurlarımıza ek iyileştirmeler getirilmek istenmektedir. Aslında, bugün, kamu çalışanları, gerçekten de, çok zor durumdadır. Bugün, böyle, parça parça iyileştirmeler onların sorunlarına çözüm getirmez. Demek ki, böyle bir tasarının gelmesi, bundan sonra, Kamu Personel Reformu Tasarısının rafa kaldırıldığını da göstermektedir. En azından, bu yasama döneminde, bundan böyle, köklü çözüm getirecek bir Kamu Personel Reformu Yasa Tasarısı getirilmeyecek denilmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kamu kuruluşları arasında, kamu görevlileri arasında esas olan, eşit işe eşit ücretin verilmesidir. Bunların da verilebilmesi için, öncelikle, objektif koşulların geliştirilmesi lazım. Bunlar nelerdir; unvan durumu, hizmet durumu ve eğitim durumu esas alınarak, kamu çalışanlarına, en azından, eşit şekilde bir dağılım yapmak gerekmektedir; fakat, bugün, maalesef, bunun doğru olduğunu söyleyemeyiz. Güçlü olan, sesini duyurabilen kesimler yasalara taleplerini dikte ettirebilmekte, gücü olmayan, sesini çıkaramayan kamu görevlileri ise, bir köşede kaderleriyle baş başa bırakılmaktadır.
Aslında, bu yasa tasarıları, bir bakıma, toplumdaki kamu görevlilerinin örgütlerinin ne kadar gücünün olup olmadığını da göstermektedir. Bugüne kadar gelinen süreç içerisinde, hükümet ile sendikaların kendi aralarında yaptıkları bir toplugörüşme mutabakatı sonucunda, aslında, ücretlerinin belirlendiği söylenmişti. Demek ki, burada mutabakat tam sağlanamamış ki, bugün bu yasa tasarısı buraya getirilmiştir. Aslında, esas olan, sendikaların, kendi işçilerinin, kendi kamu görevlilerinin hakkını, hükümet nezdinde, masada arayarak, onların ücretlerini belirleyebilmeleridir, sosyal haklarını, özlük haklarını iyileştirebilmeleridir; fakat, bugün, Türkiye'de, ülkemizde, maalesef, tam anlamıyla bir sendikanın olduğunu söyleyemeyiz. Sadece, bugün, sendikaların toplugörüşme hakları vardır; sendikalaşmanın olmazsa olmaz diğer koşullarından olan toplupazarlık, toplusözleşme ve grev hakları yoktur.
Bugün, hükümet ile sendikalar arasında yapılan uzlaşmalarda, uzlaşılması halinde dahi, hükümet kendi görevlendirdiği uzlaştırma komisyonlarının kararlarını rafa kaldırarak, onlara da uymayarak, bir bakıma sendikalara ne derece önem verdiğini de, önemsediğini de(!) göstermektedir. Oysa, esas olan, Avrupa Birliği standartlarında ve ILO sözleşmeleri çerçevesinde Türkiye'de de çağdaş sosyal hukuk devletinin gerektirdiği gerçek anlamda bir sendikalaşmayı sağlayıp, sendikalar ile hükümetin pazarlığa oturarak, kendi görüşleri doğrultusunda çalışanlarına zam yapabilmeleri, onlara artışlar yapabilmeleridir. Demek ki, bugün bu yasalar burada görüşüldüğüne göre, bu sendikalar gereği gibi sesini çıkaramamakta, gereği gibi kendi çalışanlarını koruyamamaktadır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu yasa tasarısıyla 40 + 40 diye bir zam yapılmakta; fakat, getirilen bu zam, bu eködeme, maalesef, memurların emeklilerine yansıtılmamaktadır. Burada esas olan, getirilen zamların eşit şekilde emeklilere ve emeklilik halinde de memurlara, emekliliklere yansıtılmasıdır. Aksi halde, emekliler, yaşamlarının son dönemlerinde, sağlık sıkıntılarının ortaya çıktığı son dönemlerinde, paraya, gelire daha fazla ihtiyaç olduğu dönemlerde gelirden mahrum kalacaklardır. Bu bakımdan, bu iyileştirmelerin esas olanı, çalışırken alındığı gibi, emekli olurken de yansıtılmasıdır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün ücret gelirleri üzerinde yüksek oranda vergi yükleri vardır. Kurumlar Vergisinde, Gelir Vergisinde yüksek tarifelerde indirim yapılırken, ücretlilerin vergilerinde indirim yapılmaması, onları, yaşam koşulları karşısında daha da zor durumda bırakmış-tır. Aslında, ücret gelirlerinin vergilendirilmesinde bir terslik, bir paradoks da yaşanmaktadır. Şöyle ki: Bir yandan, yıl sonuna doğru gittikçe enflasyon artarken, öte yandan da, artan vergi dilimleri, artan matrahlar nedeniyle yıl sonuna doğru daha yüksek oranda vergilendirilen ücretliler iki bakımdan olumsuz durumla karşılaşmakta ve gelirleri azalmaktadır. Burada esas olan, tüm ücretler için, sabit, düz oranlı bir vergi getirmek -örneğin, yüzde 10 getirip- sene başından sene sonuna kadar bu oranla ücretleri vergilendirmektir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; enflasyonun kâğıt üzerinde düştüğünü söylüyorsunuz, düşüyor; fakat, gerçek enflasyon, çarşı pazar enflasyonu öyle değil; çünkü, bugün, enflasyon hesaplaması, maalesef, doğru değildir. Enflasyonda esas olarak, esas alınması gereken kira giderleri, akaryakıt giderleri, enerji giderleri ve temel gıda maddeleri yeterli ağırlıklarıyla enflasyona yansıtılmamaktadır. Bundan dolayı da, enflasyon hesaplaması, kâğıt üstündeki ile çarşı pazar enflasyonu farklı olmaktadır. Haklı olarak, çalışanlar da, enflasyon düşüyor da, bu neden benim cebime yansımıyor diye sorabilmektedirler. İşte, bu bakımdan, enflasyon gerçek değeriyle alınmadığından dolayı, çarşı pazar enflasyonu daha fazla, kâğıt üzerindeki enflasyon daha az, sizin yaptığınız zamlar da kâğıt üzerindeki enflasyon esas alınarak yapıldığından, memurların, kamu çalışanlarının durumu düzelmiyor, gittikçe daha zor duruma gitmektedir.
Enflasyonla ilgili olarak, ücretlilerin reel satın alma güçleri üzerine bir anekdotu vermek istiyorum. 1995 yılı 100 baz alınarak yapılan bir hesaplamada, 1999 yılında yüzde 127 olan ücretler 2002'de yüzde 115'e, 2004 ve sonrasında ise yüzde 105'e düşerek, 1999'dan 2006'ya kadar yüzde 22 oranında, ücretlilerin reel satın alma güçlerinde bir gerileme olduğu görülmektedir. Demek ki, burada ne kadar pembe tablolar çizilirse çizilsin, bir yerde, ücretlerdeki reel kayıplar bugüne kadar karşılanmamıştır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarıya yapılan bir ekte, sözleşmeli öğretmenlik müessesesi getirilmektedir. Aslında, öğretmenlik müessesesi -Anayasamıza göre, aslî ve sürekli kamu hizmetlerinin devlet memurları eliyle yapılmasını gerektirmektedir- öğretmenlik de aslî ve sürekli bir memurluk olduğundan, kadrolu olması gerekmektedir; fakat, bu yasa tasarısıyla, sözleşmeli öğretmenlik getirilerek, bir yerde, buradan bir delik açılmaya çalışılmakta. Aslında, bundan kısa bir süre önce, Danıştayın bu konuda bir yürütmeyi durdurma kararı vardı; ancak, görüyoruz ki, hükümet, sabırsızlıkla, bunu bile beklemeden, kararın gerekçesinin yayımlanmasını bile bek-lemeden, böyle bir düzenlemeyi tekrar yasa tasarısı içerisine koymuştur.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yine arkadaşlarımız bahsettiler; bu yasa tasarısında, dönersermayeli kuruluşlarda çalıştırılan kamu çalışanları 40+42 alırken, bunlara bütçeden değil de kendi dönersermayelerinden ödeme yapılacaktır. Dönersermayelerin çoğunluğunun gelir durumları azdır, bunu ödeyecek durumda değildir. Bunları ödeyemeyecek duruma geldiği zaman, bir yerde, memurların sosyal ve özlük hakları eksiklikle karşılanacak, bunlara bir ödeme yapılamayacaktır. Bu bakımdan, bu maddenin bu bölümünü bir eksiklik olarak görüyoruz.
Yine, özelleştirme mağdurları, bildiğimiz gibi, büyük mücadeleler sonucunda, diğer kamu kurumlarına yerleştirilmeleri sağlandı 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4/C maddesine göre; fakat, bunlar çalışmalarına rağmen, bunların ücretleri sabitlendi; ortalama 460 000 000 civarında bir maaş, bir gelir elde etmektedirler ve bu, sabit olarak durmaktadır. Bu insanların da gelire, bu insanların da harcamaya ihtiyaçları vardır. Bu bakımdan, bunların durumunun da burada düzeltilmesi gerektiğine inanmaktayız.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir bakıma, kamu kurumları arasında, çalışanlar arasında farklılıklar, eşitsizlikler var...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Koçyiğit, konuşmanızı tamamlayınız.
MUHSİN KOÇYİĞİT (Devamla)...bir bakıma da, çalışanlar ile emekliler arasında büyük farklılıklar vardır. Tüm bunların bu yasa tasarısında giderilmesi gerekiyor.
Aynı şekilde, özellikle, Türk Silahlı Kuvvetlerinde çalışan sivil personelin durumu çok zordur. Bu kesim, maalesef, devamlı ihmal edilmektedir. Bunlardan mühendis, teknisyen, bilgisayarcı, şef, memur olarak çalışanlar, aşağı yukarı, girdikleri gibi oradan emekli olmakta. Önleri kapalıdır; bir bakıma terfi edememekte, bir bakıma da bunların ekgöstergeleri, yan ödemeleri, maaş artışları devamlı belli bir düzeyin altında kalarak, bunların durumları, diğer memurların durumuna göre, göreceli olarak azalmaktadır. Bunların durumunun da düzeltilmesi gerekmektedir.
Aynı şekilde, diğer kurumlarda çalışan daire başkanlarına makam tazminatı verildiği halde, üniversitelerde çalışan daire başkanlarına makam tazminatı verilmemektedir. Yapılacak bir düzenlemeyle, bu eşitsizliğin, bu farklılığın da ortadan kaldırılması gerekmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yine, bakanlık il müdürleri arasında da eşitsizlik vardır. Örneğin, Bayındırlık Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı ve Tarım Bakanlığı il müdürleri makam tazminatlarını yüksek dereceden aldıkları halde, diğer bakanlıklardaki, Çevre ve Orman Bakanlığındaki, Kültür ve Turizm Bakanlığındaki, Sanayi ve Ticaret Bakanlığındaki müdürler makam tazminatını diğerleri kadar alamamaktadır. Buradaki eşitsizliğin de ortadan kaldırılıp giderilmesi gerektiğine inanıyoruz.
Bu duygu ve düşüncelerle, Yüce Genel Kurulu selamlıyor, hepinize saygılar sunuyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
52 konuşma daha · 9 Mart 2006