İçeriğe atla

27. DÖNEM · 600 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 48. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle

Genel Kurul, 48. Birleşim · 6. yasama yılı · 11 Ocak 2023 · 480 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Murat Çepni (Halkların Demokratik Partisi), 11 Ocak 2023 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 480 kelime.

Murat Çepni (Halkların Demokratik Partisi, İzmir). “Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim tutanağı, 11 Ocak 2023. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/murat-cepni-27-2023-01-11-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-ile-bazi-kanunlarda (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=113124

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

MURAT ÇEPNİ (İzmir)Teşekkürler Başkan.

Genel Kurul ve değerli halkımız; her şey kitabına uygun yaşanıyor. İnsanlık tarihi sınıf mücadeleleri tarihi. Zenginliğin kaynağı da çok çalışmak değil; yoksulun ödenmeyen emeğidir, yoksulun el konulan emeğidir zenginliğin kaynağı. Dolayısıyla, içinde bulunduğumuz ekonomik kırımın sebeplerini, sonuçlarını tartışırken de meseleye hangi kesimlerden, hangi sınıflardan yana baktığımızla ilgili bir durumdur. Bakın, en yüksek gelire sahip yüzde 10’luk kesim, düşük gelire sahip yüzde 50’lik kesimden 23 kat fazla kazanıyor. Şimdi, bu durumu iktidara sorarsanız, sermayeye sorarsanız şöyle cevap verecekler: “Bunda hiçbir sorun yok. Yapılması gereken sadece, çok kazananın biraz daha fazla zekât vermesidir.” Yani yoksula biraz daha, ölmeyecek kadar para verilmesini savunurlar. Dolayısıyla, buradaki mutlak eşitsizliğe özel bir itirazları yoktur. İşte, AKP de bir şirketler koalisyonu olarak ve “Ülkeyi bir şirket olarak yöneteceğim.” diyen bir parti olarak bugün sermaye çıkarlarını savunma düzenlemeleri getirmekle yükümlüdür.

Şimdi, bakın, Hazine ve Maliye Bakanı Nebati, 13 Aralık 2022’de şöyle söylemiş: “2022 en kötü yıl olarak tarihe geçti. 100 milyar dolar dış ticaret açığı, 50 milyar dolar cari açık söz konusu ama çok şükür, bu zor dönemi geride bırakıyoruz.” Evet, tam da bir AKP Maliye Bakanı. Şimdi, geride bırakıyoruz da nasıl bırakıyoruz? Şöyle bırakıyoruz: Milyonlarca insan, açlıkla uğraşıyor, yoksullukla uğraşıyor, tümüyle bir geleceksizliğe mahkûm edilmiş durumda. Bakın, bu süreçte 2 tane Türkiye var; bir tanesi, yüzde 300-500 kâr yapan şirketler ve bankalar ve AKP etrafında kümelenmiş şirketler, rant grupları, saadet zinciri üyeleri; bir tarafta da milyonlarca aç, yoksul insan, emekçi. Evet, bu tabloda, bu 2 Türkiye'nin içerisinde biz şunu savunuyoruz, diyoruz ki: Bu zenginliğin kaynağı hırsızlığın ta kendisidir, yoksullardan çalınandır, yoksulların ödenmeyen emeğidir, doğa katliamıdır. Evet, bunun karşısında ancak ve ancak emeği çalınanların yan yana gelmesiyle durabiliriz.

Şimdi, iktidar demişti ki: “Faiz sebep, enflasyon sonuç.” E, ne oldu? Faiz 9’a düşürüldü; enflasyon resmî rakamlara göre yüzde 64 küsur, resmî olmayan, gerçek rakamlara göre, sokağın, halkın enflasyonu ise yüzde 200-250 civarında. Peki, eğer faiz düştüyse bu bankalar ucuza aldıkları, bedavaya aldıkları parayı niye halka ortalama yüzde 40’la satıyorlar? Şimdi, faiz karşıtı AKP burada hangi tutarlılığı ortaya koyuyor; başından sonuna tutarsızlık. Burada mesele şu: Bir servet transferi gerçekleşiyor, halkın, yoksulların bütçesi, vergileri AKP eliyle bir avuç kan emiciye hortumlanıyor. İşte, bu teorinin Türkçesi tam olarak budur.

Şimdi, sözüm ona enflasyonu düşürüyorlar. Oysa, bakın, sadece FAO’ya göre 2022’de küresel gıda fiyatları yüzde 1 düşüyor ama aynı rakamlarla Türkiye'de gıda enflasyonu yüzde 77 artıyor. Bu koşullarda, bakın, açlık sınırı 8.500 TL, yoksulluk sınırı 26.500 TL ama emekliye verilen maaş en düşük -sözüm ona- 5.500 TL ve bunu da bir lütuf olarak veriyor AKP.

Şimdi, EYT meselesine geldiğimizde de aynı şeyle karşı karşıyayız. Şimdi, EYT niye çıkmıyor, niye gelmiyor? Çünkü henüz daha seçim açısından rantabl olmuş değil, onun hazırlıklarını yapmaya çalışıyor AKP. Şimdi, bakın, burada da bunu bir lütuf olarak sunuyor. Oysa, EYT milyonlarca insanın gasbedilmiş hakkıdır. Şimdi bu gasbedilmiş haklar geri alınmaya çalışılıyor fakat bu yapılırken de yarım yamalak yapılıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

141 konuşma daha · 11 Ocak 2023

141 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook