İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 80. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Tarım kredi kooperatifleri ve birlikleri kan.değ.yap.dair kan.kan.tas.(ss.835)

Nail Kamacı

Antalya Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 80. Birleşim · 3. yasama yılı · 6 Nisan 2005 · 1.115 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Nail Kamacı (CHP), 6 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIM KREDİ KOOPERATİFLERİ VE BİRLİKLERİ KAN.DEĞ.YAP.DAİR KAN.KAN.TAS.(SS.835)); konuşma 1.115 kelime.

Nail Kamacı (CHP, Antalya). “Tarım kredi kooperatifleri ve birlikleri kan.değ.yap.dair kan.kan.tas.(ss.835)”. TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim tutanağı, 6 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nail-kamaci-22-2005-04-06-tarim-kredi-kooperatifleri-ve-birlikleri-kan-deg-yap-dair-kan-kan-tas (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA NAİL KAMACI (Antalya)- Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; 835 sıra sayılı tarım kredi kooperatifleri ve birlikleriyle ilgili kanun tasarısı üzerinde Grubum adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, öncelikle, bu konuya girmeden önce, geçen gün, yine böyle tarımsal bir tasarı konusunda, Sayın Sanayi ve Ticaret Bakanının bizim konuşmalarımızla ilgili yaptığı, bize atıfta bulunduğu bir cümleyi aktarmak istiyorum. Sayın Bakan diyor ki, konuşmamızda, "yasayla ilgili konuşmalarda alışılmamış hataları yaptılar. Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Sayın Gökhan Günaydın'ın yaptığı eleştirileri ve çalışmaları, geldiler, burada sundular."

Şimdi, değerli arkadaşlar, öncelikle, Türkiye Mimar ve Mühendis Odaları Birliğinden Ziraat Mühendisleri Başkanının bu konulardaki görüş ve düşüncelerini bu kürsülerden açıklamak benim için bir şereftir; çünkü, onlar, Türkiye'de tarımın gelişmesine, kalkınmasına ve büyümesine her zaman katkıda bulunmaya çalışmış, hatta, Sayın Bakanın ifadesiyle, 1 000 köye tarım projesinde 1 000 tane ziraat mühendisi çalıştırmışlardır.

Bu anlamda, Sayın Bakana şunu sormak gerekir: Türkiye Mimar ve Mühendis Odaları Birliğinin, ziraat mühendislerinin görüş ve düşüncelerini dinlemeyip de, IMF'nin ve Dünya Bankasının veya Dünya Ticaret Örgütünün aldığı, uygulatmak istediği kararları mı uygulasaydık, söyleseydik burada?! Onu hatırlatmakta fayda görüyorum. O yüzden, bunu kınadığımı ifade etmek istiyorum değerli arkadaşlar.

Şimdi, her tasarı görüşüldüğü zaman tarımla ilgili konularda, burada sert tartışmalara neden oluyor. Sanıyorum, İktidar Partisinin milletvekilleri de, tarım konusunda rahatsızlıklarını, beyan edemezlerse de, böyle belirtmeye ihtiyaç duyuyorlar. Çünkü, gerçekten, tarım, son dönemlerde inanılmaz derecede geriye giden, tarımsal üretim yapan çiftçilerimizin ekonomileri, maalesef, git- gide bozulan bir konuma geldi.

Son dönemler içerisinde neden bu konuma geldiğimize bakmak için çok fazla bir şey yapmaya gerek yok değerli arkadaşlarımız, IMF'yle yapılan anlaşmalara bakmak yeterli, Avrupa Birliği katılım belgesine, bunlarla ilgili sözleşmelere bakmak yeterli değerli arkadaşlar. Bunlara baktığımız zaman, bu düzenlemelerin 1983'ten bu yana "yapısal reform" adı altında hangi aşamalara geldiğini görmek şansına sahibiz.

Yalnız, şunu anlamakta güçlük çekiyorum değerli arkadaşlar; bilmiyorum, anlayan varsa, onlar, biraz sonra burada anlatırlar: Her stand-by anlaşması, ekonomiden sorumlu Devlet Bakanının imzası ve Merkez Bankasının imzasıyla sunuluyor ve stand-by anlaşmalarında tarımın ayrı bir yeri var, ayrı bir konumu var. Bugüne kadar 19 tane stand-by anlaşması yapılmış, 20 ncisi sayenizde yolda, önümüzdeki günlerde bu anlaşma yapılacak.

Ben şunu merak ediyorum, ben şunu öneriyorum İktidar Partisine: 1958'den beri bugüne kadar yapılan stand-by anlaşmalarını, getirelim, bu Mecliste tek tek bakalım, hepsini inceleyelim; çünkü, bunlar bu Meclis denetiminden geçmiyor, hükümetlerarası veyahut da IMF ve Dünya Bankası arasında yapılan çalışmalarla oluyor. Bu anlamda, bu Meclisteki milletvekillerinin bunu öğrenmeye hakkı var diye düşünüyorum; çünkü, bunlar, buradaki insanların hepsi, yetmiş milyon insanın temsilcisidir.

Bu anlamda, tarım politikalarında, sanayi politikalarında, madencilik politikalarında, eğer, bir geriye gidiş varsa, bir sıkıntı varsa, bunun nereden geldiğini bulmak, bunun nereden geldiğini bilmek, en önemlisi, milletvekillerinin hakkı olduğunu düşünüyorum.

Yıllardan beri, stand-by anlaşmaları IMF'yle yapılır. Aslında, aldığımız çok da para yoktur IMF'den; ama, IMF'nin önemli bir katkısı vardır; IMF'yle yaptığınız anlaşmalar çerçevesinde, başka malî sektörlerden finans almaya hak kazanırsınız, o anlamda bir şeyi vardır. Bunun ötesinde, IMF'nin de çok fazla bir katkısı yoktur bu işlere; ama, ne hikmetse, her dönem içerisinde tarımsal sektörü geriye götürmek için ellerinden geleni yaparlar ve yapmışlardır değerli arkadaşlar.

Yine, aynı şekilde, 22 Haziran 2000, Ankara, bakın, o dönemki ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Recep Önal ve Gazi Erçel, "2000 yılı içinde Tekeli reforma tabi tutmak ve tütün destekleme fiyat mekanizmasını kaldırmak için gerekli 3 kanun çıkarılacaktır" diyorlar. Yani, bunu söyleyenler, bizim ekonomiden sorumlu Devlet Bakanımız ve Merkez Bankasının siyasî olmayan başkanı. "İlk kanun, Tekelin destek alımı yapan birimini diğer ticarî faaliyet gösteren birimlerinden ayıracak ve tütünün satışı için müzayede mekanizmasını hayata geçirecektir. Tekelin destekleme alımı yapan birimi, satılamayan tütünü, aynı kalitedeki ürüne müzayedede verilen en düşük fiyattan en az yüzde 15 daha düşük bir fiyata satın alacaktır. İkinci kanun, alkollü içki üretimindeki tekeli kaldıracak ve böylece özel sektörün piyasaya girmesini sağlayacaktır."

Alkollü içecekler deyince aklıma geldi; geçen gün, Sayın Genel Başkanım Grupta konuşmuştu. Alkollü içecekler özelleştirilirken Tekelin alkollü içecekler biriminin başında bulunan sayın genel müdür, şimdi, bu özelleştirilen şirketin genel müdürü olarak görevini yapmaya devam etmekte.

"Üçüncü kanunla, Tekelin içki, tuz ve tütün ürünlerini üreten tesislerinin özelleştirilmesi sağlanacaktır."

Değerli arkadaşlar, bunların hepsi bizim iyi niyet mektuplarımız; ama, onların iyi niyet mektubu olup olmadığını hep birlikte görüyoruz yirmi yıl sonra. Bunu, emin olun ki, yirmi yıl sonra gelenler de, aynı şekilde, bizim sıralarda oturanlar da eleştireceklerdir değerli arkadaşlar. Bu anlamda, ben yine söylüyorum, bu IMF politikalarını yeniden düzenleyen tasarıların hepsi veya metinlerin hepsi, bu Parlamentoda, halkın gözünün içine baka baka konuşulmalı ki, biz neyi savunuyoruz, biz neyi anlatıyoruz veya iktidar neyi savunuyor, neyi anlatmak istiyor, bunların hepsi halkın ve kamuoyunun önünde tartışılabilsin. Yoksa, "ben çiftçimi destekleyeceğim..." Zaten, bütün kanun tasarıları böyle çıkıyor. Bakın, Dünya Ticaret Örgütünün kurulması da böyle olmuş. Diyorlar ki, "gelişmiş ülkeler olarak, dünyanın başka yerlerinde bulunan gelişmişlik farklarını ortadan kaldırmak için Dünya Ticaret Örgütünü kuruyoruz." Kim diyor bunu; ABD diyor veya gelişmiş ülkeler diyor. Allah allah! Ne zamandan beri sen benim gelişmem için bu kadar çaba gösteriyorsun ki?! Yıllardan beri faizlerle bana para veriyorsun, karşılığını alıyorsun ve bunun karşılığında benim gelişmemi sağlamaya çalışıyorsun! Yani, bir şey oldu da bizim haberimiz mi olmadı?! Bu anlamda, bu anlaşmaların hepsi tek tek değerlendirilmeli değerli arkadaşlar.

Bakın, yine aynı şekilde, "IMF ile yapılan stand-by anlaşması çerçevesinde ikinci gözden geçirme" diyor. "Bu alanda program kapsamında bazı önemli yapısal değişiklikler halihazırda gerçekleştirilmiş olup, bu değişikliklerin en önemlisi, devlet bankalarınca sağlanan kredi sübvansiyonlarının kaldırılmasıdır" diyor değerli arkadaşlar.

Şimdi, değerli arkadaşlar, son dönemlerde yıldızı parlayan yeni bir örgütlenme modeli, demin bahsettiğim Dünya Ticaret Örgütü ve alt birimleri GATS. Bunlardan birçoğunuzun haberi vardır muhakkak; ama, gerektiği zaman bunlarla ilgili Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığına gittiğimiz zaman, önümüzdeki 2005'in mayısında vereceğimiz taahhüt listesi daha yok. Varsa haberimiz yok bizim. Yani, bugüne kadar verdiklerimiz var; ama, bundan sonra neyle ilgili vereceğimiz konusunda herhangi bir bilgi yok.

Şimdi, bu sadece bizde olmuyor değerli arkadaşlar. Geçen gün bir yerde okudum. Avrupa Birliği parlamenterleri de aynı konudan şikâyetçi. Yani, ben, acaba sadece Türkiye'de mi diye düşünüyordum; ama, onlar da aynı şeyden şikâyetçi.

Bakın, verdiğimiz taahhütleri sıralıyorum. Şimdi, bu sıraladıklarımla çıkarılan kanunlar arasındaki benzerliğe baktığınız zaman, Türkiye Büyük Millet Meclisinin hangi kanunları çıkardığını görme şansına hep birlikte sahip olacağız değerli arkadaşlar.

"Meslekî hizmetler" diyor, "haberleşme hizmetleri" diyor -dikkat edin- "müteahhitle ilgili mühendislik hizmetleri" diyor, "eğitim hizmetleri" diyor, "çevre hizmetleri" diyor, "mahallî hizmetler", "sağlıkla ilgili hizmetler" diyor -Sosyal Sigortalar Kanunu çerçevesinde hastanelerin devrinin buna bir yansıması olduğunu düşünmenizi isterim değerli arkadaşlar- "ulaştırma hizmetleri", "turizm ve seyahatle ilgili hizmetler" diyor.

Yani, ulaştırma sektörü... Geçen dönem içinde karayolu taşımacılığında koyduğumuz yönetmelik değişikliğinin bir anlamının da burada olması gerekir.

Değerli arkadaşlar, şimdi, bunların hepsini şunun adına yapıyorlar: 1995'te imzalanmış ve 2005 yılında herkes buna otomatikman girmiş olacak. Ben size soruyorum: Türkiye'de hangi sektör bu konuda uzmanlaşmış da, o sektörler de dünyada bu işlerde rekabet eden sektörlerle ve uluslararası sermayeyle güç yarışına girecek; hangi sektörler Türkiye'de vardır?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

32 konuşma daha · 6 Nisan 2005

32 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook