İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 37. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)

Mustafa Elitaş

Kayseri Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 37. Birleşim · 3. yasama yılı · 25 Aralık 2008 · 1.118 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mustafa Elitaş (AK Parti), 25 Aralık 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ (S.S.312) 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2007 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISI (S.S.313)); konuşma 1.118 kelime.

Mustafa Elitaş (AK Parti, Kayseri). “2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)”. TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim tutanağı, 25 Aralık 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-elitas-23-2008-12-25-2009-yili-merkezi-yonetim-butcesi-s-s-312-2007-yili-merkezi-yonetim (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli üyelerini saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, on günü aşkın bir süredir bütçe görüşmelerini yapıyoruz. Yaklaşık bir ay süreyle Plan ve Bütçe Komisyonunda bütçe görüşmeleri üzerinde, Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi arkadaşlarımız bütçeye fikirleriyle, önerileriyle, önergeleriyle destek verdiler.

Bildiğiniz gibi, Türkiye Büyük Millet Meclisinin İç Tüzüğü’ne göre kanun tasarı ve teklifleri komisyonlarda uzman olan milletvekillerinin ve komisyon uzmanlarının, Hükûmetin nezaretinde yapılırlar ve burada da Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli üyelerinin bilgilerine sunulur, değerli milletvekilleri de bu konuda, konuşmacı, siyasi partilerin temsilcilerinin konuşmaları çerçevesinde oylarını aynı paralelde verirler.

Şimdi, buraya çıkan konuşmacı arkadaşlarımız, iktidar milletvekillerinin konuyu bilmeden ifade ettiklerini açıkçası yadırgıyorum. Nasıl ki iktidar partisi milletvekili arkadaşlar, Plan ve Bütçe Komisyonunda ve diğer komisyonlarda, kendi grubuna mensup milletvekillerinin fikirleri doğrultusunda o mutfakta yoğrulmuş, yapılmış bütçeye, kendi arkadaşlarına güvenleri doğrultusunda oylarıyla destek verirken, muhalefet partisi milletvekili arkadaşlarımız da bütçeyle ilgili, diğer kanun tasarı ve teklifleriyle ilgili kendi komisyonundaki arkadaşların söylemleri doğrultusunda “evet” veya “hayır” oyunu veriyorlar. Burada yaptığımız görüşmelerde, yaptığımız kanun tasarı ve tekliflerinin değerlendirmelerinde, çoğunda, bir kısmında, muhalefet milletvekili arkadaşlarımızın veya muhalefet partisine mensup grubun önergelerini de, uygun bulduğumuz önergeyle, gruplar arasındaki yaptığımız ittifak sonucunda beraber desteklediğimiz de oluyor. Yani, açıkça “parti taassubu” diye ifade etmenin ben anlamsız olduğunu düşünüyorum, çünkü komisyon üyesi arkadaşlarımız o konuda gerekli çalışmaları yapıyorlar. Yani şunu diyebilir misiniz: Adalet ve Kalkınma Partisinin buraya getirdiği bir kanuna hangi muhalefet partisi milletvekili “evet” oyu vermiş şimdiye kadar? Parti taassubu sizde yok mudur? Ha, bunu parti taassubu diye açıklamanın hiçbir faydası olmadığı kanaatindeyim.

Bakın değerli arkadaşlar, bütçeler önemli bir belgedir. Bütçelerin önemli belge olmasının en önemli unsuru, bundan faydalanan yediden yetmiş yediye herkesin, sıfır yaşındaki yeni doğan çocukla en ileri yaştaki insanımızı etkileyecek bir belgedir, bir kaynaktır. Bu kaynakla ilgili, vatandaşlar, sivil toplum örgütleri, bankalar, şirketler, herkes, bundan sonraki yapılacak bütçede hükûmetin ve ekonomik kararların ne yönde olacağıyla ilgili kanaatlerini oluştururlar. İşte, buradan, bütçeler idare edenlerin, o bütçeyi uygulayıcılara olan güvenin en önemli unsurlarından ortaya çıkar. Arkadaşlarımız şimdi diyorlar ki: “Niye Fatih Sultan Mehmet’ten bu tarafa bunları almıyorsunuz? Fatih Sultan Mehmet uçakla gidip de İstanbul’u fethetmiş olsaydı, onu karadan gemileri yürütmenin verdiği masraflarla birlikte bugün çıkan herhâlde açıkları -kapatmaktan dolayı- olmazdı.” diye ifade ediyorlar.

Arkadaşlar, bütçeler ciddi bir kavramdır. Bütçeyle ilgili açıkçası böyle ta beş yüz sene önceye, altı yüz sene önceye giderek kendi dönemizde yapılan eksiklikleri ifade etmenin bir anlamı yok. Kendinizi aklamayla ilgili bir söylem olmadığını da ifade etmek istiyorum.

Biz niye 2002 yılından bu tarafa bütçeyi değerlendirmeye çalışıyoruz? Biz, bizim dönemimizle ilgili yapılan işlerin bir fotoğrafını çektik. 3 Kasım 2002 tarihinde “Türkiye'nin fotoğrafı bu” dedik ve ondan sonra, bu fotoğraf çerçevesinde geçmişle 2002 tarihinden bu tarafa Türkiye ekonomisinde yapılan iyileşme ve güzellikleri ortaya koyup halkımızla bunu paylaşmak istedik ve o günden bu tarafa 2004 yılında… 2007 yılında da bir seçim oldu, halkımız bizim yaptığımız icraatlarımıza ibra verdi, güvenoyu verdi ve her seferinde de yükselterek “Buyurun, durmak yok, yola devam.” dedi. İnşallah 29 Mart 2009 seçimlerinde de yine yaptığımız icraatlarla birlikte halkımız bize bu güvenini tazeleyecektir diye ümit ediyoruz.

HÜSEYİN YILDIZ (Antalya)İnşallah tazelemeyecektir. İnşallah buradan gidenlerin yerine siz de gidersiniz.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla)Değerli milletvekilleri, bakın, bütçeler, konulan hedefler ve gerçekleşmeleriyle ölçülür. Nasıl? Eğer konulan hedef ve gerçekleşmeler birbirine çok yakınsa o bütçeyi idare eden o bütçeyle ilgili uygulama makamına, icra makamına güven duyar ve programını da ona göre yapar. 2000 yılında konsolide bütçe harcamaları hedef 46.713, gerçekleşme 46.705; yani gerçekleşmeyle hedef arasında çok minimum seviyede bir farklılık var. 2002 yılında da 48.360, gerçekleşme 80.579, yani 2 misline yakın bir farklılık ortaya çıkmış. Yani hangi hükûmete güven duyulur? Nitekim güven duymayan vatandaş 3 Kasım 2002 tarihinde “Sen bu memleketi idare etmeye ehliyetli, liyakatli değilsin, çekil kenara.” demiş, kırmızı kartı göstermiş.

ALİ KOÇAL (Zonguldak)Sizin sonunuz da aynı olacak.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla)2002 yılında hedef 98.131, gerçekleşme 115.682: 2003 yılında AK PARTİ iktidara gelmiş, demiş ki: “Ben bütçe hedefini 145.949 olarak koyuyorum.” Gerçekleşme 140.455. 2007 yılına kadar konulan hedef ile gerçekleşme arasında yüzde 1’lerle, 2’lerle ifade edilen bir fark var.

Faiz ödemelerine bakalım: 2000 yılında faiz ödemesi 21.133, gerçekleşme 20.440; 2001 yılında faiz ödemeleri hedefi 16.677, gerçekleşme 41.062. AK PARTİ İktidarı döneminde ne olmuş? 2003 yılında hedef 65.450, gerçekleşme 58.609, yani 7 milyar YTL’lik bir eksilmeyle birlikte. Bu neyi gösteriyor? Halkın, iktidarına güvenin bir unsuru, bir tezahürü olarak ortaya çıkıyor. İşte, bu, altı yıllık iktidarımız döneminde milletimizin bize gösterdiği güvenin en önemli unsurudur.

Bakınız değerli milletvekilleri, Türkiye’de çeşitli zamanlarda krizler oldu. Bunu elli yıllık dönem içerisinde de değerlendirebiliriz, altmış yıllık dönem içerisinde de değerlendirebiliriz. Ama serbest piyasa ekonomisine geçtiğimiz 1980 yılından bu tarafa -ki 1980 yılına geldiğimizde 24 Ocak kararları oldu. 24 Ocak kararlarında, Türkiye 70 sente muhtaç hâle getirilmişti. O günlerde IMF’nin kapısına da gidemiyorduk, o günden bu tarafa geldiğimizde, özellikle 1994 yılında, kendi iç dinamiklerini idare edemeyen bir iktidarın sonucunda 5 Nisan kararlarına geldik. 1993 yılının sonunda 14 bin lira civarında olan döviz, 5 Nisan tarihinde 42 bin liraya çıktı, dövizde 3 misli civarında bir artış ortaya çıktı.

Yine, Türkiye, kendi dinamiklerini idare edemediği bir dönemle karşılaştı. 2000 yılının Eylül ayında Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı’yla ilgili ortaya sunulan, 1998 yılındaki iktidarın hazırladığı ve 1999 yılında bu olmazsa olmaz diye ortaklığın ön şartlarından biri olan IMF’nin yaptığı programı kabul eden üçlü hükûmet, 2000 yılının eylül ayında, o zaman Türkiye Masası Şefi’nin uyarılarını hiç dikkate almadan… “Türkiye ekonomisinde büyük bir ısınma var, bunları soğutmamız gerekir, mali sistem büyük bir sıkıntıya gidiyor” denilmesine rağmen, hiç ciddiye alınmadı, dikkate alınmadı. Nitekim, kasım ayının 15’inde, 16’sında mali sistem çatırdamaya başladı ve 28 Kasım tarihinde mali sistem çatırdadı, 1 Aralıktan itibaren 5-6 tane bankaya el konulmak zorunda kalındı ve o gün mevduata yüzde 100 güvence verildi; bu milletin alın teri, emeği, birikmiş kazançları olduğu gibi birilerine transfer edilmeye çalışıldı. Onların bankalarını hortumlayarak, onların bankalarının içinin boşaltılmasına zamanında göz yumulduğundan dolayı… Eski Bankalar Kanunu’nun 64’üncü maddesi kapsamında olan on sekiz tane banka vardı. 64’üncü madde kapsamında olan bankalar, halk arasında, piyasada en güvenli banka olarak görülürdü. Niye? Çünkü o bankalara yatırılan mevduat devlet güvencesi altındaydı. O bankalar arasında müthiş bir faiz yarışı vardı. Hatta, 2000 yılının Kasım ayında geceliği yüzde 1.000’e, yüzde 2.000’e çıkan faiz yarışı ortaya çıktı. Nitekim, 2001 yılı Şubat ayında geceliği yüzde 7.500 olan faiz yarışıyla karşı karşıya kaldık.

Şimdi, bu kriz, dünya ekonomisinin içinde bulunduğu bir kriz. Eğer Amerikan ekonomisi, eylül ayında başlayan, 12 Eylül tarihinde patlayan, ondan önceki iki yıllık süreç içerisinde “Mortgage” diye ifade edilen balonu daha önce görmüş olsaydı, ekonomik tedbirlerini almış olsaydı, Türkiye ekonomisinin yaşadığı problemlerden ders çıkarmış olsaydı, açıkçası, kapitalist sisteminin, “bırakınız yapsınlar” sisteminin hafif bir ekonomiyi yönlendirme, ekonomiyi düzeltme yönündeki müdahalelerine imkân vermiş olsalardı, o tarihte, 12 Eylül tarihinde büyük bir bankanın batmasına imkân vermemiş olacaklardı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

138 konuşma daha · 25 Aralık 2008

138 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook