İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 52. BİRLEŞİM · SALI

İller bankası anonim şirketi hakkında (s.s 477)

Mustafa Kalaycı

Konya Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 52. Birleşim · 5. yasama yılı · 25 Ocak 2011 · 1.642 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mustafa Kalaycı (MHP), 25 Ocak 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 52. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İLLER BANKASI ANONİM ŞİRKETİ HAKKINDA (S.S 477)); konuşma 1.642 kelime.

Mustafa Kalaycı (MHP, Konya). “İller bankası anonim şirketi hakkında (s.s 477)”. TBMM Genel Kurulu, 52. Birleşim tutanağı, 25 Ocak 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-kalayci-23-2011-01-25-iller-bankasi-anonim-sirketi-hakkinda-s-s-477 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA MUSTAFA KALAYCI (Konya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 477 sıra sayılı İller Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun Tasarısı’nın geneli üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak üzere huzurlarınızda bulunmaktayım. Bu vesileyle hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

İller Bankası Genel Müdürlüğü, 1933 yılında 2301 sayılı Kanun’la kurulan Belediyeler Bankasının devamı olarak 13 Haziran 1945 tarih ve 4759 sayılı Kanun’la kurulmuştur. Banka, hâlen 4759 sayılı Kanun ve özel hukuk hükümlerine tabi olarak faaliyet göstermekte olup tüzel kişiliği haiz özel bütçeli bir kuruluştur. Banka, mahallî idarelere kredi sağlama görevinin yanında, bu idareler adına harita, imar planı, her türlü etüt, proje ve keşifler ile içme suyu, kanalizasyon, sondaj, arıtma, deşarj, katı atık, jeotermal enerji, çeşitli yapı ve benzeri tesisleri yatırım programları içerisinde yaparak veya yaptırarak bu yatırımlar için gerekli araç ve malzemeyi sağlayıp yatırım bankacılığı yapmakla görevli bulunmaktadır. İller Bankası, bu tasarı ile anonim şirket statüsünde “İller Bankası Anonim Şirketi” unvanıyla bir kalkınma ve yatırım bankası statüsüne dönüştürülmektedir. Tasarıyla, bankaya, yurt dışında projelendirme ve danışmanlık hizmetleri verebilmesi, projelerin uygulanması için temin edilen finansmanın kullanılmasına aracılık edebilmesi görevi verilmektedir. Bankanın yeni yapısı ve görevleri, gelecekte nasıl bir yapıya dönüşebileceği konusunda bizi endişeye sevk etmektedir. Gerçi, bankanın kendi kaynakları dışında sağlanan finansmanın kullanılmasında aracılık etmek söz konusudur. Ancak bu şekilde başka görevler verilmenin yolu açılmaktadır.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak bizim endişemiz, yetmiş yedi yıldır mahallî idarelere hizmet gayesiyle faaliyet gösteren ve yerel kalkınmada çok önemli katkısı bulunan İller Bankasının zamanla mahallî idarelerin bankası olmaktan çıkmasıdır. Nitekim, ülkemiz bunun örneklerini Ziraat Bankası ve Halk Bankasıyla yaşamıştır. Esasen çiftçiyi desteklemek için kurulan Ziraat Bankası ve esnafı desteklemek üzere kurulan Halk Bankası, kuruluş amacını unutmuş, esnaf ve çiftçi kredi kullanamaz hâle gelmiştir. Esnaf, çiftçi ve köylü yüksek faizler nedeniyle kredi borçlarını ödeyemez iken, yeni kredi kullanamaz iken bu bankalar krizi fırsata çevirmişler ve çok yüksek kârlar elde etmişlerdir. İşte, İller Bankası da bu tasarıyla böyle bir akıbete doğru yol alabilecektir. Türkiye’de bulunan 2.948 belediye mevcut durumda zaten yaşadıkları ekonomik sıkıntılar sebebiyle altyapı projeleri hazırlamakta zorlanıyor iken finansman kaynağına erişimi iyice kısıtlanacak, belediyeler hepten kendi kaderine terk edilebilecektir.

Değerli milletvekilleri, belediye yönetim ve hizmetlerinin varlık nedeni, insanların sosyal ve ekonomik nedenlerle bir arada yaşama mecburiyetleridir. Bir ülke sınırları içerisinde yaşayan vatandaşların genel müşterek ihtiyaçlarını karşılayan devlet organizasyonu içerisinde mahallî müşterek ihtiyaçların giderilmesinde belediye organizasyonları gerekmektedir. Türkiye'de de mahallî idareler ve özellikle belediyeler görev, yetki ve sorumlulukları açısından çok farklı süreçlerden geçerek bugüne ulaşmıştır. Mahallî idarelerin güçlendirilmesi yönündeki eğilim ve beklentiler her geçen gün hızla artmaktadır. Ancak kendi uhdesinde olan görevlerini yerine getirmeye çalışan belediyelerimiz bugün başta kaynak olmak üzere birçok sorun ile karşı karşıya bulunmaktadır. Belediyeler zor durumdadır. Belediye başkanlarımız büyük sıkıntı ve zorluklarla karşı karşıyadır. AKP Hükûmeti ise belediyeleri unutmuştur, belediyelerin sorunlarını umursamamakta, belediye başkanlarımızı kale almamaktadır. 2009 yılı Mart ayına kadar eski nüfusları üzerinden ödenek alan belediyelerin birçoğunun 29 Mart 2009 seçimlerinden hemen sonra Adrese Dayalı Nüfus Sistemi’nin esas alınmasıyla İller Bankası ödeneklerinde yarı yarıya, hatta üçte 2’ye varan azalma olmuştur. İller Bankası kanalıyla gönderilen ödenekler birçok belediyemizde çalışan personelin maaşını bile karşılayamaz durumdadır. Birçok belediye personelinin maaşının ancak bir kısmını ödeyebilmekte, hatta onu dahi ödeyemeyecek duruma düşen belediyeler bulunmaktadır çünkü gönderilen paraların önemli bir kısmı borçlarına kesilmektedir. Bugün birçok belediyeye ayda sadece 10 bin TL düzeyinde, hatta bu rakamın da altında ödenek gönderilmektedir. Bu durum hem belediye hem de personel nezdinde sıkıntı yaratmakta, para olmadığı için de yapılması gereken mecburi hizmetler hâliyle yapılamamaktadır.

Bu sorunun çözümü için genel bütçe vergi gelirlerinden belediyelere verilen payların gözden geçirilerek adaletli ve yeterli bir hâle getirilmesi, belediyelere sabit giderlerini karşılayabilecek belli bir paranın, mesela aylık 25 bin TL’nin altında ödenek gönderilmemesi ya da personel maaşlarının doğrudan Maliye tarafından ödenmesi gibi düzenlemeler mutlaka gündeme getirilmelidir.

Belediyeler, geçmiş dönemlere ve cari döneme ait ödenemeyen sosyal güvenlik primleri, vergiler ve kullanmış oldukları krediler dolayısıyla ağır bir borç batağı içerisinde bulunmaktadırlar.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Ali Babacan, “Kimin borcu varsa o ödenecek. Borcun üzerini çizmek yok. Öyle belediyeler var ki, yüzde 40 yüzde 40 keserek merkeze olan borcunu yüz senede zor öder. Olsun, o borçlar silinmeyecek.” diyor. Yani, hem borçların ödenemeyecek boyutta olduğunu kabul ediyor hem de ödenecek diyor. Peki ne olacak, nasıl ödenecek? Belediyelerin imkânı var da ödemiyorlar mı?

Borç ödeme eğilimine girmeyen belediyeler hakkında icra yoluna başvurulacağını belirten Maliye Bakanı da belediyelerin öz gelirleri olan vergi gelirlerini artırmaya yönelik çalışmalar yapılmasının zorunlu olduğunu, bunun aynı zamanda belediyelerin mali özerkliklerini güçlendireceğini ve merkezî yönetime olan bağımlılığını azaltacağını söylüyor. Yani, aynı Hükûmetin yaptığı gibi, belediyelerin de vatandaşın ümüğünü sıkması isteniyor. Tabii, işsizlikle ve yoksullukla cebelleşen vatandaşın durumu AKP Hükûmetinin umurunda bile değil. AKP Hükûmetinin bakanları, sadece bakıyor ama görmüyor, belediyelerin içinde bulunduğu sorunları çözmeye yönelik hiçbir adım atmıyor.

Bilindiği üzere, 2008 yılında çıkarılan 5747 sayılı Kanun ile nüfusu 2 binin altında olduğu gerekçesiyle AKP Hükûmeti tarafından köye dönüştürülmek istenen 862 belediyenin, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay kararlarıyla tüzel kişiliklerinin devamı sağlanmıştır ancak 29 Mart 2009 mahallî idare seçimlerine giren ve bir beş yıl daha devamı uygun görülen 862 belediyenin akıbeti hakkında belirsizlik bulunmaktadır. Bugün itibarıyla bu belediyelerin ne olacağı hakkında bir netlik yoktur ama bu konu, 2014 yılına yaklaştıkça ağırlığını daha da hissettirecek, büyük tartışmalara sebebiyet verecektir. Bu belediyelerin köye dönüştürülmesi kırdan kente olan göçü daha da artıracağından söz konusu belediyelerin mevcut durumu, gelişme potansiyeli, yaz-kış nüfusu, ilçeye uzaklığı, köy sayısı gibi unsurlara göre durumları yeniden değerlendirilmeli ve belediye olarak faaliyetlerini devam ettirebilmeleri yönünde kırsal kalkınmayı sağlayacak politikalar geliştirilmeli ve mutlaka mevcut belirsizliği bir an önce giderecek düzenleme yapılmalıdır.

Belediye başkanlarımız dertlidir. Beldelerine hizmet etmek istemekte ancak imkânsızlıklar nedeniyle yapamamaktadırlar, belde sakinlerine karşı boyunlarını bükmektedirler. Belediye başkanlarının beldelerine gerekli hizmetleri götürememelerinin, ellerinin kollarının bağlı bulunmasının sorumlusu da, müsebbibi de AKP Hükûmetidir. Çünkü AKP Hükûmeti, belediye başkanlarımızı çaresiz bırakmıştır, belediyelerin sorunlarına çare üretmemekte, vurdumduymaz bir tavır sergilemektedir.

Değerli milletvekilleri, genel bütçe vergi gelirlerinden İller Bankası aracılığıyla belediyelere gönderilen paylarda ciddi bir haksızlığa ve adaletsizliğe neden olunmaktadır. Zira, tatil yeri niteliğinde olan, yayla özelliği veya denize sahili bulunan birçok belde, ilçe veya il konumundaki belediyelerimiz kış aylarında belli bir nüfusa sahip iken yaz aylarında yoğun bir nüfus artışına sahne olmaktadır. Yerel kaynaklar haricinde en önemli destek sayılan İller Bankası kanalıyla verilen ödeneklerin kış aylarındaki resmî nüfusa göre hesaplanmasından dolayı yaz aylarında katbekat artan nüfusa bağlı olarak en temel belediye hizmetlerinin dahi yerine getirilmesinde maalesef sorunlarla karşılaşılmaktadır. İtfaiye, kanalizasyon, cenaze, temizlik, yol vesair zorunlu hizmetler ciddi şekilde aksamakta ve bu mevsimde çoğu tatil yapıp dinlenmek isteyen vatandaşlarımız büyük sıkıntılar çekerek perişan olmaktadır. Bu sorunun mutlaka ve acilen hâlledilmesi gerekmektedir. Sorunun çözümü ise genel bütçe vergi gelirlerinden İller Bankası aracılığıyla belediyelere gönderilen payların, sadece kış nüfusuna göre değil, yaz ve kış nüfuslarının birlikte dikkate alınarak hesaplanmasıdır. Bu şekilde bir düzenleme hem ilgili belediyelerimizi rahatlatacak hem de bu belediyelerimizden yaz aylarında hizmet alan vatandaşlarımızın mağduriyetini büyük ölçüde ortadan kaldıracaktır.

Genel bütçe vergi gelirlerinden büyükşehir belediyelerine ayrılan paylarda da gerek kendi aralarında gerekse diğer il belediyelerine göre büyük haksızlıklar ve adaletsizlikler bulunmaktadır. Maliye Bakanlığı verilerine göre, 2009 yılı İller Bankası ve büyükşehir belediye payları toplamında Konya Büyükşehir Belediyesine 85 milyon lira aktarılmışken gerek nüfus gerek yüz ölçümü itibarıyla daha küçük olan bazı illere daha fazla, hatta 4-5 katı pay gönderilmiştir. Konya gibi büyükşehir belediyelerinin yanı sıra, büyükşehir statüsünde olmayan Şanlıurfa, Malatya gibi birçok ilimiz de aynı haksızlığa maruz kalmaktadır.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya)Mustafa Bey, Denizli de var, Denizli.

MUSTAFA KALAYCI (Devamla)Aynı adaletsiz dağılım il özel idarelerinin paylarında da söz konusudur. Bugün, ülkemizin en büyük yüz ölçümüne, 200 belediyeyle en fazla belediyesine sahip olan, 631 köyle de en fazla köyü bulunan illerin başında gelen Konya, bu özellikler itibarıyla daha küçük olan bazı illerden daha az pay almaktadır. İller arasında yapılan bu haksız uygulama, aslında, o illerde yaşayan vatandaşlarımıza yapılmaktadır. AKP’nin adaleti bu mudur? Bu adaletsiz uygulama nereye kadar sürdürülecektir?

Değerli milletvekilleri, bu tasarıya göre Bankanın ortakları il özel idareleri ve belediyelerdir. Yürürlükten kaldırılan 4759 sayılı Kanun’da Bankanın ortakları arasında yer alan köy idareleri, bu tasarıyla ortaklar arasından çıkarılmaktadır, yani köylerin Bankaya ortaklıkları ellerinden alınmaktadır.

Bankanın ortakları olan il genel meclisleri ile belediyelerin genel kurulda temsilinde her ilden 2’şer kişi olmak üzere il bazı esas alınmış, Banka sermayesinde ortaklığı söz konusu olmayan Bakanlık ve kurum temsilcileri genel kurulda yer almıştır.

Her ilden belediye temsilcisinin 1 kişi olması, belediye sayısı fazla veya az olan iller açısından genel kurulda belediyelerin temsilinde bir eşitsizlik oluşturmuştur. Seçim bölgem olan Konya’da hâlen 200 belediye bulunmaktadır. Konya, 200 belediyesi olmasına rağmen belediye sayısı çok az olan illerle birlikte İller Bankası Genel Kuruluna belediyeleri temsilen 1’er kişi gönderebilecektir. Tüm belediyelerin yüzde 6,8’ine sahip olan Konya, bu belediyelerini temsilen İller Bankası Genel Kurulunda binde 6 ile temsil edilebilecektir. Bu durum, Konya’ya büyük haksızlık yapıldığı anlamına gelmektedir. Şirketler hukukuna da uygun olmayan bu düzenleme, temsilde büyük bir adaletsizliği içermektedir.

Yine, bu tasarıda, banka hizmetlerinin gerektirdiği görevlerin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na ve diğer kanunların sözleşmeli personel hakkındaki hükümlerine tabi olmayan sözleşmeli personel eliyle yürütülmesi öngörülmektedir. Sözleşmeli olarak çalışmayı kabul etmeyen personelin Bakanlar Kurulu kararıyla çıkarılacak olan yönetmeliğin yayınlanmasından itibaren en geç üç ay içerisinde Banka tarafından Devlet Personel Başkanlığına bildirilmesi ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmesini düzenlemektedir.

Anayasa’mızın 128’inci maddesinde, devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülmesi hükme bağlanmıştır.

Ayrıca, çalışanların hiçbir güvencesi olmaksızın sözleşmeli istihdama ya da başka kurumlara nakledilmek üzere havuza mahkûm edilmesi, banka hizmetlerinin işleyişini en iyi bilen ve yıllarını Bankaya harcayan birçok tecrübeli personelin bu yolla tasfiye edilebilmesine yol açacak, kurum işleyişinde geri dönülmez zararlar çıkabilecektir. Personelin güvencesiz kalması konusu bizim en fazla endişe duyduğumuz konulardan biridir.

Burada bir hakkı teslim etmeden geçmeyeceğim. Personelin talepleriyle ilgili olarak Sayın Genel Müdür ve Banka yönetimindeki arkadaşlar tasarının Komisyon görüşmelerinde bu kaygıları gidermeye yönelik çok büyük çaba sarf etmişler ve olumlu bir yaklaşım içerisinde olmuşlardır. Bu kapsamda, personelin talebi olan birçok husus tasarıya işlenmiştir.

Ben, tasarının gerek İller Bankası personelimize gerekse ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

19 konuşma daha · 25 Ocak 2011

19 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook