İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 73. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Değişik adlar altında ilave ödemesi bulunmayan memurlara ve sözleşmeli personele ek ödeme yapılması hakkında (s.s.1103)

Musa Uzunkaya

Samsun Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 73. Birleşim · 4. yasama yılı · 9 Mart 2006 · 971 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Musa Uzunkaya (AK Parti), 9 Mart 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 73. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DEĞİŞİK ADLAR ALTINDA İLAVE ÖDEMESİ BULUNMAYAN MEMURLARA VE SÖZLEŞMELİ PERSONELE EK ÖDEME YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1103)); konuşma 971 kelime.

Musa Uzunkaya (AK Parti, Samsun). “Değişik adlar altında ilave ödemesi bulunmayan memurlara ve sözleşmeli personele ek ödeme yapılması hakkında (s.s.1103)”. TBMM Genel Kurulu, 73. Birleşim tutanağı, 9 Mart 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/musa-uzunkaya-22-2006-03-09-degisik-adlar-altinda-ilave-odemesi-bulunmayan-memurlara-ve-sozlesmeli (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MUSA UZUNKAYA (Samsun)Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 1103 sıra sayılı yasayla ilgili olarak şahsım adına söz aldım; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Ancak, dün tüm dünyada idrak edilen Dünya Kadınlar Gününün ülkemiz hakkında da, bugün, bu yasada memur, aile ferdi olarak maddî katkılarıyla kendilerine imkân hazırlanabilecek olan tüm hanımlara, kendi günlerinin, bu ulusal günün, uluslararası günün hayırlı olmasını temenni ediyorum ve yine, İçinde bulunduğumuz haftanın Yeşilay Haftası olması nedeniyle de, bizim geleceğimiz olan, ülkemizin güvencesi, geleceği ve teminatı olan, okul çağında ve okul çağını geçmiş olan, iş hayatında bulunan gençlerimizi, çocuklarımızı, başta uyuşturucu olmak üzere, her türlü kötü alışkanlığa karşı koruyucu gayret gösteren Yeşilay Derneğimizi, onun bugüne kadar hizmet yapanlarından ölenlerini rahmetle, hayatta olanlarını minnet ve şükranla burada yâd ediyor, müsaadenizle, bir ayrıntıyı, burada, yine sizlerle paylaşmak istiyorum. O da, Yeşilayı bir kurum olarak sadece ismen yâd etmek, okullarda bir Yeşilay kolu var gibi mütalaa etmek değil, onu yasal zeminde daha güçlü kılmak. Bugün ilkokul çağına inmiş olan uyuşturucu, bali ve benzeri uçucu maddeleri kullanma ve okullarımızda, hemen hemen ilköğretimde haftada bir yaşanan cinayet ve yaralama vakalarının önüne geçilmesi arzu ediliyorsa, başta bu felaketlerden toplumumuzu korumak için, sigara gibi, içki gibi, uyuşturucu gibi alışkanlıklardan korumak için, hem bu tür sivil toplum örgütlerini hem de devletin kendi iç dinamiklerini, yapısını, ilgili kurumlarını bu vesileyle harekete geçirmenin gerekli olduğuna inanıyorum.

Bugün, ekonomiyle ilgili önemli bir kanunu, topluma ekonomik katkı sağlayacak bir yasayı tartışıyoruz, görüşüyoruz. Ne kadar katkı sağlarsanız sağlayın, eğer israf mantığı işin önüne geçer, hak edilmeyen yerde kazanımlar israf edilir hale gelirse, memurumuza bugün verdiğimizin birkaç katını da versek, elbette bu sıkıntıların önüne geçemeyiz. Ben, tabiî, az önce Muzaffer Beyin konuşmasını dikkatle izledim, kendilerine de teşekkür ediyorum; yalnız, bir ayrıntıyı kendisinden farklı olarak değerlendirmek durumundayım. Bu, sadece açlıktan değil; Türkiye'de ve dünyada yaşanan yolsuzluğun, ekonomideki vurdumduymazlığın arkasında sadece açlık değil, ciddî bir boyutta ahlaksızlığın olduğunu kabul etmek lazım. Eğer olay sadece açlık olsaydı, 22 tane bankanın içini boşaltıp, milletin katrilyonlarını götüren insanların, şu anda, elinde dilenci mendili, sokaklarda dileniyor olması lazımdı. Bunlar, bu memleketin kerli ferli adamlarıydı. Demek ki, hırsızlığın, kapkaçın arkasında, işin ötesinde, temel olarak ahlak ve ahlaksızlık sorunu yatıyor, eğitim sorunu yatıyor, kültür sorunu yatıyor. Bütün bu değerleri çok iyi şekilde tespit etmek zorundayız.

Değerli arkadaşlar, bu girişten sonra, önemli bir yasa… Elbette, Türkiye'deki kamu personelinin bugünkü sayısı itibariyle, yapılan böyle bir desteklemenin ekonomiye getirebileceği maliyeti de çok iyi değerlendirmek zorundayız.

Ben şöylece, müsaadenizle, kamuda ne kadar insan çalışıyor, kısa bir detay bilgi vermek istiyorum: Türkiye'de 1 950 000 -merkezî hükümet, belediyeler, KİT'ler dahil- çalışanımız var. Bunlar, devletten maaş alan insanlarımız. 657 sayılı Kanuna tabi memur sayısı 1 700 000, sözleşmeli personel 150 000, YÖK, yani akademik personel 80 000, kadro karşılığı sözleşmeli 6 000, hâkim ve savcı, yani özel kanunla mevcut olan kadromuzun sayısı da 12 000 civarında.

Demek ki, bu kadar yüksek sayıdaki çalışanımızın, bu ülkede sarf ettiği bir emek, bunun karşılığında da kendilerine verilmesi gereken tabiî ve temel bir doğal malî geçim hakkı vardır.

Bir kere, şunu insafla değerlendirmek zorundayız arkadaşlar: Ben, yukarıda, Plan ve Bütçede de söyledim, CHP'li dostlarımın bir kısmı itiraz etti, hayır dediler… Enflasyon, AK Parti Hükümetleri döneminde -gerek 58 ve gerekse 59 uncu hükümetler döneminde- gerek emekliler için gerekse çalışanlar için yaptığımız artışların önünde değil, gerisinde kalmıştır; yani, bizim dönemimizde, bir enflasyon baskısıyla, bizde doğan bir enflasyon baskısının altında ezilen bir memur yoktur, ezilen bir çalışan yoktur; ama, genel yapısı itibariyle, Türkiye'de, geçmişte kaybedilen haklar vardır, demin söylediğim o temel nedenlere dayalı; yani, hortumlar bir yere doğru çalışmış, kaynaklar bir yere doğru akmış; yani, üstadın tabiriyle, Allah'ın on pulunu bekleyedursun on kul, bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul denilmiş; dokuz kişiye bir pul vermişler, on kişiden dokuzu da bir pulla meşgul olurken, bir kişi de dokuz pulu almış götürmüş. Bu memleket bir götüren mantığıyla yönetildi. Bakın, ben bunları sadece afakî söylemiyorum.

Mesela, 2003 yılında, biz, çalışanlarımıza yüzde 25,8; 2004'te yüzde 13,8; 2005'te yüzde 12,5; üç yılda toplam yüzde 61 maaş artışı vermişiz. Yüzdesi itibariyle, memurlarımızın -kategorize ederek söylüyorum- artışları, senelere göre, yüzde 39,8; yüzde 16,6; yüzde 13,7 şeklinde ve toplam yüzde 85,5 düzeyine gelmiştir çalışanların, demin yukarıda bahsettiğim memurlarımızın maaşlarındaki artış. TÜFE'de enflasyon ne olmuştur; 2003'te yüzde 25,3 olmuştur; 2004'te yüzde 10,6 olmuştur; 2005'te -TÜFE'de TEFE değil- yüzde 8,2; toplam yüzde 49,9 olmuştur; yani, yüzde 50 civarında. Oysaki, biz, maaş artışını ortalama yüzde 61 oranında artırmışız; yani, üç yılda yüzde 11 önüne geçmiş. Memurun maaşının yüzdesi itibariyle artışsa yüzde 85; takriben yüzde 35 civarında, genel maaşa yansıyan bir farklılık olmuş.

Emeklilerde durum nedir; emeklideki duruma gelince; 2003 yılında SSK'da yüzde 29, Bağ-Kurda yüzde 73; 2004 yılında yüzde 20, Bağ-Kurda yüzde 15; 2005'te yüzde 12 - yüzde 20. Emekli Sandığına gelince, yüzde 25, yüzde 14 ve yüzde 12. Toplamlarını söylüyorum: SSK'da toplam emekli maaşındaki artış yüzde 75'tir, Bağ-Kurda yüzde 142'dir, tarım Bağ-Kurlusunda yüzde 216'dır ve Emekli Sandığında yüzde 61,8'dir. Aynen, enflasyonu da, TÜFE'de, aynı oranda yüzde 49, yüzde 50 olarak, yüzde 49,9; 50 olarak alırsanız, buradaki arkadaşlarımızın, yani, emeklilerimizin de hiçbirisi, ama hiçbir kesimi, maaşı, gelen enflasyon baskısı altında ezik kalmamıştır, ezilmemiştir. Tekrar ediyorum, bunları söylerken, çalışanlarımızın malî durumları fevkalade güzeldir, biz bunlara bundan daha fazla maaş veremeyişimizin sebebi, artış yapamayışımızın sebebi, halleri vakitleri bunların çok iyi olduğu içindir değil; ama, biz, tekrar ediyorum, geçmiş dönemlere kıyaslandığında, kendi dönemimizde, AK Parti iktidarları döneminde, hiçbir yıl, 2003, 2004 ve 2005 yıllarında, memurumuzu enflasyon karşısında ezdirmeyecek ciddî tedbirleri aldık. Ha, bunun yeterli olmadığını gördüğümüz için, memurlar arasında -biraz sonra ilgili maddelerde de mutlaka konuşulacaktır, ben de zikretmeye çalışacağım- birkısım memurlara -az önce ifade edildi- daha fazla niçin verildi...

Değerli arkadaşlar, bunun örneklerini, tablolarını, yukarıda, Komisyonda da tartıştığımız için arkadaşlar çok iyi biliyorlar; bazı memur arkadaşlarımız… Bir kere, şu gerçeği kabul etmek lazım; dünyada, Türkiye gibi, çalışanına, 1 950 000 civarında dediğim bu çalışanı içerisinde, bu kadar farklı maaş uygulayan ikinci bir ülke, zannetmiyorum, yoktur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

52 konuşma daha · 9 Mart 2006

52 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook