Türkiye’ye dayatılan tek adam rejimiyle adım adım parti devleti inşa edilirken devletin kurumlarının da çökertildiğine ve örneklerine, Meclise sunulan bütçede son derece tehlikeli rakamların olduğuna ve Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesinden vakıflara aktarılacak tutara, yenidoğan bebek ölümlerinin sorumlularına, 112 Acil Çağrı Merkezine, Doğru İnsanlar Vakfına, Bakanlığı zamanında Fahrettin Koca’ya yüksek getirili hastalarla ilgili sorduğu soruya, kadınların katilleriyle baş başa bırakıldığına ve Narin cinayetine ilişkin açıklaması
Ankara Milletvekili · CHP (konuşma tarihinde; bugün Yeni Parti)
Genel Kurul, 11. Birleşim · 3. yasama yılı · 23 Ekim 2024 · 929 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma · Günün kaydı →
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)MURAT EMİR (Ankara)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
2017 Anayasa değişikliğiyle bir tek adam rejimi Türkiye'ye dayatıldı ve tek adam yasamanın, yürütmenin ve yargının direkt veya endirekt olarak tepesinde ve parti devleti, maalesef, adım adım inşa edilirken devletimizin kurumları da çökertildi. Bir çarpıcı örneği dün gördük, MİT Başkanı İbrahim Kalın AKP Genel Merkezinde AKP üst yönetimine Fetullah Gülen’le ilgili brifing verdi. Bu, kanıksadığımız, AKP'lilerin şaşırmayacağı ama normalde hiçbirimizin kabul etmemesi gereken bir durumdur. Millî İstihbarat Teşkilatı, adı üstünde millîdir, tüm milletindir, Türkiye Cumhuriyeti’nindir. Eğer MİT Başkanının parti genel başkanlarına brifing vermeye ihtiyacı var ise, Sayın Cumhurbaşkanına brifing vermeye ihtiyacı var ise -ki bunu anlayabiliriz- bunun yeri elbette ki Cumhurbaşkanının çalışma ofisi olmalıdır. Aynı şekilde, MİT Başkanı diğer partilere de devletin güvenliğiyle ilgili gerekli gördüğü zamanlarda, geçmişte devletimizin geleneğinde olduğu gibi, brifing vermelidir, bilgilendirme yapmalıdır ama bir parti hâkim parti, Cumhurbaşkanının partisi, yürütmenin Meclisteki partisi olsa dahi o partinin genel merkezine gidip o partinin üst yönetimine devletin bilgilerini aktarması asla kabul edilemez. Devletin nasıl çürütüldüğünün, ne hâle getirildiğinin, Millî İstihbarat Teşkilatının bile millî karakterinden uzaklaştırılıp AKP'nin bir alt kuruluşuna dönüştürüldüğünün ve bu nedenle de Türkiye Cumhuriyeti’nin nasıl tehlikelere atıldığının çok somut ve çarpıcı bir örneğini gördük ve bunu kabul etmiyoruz, bunu kanıksamıyoruz, buna alışmıyoruz, siz de alışmayın.
Yine aynı şekilde, bakıyorsunuz, Elâzığ Valisi, daha yeni atanan Elâzığ Valisi Numan Hatipoğlu, Elâzığ AKP İl Başkanı ve yönetim kuruluyla Bakan Murat Kurum’u ziyarete gidiyor. Bir vali elbette ki kentindeki sorunlar için Bakana gidecek, AKP teşkilatı da gidebilir, CHP teşkilatı da gidebilir ama vali, AKP teşkilatıyla gidemez, devletin valisi olmak zorundadır. Devletle bu kadar oynamayın, bu kadar çürütmeyin.
Bakınız, bütçe Meclise sunuldu, son derece tehlikeli, sorunlu rakamlar var. Bakıyorsunuz, 2000-2024 arasında Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesinden vakıflara 1,6 milyar lira aktarılmışken 2025-2027 döneminde 6,3 milyar lira aktarılıyor, çok büyük bir rakam. Oysa bu devlet, Gençlik ve Spor Bakanlığı KYK yurtlarındaki gençlerden 5,5 milyar lira para alıyor. KYK yurdunda kalan her bir gencimiz 345 lira ile 855 lira arasında ücret ödemek zorunda kalıyor. Vakıflara, ne yaptığını bildiğimiz, AKP’nin alt iletişim sorumlusu, alt birimleri olarak çalışan bu tarikatlara, bu cemaatlere para aktarılacağına, kaynak aktarılacağına KYK yurtları yapılsa, ihtiyacı olan gençlerimiz orada ücretsiz kalsa daha iyi olmaz mı? Ama bunun yerine, maalesef bunu tercih ediyorlar. Bir rakam daha vereyim: Her 4 gencimizden sadece 1’i KYK yurtlarında kalabiliyor ve son bir yılda sadece 47 bin kapasiteli KYK yurdu yapıldı. 1 milyona yakın yurt kapasitemiz var, bir yılda sadece 47 bin artırıldı yani dörtte 1 oranı değiştirilemiyor. Çocuklarımız KYK yurtlarında yer bulamıyorlar, yine, başka özel sektöre veya tarikat yurtlarına mahkûm ediliyorlar; bu da son derece tehlikeli bir durum.
Günlerdir yenidoğan çetesiyle, yenidoğan bebeklerimizin ölüme terk edilmesiyle ve oradan önemli bir ticaret yapılmasıyla sarsılıyoruz ama burada Sağlık Bakanı başta olmak üzere sorumlulardan doyurucu, açıklayıcı bir cevap alamıyoruz; sessizliğe bürünüyorlar ve istifa etmeyi akıllarına getirmiyorlar. Oysa denetim görevini yapmayanlar, bekleyenler, bebekler ölürken sadece dinleyenler, dinleyip de bir şey yapmayanlar, SGK'ye bildirim yapıp SGK'nin ödemesini anında kesmeyenler, Sağlık Bakanlığına haber vermeyenler bu cinayetlerden birinci derecede suçludur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Emir.
MURAT EMİR (Ankara)Ve bu cinayetler 112 sistemi üzerinden yapılmıştır. Hastalar, yenidoğan bebekler 112 üzerinden bu hastanelere aktarılmakta, burada bir çete oluşturulmakta ve bu çetenin buradaki ihmalleri dolayısıyla veya yeni doğanların yaşamını tehlikeye atması dolayısıyla cinayetler işlenmekte ve kanlı paralar kazanılmaktadır. Ama 112'ye de mutlaka el atılmalıdır.
Bugün bir haber: Sağlık Bakanı kardeşinin, yeğeninin de üye olduğu bir vakıf kuruyor. Vakfın adı “Doğru İnsanlar Vakfı” ve bu Vakfın 112’yle doğrudan bağlantısı var. Sayın Bakanı bu konuda açıklamaya davet ediyoruz. 112’yle bağlantınız nedir? Çünkü Nurperi Apaydın Sayın Bakanın yeğeni, aynı zamanda 112'de bir çalışandır. Dolayısıyla burada ambulansların koordine edilmesinde etkili olduğu söylenmektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun.
MURAT EMİR (Ankara)Defalarca şikâyet edildiğine ama bu şikâyetlerin bugünkü Bakan eliyle bastırıldığına, üstünün örtüldüğüne dönük bilgiler bulunmaktadır. Sayın Bakanın çıkıp bu konuda açıklama yapması ve bu 112'deki hasta yönlendirmelerine mutlaka müdahale etmesi gerekir.
Benim beş yıl önce sorduğum bir soru hâlâ cevapsızdır. Medipol Hastanelerine Fahrettin Koca’nın Bakanlığı zamanında özellikle koroner kalp hastalarının yani yüksek getirili hastaların yönlendirildiğine dönük bilgiler gelmişti, sormuştuk, hâlâ raflarda bekliyor, bu sorunun da cevabını Fahrettin Koca’dan bekliyoruz.
Sayın Başkan, bugün yine dün akşam itibarıyla bir ölüm haberi aldık, bir kadın cinayeti yaşandı Türkiye'de, Evin Demirtaş isimli bir kadın katledildi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Başkan.
MURAT EMİR (Ankara)Her bir kadın cinayetinde kadınların nasıl savunmasız bırakıldığını, nasıl bir gece bir imzayla İstanbul Sözleşmesi’nden çıkıldığını, devlet gücünün kadınların arkasından çekilince kadın cinayetlerinin nasıl arttığını dile getireceğiz. Bu cinayetlerde elbette failler var ama faillerden biri de siyasi iktidardır, Tayyip Erdoğan’dır, İstanbul Sözleşmesi’nden usulsüz bir biçimde, bir imzayla çekilen kendisidir ve kadınları katilleriyle baş başa bırakmıştır, bu açıdan da suçludur.
Sayın Başkan, son sözlerimi Narin cinayetiyle bağlamak istiyorum. İddianame ortaya çıktı, 4 sanık var, Narin’i öldürmekle suçlanıyorlar, hangisinin öldürdüğü belli değil. Niye? Çünkü deliller yok. Niye? Çünkü devlet yapması gerekeni yapmadı, geç yaptı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun, devam edin.
MURAT EMİR (Ankara)Su kenarına o cesedin bırakıldığını herkes biliyordu; AKP milletvekili de biliyordu, bilmesi gerekenler biliyordu. Kolluk güçleri etkili bir soruşturma yapsaydı kısa sürede öğrenebilirdi ama beklendi, beklendi, beklendi, o minik bedendeki deliller kaybolduktan sonra minik beden bulundu, Adli Tıp raporlarında hiçbir şey çıkmadı. Şu anda elimizde bir iddianame var, iddianamede sanıklar var ama kimin katil olduğu belli değil. Korkarız ki o katillerin her biri teker teker delil yetersizliğinden tahliye edilecekler ve Narin’in kanı yerde kalacak; biz bunun takipçisiyiz. Ama on dokuz gün boyunca görevini yapmayanlar, ihmal edenler hakkında da mutlaka soruşturma yapılmalıdır, bunun da takipçisi olacağız.
Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
116 konuşma daha · 23 Ekim 2024