Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)
Denizli Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 60. Birleşim · 2. yasama yılı · 28 Şubat 2004 · 921 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mustafa Gazalcı (CHP), 28 Şubat 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARISI (SS.349)); konuşma 921 kelime.
Mustafa Gazalcı (CHP, Denizli). “Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)”. TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim tutanağı, 28 Şubat 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-gazalci-22-2004-02-28-kamu-yonetimi-temel-kanunu-tasarisi-ss-349 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MUSTAFA GAZALCI (Denizli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırması Hakkında Yasa Tasarısının 34 üncü maddesiyle ilgili olarak CHP Grubu adına söz aldım; tümünüzü saygıyla selamlarım.
Değerli arkadaşlar, bu madde, bakanlıklarda, bakanın özel ve resmî yazışmalarını ve törenlerle ilgili işlerini düzenlemek için özel kalem müdürlüğü kurulmasıyla ilgili. Bakanların özel kalem müdürlüğü kurması doğal bir şey, buna kimse karşı çıkmıyor. Doğal olmayan, aralarında çok önemli bakanlıkların bulunduğu 9 bakanlığın -ki bunlar, (II) sayılı cetvelde şöyle belirlenmiş: Dışişleri Bakanlığı, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı- kendi işleriyle ilgili, taşrayla, yani, dış örgütleriyle bağlarının koparılmasıdır ve bakanlıkların, benim işlerimi bana bağlı ilgili kuruluş yapıyor diye, birim kuramamasıdır. Yoksa, özel kalemin kurulmuş olmasının, müsteşar yardımcılarının sayısının, genel müdür yardımcılarının sayısının, danışmanın sayısının o kadar önemi yok. Bu yasa tasarısıyla getirilen en önemli yenilik, 9 önemli bakanlığın kendi kendini bağlamasıdır, kendini yasaklamasıdır.
Bu tasarıda deniliyor ki, bakanlık -örneğin Sağlık Bakanlığı, örneğin Çevre ve Orman Bakanlığı, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, bu saydığım bakanlıklardan herhangi birisi- kendi işiyle ilgili alt birimde bu işler yapılıyor diye, kendisi bir birim kuramayacak, kendisi iş yapamayacak. Bence, bu tasarının en önemli, can alıcı, gerçekten halk yararına olmayan maddelerinden birisi budur.
Değerli arkadaşlar, yoksa, AKP sözcülerinin burada ileri sürdüğü gibi "siz de eskiden yerelleşmeyi istiyordunuz..." Evet, istiyorduk; yerel yönetimlere yetki verilmesini, kaynak aktarılmasını biz istiyoruz; ama, tasarıya ilişkin kaygılarımız var, bizim istemediğimiz şeyler var; bunu söylüyoruz, ısrarla, anlaşılmıyor ya da anlamazlıktan geliniyor.
Bu tasarıyla, kamu çalışanları, yani, işçiler, memurlar, kazanılmış haklarından oluyor. 1 500 000 kamu çalışanı işçi ve memur sözleşmeli yapılıyor. Şimdiye değin, AKP sözcülerinden hiçbirisi bu konuda bir güvence vermedi. Sayın Bakan ağzından kaçırdı; dedi ki, "tek tek bundan sonra yerel yönetimlerle toplusözleşme yapacak." Bu tasarının getirdiği en büyük sakıncalardan biri de örgütlenmenin engellenmesidir; yani, kamu çalışanlarının bir bütün içinde örgütlenmesi engelleniyor, parçalanıyor, bölünüyor, "gidin, yerel yönetimlerde haklarınızı alın" deniyor. Şimdi, siz de biliyorsunuz ki, büyük güç, büyük örgütlerdedir. Siz bu örgütlenmeyi parçalıyorsunuz; buna ilişkin burada bir şey söylemiyorsunuz. Yurttaş Ankara'ya gelsin mi; gelmesin; ama, orada hakları alınıyor; kaygılarımızdan biri budur.
İkinci önemli kaygımız, kamu hizmetlerinin daraltılmasıdır, hatta, yok edilmesidir; bunu ısrarla burada söyledik. AKP ile aramızdaki farklardan biri de bu. Bakın, Türkiye'de son yıllarda kamu yatırımı, kamu hizmetleri zaten bütçelerde çok aza inmişti. Şimdi, bu tasarı yasalaşırsa, artık, kamu hizmetleri sivil kuruluşlara, ucu belli olmayan sivil kuruluşlara... Bunu da ısrarla söyledik burada, yanıtını alamadık. Örneğin, vakıfları bir sivil kuruluş kabul ediyor musunuz, onlara iş yaptırılacak mı? Özel kesim, yerli ve yabancı; burada da gerçekten bir sınırlama yok. "Bu işler gördürülebilir" de denilmiyor; "gördürülür..." Tamam... Peki, 9 bakanlık?.. Hayır; o, birim kuramaz. Bakın, sivil kuruluşlara iş gördürülecek, özel kesime iş gördürülecek; ama, 9 bakanlık bu işler altta yapılıyor diye kendisi iş yapamayacak...
Değerli arkadaşlar, şimdi, burada bizim kaygımız şudur: Türkiye -bu tasarının gerekçesinde de yazılmış- bir işsizler ülkesi. Bölgeler arasındaki gelir dağılımında büyük uçurum var. Eğer, bu tasarı gerçekleşirse işsizlik daha çok artacaktır, bölgeler arasındaki adaletsizlik daha da derinleşecektir; çünkü, bugüne değin olduğu gibi, siz, umutları özel kesime bağlıyorsunuz; onlar da gelişmiş bölgelerde ya da işine geldiği yerlerde yatırım yapıyor; ama, asıl işsizlerin olduğu yoksul bölgelerde kamu yatırımı da daraltılacak olursa, işsizlik nasıl çözülecektir?! Kaygılarımızdan birisi de budur değerli arkadaşlar.
Ayrıca, varsayalım ki, özel kesime yaptırdınız. O kamu hizmetinden eskiden insanlar parasız olarak yararlanabilirken, artık bedeli olacak onun; yani, satılacak. "Efendim, bu tasarıda müşteri nerede var?!" Tasarının ruhunda var, tasarının kendisinde var. Özel kesim kamu hizmetini yapacak, bunun da bedeli var diyecek, belediyeler, yerel yönetimler bir çeşit şirket olacak; kaygılarımızdan birisi de budur.
Denetimle ilgili kaygılarımızı söyledik, Anayasayla ilgili kaygılarımızı söyledik, idarenin bütünlüğü zedeleniyor dedik; nedense, duymazlıktan gelindi.
Şimdi, bakın, bir örnek vereyim; somutlaştıralım değerli arkadaşlar. Özellikle AKP'li arkadaşlara seslenmek istiyorum. Bundan bir yıl önce, bugün, bu 9 bakanlığın arasında olan Çevre ve Orman Bakanlığını, Kültür ve Turizm Bakanlığını, bütün karşı çıkmalara karşın, birleştirdiniz. Siz, o zaman, dediniz ki: "Bu bakanlıklar birleştirildiğinde tasarruf olacak, bu bakanlıklar birleştirildiğinde hizmet daha iyi olacak, bu bakanlıklar birleştirildiği zaman sinerji doğacak, hizmet daha da büyüyecek." Şimdi, insafla düşünün; bir yıl geçti aradan, gerçekten öyle mi oldu değerli arkadaşlar? Yani, kültür, turizmin gölgesinde; çevre, ormanın gölgesinde kalmadı mı?! Bana, bir yıllık sürede, kültürle ilgili, çevreyle ilgili iz bırakan bir iş söyleyebilir misiniz; hayır. Kültür ve Turizm Bakanı bütçede, geldi, bizlere, kültüre ilişkin bir şey bile dağıtmadı; ama, sık sık basından duyuyoruz şimdiden "ören yerlerini satacağız, müzelerin işletmesini yabancılara, yerlilere vereceğiz" diye. Ama, bu tasarıda, Kültür ve Turizm Bakanlığının da, Çevre ve Orman Bakanlığının da, değerli arkadaşlar, taşrayla ilişkileri kesiliyor; baş gövdeden kesiliyor bu 9 bakanlıkta. Bunların içerisinde, demin söylediğim gibi, Kültür ve Turizm Bakanlığı da var.
Değerli arkadaşlar, bir toplumu, bir ulusu ulus yapan kültürüdür. Bakın, siz diyorsunuz ki "CHP, hep karşı çıkıyor." Gerçekten, yalnız CHP mi karşı çıkıyor? Burada, AKP sözcüsü arkadaş, bula bula, bir tek, Zonguldak'tan bir yurttaşın bu yasaya ilişkin, benimsediğini belirten sözlerini birkaç satırla okudu, bir de emekli olacak bir valiyi anlattı. Şimdi, benim elimde birtakım belgeler var. Zamanımın bu geri kalan kısmını bununla ilgili geçirmek istiyorum. Dışarısı kaynıyor, yurdun her yerinde copa, gözaltına karşın bu tasarıyla ilgili tepkiler var; ama, duymuyoruz, görmüyoruz; gece gündüz, cumartesi, pazar, yangından mal kaçırır gibi, bir an önce bir şeyleri yetiştirmek için bu tasarıyı yasalaştırmaya çalışıyoruz.
Bakın, kültür ve turizmden bahsettik. Hiç düşündünüz mü bu Bakanlıkta çalışanlar bu konuyla ilgili ne diyorlar?.. Bir yıl önce kendilerini dinlemedik. Bakın, elimde bir bildiri var; Kültür ve Sanat-Sen'in, yani Kültür ve Sanat Emekçileri Sendikasının bir bildirisi...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
96 konuşma daha · 28 Şubat 2004