Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanunu ile 78 ve 190 sayılı kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı ile yükseköğretim kurumları öğretim elemanlarının kadroları hakkında kanun hükmünde kararname ile genel kadro ve usulü hakkında kanun hükmünde kararnameye ekli cetvellerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.1414) onyedi üniversite kurulması hakkında
Bursa Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 106. Birleşim · 5. yasama yılı · 15 Mayıs 2007 · 2.257 kelime · yaklaşık 11 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mustafa Özyurt (CHP), 15 Mayıs 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNU İLE 78 VE 190 SAYILI KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI İLE YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ÖĞRETİM ELEMANLARININ KADROLARI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE GENEL KADRO VE USULÜ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEYE EKLİ CETVELLERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.1414) ONYEDİ ÜNİVERSİTE KURULMASI HAKKINDA); konuşma 2.257 kelime.
Mustafa Özyurt (CHP, Bursa). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanunu ile 78 ve 190 sayılı kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı ile yükseköğretim kurumları öğretim elemanlarının kadroları hakkında kanun hükmünde kararname ile genel kadro ve usulü hakkında kanun hükmünde kararnameye ekli cetvellerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.1414) onyedi üniversite kurulması hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim tutanağı, 15 Mayıs 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurt-22-2007-05-15-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanunu-ile-78-ve-190-sayili-kanun-hu (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c157/b106/tbmm221571060272.pdf
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)CHP GRUBU ADINA MUSTAFA ÖZYURT (Bursa)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; 1414 sıra sayılı Yükseköğretim Kurumlan Teşkilatı Kanunu ile 78 ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı hakkında Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini sizlerle paylaşmak için söz almış bulunuyorum.
Değerli arkadaşlarım, aslında, bu çok uzun bir isim ve tanım olmasına rağmen, buradaki amaç bellidir. Tasarının gerekçesi şöyle okunduğunda görülecektir ki, Karaman, Ağrı, Sinop, Siirt, Nevşehir, Karabük, Kilis, Çankırı, Artvin, Bilecik, Bitlis, Kırklareli, Osmaniye, Bingöl, Muş, Mardin ve Batman illerinde kurulması öngörülen üniversitelerimizi içeren bir kanun tasarısıdır ve ayrıca, inceleyebildiğim kadarıyla da Selçuk Üniversitesinin kadrosuna ilave olarak bir kadro ihdası var, ama Osmangazi Üniversitesinin kadro cetvelini aradım, bulamadım.
Değerli arkadaşlarım, bu tasarıyla, 68 devlet üniversitesine 17 yeni üniversitenin eklenmesini görüşeceğiz. Geçen hafta, bildiğiniz gibi, 5 tane vakıf üniversitesini ilave ettik, gerçi kanun henüz Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmadı, ama böylece 30 tane vakıf üniversitesi... Bildiğim kadarıyla da işte 93'e 17 üniversite daha ilave etmiş oluyoruz. (x) 1414 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir. Değerli arkadaşlarım, biz üniversite açılmasına karşı değiliz, hemen baştan söyleyeyim. Bu illerimizde yeni üniversitelerin açılmasını en az iktidar partisi kadar biz de istiyoruz. Ancak, hemen şurasını ilave etmek istiyorum: 30/12/2005 tarihinde, bu tarihi, isterseniz bir daha söyleyeyim, 30/12/2005 tarihinde 15 devlet üniversitesi kurulmuştu, bu üniversitelerin kurulmasıyla da üniversite sayımız 68'e çıkmıştı; ancak, arkadaşlar, bu 30/12/2005 tarihinde kurulan 15 devlet üniversitesinin rektörü henüz atanamamıştır. 30/12/2005 tarihinden bu yana 15 devlet üniversitesinin rektörü atanamamıştır. Neden atanamadı diyecek olursanız -çoğunuzun hatırlayacağı gibi- burada, bu devlet üniversitesinin rektörlerinin seçimine ait üç kere görüştük arkadaşlar. Önce, bir hükümet tasarısı olarak görüştük; sonra, Cumhurbaşkanı geri gönderdi, tekrar görüştük; arkasından, Anayasa Mahkemesine götürüldü, Anayasa Mahkemesi reddetti. Şimdi, bugün tekrar, bu üniversitelerin, artık, bu 15 üniversite değil de yeni kurulacak üniversite rektörlerinin nasıl seçileceğine ait bir tasarıyı Hükümet getirdi ve bugün komisyonda konuştuk.
Benim inancım şu arkadaşlar: İktidar, gerçekten üniversite açmaya canıgönülden taraftar değil. Gerçekten, candan, gönülden isteyerek açmış olsaydı, şu 30/12/2005 tarihinden bu yana atanama- mış olan rektörleri, bir şekilde atardı. Aynı, Cumhurbaşkanlığında yaptığınız gibi oldu arkadaşlar. Aynı, Cumhurbaşkanlığında olduğu gibi, bir uyumsuzluk içine girildi ve benim dediğim olacaktır, ille benim istediğim gibi olacaktır, dediğiniz için, bu üniversitelerin rektörleri atanamadı -dediğim gibi- Cumhurbaşkanlığında tıkandığımız gibi. Şimdi, tekrar böyle bir tasarı geldi, bugün komisyonda konuştuk. Bu sefer de, Sayın Hükümetin getirdiği tasarıda diyor ki: Yeni açılan üniversitelerde 6 profesör YÖK tarafından belirlenecek, bunlar Hükümete bildirilecek, Hükümet bunu 3'e indirecek, 3 tanesinden 1 'ini de Cumhurbaşkanı rektör olarak atayacak.
Komisyonda da söyledim, dedim ki: "Arkadaşlar, gelin, elinizi çekin üniversitelerin üstünden, üniversiteler rahat rahat akademik toplantılarıyla hocalarını, rektörlerini seçsinler." Ama, yine, dediğim gibi, aynı noktada geldik, tıkandık; burada da olmayacak. Diyeceksiniz ki, Cumhurbaşkanı bugüne kadar niye atamadı bu rektörleri? Cumhurbaşkanı da ince eleyip sık dokumak zorunda kaldı arkadaşlar, çünkü, dediğim gibi, bu on beş yeni üniversitenin rektörünün atanmasını burada dördüncü defa görüşeceğiz, dört keredir görüşüyoruz. Herhalde bu bir rekor, Parlamento tarihimizde bir konuyu dört kere görüşmek ilk kez gerçekleşiyor ve bununla övünebilirsiniz, seçime gittiğinizde söylersiniz, dersiniz ki: Bir üniversite rektörlerinin seçimini beceremedik, dört kere Parlamentoya getirdik, tartıştık, konuştuk, ama işin içinden çıkamadık arkadaşlar!
Dediğim gibi, gerçekten samimi olsanız, yani, iktidar, üniversite kurmakta samimi olsa der ki: Bu üniversiteleri şöyle kuralım, bir an evvel bitsin. Şurada seçime kalmış seksen gün, siz, on yedi yeni üniversitenin kurulması hakkında kanun tasarısı getiriyorsunuz. İtirazımız yok, üniversite kurulsun, ama, bu üniversitelerin tabela üniversitesi olacağını, hiçbir zaman gerçek anlamda bir üniversite olmayacağını biliyoruz. Hemen size bir gazete kupürü okumak istiyorum arkadaşlar; bu, yükseköğrenimle ilgilenen bir yazarımızın yazısı: "Öyle görünüyor ki, bu üniversiteler tabeladan ibaret, illerin emrine verilen tüketim merkezleri olacaktır." Üniversite değil, tüketim merkezleri olacaktır. "Yani, şehirlere fabrika kuramayan, istihdam yaratamayan hükümetler, üniversite kurarak hem şehirleri iktisadi olarak kalkındıracak hem de hayal ve umut avcılığı yapacaktır; gençleri sömürüp dört beş yıl oyalayacaktır." Bu, gerçekten doğru bir laf, hiç söylenecek bir şey yok. Bu çocuklar oyalanacaktır ve hiçbiriniz, şurada oturan arkadaşlarımın hiçbiri, şu açılan üniversitelerin birisine de ne çocuklarını ne akrabalarını ne yakınlarını göndermeyecektir, çünkü hocası yok arkadaşlar, bu üniversitelerin hocası yok.
