Değişik adlar altında ilave ödemesi bulunmayan memurlara ve sözleşmeli personele ek ödeme yapılması hakkında (s.s.1103)
Denizli Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 76. Birleşim · 4. yasama yılı · 16 Mart 2006 · 529 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mustafa Gazalcı (CHP), 16 Mart 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DEĞİŞİK ADLAR ALTINDA İLAVE ÖDEMESİ BULUNMAYAN MEMURLARA VE SÖZLEŞMELİ PERSONELE EK ÖDEME YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1103)); konuşma 529 kelime.
Mustafa Gazalcı (CHP, Denizli). “Değişik adlar altında ilave ödemesi bulunmayan memurlara ve sözleşmeli personele ek ödeme yapılması hakkında (s.s.1103)”. TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim tutanağı, 16 Mart 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-gazalci-22-2006-03-16-degisik-adlar-altinda-ilave-odemesi-bulunmayan-memurlara-ve-sozlesmeli-3 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MUSTAFA GAZALCI (Denizli)Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; kimi kamu çalışanlarına eködeme yapılmasına ilişkin tasarının 6 ncı maddesi üzerinde kişisel söz aldım; tümünüzü saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, benim öğretmenliğe başladığım yıllarda, 1960'lı yıllarda, ders ücretleri öğretmen aylığına denkti; yani, 500 000 lira aylığımız varsa, 500 000 lira da ders ücreti alıyorduk. Şimdi, AKP'li sözcü arkadaş diyor ki: "Yüzde 40 artırdık." Ya, 3 000 000 liranın, 3,5 milyon liranın yüzde 40'ı ne yapar; 5 000 000… Öğretmenler, ders ücreti bulamıyor, alamıyor, 3 saat, 5 saat, bulamıyor, alamıyor. Ben öneriyorum: Gelin, gerçekten, öğretmenlere bir şey yapmak istiyorsanız, 100 000 000 lira artış diyelim, ekders ücretlerini vermeyelim, hiç artırmayalım, yani, öğretmene bir şey yapmak istiyorsanız içtenlikle. Anlamı kalmadı, değeri kalmadı; bu, bir politika olarak izleniyor.
AKP'li arkadaşlar, lütfen, bakın, yakında, burada, Özel Okullar Yasa Tasarısı, 625'te bir değişiklik getirilecek. Zorunlu kadar, sen, devlet okulunda çalışacaksın, ekders ücreti için özel okullara gideceksin… Yani, devlet senin -maaş karşılığı 15 saati orada vereceksin- primini yatıracak, özel okul, peki, 5 000 000 mu diyecek ders ücretine; gel bende 20 000 000 diyecek. Niye 20 000 000 diyecek; çünkü, sigorta yok, bilmem, aylık verme yok. Değerli arkadaşlar, bu, devlet okullarının içini boşaltmaktır. Biz, öğretmenin ayağını okulda tutmak için, gerçekten, onun ücretini artırmalıyız, aylığını artırmalıyız, ders ücretini artırmalıyız, eğitimin niteliği düşünülüyorsa bunu böyle yapmalıyız; ama, bu tasarıda, demin de söyledim, kimi haklar budanıyor, alınıyor.
Yani, ders dışı çalışma… Bakan da o işi yanlış biliyor. Burada yok, öğretmenlerle ilgili bir şey konuşuluyor, Sayın Çelik nerede, bilmiyorum ben. Geçende bir söz etti; öğretmenler işte şu kadar saat derse giriyor… Değerli arkadaşlar, dünyanın neresinde böyle bir yaklaşım var?! Öğretmenin öğretmenliğini yalnız derse girdiği saatle mi ölçersiniz?! Yani, o okulda sosyal etkinlikler yok mu?! Ders hazırlamak yok mu?! Sınav kâğıdı okumak yok mu?! Öğretmen örnek kişi değil mi, önder kişi değil mi?!
Şimdi, Maliye Bakanım geldi mi bilmiyorum; yine gelmemiş. Öğretmenlerin, 1980'den sonra, ellerinden, biliyorsunuz, malları alındı ve bizim önderlerimiz, sendikacılarımız içeride tutuldu. Partilerin malları verildi, sendikaların verildi. Ben, burada, belki 10 kez söyledim, şimdi, 1 kez daha söylüyorum. Maliye Bakanına da listeyi götürdüm. Gelin, bu öğretmenlerin mallarını verelim dedim. Değerli arkadaşlar, bakın, öğretmenin malına el koymuşuz, el koymuşuz, sivil mahkemeden aklandığı halde el koymuşuz. Bu adalet, bu hukuk nerede var?! Niçin, madem "12 Eylül darbesinin izlerini düzelteceğiz, sileceğiz" diyorsunuz. Önergeler verdik. Yasa önerimiz var. Dernekler Yasası konuşulurken, ben, gittim AKP'li arkadaşlarla konuştum. Öğretmenler bizi dinlesin.
Öğretmenlerin 1943 yılında kurulmuş bir İLKSAN'ı var biliyor musunuz; Sosyal Yardımlaşma Sandığı. Peki, o sandık, ne oldu 12 Eylülden sonra; öğretmenlerin o sandığa katılımı ve yönetimi engellendi, Millî Eğitim Bakanlığının, büyük ölçüde, denetimine verildi. Peki, bunu demokratikleştirmek gerekmez mi, yani, öğretmenlerin kendi aylıklarından kurdukları sandıkları?
Değerli arkadaşlar, şimdi, orada, gerçek yönetimi bulamıyor; Bakanlık, istemediği adamın delegeliğini kabul etmiyor. Müsteşar gidiyor oraya oturuyor, diyor ki, benim başkanlığımda olacak bu iş. Bu, nerede var?! Hani demokrasi, öğretmenlerin haklarıyla ilgili?!
Ben, demin bir sözleşmeden bahsettim. Bakın, 5 Ekim 1966, Dünya Öğretmenler Günü olarak kutlanıyor; Türkiye'de de kutlanmaya başlandı. Orada, öğretmenlerin, yaptığı işe katılma var. Şimdi bir atama yönetmeliği yapılmış; öğretmenlerin atanmasıyla ilgili konular, tamamen öznel durumlara bağlanmış. Daha 4 Martta çıkıyor bu yönetmelik! Yani, Bakanlık, keyfî olarak eline alıyor. Bir eğitim yöneticisi atayacağı zaman…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
51 konuşma daha · 16 Mart 2006