Bilgi edinme hakkı kanununda değişiklik yap.dair kan.tas.(ss.914)
Denizli Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 18. Birleşim · 4. yasama yılı · 15 Kasım 2005 · 1.215 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mustafa Gazalcı (CHP), 15 Kasım 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 18. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BİLGİ EDİNME HAKKI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAP.DAİR KAN.TAS.(SS.914)); konuşma 1.215 kelime.
Mustafa Gazalcı (CHP, Denizli). “Bilgi edinme hakkı kanununda değişiklik yap.dair kan.tas.(ss.914)”. TBMM Genel Kurulu, 18. Birleşim tutanağı, 15 Kasım 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-gazalci-22-2005-11-15-bilgi-edinme-hakki-kanununda-degisiklik-yap-dair-kan-tas-ss-914 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MUSTAFA GAZALCI (Denizli)Evet.
BAŞKANBuyurun.
Süreniz toplam 15 dakika.
CHP GRUBU ADINA MUSTAFA GAZALCI (Denizli)Sayın Başkan, sevgili milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
914 sıra sayılı Bilgi Edinme Hakkı Yasası Tasarısı üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ve kişisel olarak söz aldım; hepinizi, yeniden, saygıyla selamlıyorum.
Çalışma süremizin bitimine yarım saat kala ancak asıl gündeme geçebiliyoruz. Tabiî ki, konuştuğumuz konular da çok önemli; ama, asıl çalışma gündemine bir an önce geçilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Değerli arkadaşlar, bilgi edinme hakkındaki yasa 2003 yılında kabul edilmişti bu Meclis tarafından ve sonra, yönetmeliği çıktı 2004 yılında; o yönetmeliğe göre uygulamada. Şimdi, kimi maddelerini değiştiriyoruz o yasanın ve daha geniş bir biçime sokuyoruz. Söz aldığım 1 inci madde de bir daralmayı ortadan kaldırıyor.
Yönetmelik 2004'ün dördüncü ayında çıkmış. Hemen yasa üzerinde ayrıntılara geçmeden önce, yönetmelikle getirilen bir değişikliği eleştirmek istiyorum.
Önce yönetmelik yapılıyor, daha sonra da bu yönetmelik değiştiriliyor; 22 nci maddesinde bir fıkra ekleniyor; orada deniyor ki: "İnternet yoluyla da olsa, bilgi edinmek isteyen bir kişi, 10 sayfayı geçtiği takdirde, ücret ödeyecektir." Bu, yanlış bir tutumdur. Şimdi, parası olmayan bir kişiye, bir öğrenciye -verilecek yanıtın 10 sayfayı geçip geçmeyeceğini de bilmez- "sen bilgi edinebilirsin; ama, verilecek yanıt 10 sayfayı geçerse ve siz, onbeş gün içerisinde bunun ücretini yatırmazsanız, bu hakkınızdan vazgeçmiş sayılırsınız" demek istiyor. Bu, yanlış bir yaklaşımdır; yani, bilgi edinmekteki amaç, açık toplumdur; devlet ile milleti kaynaştırmaktır; bilinçli bir toplum yaratmaktır ve bu istemi artırmaktır; ama, ne yazık ki, bu yönetmelikle, İnternet yoluyla da olsa -nasıl bir harcaması oluyorsa bunun, yükü oluyorsa- bir ücret ödemekten söz edilmektedir. Bunun yanlış olduğunu, bu yönetmeliğin de, en azından, düzeltilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Değerli arkadaşlar, yasa, asıl, ne kadar kullanılıyor; yani, yaşanılır olarak yapılabiliyor mu; önemli olan budur; yani, yasaları yaparsınız; ama, o hak kullanılmıyorsa, yaşanılır duruma gelmiyorsa, onun bir anlamı yoktur.
Şimdi, TESEV'in bir araştırması var bu bilgi edinme hakkıyla ilgili; çok kısa ondan size söz etmek istiyorum. 18 Ekim 2005'te bu araştırma yapılmış ve 13 tane ilde, büyükkentler dahil, bu konuda bir araştırma yapılmış; yani, nasıl kullanıyor yurttaşlar bunu, valiler, belediyeler vatandaşın sorularına nasıl yanıt veriyor diye.
Şimdi, 100 soru üzerinden vatandaşın sorusuna zamanında, doyumlu yanıt veren illeri sıralamış. Ben, bunlardan bir ikisini sizlere söylemek istiyorum. Adana İli yüzde 26 -yani, zamanında ve doyumlu yanıt veren yüzde 26- Konya yüzde 45; ama, Eskişehir yüzde 87, Erzurum yüzde 82 bu konuda yanıt vermiş hem zamanında hem de doyurucu olması bakımından.
Yine, valiliklerin yurttaşların sorusuna verdiği yanıtta, Adana, maalesef, yine geri sıralarda. Bu konuda Trabzon var bir de. Trabzon Valiliği de hem zamanında yanıt veremiyor hem de doyurucu bir yanıt vermiyor.
Belediyeler içinde vatandaşın sorusuna zamanında ve doyumlu yanıt veren, bu araştırmaya göre, Adana, maalesef -Valilik gibi, belediye de orada yine geride- yüzde 17. Tabiî, orada yaşayan yurttaşlarla ilgili değil bu, o yöneticilerin eksikliği. Gaziantep yüzde 29; ama, örneğin, Antalya yüzde 96, Erzurum yüzde 96. Yani, ben 13 ilin tümünü okumuyorum.
Buradan şu sonuç çıkıyor -daha, araştırmayı zamanın bütününü harcamamak için okumuyorum- yasayı yapmışız; vatandaşa demişiz ki, her konuda, şunların dışında, valiliklerden, belediyelerden, şu müdürlüklerden siz yanıt alabilirsiniz; ama, o yanıt zamanında verilmemiş, doyurucu verilmemiş; bir de 10 sayfayı geçtiği zaman hakkında bir ücret talep edilmiş. Bu da yanlış bir yaklaşım diye düşünüyorum.
Şimdi, vatandaşlar, bilgi edinmek için, ya bizzat gidip başvuracaklar, ya internet yoluyla, ya posta ya da faksla bilgi edinme yoluna gidecekler. Bu araştırmaya göre, en çok internet yoluyla başvuru oluyor. Demek ki, interneti kullanan Türkiye'de zaten belirli bir kesim, en çok da onlar bu konuda, yani yüzde 54 soru soranlar var. Örneğin, faks çeken yüzde 7, bizzat giden bile yüzde 42.
Şimdi, bu konuda vatandaşları biraz bilgilendirmek, belki de eğitim yapmak gerekir; yani, ben size bu hakkı verdim, kullanın biçiminde değil. Hatta yöneticilerin bu konuda uyarılması gerekir. Eğer, belirli sorulara, belirli süre içinde yanıt vermiyorsa, onların uyarılması gerektiğini düşünüyorum.
En çok başvurulan yol internet yolu; ama, değerli arkadaşlar, geçen gün, Telekom, bugünlerde yüzde 55'ini özelleştirdiğimiz Telekom, 1 Kasımdan geçerli olmak üzere internet kullanımındaki fiyatları, ücretleri birden artırdı. Şimdi, büyük tepkiler oldu. Ben de bir soru önergesi verdim. Bu bayram tatiline raslayan bir sürede, kaşla göz arasında, birden internet kullananlara -zaten büyük vergi vardı- bir de fiyat yükseltildi. Olan tepkiler üzerine, dünden itibaren, bunun, yine, geri alındığını görüyoruz. Elimde şöyle bir şey var. Bakın, Amerika Birleşik Devletlerinde 30 dolar, 1,5 Mbit hızındaki bir yerde, Türkiye'de bunun çok azında, 512 Kbps dediğimiz 73 dolar. Yani, Türkiye'de internet kullanan çok az insan var. Bunu artırmak yerine, eğer böyle bir tepki olmasa kamuoyunda, bu internet kullanım ücretleri birdenbire artırılacak.
Değerli arkadaşlar, yani, bu hakkın yeterince kullanılmadığını ve kullanılmak için ilgili bir iklimin, ortamın yaratılmadığını söylemek istiyorum. Yasalarda ne kadar iyileştirme yaparsanız yapın, eğer siz buna gerekli ortamı hazırlamıyorsanız bu hak kullanılamaz.
Tabiî, aileden ve kadından sorumlu Sayın Bakanımız burada yok. Üzmek de istemem; ama, 7 Kasımda hepimiz gazetelerde okuduk. İşte "benim her kurumda bilgi almak için 4 çocuk muhbirim var" dedi. Bir eğitimci olarak çok yadırgadım bu deyimi. Bakan, sonradan çıkıp da "yanlış anlaşıldı, özür dilerim, ben böyle bir yola başvurmadım" demedi. Büyük bir gazetede çıktı. Değerli arkadaşlar, yasalarımızda nasıl bilgi edinileceği ortada. Şimdi, sizin müfettişleriniz var, denetleme yapıyor. Böyle bir yasa çıkarıyoruz, bilgi edinme yolları var. Bakan da olsanız o yoldan yararlanabilirsiniz. Ama, siz diyorsunuz ki: "Ziyaret ettiğim her kurumda -üstelik çocuk kurumunda- benim 4 tane muhbirim var. Onlar bana telefon ediyorlar, mektup yazıyorlar." Bu, eğitim açısından son derece sakıncalı. Yasalarımızda böyle bir şey yoktur. Umarım amacını aşmıştır, bu uygulamadan vazgeçmiştir. Ben, bu vesileyle, bir kere daha, Sayın Bakanımın… Çok duyarlı bir bakanlıkta görevli. Yani, çocukların üzerinde bir şey yapıyor. Onların muhbir diye kullanılması son derece sakıncalı. Umarım bu kötü yaklaşımından vazgeçilmiştir.
Şimdi, bir de, biz milletvekilleri, işte, soru önergeleriyle hem denetim görevimizi yapıyoruz hem de bilgi edinme yoluna başvuruyoruz. Gerçekten bunu sağlayabiliyor muyuz?.. Hani vatandaş biraz eksik yapıyor, yöneticiler zamanında yanıt vermiyor, hakkı kullanamıyor; ama, biz de bu hakkı yeterince kullanamıyoruz.
Bakın, bu dönemde, yani, 22 nci Dönemde, bugün başlangıcıyla, 10 189 yazılı soru önergesi vermişiz, 6 651'i yanıtlanmış -ama, nasıl yanıtlandığını biraz sonra söyleyeceğim- sözlü sorular da 1 607 sözlü soru verilmiş ve 805'inin yanıtlandığı söyleniyor. Önümüze her gün böyle Meclis gönderiyor birsürü soru, ne zaman geleceği belli değil. Ben, başlangıçta sözlü sorular veriyordum milletvekili olarak, baktım ki, aylar geçiyor üzerinden, bir yıl, iki yıl geçiyor, konunun güncelliği gidiyor, edinilecek bilginin kullanılması önemli değil. Bilgi, hareket etmek içindir, bir tavır almak içindir ve paylaşmak için yapılır. Siz soruyorsunuz, bir yıl sonra size sıra geliyor, güncellik geçmiş, bitmiş, size bir yanıt geliyor.
Değerli arkadaşlar, üstelik, bu yanıtlarda da, gerçekten, işi böyle savsaklayıp geçen, toptancı bir anlayışla yanıtlayan yanıtlarla karşılaşıyoruz. Bakanların -keşke burada olsaydı- öyle yanıtları var ki içinde… Ben 5 tane sormuşum, burada örnekleri var, o "1, 2, 3, 4, 5" demiş, 5 soruya birden iki cümleyle yanıt vermiş. Hele, Millî Eğitim Bakanımız... Bir kere daha bu kürsüden söylemiştim…
Değerli arkadaşlar, zaten Meclis Başkanı bir süzgeçten geçiriyor, o da ayrı bir dert de, hadi orasını geçelim. Soruyu soruyorsunuz milletvekili olarak, bakın, aynen Bakanın verdiği yanıttan okuyorum: "Bu konudaki farklı yorum ve yaklaşımlar iyi niyetle bağdaştırılamamaktadır." Ben farklı yorum yapıyormuşum, farklı yaklaşım gösteriyormuşum. Çok doğal, benim Sayın Hüseyin Çelik'ten farklı yaklaşım göstermem. Verdiği yanıtta "bunu sen niye böyle yapıyorsun" diyor.
Devam ediyor… Yönetmelikte "parasız eğitim" diye niye yazmadın diye sormuştum; yasada var falan. "Bu yönetmeliğin sadece söz konusu maddesine atıfta bulunarak yorum yapılması …"
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
20 konuşma daha · 15 Kasım 2005