Kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işler
Ankara Milletvekili · Yeni Parti
Genel Kurul, 13. Birleşim · 5. yasama yılı · 4 Kasım 2026 · 1.496 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma · Günün kaydı →
Kaynak göster
Murat Emir (Yeni Parti), 4 Kasım 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER); konuşma 1.496 kelime.
Murat Emir (Yeni Parti, Ankara). “Kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işler”. TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim tutanağı, 4 Kasım 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/murat-emir-2026-11-04-kanun-teklifleri-ile-komisyonlardan-gelen-diger-isler (erişim: 5 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=149580
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)MURAT EMİR (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Hulusi Akar'ın önemli bir komutan ve iyi bir asker olduğunu bilirdik, buna bir kez daha tanık olduk. (Yeni Parti sıralarından alkışlar) Mekke Anlaşması'nın nasıl bir ihanet olduğunu fark etmiş, burada yirmi dakika her şeyden bahsetti, bir tek Mekke Anlaşması'ndan bahsetmedi; kenarından geçti, kenarından geçti çünkü Mekke Anlaşması'nın tutulacak hiçbir yeri yok arkadaşlar, o da fark etmiş. Teşekkür ederiz Sayın Akar. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlar, bitmiş, tükenmiş bir siyasi iktidar ekonomisi dibe vurmuş, derin bir krizdeki ülkeyi yönetirken ve adaleti yerle bir olmuş, adaleti sopa gibi kullanan, demokrasisini katletmiş, kendi seçilmişlerine, kendi demokrasisine darbe yapmış, Anayasa'sını her defasında çiğneyen bir siyasi iktidar, hele de bir fon soygunuyla artık duvara iyice dayandığını, kaçacak yeri kalmadığını, bir yerlerden mutlaka para bulması gerektiğini fark edince işte bu anlaşma önümüze geldi. Derin bir meşruiyet krizleri var ve ancak ve ancak 86 milyondan alamadıkları, bu topraklarda bulamayacakları meşruiyeti Amerika'da arıyorlar, Trump'tan arıyorlar. İşte, Trump'tan meşruiyet almak adına, Trump bunların sırtını sıvazlasın diye Mehmetçik'i Yemen çöllerine göndermek için bu anlaşmayı getirdiler, bu anlaşmanın arka planı budur. (Yeni Parti sıralarından alkışlar) Hiç kimse bize "Efendim, aktör oluyoruz." "Efendim, oralardaki boşluğu biz dolduracağız." "Efendim, Türkiye Yüzyılı..." palavralarını yutturamaz, öyle bir şey yok.
Değerli arkadaşlar, ülkeler elbette ki büyüdükçe askerî kabiliyetlerini de artırırlar ve bunu da zaman zaman ihraç ederler, biz de Türkiye'nin bu kabiliyetlerini ihraç etmesinden gurur duyarız ama burada yapılan başka bir şey; siz Yemen'e Arabistan lehine, siz İsrail lehine, siz Amerika'nın taşeronluğu adına Türk askerini yolluyorsunuz, Türk askerinin mübarek kanını çöllere dökmek üzere oylama yapacaksınız birazdan; bunu kabul etmiyoruz. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlar, adamlar her şeyi söylüyorlar, açık açık söylüyorlar, açık açık diyorlar ki: "Bizim artık Orta Doğu'da işimiz yok." Bir yük paylaşımı stratejileri var "Artık bizim burada taşıdığımız yükü bizim kullanacağımız ülkeler taşısın." diyorlar ve oradan hemen Türkiye Cumhuriyeti atlıyor, "Evet, biz varız." diyor, sıranın başında Türkiye Cumhuriyeti. Bakın, Mısır girecekti, Mısır girmedi, Mısır sizden akıllı çıktı. "Efendim, biz orada olalım." "Olmayın." diyen yok ki. Mesela, Yunanistan, Suudi Arabistan'a Patriot gönderiyor; siz de gönderin, zaten yapıyorsunuz, yapılmalı da veya değerli arkadaşlar, mesela, İngiltere Eurofighter gönderiyor Suudi Arabistan'a "Husilerle savaşsın." diye; siz de yapın, varsa kabiliyetiniz ama oraya Mehmetçik'i göndermeyin! Elinizde sadece Mehmetçik var, dünyanın neresinde kriz olursa "Mehmetçik'i gönderelim." El âlem otursun, onların taşeronluğunu yapalım; biz buna asla razı değiliz. Büyük bir vebal altındasınız, büyük bir günaha gireceksiniz, önümüzdeki yıllarda orada sıcak çatışmalara Türk askeri girdiği zaman, her birinin vebali her birinizin boynunda olacak; bunu bilerek oylarınızı kullanın. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlar, 17 Ağustosta Trump'a soruyorlar, "Mekke Anlaşması'nı nasıl buldunuz?" diyorlar. Diyor ki: "Mekke Anlaşması'ndan çok memnunum, ülkeler artık yükümüzü paylaşıyor." İşte, benim anlattıklarımı Trump söylemiş, bunları ben uydurmadım. Aynı şekilde 13 Ekimde Trump'a diyorlar ki: "Türkleri sahaya sürecek misiniz?" Arkadaşlar "Türkleri sahaya sürecek misiniz?" sorusuna Trump şöyle diyor: "Bunu yapabilirim, evet, Erdoğan'ın kendisinden ne istersem yapacağını düşünüyorum." Siz düşünüyor musunuz? Siz düşünüyor musunuz arkadaşlar, buna izin verecek misiniz? Trump isteyecek, Erdoğan kabul edecek, siz de parmak kaldıracaksınız. Biz buna milletimiz adına itiraz ediyoruz. (Yeni Parti sıralarından alkışlar) Hem de ne Trump, hem de ne Trump; bitmiş, tükenmiş topal ördek, en son NATO'da geldi, F-35ler geliyordu, CAATSA yaptırımları kalkıyordu, Senatoda, Kongrede güçlüyken bile bunları yapamadı, yapmadı. Şimdi, bundan sonra nasıl yapacak? Trump ne zaman size bir kelime söylese Türkiye'de yerinizde duramıyorsunuz, havalanıyorsunuz "Dünya lideri." diyorsunuz ama dünya lideri yapa yapa Mısır'ın yapmadığını, başka ülkelerin yapmadığını, neredeyse Suriye'nin yapmadığını, Irak'ın yapmadığını, Mısır'ın kaçtığını dünya lideri yapıyor çünkü arkadaşlar, kimse bu ölçüde kendi devletine ihanet etmiyor. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)
Şimdi, değerli arkadaşlar, sadece ülkenize mi ihanet ediyorsunuz? Hayır, Filistin davasına da ihanet var burada. Şimdi, meydanlarda, alanlarda "Ey, Netanyahu..." Tamam, güzel, Filistin'e destek mitingleri, Gazze'ye gözyaşları, tamam, güzel ama siz İsrail'in ayağının altındaki dikenleri temizleyen değil misiniz? Bakın, siz gözyaşı döker gibi göründünüz o katliamlar yapılırken, arkadan ticarete devam ettiniz, çimento yolladınız, çelik tel yolladınız, petrol yolladınız, her türlü mühimmatı yolladınız; önce reddettiniz, sonra kabul ettiniz, sonra konşimentolarını değiştirip yokmuş gibi yapıp ticarete devam ettiniz ama şimdi yok etmek üzere asker ve teknik destek yollayacağınız Husiler var ya, Husiler Tel Aviv'e füze gönderen tek güçtü biliyor musunuz? Biliyorsunuz. İşte o nedenle yolluyorsunuz. Amacınız İsrail'i rahatlatmak. "Efendim, biz İsrail'e karşı pakt kurduk." İsrail'e karşı pakt kurduysanız burada Irak niye yok? Suriye niye yok? En büyük düşmanları onlar. Çünkü siz aslında Türkiye'de sanki İsrail karşıtıymış gibi yapıyorsunuz ama tüm politikalarınız Netanyahu'nun politikaları çünkü Trump ile Netanyahu ortak çalışıyorlar, siz de bütün talimatları Trump'tan alıyorsunuz, bu kadar basit. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)
EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ)Hepsi yalan ve iftira.
MURAT EMİR (Devamla)Gelir konuşursun, hangi sözüm yanlışsa; hangi sözüm yanlışsa gelir konuşursun.
Değerli arkadaşlar, bakın, Sayın Namık Tan bahsetti, Erdoğan'ın Husilerle ilgili ve Yemen'le ilgili görüşlerinde büyük bir dalgalanma var; bazen beğeniyor bazen beğenmiyor, bazen Suudi Arabistan'ın yanında bazen Husilerin yanında. Neye göre şekilleniyor Erdoğan'ın duyguları ve düşünceleri? O günkü konjonktüre göre. Eğer o gün Suudi Arabistan'la hatları bağlamışsa, ticaret yapılıyorsa, oradan dolar gelme ihtimali varsa oradaki Husilere karşı en ağır sözleri söylüyor 2015'te, sonra Kaşıkçı davası meselesi çıkıyor, Suudi Arabistan'la sorunlar başlıyor, bu kez Husileri takdir ediyor, "Orada ilk bombayı kim attı bir bakın bakayım? Suudi Arabistan attı." diyor. Ondan sonra dönüyor, tekrar "Yukarıdan talimat geldi, Husileri oradan temizlemek lazım. Oradaki Babülmendep'i açmak lazım, Kızıldeniz'den petrol sevkiyatını rahatlatmak lazım; İsrail'i, Amerika'yı rahatlatmak lazım." O zaman, işte tekrar eski dostunu keşfediyor, eski dostu Suudi Arabistan Kralı.
Dolayısıyla Erdoğan'ın duygularıyla, Erdoğan'ın günlük menfaatleriyle böylesine bir diplomatik söze girilemez. Öyle bir anlaşma ki değerli arkadaşlar, on yıl çıkış yasağı var. Ya, sizin şurada bir yılınız kaldı, en fazla bir yılınız kaldı. Siz gidicisiniz, siz böyle bir anlaşma yapamazsınız. (Yeni Parti sıralarından alkışlar) Şimdi, parmaklar kalkacak, inecek, "Bu anlaşmayı kabul ettik." diyeceksiniz. Türkiye Cumhuriyeti, kalan dokuz yıl boyunca bu saçma sapan, bu ihanet seviyesindeki anlaşmadan çıkamayacak. Böyle bir anlaşma var mı? NATO böyle bir anlaşma mı arkadaşlar? Buna benzer bir anlaşma örneği var mı; gelir söylersiniz. Sadece bu bile, ne kadar ezik olduğunuzun, ne kadar mahcup olduğunuzun ve ne kadar Amerika'nın talimatlarından bir milim ayrılamayacağınızın açık göstergesi, sadece bu bile. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlar, mahcubiyet o kadar büyük ki 5 Ekimde toplanıyorlar, bildiri yayınlıyorlar. Bildirinin tarafları Suudi Arabistan, aynı şekilde Pakistan ve Türkiye. Suudi Arabistan resmî internet sitesine o bildiriyi koyuyor, Pakistan koyuyor çünkü onlar ciddi devletler. Bakın kiminle kıyasladığıma dikkat edin, Suudi Arabistan ve Pakistan. Ama bizim devletimiz Türkiye Cumhuriyeti, Sayın Hulusi Akar'ın dediği gibi Alparslan'dan beri bin yıldır devletiz değil mi Anadolu'da? Ama o bildiriyi Dışişleri Bakanlığı sitesine koyacak kadar cesaretiniz yok, koymamışsınız. İşte bildiri, elimizde, elimizde olması lazım veya. Bulalım, evet, burada, bakın, bakın burada. İngilizcesini koymuşsunuz ama Türkçesi yok. Diyorsunuz ki: "Sayın Bakanımız buraya katıldı." ve içeriğine baktığınızda niye Türkçesinin konulmadığı da açıkça ortaya çıkıyor. Umarım bunlara cevap verirsiniz. Altıncı paragrafta açıkça tarafların "..."[2] diyor. Yani bu şu demek değerli arkadaşlar: Gerektiğinde oraya askerî güç sevkiyatını derhâl yapmak konusunda taahhüt altına girmişsiniz. "Askerî kuvvetlerin krallığa hızla konuşlandırılması." diyorsunuz, Türkçesi bu. Bunu yazamadığınız için de Türkçesini yazmıyorsunuz. Ama bu anlaşmanın metninin bir yerinde de var ki "Eğer tercümeyle ilgili bir sıkıntı çıkarsa İngilizce metin geçerlidir." diyor. Yani burada "Biz rahatız, merak etmeyin; biz şunlarla bunlarla görüştük, Türk askeri oraya gitmeyecek." diyenleri buradan eğer kulak veriyorlarsa bir kez daha uyarmak isteriz: Gerçek metin buradadır, aradaki anlaşmalar buradadır ve Türkiye Cumhuriyeti maalesef oraya gerektiğinde askerî kuvvetler göndermeyi de kabul etmiştir.
Bir mesele daha var; şimdi, Ensarullah yani Husilerin asıl organize oldukları güç; Amerika buna "terör örgütü" diyor, yine Suudi Arabistan buna "terör örgütü" diyor, biz henüz demiyoruz, Birleşmiş Milletler de Ensarullah'ı terör örgütü listesine almamış ve bu anlaşmanın metninde de okuyoruz ki terör örgütlerine karşı ortak mücadele ve ortak müdahale sözü de veriyoruz. Dolayısıyla bu siyasi iktidar arkadaşlar, eğer bir idari kararla Ensarullah'a "Evet, bu terörist örgüttür." derse işte o zaman bu anlaşmanın gereği olarak yine Yemen çöllerine Türk askerini de Türk askerî varlığını da derhâl gönderme ve oradaki mücadeleye fiilen sokma yetkisi alıyorlar. "Bu yoktur, ikna olduk; öyle değil, böyle değil..." Bunların hepsi safsata.
Açıkça değerli arkadaşlar, bakınız, neresinden baksanız dökülen, neresinden baksanız ihanet dolu, neresinden baksanız gitmekte olan ve Türkiye'nin kendileri yüzünden ağırlaşan sorunları altında ezilen bir siyasi iktidarın son çırpınışlarının ürünü olan bir anlaşma, bize göre ihanet seviyesinde bir anlaşma ve bu anlaşmayı değerli arkadaşlar, Anayasa'yı hiçe sayarak üç ay boyunca Meclise getirmediler.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun, tamamlayın.
MURAT EMİR (Devamla)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Bir sayfa var, o sayfanın içinde ne olduğu belli değil, içeriği belli değil, kapsamı belli değil, kimin, hangi taahhütleri verdiği belli değil ve bunun üzerinden bakanlar toplantı yaptı, biraz önce benim bahsettiğim 5 Ekim Riyad Toplantısı yapıldı, bunun bildirgesi yayımlandı, buna göre taahhütlere girildi, buna göre Genelkurmay Başkanları gitti, Dışişleri Bakanları geldi, Savunma Bakanları geldi, övündüğünüz bu heyet İran'a gitti, orada görüşmeler yaptı; aslına bakarsanız hepsinde Anayasa çiğnendi.
Şimdi, ben buradan kimi iktidar sözcülerinin yeri geldikçe, kendilerince biraz da o sıkışmışlıklarını aşmak adına, biraz da gündem değiştirmek adına, biraz da demokratmış gibi görünmek adına...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MURAT EMİR (Devamla)Toparlıyorum Sayın Başkan.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
130 konuşma daha · 4 Kasım 2026