İçeriğe atla

24. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 133. BİRLEŞİM · PAZAR

Bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi ve devlet memurları kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı

Münir Kutluata

Sakarya Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 133. Birleşim · 3. yasama yılı · 7 Temmuz 2013 · 513 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Münir Kutluata (MHP), 7 Temmuz 2013 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 133. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ VE DEVLET MEMURLARI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI); konuşma 513 kelime.

Münir Kutluata (MHP, Sakarya). “Bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi ve devlet memurları kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı”. TBMM Genel Kurulu, 133. Birleşim tutanağı, 7 Temmuz 2013. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/munir-kutluata-24-2013-07-07-bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde-kararnamelerde-degisiklik-yapilmasina-dai (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MÜNİR KUTLUATA (Sakarya)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 478 sıra sayılı yasal düzenlemenin 73’üncü maddesinin (c) bendinde yapılmasını istediğimiz değişiklikle ilgili Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

(c) bendi, 635 sayılı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 13 ve 31’inci maddelerinde değişiklik yapıyor. Bu değişiklikler müfettiş yardımcısı alımı ve uzman yardımcısı istihdamıyla ilgilidir.

Ben, adı 365 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı hâline getirilen bakanlığımızın sorumluluk alanındaki olumsuz gelişmelere dikkatinizi çekmek istiyorum.

Dikkat çekmek istediğim husus, bilim ve teknoloji alanında Türkiye'nin esasen yetersiz olan pozisyonunun her geçen gün daha da bozulmakta olduğu hususudur. Daha öz olarak ifade etmek gerekirse, Türkiye’de bilim üretilemiyor, teknoloji geliştirilemiyor. Bilgi üretecek ve teknoloji geliştirecek ortamın iktidar eliyle yok edilmekte olduğunu üzülerek izlemekteyiz. Ne üniversiteler ne özel sektör ne de adında “Bilim ve Teknoloji” olan Sanayi Bakanlığı bilimsel ve teknolojik gelişmelerin önünü açacak bir ehliyete kavuşturulamamıştır. Mevcut olan yetersiz ortamın da her gün bozulduğunu görmekteyiz. Bilim, teknoloji, yenilikçilik, bilgi çağı gibi birçok kavram dilden düşürülmemesine rağmen temeldeki bir kavrayış yetersizliği Türkiye’yi bu alanda üçüncü dünya ülkesi durumuna düşürmektedir. Bilgi çağı üretim sistemine kavuşabilmek, bilgi ve teknoloji üretecek ortamı oluşturmakla elde edilecek bir gelişmedir. Eğer ülkeyi yönetenler bilgi çağı öğretim sisteminin ürünlerine müşteri olmayı gelişme alameti olarak sunma gafleti içinde bulunurlarsa hiçbir zaman bilgi üreten ve teknoloji geliştiren ülkeler içinde olunamayacak demektir.

Denilebilir ki: “Araştırma geliştirme harcamalarında artış sağladık. Eskiden şu kadardı, şimdi bu kadar; dolayısıyla, iyiye gidiyoruz.” Rakamlarla o konuya da temas edeceğim ancak öncelikle bilinmesi gereken, sorunun birtakım rakamlarla izah edilebilecek kadar basit olmadığı hususudur. Bilimsel gelişme ve bilgi üretimi bir ortam meselesidir. Teknoloji geliştirme, aynı şekilde, ortam meselesi ve aynı zamanda finansmanına sanayinin piyasa şartlarının gereği olarak gönüllü iştirak etme meselesidir. Bu açıdan bakınca, üretilen bilgileri ve geliştirilen teknolojileri talep ederek pazar avantajı sağlayacak bir üretim yapısı teşvik edilemiyorsa bilimsel ve teknolojik gelişmenin doğal ortamı oluşturulamamış demektir. Bu alanda gelişmelere sanayi, pazar ve rekabet ilişkilerinin karşılıklı birbirini besleyen yapısını tarumar eden Hükûmet politikaları en büyük problem olarak karşımıza çıkıyor.

Pratiğe yönelik örnekler vermeden önce Hükûmetin iki temel yanlışına dikkat çekmek istiyorum. Değerli milletvekilleri, birincisi, ithalata dayalı ekonomi politikalarının her türlü AR-GE çalışmasının ve oluşmuş cılız yapıların üzerinden sel gibi gelip geçip hepsini anlamsız hâle getirmesidir.

İkincisi, ekonominin temel unsuru olan müteşebbisleri, ayakta kalabilmek için yandaş iş adamları durumuna dönüştürerek rekabet şartlarını yok etmek hatasıdır. Bu yolla AR-GE çalışmaları gereksiz hâle getirilmektedir.

Sanayideki gelişmelerin önünü açan müteşebbis, teknolojik gelişmeye bağımlı olan ve o nedenle teknolojiye uygulama alanı açan özelliğini, bu iktidar döneminde ekonominin hizmetine sunmaktan âdeta alıkonulmuştur, onun yerine gözüne kestirdiği her alanda para kazanmaya meyyal yandaş iş adamı tipi yaygınlık kazanmıştır.

Rekabetle varlığını sürdürmek zorunda olan sanayicinin, araştırma, geliştirmeye bakışı ile dediğimiz tarzda “türedi” iş adamının rekabet şartlarından anladığı birbirinden çok farklı olduğu için, ikincinin artması hâlinde bilim ve teknolojideki gelişme sekte almakta, birincinin, yani sanayicinin varlığını sürdürmesi hâlinde de teknolojik gelişmenin tabii ortamı oluşturulmaktadır.

Bu bakımdan, adında “sanayi ve teknoloji” bulunan Bakanlığımızın bu hususta hassasiyetini yenilemesi ve işe bu gözle bakması gerektiğini düşünüyor, bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

51 konuşma daha · 7 Temmuz 2013

51 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook