İçeriğe atla

27. DÖNEM · 600 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 39. BİRLEŞİM · CUMA

2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2020 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Tümü münasebetiyle

Mustafa Elitaş

Kayseri Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 39. Birleşim · 5. yasama yılı · 17 Aralık 2021 · 1.445 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mustafa Elitaş (AK Parti), 17 Aralık 2021 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2020 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Tümü münasebetiyle); konuşma 1.445 kelime.

Mustafa Elitaş (AK Parti, Kayseri). “2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2020 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Tümü münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim tutanağı, 17 Aralık 2021. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-elitas-27-2021-12-17-2022-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-teklifi-ile-2020-yili-merkezi-y (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=102872

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

AK PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekili arkadaşlarımız, bütçenin hazırlanmasında emeği geçen başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere, Türkiye Büyük Millet Meclisinde sunum ve açılış konuşmasıyla birlikte, eleştirilere verdiği cevapların yanında biraz sonra da kapanış konuşmalarını yapacak Değerli Cumhurbaşkanı Yardımcımıza, bakanlarımıza, Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı ve değerli üyelerimize, on iki gün boyunca sabır ve sebatla müzakereleri takip eden, katkı sunan tüm milletvekillerimize, bürokratlara, Türkiye Büyük Millet Meclisinde bütçe sürecinde emek veren en alt kademeden en üst kademedeki değerli arkadaşlarımıza, kısaca herkese teşekkür ederek sözlerime başlamak istiyorum.

Bugün, bütçenin 12’nci günü, birbirinden değerli milletvekili arkadaşlarımız, tüm siyasi parti grupları adına bütçe üzerinde görüşlerini sundular, ifade etmeye çalıştılar. Haklı buldukları, kendilerince inandıkları meseleleri not etmeye çalıştık, yapılabilirleri birbirimize izah etmeye çalıştık. Bu süreç içerisinde bazen hoş olmayan, birbirimizi kırıcı söylemlerde de bulunduk ama o atmosfer içerisinde olduğu kanaatini taşıyarak biz bunların hepsini bir tarafa bıraktık. İnşallah, bundan sonra 2023’teki yapacağımız bütçe maratonuna kadar -sanıyorum- böyle bir ortamla bir daha karşılaşmamayı ümit ediyorum.

Eleştirmek kolay, yapmak zordur. Bugün, cumhuriyet tarihinde, ki dünya ülkelerinde karşılaştığımızda, on dokuz yıllık sürekli bir iktidarın, tek başına iktidarın bulunduğu nadir ortamlardan birini yaşıyoruz. 2023 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100’üncü yılını idrak edeceğiz. 2023 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin yüzde 21’ini idare etmekten ve… Bugün Türkiye'nin geldiği konumda başarılarını inşa ederek ortaya koyan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AK PARTİ iktidarını tarihte önemli bir şekilde ifade edecekler ve anacaklardır, yaptığımız icraatları “Bunlar nasıl yapmış?” diye değerlendirme imkânı bulacaklardır. İnşallah, inanıyorum, ümit ediyorum, Haziran 2023 tarihinde önümüze gelecek sandıkta bugüne kadar olduğu gibi yine, milletimiz Cumhur İttifakı’yla birlikte bizi iktidara taşıyacaktır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Eleştiri demokrasinin en önemli unsurlarından biridir ama rakamları da ters yüz etmemek gerekir. Sayın İlhan Kesici’yi burada keyifle izledik; fikirlerine katılmasak, düşüncelerine, ortaya koyduğu ifadelere katılmasak bile büyük bir nezaket içerisinde, nezahet içerisinde söyledi. Sayın Kesici, 1991-93 yılları arasında Devlet Planlama Müsteşarlığı yapmış birisi ama Planlama Müsteşarlığı yapan kişiler sadece rakamlar üzerinden meseleleri ifade etmezler, Müsteşarlık yapan, o makama oturmuş kişiler oranlar üzerinden değerlendirmeyi kendilerine ilke edinirler çünkü “Rakam 10 liradan geldi 100 liraya.” demek yerine “10 lira neyin yüzde kaçıydı, şimdiki 100 lira neyin yüzde kaçıydı?” diye ifade etmek mecburiyetinde hissederler. Başkası konuşabilir ama Planlama Müsteşarlığı yapmış birisinin sadece rakamları söyleyip oranlar üzerine gitmemesi gerçekten belki siyasetin kendi üslubu içerisinde doğru bulunabilir fakat kamuoyuyla gerçekleri paylaşmak açısından farklı neticeler doğurur.

Bakın, iç borcu, dış borcu döviz cinsinden -borçları- ifade ettiler. 2002 yılında bizim borcumuzun rakamını Sayın Kesici söyledi ama millî gelirimize oranının ne olduğunu ifade etmedi; 2022 yılı bütçesindeki rakamı da söyledi, oranın ne olduğunu ifade etmedi. 2002 yılında yüzde 43 olan bizim borcumuzun millî gelire oranı bugün yüzde 10’lar seviyesine düşmüştür. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, şimdi, kullandığınız parayı, aldığınız borcu verimli bir şekilde döndürürseniz, çevirirseniz bundan hep beraber fayda sağlayabilirsiniz; eğer borç almazsanız, kendi yağınızda kavrulursanız en iyisi bu ama dünya artık bir bir küçülmüş. Global bir dünyada herkesin birbirine muhtaç olduğu, sadece kendi iç dinamikleriyle değil, kendi tüketimleriyle değil, bizim iktisatta öğrendiğimiz gibi arpa-kumaş denklemi içerisinde değil, kendi ürettiğini başkasının ürettiğiyle mübadele yöntemiyle değil, para ortamında yaptığımız değerlendirmeler sonucunda, herkesin birbirine muhtaç olduğu bir dünyada yaşadığımızı ifade etmek istiyorum.

Bakın, Sayın Kesici bazı meseleleri ifade etti, bazı şeyleri ifade etmeye çalıştı, nezaket içinde söyledi ve hakikaten de muhabbetle dinledik. Ziya Paşa’dan örnek verdi, dedi ki: “Lafla peynir gemisi yürümez.” Doğru söyledi; yirmi bir yıldır biz icraat yapıyoruz, üretim yapıyoruz, milletimizin çeşitli imkânlarla refah seviyesini artırmak için elimizden gelen gayreti üretiyoruz; yirmi bir yıldır da muhalefette olanlar, sürekli, lafla peynir gemisini yürütmeye çalışıyorlar. Ama hani “Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz.” derler ya, onun halk arasında başka bir deyimi var. Sayın Kesici “Dananın kuyruğunun…” ifadesini kullanırken biraz, edebe, adaba yakışır mı acaba diye bir çekindi, söyledi. Ben de diyorum ki halk arasındaki bu “Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz.” ibaresinin yerine: “Eşek ölür, kalır semeri; insan ölür, kalır eseri.”

Bugün “Cumhuriyet tarihinde eser bırakan parti kim?” diye sorduğunuzda: “AK PARTİ” (AK PARTİ sıralarından alkışlar) “2018’den itibaren bu eserlerin sahibi kim?” diye sorduğunuzda: “Cumhur İttifakı” (AK PARTİ sıralarından alkışlar) İnşallah, bu meseleyi de 2023’ten itibaren devam ettirmeye çalışacağız.

Sayın Kesici eleştirirken dedi ki: “Sizin sıranızda olan arkadaşlar zamanında böyle böyle söyledi.” Aslında 2 kişiyi eleştirdi, birini söyleyeyim. Biri, akrabası, herhâlde kayınpederinin ağabeyi -damatları- Sayın Demirel'i eleştirdi. Sayın Demirel ne derdi? “Borç yiğidin kamçısı.” derdi. Bakın, değerli arkadaşlar, biz onu demiyoruz, borç yiğidin kamçısı demiyoruz. Biz diyoruz ki: Aldığın borcu, aldığın dış kaynakları verimli şekilde kullandığın takdirde refah seviyen artar. Bugün 6.100 kilometre olan duble yolları 28 bin kilometrenin üzerine çıkaran; hızlı trenleri yapan; uluslararası taşımacılıkta deniz ticaretini en iyi noktaya getirme becerisini gösteren; ticaret hacminin artmasını, dünyanın Türkiye'ye yaklaşmasını sağlayan; sayısını 26 havaalanından 56 havaalanına çıkaran AK PARTİ iktidarı döneminde artık dünya İstanbul'a çok yaklaşmıştır, dünya Türkiye'ye çok yaklaşmıştır. Zamanın hızlı olduğu, zamanın en değerli bir ürün olduğu, en değerli bir kıymet olduğu döneme şimdi diyorsunuz ki: “Altyapı yatırımlarını niye yaptınız? Altyapı yatırımlarına şu kadar kaynak transfer etmeseydiniz.” Değerli arkadaşlarım, bir yatırımı yaptığınız takdirde onun sonraki verimine, getirisine bakarsınız, iktisadi manada fayda-maliyet analizini yaparsınız. Biz, yirmi bir yıllık AK PARTİ iktidarı döneminde fayda-maliyet analizini en iyi şekilde yaptığımıza inanıyoruz, bunu milletimiz de gördü, onlar da inanıyor. Niye? 3 Kasım 2002’den itibaren, bugüne kadar kaç tane sandık geldi bilmiyorum -milletvekilliği seçimleri, belediye başkanlığı seçimleri, anayasa değişiklikleri, referandumlar, çeşitli sandıklar- herhâlde 13-14 tane sandık geldi, her sandıkta vatandaşımızla ibralaştık. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Vatandaşımızın bize olan güvenini olduğu gibi tespit ettik ve onların güvenlerini inşallah aynı şekilde, 2023’ten itibaren de devam ettirmeye çalışıyoruz.

Değerli milletvekillerim, şu anda dünyanın içinde bulunduğu çok önemli bir kriz var. 2019 yılının Aralık ayının sonunda Çin’de başlayıp 2020 yılının ilk aylarında İtalya’da baş gösteren, 11 Mart 2020 tarihinde Türkiye’ye gelen pandemi süreci tüm dünyayı şok etkisinde bıraktı. Kimin ne yaptığı bilinmeden, ne zamana kadar süreceği anlaşılmadan, aşının bulunup bulunmayacağı, aşının etkisinin olup olmayacağı tartışmaları varken, bütün dünyanın kapandığı bir süreçte Türkiye de pandemi sürecinde yaşanılan bunalımdan, etkilerden muhakkak etkilenmek mecburiyetinde kaldı.

Bakın, yaklaşık bir yıldır hem Türkiye’de hem dünyada kapanma süreci yaşandı. O zaman “Önce sağlık.” denildi. Bütün ülkeler, kendi ülkelerinde yaşayan insanları bu kapanma sürecindeki sıkıntılardan kurtarabilmek için çeşitli ekonomik tedbirler aldılar. 2020 yılının Mart ayından itibaren pandemi sürecinin devam ettiği 2021 yılına kadar bir yıllık süre içerisinde, Türkiye ekonomisini idare edenler, başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere, Kabine üyeleri de dâhil olmak üzere, vatandaşımızın bu sıkıntıdan minimum zararla, minimum refah kaybı yaşayarak çıkması için ellerinden gelen gayreti gösterdiler. Bugün yaşadığımız hadise şu anda dünyadaki en büyük sıkıntıların başında.

Bakın, 29 Eylül tarihi, Avrupa enerji fiyatlarıyla sarsıldı; 14 Kasım, Amerika’da üretici fiyatları on bir yılın zirvesinde; 15 Kasım, enflasyon gelişmiş ekonomilerde de tarihî seviyelerde; yine 15 Kasım, enflasyon rekorlarla tüm dünyanın sorunu; 7 Aralık, euro bölgesi yatırımcı güveninde düşüş var; 7 Aralık, Almanya’da küresel ekonomiye güven geriledi; 10 Aralık, Amerika Birleşik Devletlerinde enflasyon otuz dokuz yılın zirvesinde, Almanya’da yıllık enflasyon otuz yılın zirvesinde; 15 Aralık, İngiltere’de enflasyon on yılın zirvesinde. Tüm dünya bu belayla uğraşırken Türkiye bu belanın ülkemizdeki insanlara, yaşayan kardeşlerimize en az dokunuşunu, en az zararla yapması için elinden gelen gayreti göstermiştir.

Muhakkak bunun ekonomik sonuçları da vardır ve pandemi süreci içerisinde, bütün olumsuzluklara rağmen, tüm dünyanın yaşadığı meseleleri içinde idrak ederek, sessiz ve sakin kalarak, Hükûmetimize, milletimize destek veren değerli kardeşlerimize, vatandaşlarımıza buradan şükranlarımı arz ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Biraz önce Genel Başkan Vekilimiz çok önemli bir konuyu ifade ettiler, dediler ki: “Dünyanın hiçbir ülkesinde olmayan, sadece ülkemize has, bu coğrafyada yaşayan insanların köklerinden aldığı gelenekler çerçevesinde, beraberlik ve bütünlük ruhunu yaşaması doğrultusunda, o ilk amacıyla yaptıkları birlik ve beraberlik göstergesi bugün pandemi sürecini en minimum seviyede zararla atlatan ülkelerin başında gelen ülke, ülkemiz Türkiye’dir.”

Bakınız, değerli arkadaşlar, bütün dünyada salgın kaynaklı arz darboğazı, fiyat artışları devam ediyor. Enflasyonla mücadele küresel ekonominin en önemli gündemleri içerisinde, gelişmiş ekonomilerde enflasyon tarihî seviyelerde, dünyada tedarik sorunu yaşanıyor, dolayısıyla da bu, enflasyonu körüklüyor. Şu anda dünyada ilk maddeye, ham maddeye, emtiaya ulaşmakta büyük zorluk var, ulaştığınız emtiayı taşımakta büyük problem var. Geçenlerde burada bir milletvekili arkadaşımız ifade etti, ya bütçe görüşmelerinde ya da başka konuşmasında; normal zamanlarda 1.500-2.000 dolar olan konteyner kirasının 18 bin dolarlara çıktığını, hatta konteyneri kiraladıktan sonra yüksek fiyatların da ortaya çıktığını, konteynerin bulunamaz hâle geldiğini gördük. Amerika Birleşik Devletleri gibi dünyanın en büyük tüketicisi, Çin gibi dünyanın en büyük 2’nci üreticisi olan bir ülkenin kendi siyasi, iktisadi çatışmaları sonucunda… Amerika -en çok tüketen o- diyor ki: “Bana gelen konteynerleri doldurmadan göndermem.” Konteyner gelmiş, en büyük ithalatçı… Bin konteyner geliyor, 10 bin konteyner geliyor ama “Bunu doldurmadan ben buradan göndermem.” diyor. Hâlbuki, Amerika'nın -örnek veriyorum- bin konteyner gelişi var, 500 konteyner gidişi var ama 500 konteyner orada kaldığından dolayı dünyada bir lojistik sıkıntısı var. Bu süreci de hep beraber aşacağız, aşacağımıza da inanıyorum.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

19 konuşma daha · 17 Aralık 2021

19 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook