İstanbul Milletvekilleri Barış Yarkadaş'ın, (2/445) esas numaralı Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/67) münasebetiyle
İstanbul Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 17. Birleşim · 2. yasama yılı · 8 Kasım 2016 · 387 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mustafa Sezgin Tanrıkulu (CHP), 8 Kasım 2016 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İstanbul Milletvekilleri Barış Yarkadaş'ın, (2/445) esas numaralı Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/67) münasebetiyle); konuşma 387 kelime.
Mustafa Sezgin Tanrıkulu (CHP, İstanbul). “İstanbul Milletvekilleri Barış Yarkadaş'ın, (2/445) esas numaralı Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/67) münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim tutanağı, 8 Kasım 2016. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-sezgin-tanrikulu-26-2016-11-08-istanbul-milletvekilleri-baris-yarkadas-in-2-445-esas-numarali-kara (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=53203
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2/445 sayılı Yasa Teklifi üzerine söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
Yasa teklifini daha sonra görüşürüz, biraz sonra da oylanacak ancak ben Türkiye'nin içinde bulunduğu duruma dikkat çekmek istiyorum. 15 Temmuzdan bu yana Türkiye'nin yaşadığı durum gerçekten, demokrasi açısından, hukuk devleti açısından içler acısıdır. Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmeti, 15 Temmuz darbe girişimini ve ondan sonra ortaya konulan ortak iradeyi, maalesef, Türkiye’yi hukuk devleti ilkelerinden uzaklaştıran ve giderek demokrasiyi askıya alan, Parlamentoyu devre dışı bırakan bir çıkmaz sokağa doğru sürüklemektedir. 15 Temmuzdan bu yana ortaya çıkan insan hakları tablosu bunun çok açık göstergesidir. Önceki hafta itibarıyla, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra Türkiye’de yaşanan insan hakları ihlallerinin geniş bir çerçevesini bir yayın olarak Parlamentoda paylaştım, onlara yeniden girmeyeceğim ancak son bir haftada yaşanan olaylar, özellikle Cumhuriyet gazetesinin basılması, yöneticilerinin gözaltına alınması, yargının tutumu ve son olarak da bu Parlamentonun üyesi olan milletvekillerinin gözaltına alınış biçimleri, tutuklanmaları Türkiye demokrasisini ve Türkiye'nin sorunlarının bu Parlamentonun çatısı altında çözme konusundaki iradesini zayıflatmıştır.
Değerli arkadaşlar, Cumhuriyet gazetesiyle ilgili olarak 2,5 sayfalık gerekçeyi okudum. O 2,5 sayfalık gerekçe -burada kayıtlara geçmesi açısından söylüyorum- Türkiye’de yargı tarihi bakımından bir utanç belgesidir, bir yüz karasıdır ve hukuk tarihinde bunlar ileride gerçekten de birer utanç vesikası olarak yazılacaklardır. Cumhuriyet gazetesinin yayın politikası Cumhuriyet gazetesinin yayın kurulu tarafından saptanır, bir hâkim tarafından değil veya sarayda değil veya başka merkezlerde değil ancak o karardan anlaşılıyor ki yayın politikası belli merkezlerden yönlendirilmeyen yayın organlarına artık Türkiye’de hayat hakkı yok. 200’e yakın yayın kuruluşu Türkiye’de kapatıldı, 140’tan fazla gazeteci hapiste ve Türkiye'nin onuru olan, vicdanı olan yazarlar, kalemler şu anda içeride. Bizimle aynı görüşte olmayabilirler, farklı görüşte olabilirler ama şiddete başvurmadığı sürece, şiddeti önermediği sürece her düşüncenin özgür olması lazım ama bugün itibarıyla maalesef, bunları ifade etmek mümkün değil.
Kendi açımdan söyleyeyim, soru önergelerimiz bile burada artık İçişleri Bakanlığının suç duyurularına konu oluyor, burada yaptığımız siyasi faaliyetler bile, savcılar es geçiyorlar, suç unsuru görmüyorlar, onların görmediklerini İçişleri Bakanlığı suç olarak tasnif edip gönderiyor. Neden? İçişleri Bakanı aleyhine verdiğimiz soru önergeleri, başka hiçbir nedeni yok.
Değerli milletvekilleri, ikinci olgu: 1994 olaylarının bu Parlamentoda yeniden canlanmış olmasıdır. Bir parlamenterin, her gün burada konuşan bir grup başkan vekilinin 1994’teki gibi başından eğilerek arabaya sokulması travmasını Kürtlere ve bu topluma bir daha hatırlattınız. Bu travma hiçbir zaman küllenmemişti ama şimdi yeniden bu acıyı kanattınız.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
48 konuşma daha · 8 Kasım 2016