İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
GENEL KURUL · 48. BİRLEŞİM · SALI

Cezaevindeki Tayfun Kahraman ile Mehmet Murat Çalık’a, 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın öldürülmesine ilişkin açıklaması

Murat Emir

Ankara Milletvekili · CHP (konuşma tarihinde; bugün Yeni Parti)

Genel Kurul, 48. Birleşim · 4. yasama yılı · 20 Ocak 2026 · 762 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma · Günün kaydı →

Kaynak göster

Murat Emir (CHP), 20 Ocak 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Cezaevindeki Tayfun Kahraman ile Mehmet Murat Çalık’a, 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın öldürülmesine ilişkin açıklaması); konuşma 762 kelime.

Murat Emir (CHP, Ankara). “Cezaevindeki Tayfun Kahraman ile Mehmet Murat Çalık’a, 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın öldürülmesine ilişkin açıklaması”. TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim tutanağı, 20 Ocak 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/murat-emir-2026-01-20-cezaevindeki-tayfun-kahraman-ile-mehmet-murat-calika-17-yasindaki-at (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=141398

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

MURAT EMİR (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmama Tayfun Kahraman ve Murat Çalık için artık insanlık dramına dönüşmüş olan hastalık durumunu gündeme getirerek başlamak istiyorum. Tayfun Kahraman aslında Gezi'den birkaç defa beraat etmişti ama Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Gezi'den kişisel bir intikam çıkarma gayretiyle tekrar tutuklandı ve 2023'te hüküm giydi. Oysa Anayasa Mahkemesi, sonrasında Tayfun Kahraman'ın adil yargılanmadığını tespit etti ve mahkemeye "Tayfun Kahraman'ı tahliye et ve yeniden yargıla." dedi. Oysa Anayasa Mahkemesi kararı herkesi bağlaması gerekirken mahkeme buna uymadı. Burada açık bir hukuksuzluk ve bir Anayasa tanımazlık vardır ama bununla yetinmediler; Tayfun Kahraman multiple skleroz hastası, MS hastası. Bu, son derece ağır seyreden, ağır ağrılarla seyreden ve bir kişinin tek başına yaşamını cezaevinde geçirmesini önleyecek derecede ağır bir hastalık. Tayfun Kahraman'ı ziyaret eden bizler bunu açıkça görüyoruz. Öylesine zulmediliyor ki kendisi cezaevinden hastaneye götürülürken kötü muameleye tabi tutuluyor, dönüşte neurontin ilacı alması lazım; o gece ilacını almıyor, ağrılar içerisinde uyuyor ve bizim vicdanımız sızlıyor. Hepinizin de vicdanının sızlamasını ve ayağa kalkmasını bekliyoruz. Bakın, multiple skleroz hastasının ağrıları o sinirsel deşarjlardan dolayı son derece ağırdır, bıçak saplanmasından çok daha derindir ve yaralayıcıdır, acıtır. Bu kişiyi tek başına inatla cezaevinde tutmak, Anayasa Mahkemesi kararını çiğnemek, cezaevinde kötü muameleyi geçmiş işkence suçuna girmiş bir durumdur ve bilsinler ki bu suçu işleyenler eninde sonunda yargılanacaklar; bu suçların zaman aşımı yoktur. Bu kişilerin vebalini kim, nasıl verecek? Buradan soruyorum. Yeter artık! (CHP sıralarından alkışlar) Tayfun Kahraman için Anayasa Mahkemesi kararına uyun ve bu kişiyi hiç olmazsa hastanede takip edin. Yüksek doz steroid veriyorlar, kortizol veriyorlar baskılamak için. Niye? Bir an evvel cezaevindeki hücresine götürelim diye. Oysa yüksek doz kortizol verdiğiniz hastanın bütün savunma mekanizmalarını çökertiyorsunuz; hastalığa, enfeksiyona açık bir hâle getiriyorsunuz; bunu da çok iyi biliyorsunuz ama göz yumuyorsunuz. Artık yeter!

Mehmet Murat Çalık; kendisi tutuklandı, hükümlü değil, birden bire, gerekçesiz İzmir Buca Cezaevine sürüldü. Bunun adı sürgün. Niye? Çünkü annesini-babasını haftada bir görüyormuş, göremesin; çocuğunu göremesin, eşi gelip ziyaret edip moral veremesin ve tabii, avukatlarıyla olması gerektiği gibi görüşemesin ve savunma hakkı, savunmaya erişim hakkı kısıtlansın diye İzmir'e sürdüler. Oysa Mehmet Murat Çalık daha önce lenfoma geçirmiş, hastalığının nüksetme olasılığı var. Kendisi gerçekten de İzmir'deki Buca Cezaevinde 15 kilo verdi, 15 kilo, hepimizin gözü önünde eridi ve vücudunda zaman zaman çeşitli kitleler oluştu, bu kitlelerden biyopsiler alındı. Dilimizde tüy bitti; burada relaps dediğimiz hastalığın yeniden baş göstermesi olabilir, oluyor gibi görünüyor dedik. Biyopsi alındı, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Hastanesi dedi ki "Evet, 4-5 'blast' var. Hastalık nüksediyor olabilir ve cezaevinde kalması tekrar riskini artırıyor olabilir." Ne yapmak lazım? Bu kişiyi hiç olmazsa alın, korunaklı, cezaevi koşullarındaki bir üniversite hastanesinde takip edin. "Yok, hayır, illa cezaevine koyacağız, illa eziyet çektireceğiz, herkese ibret olsun diye biz bunu yapacağız." gibi bir düşman hukuku anlayışı yeşermiş durumda ve bunu yaptılar. Adli Tıbba gitti, Adli Tıp 5-6 "blast" hücresini yani o kötü huylu hücreyi 4-5'e indirdi ve "Devam edebilir." dedi. On gün önce biyopsi alınmış, yarası duruyor, dikişleri orada, bir başka hastanede alınmış bir biyopsi var, ameliyat yapılmış; bir başka hastaneye, şehir hastanesine götürdüler ve bunu anlamak mümkün değil. Bir defa, bakın, Hasta Hakları Beyannamesi var, İnsan Hakları Beyannamesi var, bizim yasalarımız var; hasta hekimini seçer, hasta hastanesini seçer.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun, tamamlayın.

MURAT EMİR (Ankara)Tedavisi başlamış, sürüyor. Niye buna ihtiyaç duyuluyor? Nereden çıkıyor bu? Çünkü oradan sipariş üzerine rapor alabilecekler. Daha önce aldıkları raporun bir benzerini alabilecekler diye savcılık diyor ki: "Hayır, İzmir Şehir Hastanesine götüreceksiniz." Mehmet Murat Çalık kabul etmedi bu muameleyi, haklarını savundu; tam cezaevine götürecekken vazgeçtiler çünkü onlar da korkuyorlar, vazgeçtiler, tekrar hastaneye götürdüler. Savcılık talimat vermiş: "Tek kare görüntüsü olmayacak, görüntü verdirmeyeceksiniz." Niye? Çünkü Mehmet Murat Çalık'ın düştüğü o durumu, o pençeleştiği hastalığı görüntülenirse savcılık zor duruma girer diye, bir algı oluşur diye ve sonuçta ultrason cihazını bile Mehmet Çalık'ın odasına getirdiler, koğuşuna getirdiler, orada tetkiklerini yapıp tekrar götürdüler. Bakın, buradan sesleniyorum: Eğer bu cezaevinde bugüne kadar...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun, tamamlayın.

MURAT EMİR (Ankara)Bu kişilere yapılan açıkça hukuksuzluktur, hukuku çiğnemektir, insanlıktan vazgeçmektir. Bu bir insanlık suçudur ve oradan, Allah korusun, bir cenaze çıkarsa bunun altında Türkiye Cumhuriyeti kalır; açık söylüyorum, Türkiye Cumhuriyeti kalır. (CHP sıralarından alkışlar) Ama oradaki meslektaşlarıma da buradan sesleniyorum: Emir geldi, talimat geldi diye bu işlerin içine girmeyin, hastanın hakkını verin ve hastaların olması gerektiği gibi tedavi almalarını sağlayın. Bu kişilerin artık bir dakika bile cezaevi hücrelerinde tutulması açıkça hukuksuzluktur, insanlık dışı bir uygulamadır.

Değerli arkadaşlar, çok yakıcı bir sorun. 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın sokak ortasında yine bir ergen tarafından bıçaklanarak öldürülmesi sonrasında, elbette yüreğimizden hiç eksilmeyen diğer acılarımızı da bir kez daha anımsadık.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

105 konuşma daha · 20 Ocak 2026

Günün kaydı →
105 konuşmanın tamamı →