Bazı Vergi Kanunları ile Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı ve Teklifi münasebetiyle
İzmir Milletvekili · Halkların Demokratik Partisi
Genel Kurul, 27. Birleşim · 3. yasama yılı · 22 Kasım 2017 · 598 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Müslüm Doğan (Halkların Demokratik Partisi), 22 Kasım 2017 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Bazı Vergi Kanunları ile Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı ve Teklifi münasebetiyle); konuşma 598 kelime.
Müslüm Doğan (Halkların Demokratik Partisi, İzmir). “Bazı Vergi Kanunları ile Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı ve Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim tutanağı, 22 Kasım 2017. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muslum-dogan-26-2017-11-22-bazi-vergi-kanunlari-ile-diger-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-2 (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=63758
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)MÜSLÜM DOĞAN (İzmir)Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; biraz önceki tartışmalarda görülüyor ki arkadaşlar, birbirimizi anlamaya çalışmıyoruz. Bu Meclisin ne iş yaptığını hemen hemen hepimiz biliyoruz. Birbirimizi anlayıp birbirimizi dinlemezsek bu zor şartlardan geçemeyeceğimizin bilincinde olmamız gerekiyor. Bu ülkenin insanlarıyız biz, elbette ki farklılıklarımız olacak, elbette ki Hükûmetin de yanlışları vardır, yanlışları burada ifşa edilecektir. Her yanlışın ifşa edilmesinde türkü söyler gibi bazı tekrarlar olursa burada yasama faaliyetlerini yerine getiremeyiz. Aslında, tüm bu sorunların nedeni de, ülkemizin içerisinde bulunduğu ve bu ülkenin buraya kadar gelmesinin temel nedeni, bu ülkedeki gerçeklikleri yeterince ortaya koyamamamızdan kaynaklı bir husustur ve bunu da bir anayasal düzleme getiremedik değerli milletvekilleri. Bakın, bugün eğer ülke tekçi bir anlayıştan kurtulsaydı, bu tekçi anlayışın ifadeleri burada kullanılmasaydı, bu tekçi ifadeyi demokratik bir zemine çekme mücadelemiz olmasaydı burada zaten tartışmalar olmazdı. Demek ki bir mesele var, bu meseleyi çözelim.
Ben size kısaca, bu kısa zaman aralığında, bu işi nasıl çözebiliriz diye, nasıl bir anayasal sistem kurarız, nasıl bir Anayasa değişikliği… Biliyorsunuz, işte referandum sonucunda Anayasa değişikliğiyle gelinen bir sistem değişikliği var, ancak hâlâ bu Parlamentonun yapabileceği işler var, müsaadenizle buna kısaca bir değinmek istiyorum.
Değerli milletvekilleri, Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’yla birlikte emperyalistlerce parçalanması Anadolu halklarının ortak tarihinde en önemli gelişmelerden bir tanesidir. Yeni kurulacak sistemin iktidarını halklarla paylaşması konusundaki ortak proje, temsil konusunda ortak karar alınmışken, 1919-1924 yılları arasındaki bu süreçte çok değerli olan bu ortak irade, ortak vatan ve farklı ulusların Türkiye ulusu olarak tanımlanması, demokratik ulus olarak tanımlanması, maalesef, tekçi bir ideolojiye teslim olarak sonuçlanmış durumdaydı. Cumhuriyet fikriyatı önceleri, dil, din, ırk ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin Türkiye'de yaşayan tüm insanların bir arada eşit şekilde yaşayabileceği bir düzen tasarlamıştı. Aynı fikriyat, siyasal yaşam ve devlet işlerinin tümüyle ya da bir bölümüyle dine ve din kurallarına dayandırılamayacağı, dinin, inancın bireysel bir tercih olduğu hususları da her defasında, özellikle cumhuriyeti bilmeyen vatandaşlara anlatılmıştı.
Yine, farklı ulus ve halkların özgürce bir arada yaşadığı cumhuriyetin de bütün yurttaşlarının etnik ya da ulusal kökenlerine bakılmaksızın eşit haklardan yararlanacağı… Anadolu’da yapılan kongrelerde alınan tüm kararlarda da bu söz konusudur. Ancak İttihatçı anlayışın bir ideoloji olarak devlet yapılanmasına yansıması sonucu tekçi bir anlayış 1924 Anayasası’nın tasarlanması sürecine girerek ülkemizin bugünkü sorunlarının temel kaynağı hâline dönüşmüştür. Ülkemizin içerisinde bulunduğu bu atmosferden ülkeyi kurtarmamız lazımdır. Bu olumsuz atmosferin nedenleri hepimizin malumları, biraz önceki tartıştığımız konularda olduğu gibi.
Tekçilik olarak ifadesini bulan bu sürecin en önemli ihtiyacı yeni bir toplum sözleşmesidir değerli milletvekilleri. Nasıl bir anayasa, nasıl bir toplum sözleşmesi dediğimizde, kısaca onu da size arz edeyim. Cumhuriyetin tüm yurttaşları, etnik veya toplumsal köken, ırk veya dil, cinsiyet, cinsel tercih, eğitim, dinsel inanç, meslek veya görev ayrımı gözetilmeksizin yasalar önünde eşit olarak ifadesini bulmalıdır. Yani eşit yurttaşlık olarak ifade edebileceğimiz kapsayıcı bir kimlik gerekmektedir çünkü mevcut Anayasa ve yasalara yansıyan tek kültürcü ve otoriter milliyetçi yaklaşımına karşılık yeni bir vatandaşlık anlayışının ve toplumun farklı kesimlerinin ihtiyaç duyduğu koşulların gerçekleşmesi zorunlu bir görev olarak Parlamentonun önündedir.
Değerli milletvekilleri, ana dilde yaşama hakkı, kişinin içine doğduğu ortamdaki dili öğrenmesi, söz konusu dilin kullanıldığı çevreyle ve kültürle bu dil üzerinden ilişki kurması doğal hakkı iken bu kültür içinde büyümesi ve gelişmesi ve bu dili sosyal ve mesleki yaşamında kullanabilmesi, kısaca maddi ve manevi varlığını geliştirirken bu dile ve bu dil esaslı kültüre dayanarak yaşaması, halkların toplamına ana dilde yaşama hakkının kesinlikle sağlanması gerekmektedir. Ana dilde yaşama hakkı kişinin doğumuyla birlikte elde ettiği ve sınırlanamayacak bir haktır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MÜSLÜM DOĞAN (Devamla)Bu hakkın içinde eğitimden savunmaya ve kamu hizmetine erişime kadar birçok alt başlık yer alabilir ancak bu hakkın bir bütün olarak Anayasa’da yer alması gerekmektedir.
Sayın Başkan, bir dakika daha verir misiniz.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
162 konuşma daha · 22 Kasım 2017