İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
GENEL KURUL · 39. BİRLEŞİM · PAZAR

2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Tümü münasebetiyle

Mustafa Kalaycı

Konya Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 39. Birleşim · 4. yasama yılı · 21 Aralık 2025 · 2.205 kelime · yaklaşık 11 dakikalık okuma · Günün kaydı →

Kaynak göster

Mustafa Kalaycı (MHP), 21 Aralık 2025 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Tümü münasebetiyle); konuşma 2.205 kelime.

Mustafa Kalaycı (MHP, Konya). “2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Tümü münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim tutanağı, 21 Aralık 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-kalayci-2025-12-21-2026-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-teklifi-ile-2024-yili-merkezi-y (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=140639

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

MHP GRUBU ADINA MUSTAFA KALAYCI (Konya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bütçe ve kesin hesap kanunu teklifleri üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Sizleri ve aziz milletimizi hürmetle selamlıyorum.

İstikrar ve refah bütçesi olarak sunulan 2026 yılı bütçesi Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin 8'inci bütçesidir. Türkiye, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle siyasi istikrara ve öz güvene kavuşmuştur. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi istiklalimizin, güvenliğimizin, millî birlik ve dayanışma kararlılığımızın hem güvencesi hem de güç kaynağıdır. Türkiye yeni yönetim sistemiyle diplomasiden ekonomiye, enerjiden savunma sanayisine, sağlıktan kültüre, terörle mücadeleden egemenlik çıkarlarımızı müdafaaya kadar her alanda göz doldurmuştur. Türkiye, çok yönlü ve insani dış politika anlayışıyla bölgesel gelişmelerin belirleyicisi, küresel düzeyde etkili bir aktör konumuna gelmiştir. Uluslararası sistemin giderek daha büyük belirsizliklere sürüklendiği bir dönemde Türkiye'nin izlediği etkili diplomasi dünya başkentleri tarafından yakından takip edilmektedir. Millî dış politikamız bölgesel barışı ve güvenliği güçlendirmeyi, dış ilişkilerimizin kurumsal zeminini genişletmeyi, bölgemizde ekonomik kalkınmayı ve refahı geliştirmeyi hedeflemektedir. Küresel ölçekte yaşanan olayların büyük çoğunluğu yakın coğrafyamızda cereyan etmekte, bu çatışma ve savaşların yol açtığı sorunlar komşu ülkelerle birlikte en çok bizi etkilemektedir. Rusya-Ukrayna savaşında Türkiye'nin girişimleri bölgesel istikrar ve uluslararası barış için kritik öneme sahiptir ve ülkemizin diplomatik saygınlığını pekiştirmektedir.

Türkiye Filistin halkının haklarını korumak, İsrail'in soykırım saldırılarını durdurmak ve uluslararası camianın harekete geçmesini sağlamak için aktif diplomatik çaba göstermiştir. Türk askerinin Gazze'de oluşturulacak barış gücü içinde yer alma önerisi İsrail'i korkutmuş, Filistinlilerde büyük umut ve heyecan oluşturmuştur. "Türk, beklenendir; Türk, özlenendir; Türk, adalet, merhamet ve barışın timsalidir."

Avrasya'nın ortası Türk dünyasıdır, Türkistan'dır, bu bölgede bir uluslararası aktör olarak Türk Devletleri Teşkilatı bulunmaktadır. Türk Dünyası 2040 Vizyonu hedefleri kademe kademe ve hızla gerçekleşmektedir.

Türkiye yürüttüğü çok boyutlu ve kapsayıcı dış politikayla bölgesel ve küresel etkisini artırmış, diplomasinin merkezi olmuştur. 2026 yılında Türk Devletleri Teşkilatı 13'üncü Zirvesi, NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi, COP31 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı Türkiye'nin başkanlığı ve ev sahipliğinde gerçekleştirilecektir. Ayrıca, Antalya Diplomasi Forumu her yıl çok sayıda devlet ve hükûmet başkanının ve bakanının katılımıyla ve başarıyla gerçekleştirilmektedir.

Küresel sistemin daha adil ve kapsayıcı bir hâle gelebilmesi Türk dış politikasının öncelikleri arasında yer almaktadır. Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle: "Dünya 5'ten büyüktür." "Daha adil bir dünya mümkündür." Türkiye, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası kuruluşların yeniden tanzimi hususunda etkili bir diplomasi yürütmektedir. Milliyetçi Hareket Partisi dünyaya meydan okuyan ABD-İsrail şer koalisyonuna karşı akla, diplomasiye, siyasetin ruhuna, coğrafi şartlara ve yeni yüzyılın stratejik ortamına en uygun seçenek olarak Türkiye, Rusya ve Çin'den müteşekkil TRÇ ittifakının inşa edilmesini önermektedir. Bizim dış politika vizyonumuzu çift başlı Selçuklu Kartalı simgelemektedir: Hem Doğu hem Batı diyoruz; iki tarafı da kucaklıyor, iki yöne de bakıyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; on beş yıldır üst üste büyüyen Türkiye ekonomisi, 2025 yılı dokuz aylık döneminde de yüzde 3,7 büyüme kaydetmiştir. Bölgesel ve küresel sınamalara, asrın deprem felaketine, kuraklık ve zirai don afetine rağmen Türkiye ekonomisi büyümesini 21 çeyrektir aralıksız sürdürmektedir. 2023 Mayıs ayında uygulamaya konulan dezenflasyon politikasının temel amacı enflasyonun düştüğü, istikrarın pekiştiği bir ortamda kapsayıcı ve sürdürülebilir büyümeyle kalıcı sosyal refahı sağlamaktır. Kim ne derse desin, program kararlı bir şekilde uygulanmakta, ekonomik göstergelerde olumlu gelişmeler görülmektedir. Merkez Bankası rezervleri rekor seviyeye yükselmiş, ülkemizin risk primi son yedi yılın en düşük seviyesine inmiş, dış borçlanma maliyetlerinde önemli iyileşme sağlanmıştır. 2023 yılında yüzde 64,8; 2024 yılında yüzde 44,4 gerçekleşen yıllık enflasyon, kasım ayı itibarıyla yüzde 31,1'e kadar inmiştir. İşsizlik oranı iki buçuk yıldır tek haneli gerçekleşmektedir.

Zayıf dış talep koşullarına rağmen ihracatçılarımız rekorlar kırmaya devam etmektedir. Cari açığın millî gelire oranı sürdürülebilir düşük seviyelerdedir. Doğrudan yatırımlar bu yılın on ayında 11,6 milyar dolarla on yılın en yükseğine çıkmıştır. Türkiye gerek kamu gerek reel sektör ve gerekse hane halkı borçluluğunda en az borçlu ülkeler arasındadır.

2023 yılında yaşadığımız tarihimizin en büyük depremi sonrasında bölgenin yeniden imarı ve ihyasına yönelik bugüne kadar bütçeden 90 milyar dolar civarında harcama yapılmıştır. Bütçe açığı nominal olarak artmakla birlikte 2023 yılında yüzde 5,1'e yükselen bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya oranı 2024 yılında yüzde 4,7'ye gerilemiş, bu yıl yüzde 3,6'ya inmesi beklenmektedir. IMF, Türkiye'nin ihtiyatlı ekonomik politikalarının önemli başarılar sağladığını açıklamıştır. Türkiye, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı raporlarına göre üst üste 5'inci kez çok yüksek insani gelişme kategorisinde yer almıştır. Dünya Bankası verilerine göre de Türkiye bu yıl yüksek gelirli ülkeler arasına girecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; küresel krizler ve belirsizlikler, dezenflasyon politikaları ve yüksek faiz oranları ekonomimiz üzerinde ciddi baskı oluşturmuştur. Başta KOBİ'ler olmak üzere reel sektör için erişilebilir ve uygun maliyetli fonlama mekanizmaları güçlendirilmeli, verimliliği artırıcı ve maliyetleri düşürücü teşvikler devreye girmeli, ihracatı destekleyici politikalara daha fazla öncelik verilmelidir.

Esnaf ve sanatkârlarımız toplumumuzun ve ekonomimizin istikrar unsuru ve orta direğidir. Esnaf ve sanatkârlar yalnızca üretim yapan, hizmet sunan kişiler değil, aynı zamanda ahlaki değerlerin, dayanışmanın ve kardeşliğin taşıyıcı gücüdür. Esnafı korumak ve rekabet gücünü artırmak için perakende sektörüne yönelik düzenleme artık yapılmalı, AVM ve büyük market zincirlerinin şehir merkezinde şube açmaları kurallara bağlanmalı ve pazar günleri kapalı olmaları sağlanmalıdır. Esnafımızın vergi ve prim borçlarının yapılandırılmasına dair talepleri dikkate alınmalıdır. Esnafımız için ciddi maliyet oluşturulan kredi kartı pos komisyonları makul bir seviyeye düşürülmelidir.

Büyükşehir olan illerin nüfusu 30 bini aşan ilçelerindeki esnafın büyük çoğunluğunu yılbaşından itibaren gerçek usule tabi tutacak düzenleme, büyükşehir olan illerde vergi adaleti açısından bir eşitlik sağlamakla birlikte, bu defa diğer iller ve ilçeler bakımından eşitsizlik ortaya çıkaracak, özellikle küçük esnafı büyük sıkıntıya sokacaktır. Aslında Gelir Vergisi Kanunu'ndaki şartlara göre gerçek usule tabi olması gerekenlerin belirlenmesi suretiyle tüm esnafın aynı kefeye konulmaması uygun olacaktır. Küçük esnafa mutlaka kolaylık sağlanmalı, vergi, prim ve faiz yükü hafifletilmelidir. Şoför esnafı, yenileyeceği araç ve kullanacağı yakıta ilişkin verginin farklılaştırılması suretiyle desteklenmelidir. Ayrıca, esnaf ve çiftçinin emeklilik prim gün sayısı 7200'e düşürülmelidir.

Tarımda üretim planlaması ve destekleme konusunda devrim niteliğinde düzenlemeler yapılmış ve bütçeden tarıma ayrılan kaynaklarda önemli artış sağlanmıştır ancak ürün fiyatlarının düşüklüğü ve mazot, elektrik, gübre, yem fiyatlarının yüksekliği çiftçilerimizin başlıca şikâyetidir. Yüksek girdi maliyetleri altında üretimini fedakârca sürdüren çiftçimizin, besicimizin ve süt üreticimizin gelirini artıracak ve daha fazla üretmesini sağlayacak ilave tedbirleri uygulamaya koymamız lazımdır.

Sürdürülebilir bir tarım ve verimlilik için havzalar arası su transferi yapılması zorunluluktur. Orta Anadolu'nun, özellikle de çölleşme riski altındaki Konya Ovası'nın suya kavuşturulması acil bir ihtiyaçtır. Konya kapalı havzasında sayısı 684'e ulaşan obruklar can ve mal güvenliğini de tehdit etmektedir. Ülkemizi petrol ve doğal gaz boru hatları, bölünmüş yollar, otoyollar ve demir ağlarla ören, dağları delik deşik edip onlarca tünel açan bir iktidar şüphe yok ki Konya Ovası'na da suyu kolaylıkla getirir. Yapılacak harcamalar üretim ve verimlilik artışından sağlanacak gelirle kısa sürede amorti edilecektir. Gerekirse Konya yatırımlarına ayrılan kaynağı bu işe aktarın. Daha da ötesi, çiftçimiz "Destek almayalım, yeter ki suyu getirin." diyor. Su hayattır, su yoksa hiçbir şeyin kıymeti yoktur. Hiç olmazsa kışın denizlere boşa akıp giden suları Konya havzasına çevirerek yer altı sularımızı ve göllerimizi beslememiz gerekmektedir. Ayrıca, su zengini olmayan ülkemizde bir damla suyun bile heba olmaması için yağmur hasadı yapılmalı, sulama kanalları kapalı sistemlere dönüştürülmeli, sulama organizasyon altyapıları iyileştirilmeli, basınçlı sulama sistemlerine verilen destekler etkinleştirilmelidir

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; günümüzde yaşanan birçok sorunun temelinde yer alan ahlaki kirlilik ve yozlaşma toplumsal alanda yaygınlık kazanmıştır. Ahlaki değerlerin erozyona uğraması sosyal çürümeye yol açmaktadır. Yolsuzluklar, suç örgütleri, kaçakçılık, uyuşturucu ve madde bağımlılığı, kumar, yasa dışı bahis, şike, kara para aklama, fahiş fiyat, stokçuluk, taklit veya tağşiş gibi olaylar bütün netliğiyle ortadadır. Her alanda yaşanan yozlaşma kültürünü süratle dürüstlük kültürüne dönüştürecek ahlaki yeniden yapılanmanın hızla gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Dürüstlüğü teşvik eden davranış kuralları oluşturulmalı, din öğretiminde ve eğitimin her kademesinde insanımıza dürüstlük ve sorumluluk, ahlak ve adalet anlayışı, devlet malına sahip çıkma gibi erdemlerin kazandırılmasına önem verilmelidir.

Ülkemizde yolsuzluk ve rüşvet iddiaları ayyuka çıkmıştır. Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilig'de şöyle diyor: "Devletin malını çalan hırsızdır, halkın hakkını yiyen rüşvetçi ise hırsızın büyüğüdür." (MHP, AK PARTİ ve İYİ Parti sıralarından alkışlar) Yolsuzluk bataklığını kurutmak mutlak bir zorunluluktur. Herkes ahlaki sorumlulukla elini taşın altına koymalıdır. Milletimizin helal rızkını çalan hortumculardan, organize yolsuzluk şebekelerinden mutlaka hesap sorulmalıdır. Yolsuzluk cezaları ağırlaştırılmalı, caydırıcılığı sağlanmalıdır.

Demokratik rejimi diğer yönetim şekillerinden ayıran en önemli fark, yönetenler ile yönetilenler arasındaki açık ve şeffaf ilişkiler ağı ile bu sistemin oluşturması arzulanan temiz, ahlaklı, dürüst ve erdemli siyaset anlayışıdır. Demokratik yönetimler; gizli kapaklı ilişkilerin, karanlık hesapların, tezgâh altı münasebetlerin görülmediği; yolsuzluğun, kayırmaların, arka çıkmaların olmadığı faziletli idareler olmalıdır.

Milliyetçi Hareket Partisi; toplum hayatını, demokratik rejimi ve manevi değerleri tahrip eden ahlaki yozlaşmanın önlenmesini ve yolsuzluklarla mücadeleyi millî siyaset anlayışının temel unsuru olarak görmektedir. Türk siyasi ve bürokratik hayatına ilkeli, seviyeli, şeffaf ve temiz bir yönetim anlayışı yerleştirilmeli; yolsuzluğa karşı siyaset, bürokrasi, yargı ve sivil toplum ayakları olan topyekûn bir mücadele yürütülmelidir.

Siyasi partilerin ve siyasetçilerin gelir kaynaklarının ve seçim harcamalarının etkin bir biçimde denetimi temin edilerek kamuoyunun bilgisine sunulması sağlanmalıdır. Milletvekillerinin yapamayacakları işlerin kapsamı genişletilmeli, milletvekilliği dışında elde ettikleri gelirlerin beyan edilmesi temin edilmelidir. Milletvekili dokunulmazlığı kamu vicdanının kabul edeceği makul esaslara bağlanmalıdır.

Kamu ihale sistemi, imar düzenlemeleri, mal bildirimi, bilirkişilik, kamu görevlilerinin yapamayacağı işler gibi hususları düzenleyen mevzuat gözden geçirilmeli, bu müesseseler şeffaf ve denetlenebilir olmalıdır. Kamu idarelerine dair Sayıştay denetim raporlarının ve kesin hesap kanun tekliflerinin ayrı bir komisyon tarafından görüşülmesi sağlanmalıdır. Yolsuzlukla mücadelede kamu yönetiminin yasallık, verimlilik, etkinlik, tutumluluk, şeffaflık ve hesap verme sorumluluğu ilkeleri çerçevesinde iyileştirilmesinin yanında etkin bir denetim sisteminin varlığı büyük önem arz etmektedir. Denetim sistemimizin görev, yetki, sorumluluk ve kurumsal yapı itibarıyla etkinleştirilmesi; Türkiye denetim kurumu oluşturularak teftiş ve denetim birimlerinin bünyesine alınması uygun olacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tarihî bir adım, çok önemli bir yönetim reformu, uzlaşmanın ve millî birlikte buluşmanın önemli bir aracı olan Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin doğasına uygun, ihtiyaç duyulan anayasal ve yasal değişikliklerin yapılması gerektiği görüşündeyiz. Demokratik standartların yükseltilmesi amacıyla hak ve özgürlükleri öne çıkaran, demokratik, kapsayıcı, mutabakata dayalı, milletimizin beklentilerine uygun yeni bir anayasayla Türkiye'yi ayak bağlarından tümüyle kurtarmalıyız.

Meclis İç Tüzük'ü yenilikçi bir anlayışla düzenlenmeli, Meclisin ve siyasetin itibarına da zarar veren kısır tartışmalara ve zaman kayıplarına artık son verilmeli, yasama kalitesi sağlanmalıdır.

Siyasi Partiler Kanunu'nu ve seçim kanunlarını yeniden düzenlemeli ve siyasi etik kanunu çıkarmalıyız. Demokratik olgunluk ve uzlaşma kültürünün egemen olduğu, ayrıştırıcı dilin törpülendiği, Türkiye'nin millî ve manevi değerlerini ortak payda kabul eden bir siyaset anlayışı hâkim kılınmalıdır.

Kamuoyu araştırma kuruluşları ve araştırmacıların nitelik ve yeterliliklerine ilişkin esas ve usuller belirlenmeli, kamuoyunu manipüle edenlere ve yönlendirme veya etkileme maksadıyla yalan yanlış, yanıltıcı bilgiler sunanlara cezai yaptırımlar getirilmelidir.

Yönetim sisteminin kalitesi kadar sistemi işleten insan gücü kalitesi de önemlidir. On İkinci Kalkınma Planı'nda, yüksek verimlilikte kaliteli hizmet sunan insan kaynağına sahip, objektif ölçütlerin ve liyakat ilkelerinin hâkim olduğu, değişen koşullara uyum sağlayan kamu personel sisteminin oluşturulması temel amaç olarak belirlenmiştir. Bu çerçevede, Devlet Memurları Kanunu'nun da temel ilkelerinden olan liyakati temin edecek bir yapı olarak liyakat kurulu kurulmalıdır.

Yine On İkinci Kalkınma Planı'nda, kamuda istihdam edilen kariyer meslek personelinin görev alanlarını, atanma süreçlerini ve meslekte yükselme gibi hususları düzenleyen mevzuat çalışması yapılacağı belirtilmiştir. Özel yarışma sınavıyla mesleğe girerek belirli bir süre hizmet içi eğitim sonrası yeterlilik sınavına tabi tutulan kariyer personel Türk bürokrasisinin gücü, etkinliği, dinamizmi, sürekliliği ve devlet aklını temsil etme kabiliyetidir. Kariyer meslekler, kamu kurumlarının politika ve stratejilerinin oluşturulmasında belirleyici olmakta; eğitimli, nitelikli ve tecrübeli yöneticiler yetiştirmektedir. 2026 Yılı Bütçe Kanunu Teklifi (K) cetveline Komisyonda eklenen düzenlemeyle merkez kariyer personelini de kapsayan tazminat artışı öngörülmüş ancak Genel Kurulda geri çekilmiştir. Kariyer personelinin büyük bir hayal kırıklığı yaşadığını, moral ve motivasyon kaybına uğradıklarını dile getirmek zorundayız. Zaten özlük haklarındaki ciddi gerilemeye bağlı olarak mesleki itibarlarını önemli ölçüde kaybeden kariyer uzman ve denetim elemanlarının kamudan ayrılmaları nedeniyle birçok bakanlık ve kurumumuz büyük sıkıntı çekmektedir. Bu sıkıntının daha da büyüyeceği mutlaka görülmelidir.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak tüm kariyer meslek mensupları özlük haklarının zaman geçirilmeden iyileştirilmesi gerektiği görüşündeyiz. Kariyer personelinin "merkez-taşra" diye ayrılmasını da doğru bulmuyoruz. Ayrıca, kamu mühendis ve diğer teknik elemanları ile akademik personelin aylıklarının yürüttükleri hizmete mütenasip olmaktan uzak olduğu açıktır. Müdür ve müdür yardımcıları, şefler ve diğer kamu çalışanlarının da durumlarının değerlendirilmesi uygun olacaktır.

On İkinci Kalkınma Planı'nda, kamu personel mevzuatının statü ve sınıflandırma kriterleri dikkate alınarak geliştirilmesi, ücret sisteminin sadeleştirilmesi, ücret düzeylerinin görev ve sorumluluk esasına dayalı olarak yeniden düzenlenmesi öngörülmektedir. Bu kapsamda, kamuda statü ve istihdam karmaşasını giderecek ve ücret adaletini sağlayacak bir kamu personel sistemi oluşturulması gerekmektedir.

Memur ve memur emekli aylıkları 2024 yılında yüzde 78,1; 2025 yılında yüzde 28,9 oranında artırılmıştır. Kamu çalışanlarının aylıklarına ocak ayında yapılacak artışta bütçe imkânları çerçevesinde ilave refah payı verilmesi uygun olacaktır. Ayrıca, 1'inci dereceye gelen memurlara 3600 ek gösterge verileceğine de inanıyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; asgari ücret 2024 yılında yüzde 49,1; 2025 yılında yüzde 30 oranında artırılmıştır. Asgari ücret, tarihî bir reformla, 2022 yılından itibaren vergi dışı bırakılmış ve tüm çalışanların asgari ücret kadar gelirine vergi istisnası getirilmiştir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak 2026 yılında uygulanacak asgari ücretin belirlenmesinde çalışanların geçim şartlarının göz önünde bulundurulacağına inanıyoruz.

Türk milleti hem gaziliğin hem de şehadetin yuvasıdır. Şehitlerimiz ve gazilerimiz, milletimizin asırlarca dimdik ayakta durmasının yegâne dayanakları ve ikamesi olmayan güçleridir. Şehit ailelerine ve gazilerimize toplumda kendilerine yaraşır bir hayat seviyesi sağlamak devlet ve millet olarak vazifemizdir. Şehitlerimizin anne ve babalarının aylıklarının artırılması, şehit çocuklarının hepsine iş imkânı verilmesi, gazilerimize ikinci istihdam hakkı ve ÖTV'siz araç alma imkânı sağlanması ve rütbeli vazife malullerinin hak kayıplarının giderilmesi görüşündeyiz. Terörle mücadelede yaralanmalarına rağmen mevzuata göre malul sayılmayan kahramanlarımıza gazilik ünvanı ve haklarını mutlaka vermeliyiz.

Engelli vatandaşlarımızın başkalarının yardımına muhtaç olmadan hayatlarını sürdürebilmeleri için hukuki, ekonomik ve fiziksel altyapıları güçlendirmeyi en temel ilkemiz kabul ediyoruz. Engellilik durumu sürekli olan vatandaşlarımıza verilen engellilik raporu ömür boyu geçerli olmalıdır. Engellilerin hem kamuda hem de özel sektörde daha fazla istihdam edilmesini sağlamalıyız.

(Uğultular)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

19 konuşma daha · 21 Aralık 2025

Günün kaydı →
19 konuşmanın tamamı →