Değerli arkadaşlarım, zaten üniversite öğretim üyelerinin büyük çoğunluğu üç büyük şehirde yığılmış. Öğretim üyelerinin yüzde 42'si üç büyük kente toplanmıştır. Profesörlerin ise yüzde 60'ı üç büyük kentte yoğunlaşmış. Buna karşılık, yardımcı doçentlerin, yani henüz öğretim üyeliğine yeni adım atmış olanların da yüzde 72'si üç büyük kentin dışındadır. İşte, bu kurduğunuz, önce şu on beş, sonra da bugün kuruyoruz dediğiniz on yedi yeni üniversitenin öğretim üyeleri- nin büyük çoğunluğu, hiçbir deneyimi olmayan, hiçbir araştırması olmayan, genç yardımcı doçentlerden oluşacaktır.
Yine, dediğim gibi "On beş yeni üniversite kurduk." diyorsunuz. Hemen söyleyeyim arkadaşlar, bu kurulan on beş yeni üniversitenin, bugüne kadar "tabela üniversitesi" diye tanımladığımız üniversitelerin, on beş yeni üniversitenin, arkadaşlar, kurulduğundan bu yana, yalnızca 29 tane yayını çıkmıştır. On beş tane üniversite kurulmuş -30/12/2005 tarihinde kurulmuş bu üniversiteler- ve bugüne kadar 29 tane yayını çıkmış arkadaşlar. Buna karşılık, İstanbul Üniversitesinin aynı dönemde 1.161 tane yayını var, Hacettepe Üniversitesinin 1.017 yayını var arkadaşlar, Ankara'nın 904 tane yayını var aynı tarihlerde. Dediğim gibi, kurduğunuz on beş yeni üniversitenin, toplam, bu kadar süre içindeki yayın sayısı yalnızca 29.
Arkadaşlar, doğru oturup eğri konuşmayalım da, gelin, bunlara diyelim ki: Arkadaşlar, size biz üniversite kuruyoruz ama, adınız üniversite. Şuradaki bir fakültenin üstündeki tabelayı sökeceğiz, yerine diyeceğiz ki, burası üniversite olmuştur. Birçok yerde yapacağınız budur. Öğrenci sayısında bir artış yok. Akademik kadroda bir artış yok. Bununla, bunlar üniversite olmayacaktır. Kendimizi de avutmayalım, çocuklarımızı da lütfen sömürmeyelim. Bu insanların da hani ümitlerine, ne bileyim, ümitlerine engel olmayalım.
MEHMET CEYLAN (Karabük)Olur mu Hocam, arkadaki kadro cetvellerine bakın.
MUSTAFA ÖZYURT (Devamla)Değerli arkadaşlarım, kadro cetveliniz var, ama öğretim üyesi yok. Olmayan kadroyu koymuşsunuz, ne olacak; şuraya bardak koymuşsunuz su yok içinde.
MEHMET CEYLAN (Karabük)Her şey gökten zembille inmiyor ki!
MUSTAFA ÖZYURT (Devamla)Efendim, gökten zembille de iner, ama ineceği zamanı ayarlamanız lazım. Bunu, önce hazırlamanız lazım. Ben size söyleyeyim nasıl yaptığınızı.
FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik)Yirmi sene önce Van Yüzüncü Yıl kurulmasaydı, bugün bu üniversite olmazdı.
MEHMET CEYLAN (Karabük)ODTÜ ilk kurulduğunda...
MUSTAFA ÖZYURT (Devamla)Efendim, gayet tabii olacak. Biz ona...
BAŞKANSayın milletvekilleri, sayın milletvekilleri, lütfen, oturduğunuz yerden Sayın Hatibe laf atmayın.
MUSTAFA ÖZYURT (Devamla)Arkadaşlar, örnek gösterdiğiniz üniversiteler, bir tane Hacettepe, bir tane Orta Doğu Teknik Üniversitesi. Burada on yedi tane üniversite kuruyorsunuz, on yedi üniversite ve kurduğunuz yerler de Anadolu'nun ücra köşeleri. Buralara evvela hazırlık yapacaktınız, öğretim üyesi yetiştirecek olan çocuklar hazırlanacak, gönderilecekti. Yurt dışına gönderdiğiniz öğrenci sayısı... Sayın Bakanım geçen sene tutturdu "ille ben göndereceğim" diye, yurt dışına bin öğrenci gönderecek, doktora öğrencisi, YÖK'ün gönderdiği öğrencilerle, Millî Eğitim Bakanlığının gönderdiği öğrencileri karşılaştıracak olursanız, YÖK'ün gönderdiği öğrenciler çok daha başarılı gelmişlerdir. Ama Millî Eğitim Bakanı ısrar etti "ille de benim gönderdiklerim gidecek, ille de benim dediğim olacaktır" diye.
Değerli arkadaşlarım, siz iktidara geldiğinizden bu yana, 2002 yılından bu yana öğrenci sayısındaki artış yüzde 22 -bu rakamı geçen sefer de söyledim- araştırma görevlisi artışındaki sayı binde 4. Duydunuz mu? Birinde yüzde 22 öğrenci artmış, araştırma görevlisi kadrosuna verdiğiniz sayı binde 4 artmış. Bununla mı on yedi üniversiteyi dolduracaksınız, öğretim üyesi yetiştireceksiniz?
ALAETTİN GÜVEN (Kütahya)YÖK yetiştirsin!
MUSTAFA ÖZYURT (Devamla)Kadro vermezseniz, YÖK'e de kadro vermemişsiniz ki, o da yetiştiremiyor. Nereden yetiştirecek? Gökten zembille mi indirelim hocayı?
ASIM AYKAN (Trabzon)Saat ikiden sonra muayene yapmasın, adam yetiştirsinler.
MUSTAFA ÖZYURT (Devamla)Ha, bakın "saat ikiden sonra muayene yapmasın, adam yetiştirsinler" diyorsanız, o zaman getirirsiniz buraya yasayı, dersiniz ki, öğretim üyeliği tam gündür. Varsa yüreğiniz, çıkarsınız buraya, dersiniz ki, öğretim üyeliği tam gündür. Niye bugüne kadar getirmediniz peki? Madem öğretim üyesi istiyordunuz, deseydiniz, üniversite öğretim üyeliği tam gündür, yarından itibaren, buyurun, tam gün çalışan çalışır, istemeyen muayenehanesine gider, deseydiniz ya. Günün sonuna gelmişsiniz, şurada seçime birkaç gün kalmış; muayenehanesine gitmesinler, deyin o zaman, buyurun.
Arkadaşlar, bütün bu kötülemelerinize rağmen, şunu söyleyeyim: Uluslararası kaynak göstermelerinde Türkiye kaynaklı yayınlar son yirmi yılda 30 kat artmıştır. 2004 yılında 20'nci sırada olan yayınlarımız, 2005 yılında 19'uncu sıraya yükselmiştir.
Hemen şunu da söyleyeyim: Bütün öğretim üyelerinin parasal sıkıntılarına rağmen, bir profesörün, eline geçen bir parayla İstanbul'da geçinmesinin mümkün olmadığına rağmen, öğrencilere sorulduğunda, "Ne olmak istersiniz?" dediğinde, "Öğretim üyesi olmak isterim." diyor. İşte, bu yararlanılacak olan bir durum arkadaşlar. Madem gençler diyorlar ki: "Ben öğretim üyesi olmak istiyorum." öyleyse, önlerini açalım, bu çocukları yetiştirelim ve bu üniversitelere öğretim üyesi yapalım.
Ben size daha evvel, birkaç gün evvel de söyledim arkadaşlar, dedim ki: Rektörler yetmiş yaşına kadar görevlerinin başında kalabiliyor, üniversite öğretim üyeleri altmış yedi yaşında emekli olmak zorunda. O zaman, bir tasarı getirin veya bir teklif getirin, dersiniz ki, öğretim üyesi altmış yedi yaşında emekli olduktan sonra, kendi üniversitesinde çalışmamak koşuluyla, yeni açılan üniversitelerde görev almak koşuluyla, yetmiş yaşına kadar çalışabilir. Getirin, buna da evet diyelim. Hiç değilse öğretim üyesi olsun, hiç değilse bazı kürsülerde, bazı ana bilim dallarında öğretim üyesi olsun arkadaşlar. Bunların hiçbirisi tamamlanmadan, dediğim gibi, bu üniversiteleri açtığınızda, bu çocuklara yazık olacaktır.
Ben, kırk yıla yakın üniversitede bulunan bir insanım; öğrenciliğim, asistanlığım, doçentliğim... En ilkel koşullarda da çalıştım arkadaşlar. Hacettepe Üniversitesi gibi bir kurumdan çıkıp, Uludağ Üniversitesinde, Bursa Üniversitesi diye -adı da o zaman İstanbul Üniversitesi Bursa Tıp Fakültesiydi- ücra bir göğüs hastalıkları hastanesinde işe başladık. Hiçbir şeyi olmayan bir hastanede işe başladık, ama, Bursa'da Uludağ Üniversitesi bugün koskocaman oldu. Olmaz mı? Olur.
RECEP KORAL (İstanbul)İşte gördün mü, demek ki oluyormuş.
MUSTAFA ÖZYURT (Devamla)Olur, ama, hazırlıkla gidildi. İstanbul Üniversitesi dedi ki: "Sizin öğretim üyelerinizi ben karşılayacağım. Açığınız varsa ben öğretim üyesi veriyorum." Sizin öyle bir şeyiniz yok, yok. Elinizde bir şeyiniz yok. Diyorsunuz ki: Açarım.
RECEP KORAL (İstanbul)Meclisten göndersek yeter.
MUSTAFA ÖZYURT (Devamla)Buradan gönderirseniz, bakın, ona gelirseniz... Bakın, siz yurt dışından hekim de getirmeye çalıştınız, biliyorsunuz. En ilkel koşullarda yetişmiş olan hekimleri, bizim hekimimiz diye de çalıştırmayı da düşündünüz. Yaparsınız, bunu da söyleyeyim. Ama, içinizde var, öğretim üyesi olan arkadaşlar. Herhalde heveslidir, arkadaşlarınız, onları gönderebilirsiniz, seve seve gidebilirler, hiçbif diyeceğim yok.
RECEP KORAL (İstanbul)CHP'de de var. Önümüz seçim, sıkıntı yok Hocam, rahat ol.
MUSTAFA ÖZYURT (Devamla)Bizim bir sıkıntımız yok. İşte, diyorum, candan, gönülden isteseniz ben sizi destekleyeceğim; ama, benim gördüğümü halk da görüyor, onu söyleyeyim. Yani, şurada saydığım on beş tane ile üniversite açmadığınızı oranın halkı biliyor. Kendilerini avuttuğunuzu, "Size üniversite açıyoruz." diye gideceğinizi biliyor halk. O zaman karşınıza gelecek, diyecek ki: Neredeydiniz şimdiye kadar? Hani bir şarkı var, "Daha önceleri nerelerdeydiniz?" diye. O zaman onu diyecek, daha önceleri nerelerdeydiniz arkadaşlar diye.
NACİ ASLAN (Ağrı)Bu güzel günümüzü bize zehir etme Mustafa Ağabey, kurban olduğum.
MUSTAFA ÖZYURT (Devamla)Yok, hayır, güzel gününüzü niye zehir edeyim? Ben, dediğim gibi, gerçekleri söylemeye çalışıyorum.
CAHİT CAN (Sinop)Sinop...
MUSTAFA ÖZYURT (Devamla)Sinop'a, burada Engin var, arkadaşımızı istediği kadar göndeririz, merak etmeyin.
Değerli arkadaşlarım, üniversite deyince aklımıza sınav sistemi geliyor. Dünyanın hiçbir yerinde hem mühendis hem ressam hem hekim hem avukat aynı sınavla olmaz, arkadaşlar. Bu, dünyanın hiçbir yerinde yoktur. Buna mutlaka bir hâl çaresi bulunması gerekiyor. Bu hâl çaresinin de yolu, bu çocukları ortaöğretimdeyken, lisedeyken mesleki eğitime kaydırmak zorundayız. Dörtte 3'ünü mesleki eğitime kaydırdıktan sonra 1 milyon 800 bin öğrencinin 400 bininin üniversiteye girdiği bir sınavla bu işin içinden çıkamayız. Buna mecburuz. Ama, biz iktidara geldiğimizde -bugün Sayın Genel Başkanım söyledi bizim eğitim politikamızı- ortaöğretimdeki öğrencilerin dörtte 3'ü mesleki yöne yönlendirilecektir, geri kalan dörtte 1 'i ise akademik düzeyde eğitim yapacaktır. Ama, mutlaka ve mutlaka bu sınav sistemi, er veya geç, ortadan kaldırılacaktır.
Arkadaşlar, bu sistemle, az evvel söylediğim gibi, hem avukat hem ressam hem mimar hem mühendis hem de aklınıza gelebilecek olan bütün meslekleri aynı sınavda seçemezsiniz. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir sınav sistemi yok. Bu, bize has. Ama, şurasını da hemen söyleyeyim: Bu kadar zamanda bu sınav da iyi yapılmış bir sınavdır. Hiçbir yolsuzluğa, hiçbir suistimale neden olmamış bir sınavdır. Bu bakımdan, bu sınavı yapanlara teşekkür etmek lazım. Böyle bir sınav kolay bir iş değildir. Ama, bu sınavdan mutlaka kurtulmamız gerekiyor arkadaşlar.
Değerli arkadaşlarım, bu sınavdan niye kurtulmamız gerektiğini de hemen şurada bir iki rakamla söylemek istiyorum: 2005 yılında yükseköğretim programlarına yerleştirilmek için 1 milyon 851 bin öğrenci sınava girmiştir. Bunlardan 1 milyon 671 bin aday, başarılı olanlarla birlikte, sınavsız geçiş yapanlarla birlikte 198.590 öğrenci örgün lisans programına, 181.221 öğrenci ön lisans programına ve 229 bin öğrenci de açık öğretime girmiştir. Kabaca, 2005 yılında 607.994 öğrenci üniversiteye girebilmiştir açık öğretim dâhil.
Şurasını da hemen vurgulayayım: Dünyanın hiçbir yerinde de açık öğretimin yüzde 30 olduğu bir ülke yoktur arkadaşlar. Açık öğretim de bu ülkede bir yutturmacadır. Böyle bir üniversite öğretimi olmaz. Buna da mutlaka bir hâl çaresi bulmak zorundayız.
Vakıf üniversitelerinin payı oldukça az, onları da artırmak zorundayız. Vakıf üniversitelerinin de, hem sayısını hem kapasitesini artırmak zorundayız.
Yerleşik üniversitelerimizin kapasitesini artırmak zorundayız. Yeni kurulan üniversitelerimize...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANSayın Özyurt, buyurun, sözlerinizi tamamlayabilir misiniz.
MUSTAFA ÖZYURT (Devamla)Sağ olun Başkanım.
Yeni kurulan üniversitelerimize mutlaka kaliteli öğretim üyesi yetiştirmek zorundayız. Eğer gerçek anlamda çocuklarımızın üniversite eğitimini almasını istiyorsak bunun yolu, yöntemi budur.
Şimdi, arkadaşlarım, biliyorum, diyecekler ki, işte Van'da böyle kuruldu, Orta Doğu Teknik Üniversitesi şöyle kuruldu, falan yer böyle kuruldu. Bunlar birer tane örnek. Ama, dediğim gibi, bir yıl içerisinde, 2005'te on beş tane ve şu anda da on yedi tane yeni üniversite kuruyorsunuz ve bu üniversitelerde de öğretim üyeniz yok arkadaşlar. Onun için, bunlar üniversite olmaz mı? Onu da söyleyeyim, olur. Otuz kırk sene sonra Allah ömür verir de karşılaşırsak, sizinle konuşuruz, derim ki, dediğiniz de oldu, otuz kırk sene geçti, bu üniversitelerimiz de üniversite oldu. Hocam, şimdi, biraz sonra kalkacak -ben biliyorum- Trabzon Teknik Üniversitesinin nereden nereye geldiğini söyleyecek.
ALİ AYDIN DUMANOĞLU (Trabzon)Demeyeceğim, demeyeceğim.
MUSTAFA ÖZYURT (Devamla)Ama, Trabzon Teknik Üniversitesi kurulduğunda ben kısa pantolonla geziyordum arkadaşlar.
Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP ve Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
37 konuşma daha · 15 Mayıs 2007