İçeriğe atla

27. DÖNEM · 600 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 68. BİRLEŞİM · SALI

Karadeniz Bölgesi'nin çevre sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

Mustafa Adıgüzel

Ordu Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 68. Birleşim · 4. yasama yılı · 6 Nisan 2021 · 570 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mustafa Adıgüzel (CHP), 6 Nisan 2021 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 68. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Karadeniz Bölgesi'nin çevre sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması); konuşma 570 kelime.

Mustafa Adıgüzel (CHP, Ordu). “Karadeniz Bölgesi'nin çevre sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 68. Birleşim tutanağı, 6 Nisan 2021. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-adiguzel-27-2021-04-06-karadeniz-bolgesi-nin-cevre-sorunlarina-iliskin-gundem-disi-konusmasi (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=96589

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerimin başında, ben de Ordu ilimizin vilayet oluşunun 100’üncü yılını tebrik ediyorum.

Ayrıca, şu anda İstanbul’da tedavi gördüğünü öğrendiğimiz Ordu Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Hilmi Güler’e de acil şifalar diliyorum.

Sizleri, bugün, Ordu ilimizin eşsiz coğrafyasında dolaştıracağız. 3 tane nehir var; biri Melet Nehri, biri Bolaman Nehri, biri de Cevizdere Nehri.

Önce Melet Nehri’nin havzasındayız. Burada iki bin üç yüz yıl önce inşa edilmiş bir Kurul Kalesi var, 570 metre yükseklikte bir arkeolojik sit alanının tepesinde duruyor. Şimdi, ben, şunu böyle göstermek istiyorum: Bakın, bu kayanın üstünde duruyor, burada bir arkeolojik sit alanı var, Antik Kurul Kenti -tam iki bin üç yüz yıllık- ve buradan aşağıda, dibinden geçen Melet Nehri’ne 300 basamak merdivenle inilebiliyor. “Buraya ne yapılmalı?” derseniz… Şimdi, bunu açıp göstereceğim. Yani buraya yapılacak en son şey herhâlde şu taş ocağıdır. Dünyada başka yerde örneği yok. Böyle bir antik kent mirasının altını bir taş ocağıyla oyuyorlar. Burada nekropoller ve kaya mezarları tahrip olmuş durumda. Bu kent, Kral Mitridat’ın kenti; Roma uygarlığıyla yıllarca savaşmış ve en sonunda bir ihanete uğrayarak -son savaşının adı ihanet- oğlu, yakınındakiler ve diğerleri ihanete uğratarak burayı tarumar etmişler. İşte, bu durum o günkü ihanet savaşının devamı gibi gözüküyor.

Şimdi, burada, bu taş ocağında sadece bu ihanet yok, başka bir ihanet daha var. Şuraya dikkat çekmek isterim: Bu taş ocağında bir terazi var. Bu kantarda, arka tarafta tartılan kamyonun önünde bir de mavi bir su tankeri var. Bu mavi su tankeri buranın müdavimi, bu su tankeri buradan hiç ayrılmıyor değerli arkadaşlarım, arkadaki kamyon tartılırken bu su tankeri ağırlığı artırmak üzere burada devamlı duruyor. Yani böyle bir fırıldak, herhâlde, Kral Mitridat’ın aklına bile gelmezdi. Buradan, bu taş ocağından Büyükşehre satılan taşlar 1,5 kat fiyata, daha yüksek tonaj gibi gösterilip daha küçük tonajlarda veriliyor ve maalesef, Büyükşehir bu işin farkında olduğu hâlde bu işe ses çıkarmıyor. Yani bu iş şunu gösteriyor: Bu taş ocağı sadece tarihin altını oymuyor, aynı zamanda Ordu Büyükşehir Belediyesinin altını oyuyor.

Şimdi, Melet havzasından Bolaman havzasına gelmek istiyorum. Burada yıllardır, 2013 yılından beri bir altın madeni var. Baştan, öncelikle söylemek isterim: Biz madenciliğe karşı değiliz, biz millî madenciliğin uygun olan yerlerde ve uygun tekniklerle yapılmasına karşı değiliz; ancak, insanların yaşam alanlarında yapılan ve tekniğine uygun yapılmayan, doğaya zarar veren madenciliğe karşıyız.

Değerli arkadaşlarım, bir de milleti yanıltıyorsunuz. Bakın, Sayın Erdoğan 12 Ocak 2021’de siyanürle altın işletmeleriyle Türkiye’de üretilen altının yıllık miktarını 42 ton ve karşılığını da 2,4 milyar dolar olarak ifade etmiştir. Şimdi, bunu Türk parasına ve tonu da grama çevirince altının gramı 470 liraya geliyor yani sanki uluslararası altın kartelleri bütün kazandığı altını Türkiye’ye veriyormuş gibi. Peki, gerçek ne? Gerçek, sadece 50 milyon dolar. Bu, Fatsa’daki altın madenine düşen, altın madeninin Türkiye’ye kazandırdığını söylediği meblağ ise 2 milyon doların altında çünkü beş yıllık 9,7 milyon dolardan bahsetmiş, yıllık 2 milyon doların altında. Hâlbuki aynı coğrafyada, Fatsa ve Ünye coğrafyasında 300 milyon dolarlık fındık üretiliyor sadece. Yani biz 150 katını tarım ürününden alabileceğimiz bir meblağ varken çok daha azına orada başka işlere müsaade ediyoruz. Dolayısıyla, bu ifadeler sadece siyanürle altın işletmeciliğinin önünü açmak için, halkı kandırmak için kullanılan ifadelerdir.

Peki, gerçek nedir, Fatsa’daki altın işletmesindeki gerçek nedir? Bakın, şirket 2013 yılında faaliyete başlamış, 2016 yılında bu faaliyeti sona erdireceğini ve 2018 yılında da burayı rehabilite ederek tamamen kapatacağını taahhüt etmiştir. 2021 yılına geldik, bu taahhütten üç yıl geçti arkadaşlar ve şu anda 2013 yılındaki ÇED raporu geçerli.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

103 konuşma daha · 6 Nisan 2021

103 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook