İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 131. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Kamu finasmanı ve borç yönetiminin düzenlenmesi hakkında kanun ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerinde değişiklik yapılması hakkında (key) (s.s.237)

Mustafa Kalaycı

Konya Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 131. Birleşim · 2. yasama yılı · 16 Temmuz 2008 · 1.205 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mustafa Kalaycı (MHP), 16 Temmuz 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 131. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU FİNASMANI VE BORÇ YÖNETİMİNİN DÜZENLENMESİ HAKKINDA KANUN İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (KEY) (S.S.237)); konuşma 1.205 kelime.

Mustafa Kalaycı (MHP, Konya). “Kamu finasmanı ve borç yönetiminin düzenlenmesi hakkında kanun ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerinde değişiklik yapılması hakkında (key) (s.s.237)”. TBMM Genel Kurulu, 131. Birleşim tutanağı, 16 Temmuz 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-kalayci-23-2008-07-16-kamu-finasmani-ve-borc-yonetiminin-duzenlenmesi-hakkinda-kanun-ile-baz (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA MUSTAFA KALAYCI (Konya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 237 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın ikinci bölümü hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle muhterem heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Tasarı, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun belirlediği temel ilkelere uygun olmayan düzenlemeler içermektedir. Tasarıyla, 2009 yılında düzenlenecek olan Dünya Bankası Grubu ve IMF toplantısı için gerçekleştirilecek işlemler 4734 sayılı ve 5018 sayılı Kanun kapsamı dışına alınmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryollarının vadesi geçmiş, ödemediği kredilerden doğan anapara, faiz, masraf ve gecikme zamlarından oluşan hazine alacakları, bütçenin gelir ve gider hesaplarıyla ilişkilendirilmeden terkin edilmektedir. Üniversitelere kullandırılan dış kredilerden doğan hazine alacaklarının ödenmeyen bakiye tutarını, yine bütçenin gelir ve gider hesaplarıyla ilişkilendirilmeden terkinine Maliye Bakanı yetkili kılınmaktadır.

Yine, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na verilen özel tertip devlet iç borçlanma senetlerinden doğmuş 31/7/2007 tarihine kadar olan hazine alacaklarının, yine bütçenin gelir ve gider hesaplarıyla ilişkilendirilmeden terkini konusunda Maliye Bakanlığına yetki verilmektedir.

Terkin, muhasebe işleminde vazgeçilen bir alacağın silinerek zarar kaydedilmesidir. Tasarıda ise hazine alacaklarının bütçeyle ilişkilendirilmeden terkini öngörülmektedir. Yani, kâğıt üzerinde bütçe açığını artırmıyoruz.

Yine, hak sahiplerine yapılacak konut edindirme yardımı ödemelerinde, Emlak Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Anonim Şirketine özel tertip devlet iç borçlanma senedi ihraç edilebilmesi ve bu kapsamda ihraç edilecek senetler için 4749 sayılı Kanun’a göre bütçede ödenek bulunması şartının aranmaması düzenlenmektedir. Hazine harcama yapacak, alacaklarını silecek ama gider yazmayacak. Böylelikle bütçede giderler artmayacak, bütçe açığı artmayacak. Yani, kendi kendimizi kandıracağız. Zaten her işiniz aldatmaca, kandırmaca.

Tüm bu düzenlemeler kamu mali disiplinine ve 5018 sayılı Kanun hükümlerine aykırılık taşımaktadır.

Değerli milletvekilleri, Türkiye’nin en önemli sorunlarından birisi de kamu mali yapısındaki aşırı borçlanmadır. Ülkemizin borç sorunu, aynı zamanda bir borç yönetimi sorunudur. Kamu borçlarında son yıllarda görülen yüksek artış ve bu artışın meydana getirdiği sorunlar, borç yönetimini öncelikli bir konu hâline getirmiştir. Devletin sağlam kaynak ve gelirlerden beslenen bir kamu maliyesine sahip olmaması borçlanmayı besleyen temel sebeplerden birisi olurken, etkili bir borç yönetimi kurulamaması, kamu mali yapısının daha da bozulmasına neden olmuştur. Aşırı borçlanmalar gelir dağılımını ve sosyal adaleti ziyadesiyle bozmuştur. Bir avuç kişi ve kurumlardan yapılan borçlanmalar tüm milletin sırtına yüklenmiştir.

AKP döneminde cumhuriyet tarihimizin birikimleri har vurup harman savrulur gibi satılmasına rağmen kamu iç borç stoku 94 milyar dolardan 222 milyar dolara çıkmıştır. Borçlardaki yüksek artışa karşın ortada yapılan ne büyük fabrika ne tesis vardır, hem de 30 milyar doları aşan özelleştirme gelirine, 10 milyar doları aşan toprak satışı gelirlerine rağmen.

Vatandaşlarımız da borç batağında ve haciz kıskacındadır. Vatandaşlarımızın sadece kredi kartı ve tüketici kredisi borçları Haziran 2008 ayı itibarıyla 106,5 milyar YTL’yi aşmış durumdadır. Kişi başına 1.500 YTL, 4 kişilik bir aile dikkate alındığında aile başına 6 bin YTL kredi kartı ve tüketici kredisi borcu düşmektedir. Kaldı ki, bunun yanında vergi borcu, prim borcu, çiftçi ve esnafın kredi borcu, bakkal borcu, kasap borcu velhasıl diğer borçlar yok. Bunlar da dikkate alındığında vatandaşlarımızın durumunun ne kadar vahim olduğu görülmektedir.

Türk milletini nereden nereye getirdiğiniz açık seçik görülüyor. Hep söylüyorsunuz ama “Millî geliri artırdık.” laflarınıza da artık kimse inanmıyor. Millî geliri 239 milyar dolardan 659 milyar dolara çıkardığınızı söylüyorsunuz ama vatandaşın bundan haberi yok. Hani bir gecede yüzde 31,6 artırmıştınız! Allah aşkına siz buna inanıyor musunuz? Bu bir kur yanıltmasıdır. Bu, yüksek faiz-düşük kur politikanızın aldatıcı ve gerçeği yansıtmayan bir sonucudur. Hiç ekonomide beş yıllık büyüme yüzde 35 civarında olur da millî gelirdeki beş yıllık artış yüzde 180 civarında olur mu? Biri Türk lirasına göre, diğeri dolara göre. Bu rakamlar her şeyi açıklıyor.

Kendi gelirinde sizin söylediğiniz gibi yaklaşık 3 kat artışı göremeyen vatandaş size niye inansın ki? Sizin söylediğiniz millî gelir sanal, ama vatandaşların borçları gerçek, yoksulluğu gerçek, işsizliği gerçek.

Şimdi de kendinize bahane arıyorsunuz, parti kapatma davasına sığınmaya çalışıyorsunuz. Şimdi size soruyorum: Acaba vatandaş bu hâle dört ay içinde mi geldi, yoksa altı yıldır uyguladığınız politikalarla mı? Lütfen samimiyetle cevap verin.

İki haftadır Hazineden sorumlu Sayın Bakanımızın açıklamaları istisnasız bütün gazetelerde ve İnternet haber portallarında yer aldı. Başta Anadolu Ajansı da haber geçti. Anlaşılan ağlama görevi, mağdur rolü Sayın Bakana verilmiş. Ne diyor Sayın Bakan bakalım, aynen okuyorum: “Davanın açıldığı 14 Marttan sonra faizlerin 5,5 puan arttığına dikkat çeken Şimşek, bunun hazineye getirdiği ek maliyetin 20 milyar YTL’ye ulaştığını vurguladı. Siyasi belirsizlik sebebiyle inşaat sektöründe yatırımlarının yavaşladığını, tüketimin de azaldığını belirten Şimşek, önümüzdeki dönemin Türkiye için büyük önem taşıdığına dikkat çekti.” Sayın Bakan faizler şimdi değil, yıllardır yüksek. Türkiye, kısa vadeli faiz oranlarında dünyada üç yıldır açık ara önde gitmiyor mu? Beş yılda 184 milyar dolar faiz ödemesiyle cumhuriyet tarihinin rekorunu kıran siz değil misiniz? 2008 yılı bütçesine bütçenin en büyük harcama kalemi olarak 56 milyar YTL ödenek koyan siz değil misiniz? Şimdi diyorsunuz ki: “Parti kapatma davasından dolayı inşaat sektörü yavaşladı.” Biraz insaf. Hiç olmazsa resmî istatistiklere bir bakarak konuşunuz. Bu istatistikler size bağlı Hazinenin istatistikleri, DPT’nin, Maliyenin istatistikleri.

Bakınız, inşaat sektöründe 2006 yılındaki büyüme yüzde 18,5; 2007 yılında ise yüzde 5, yani keskin bir düşüş. Bir de 2007 yılına çeyrek dönemler itibarıyla bakalım: Sırasıyla 8,8; 7,5; 4 ve 0,5. Yani dediğiniz gibi değil. İnşaat sektörü parti kapatma davasından çok çok önce kötüye gitmeye başlamış, durma noktasına gelmiş.

Sayın Bakan, yine “Tahvil piyasasında çok ciddi yabancı çıkışı yaşanmıştır. Bizim ve tüm yerli, yabancı uzmanların görüşü, eğer iç siyasi belirsizlik olmasaydı Türkiye dışarıdaki krizden en az etkilenen ülkeler arasında yer alacaktı.” demişsiniz. Öyle mi acaba?

Yurt dışı yerleşiklerin, devlet iç borçlanma senetlerindeki portföyü, 2007 Eylül ayında 33,1 milyar dolar, Mart 2008’de 28,6 milyar dolar, 13 Haziran itibarıyla 26 milyar dolar. Bu da gösteriyor ki yabancı çıkışı kapatma davasından çok önce başlamış.

Yine haberde diyor ki, aynen okuyorum: Şimşek, bu yılın ilk beş ayında doğrudan yabancı sermaye yatırımları 2007 yılının aynı dönemine göre yüzde 45,5 azalarak 6,1 milyar dolar olmasında dünyadaki sıkıntılar ve Türkiye’de mart ayından bu yana ortaya çıkan belirsizliğin katkısının büyük olduğunu söylemiş.

Sayın Bakan, doğrudan Bakanlığınızın sahasına giren konularda bari doğru bilgi verin. Bakın, size bağlı Hazine istatistikleri ne diyor? Bu yılın ilk beş ayında yüzde 45,5 azalarak 6,1 milyar dolara inmesi doğru ama bu mart ayından sonra değil tam aksine daha önce. Ay ay bakalım: Ocak, geçen yıl 6,4 milyar dolar, bu yıl 1,2 milyar dolar, yüzde 86 azalma var; şubat, geçen yıl 1,7 milyar dolar, bu yıl 700 milyon dolar, yine yarıdan fazla azalmış; marta gelelim yani kapatma davasının açıldığı ay, geçen yıl 1,3 milyar dolar, bu yıl 2,6 milyar dolar, bırakın azalmayı yüzde 100 artmış; nisana bakalım geçen yıl 790 milyon dolar, bu yıl 840 milyon dolar, yine artmış; bir tek mayısta 200 milyon dolarlık bir azalma var. Gördüğünüz gibi, hiç de Sayın Bakanın dediği gibi değil. Davadan sonraya bakarsan kısmen bile artış var. Tüm temel göstergeler ekonominin parti kapatma davasından sonra değil, yıllardır, her geçen yıl daha da kötüye gittiğini göstermektedir.

Yine, Sayın Bakanımız diyor ki: “AK PARTİ’ye açılan kapatma davasının ardından zaten dış piyasalardaki menfi gelişmelerin etkisinde olan İMKB büyük bir çöküş yaşadı.” Şimdi bakalım -bir de borsadaki 80 milyar dolar düşüşten bahsediyor Sayın Bakan- 2007 yılını 55.538 puandan kapattı İMKB. Parti kapatma davasının açıldığı haftayı sizin de dediğiniz gibi, 14 Martta 42.585 puandan kapattı. Yılbaşından parti kapatma davasının açıldığı güne kadar iki buçuk ayda borsanın kaybı 12.953 puan, kayıp yüzde 23,3. Sizin açıkladığınız tarihteki 35.010 puanı dikkate alırsak parti kapatma davası tarihinden beri geçen yaklaşık dört aylık sürede İMKB’nin kaybı 7.675 puan, kayıp yüzde 18.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

36 konuşma daha · 16 Temmuz 2008

36 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook