Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun, 9 Ekim 2019 tarihinde başlatılan Barış Pınarı Harekâtı ve uluslararası gelişmelere ilişkin yürütme adına gündem dışı açıklaması nedeniyle şahsı adına konuşması
İstanbul Milletvekili ·
Genel Kurul, 7. Birleşim · 3. yasama yılı · 16 Ekim 2019 · 596 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Nazır Cihangir İslam, 16 Ekim 2019 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 7. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun, 9 Ekim 2019 tarihinde başlatılan Barış Pınarı Harekâtı ve uluslararası gelişmelere ilişkin yürütme adına gündem dışı açıklaması nedeniyle şahsı adına konuşması); konuşma 596 kelime.
Nazır Cihangir İslam (İstanbul). “Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun, 9 Ekim 2019 tarihinde başlatılan Barış Pınarı Harekâtı ve uluslararası gelişmelere ilişkin yürütme adına gündem dışı açıklaması nedeniyle şahsı adına konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 7. Birleşim tutanağı, 16 Ekim 2019. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nazir-cihangir-islam-27-2019-10-16-disisleri-bakani-mevlut-cavusoglu-nun-9-ekim-2019-tarihinde-baslatila (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=80807
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul)Kim bilgilendirdi Sayın Bakan, kim?
DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLUBugün burada tüm Meclisi bilgilendirdim. Çok teşekkür ediyorum.
Değerli arkadaşlar, Türk diplomasisi gerçekten dünyada çok iyi bilinir. Bu, diplomatlarımız, biraz önce konuşan, emekli olmuş ve farklı partilerde siyaset yapan arkadaşlarımız için de geçerli, şu anda çalıştığımız arkadaşlarımız için de geçerlidir. Dolayısıyla biz diplomasiyi her zaman sonuna kadar işletmeye çalışıyoruz. Ha, tek taraflı değildir diplomasi, karşılıklı olması gerekiyor, karşı tarafta da bu anlayışın olması gerekiyor. Uzlaşı kültürü bizde var. Yani diplomaside uzlaşı kültürünün mutlaka olması gerekiyor; her zaman sizin istediğiniz gibi olmaz, her zaman karşı tarafın istediği gibi de olmaz. Bu süreçte de biz diplomasiyi sonuna kadar işlettik.
Hep diyoruz ya hani “Diğer alternatifler niye denenmedi?” diye. ABD’yle -biraz önce anlatmaya çalıştığımız, sizler de takip ettiniz- gerçekten sonuna kadar birlikte bir güvenli bölge oluşturulması için çaba sarf ettik. Bu dönemde de yani “aldatıldık” kelimesi doğru bir şey değil. “Daha iyi bir başlangıç ama…” diyerek ABD’nin tüm oyalamacalarını yani oyalamaya çalıştığını, sadece kozmetik şeyler yaptığını, adımlar attığını Cumhurbaşkanımız, keza ben aynı şekilde kamuoyuyla açıkça paylaştık. Yani burada aldanma diye bir şey yok. Ama o yolu denedik, olmazsa da uyarılarımızı da yaptık, biz tek başımıza yapacağız… Zaten ABD’yle bu yola girmeden önce de bu kararı vermiştik. Sonuçta askerlerimizden, sahadan gelen raporlar doğrultusunda bu karar verildi ve bu adımı attık. Bu, siyasi bir mesele değildir. Gerçekten sınırımızın öbür tarafındaki tehdidi… Bakın, gelen roketleri görüyorsunuz, havan toplarını ya da atışları görüyorsunuz. Kaç insanımız yaralandı, 22 insanımız öldü. Yani burada bir tehdit var. Bu tehdit… Yani bir partiyi iktidarda tutmak için değildir, ülkenin geleceği içindir, sınır güvenliği içindir, kısaca bekamız için yapıyoruz bunu ve bugün yapmasak yarın bunu yapmanın çok zor olduğunu, hatta belki de ileride mümkün olmayacağını da biliyoruz. Dolayısıyla burada gerçekten siyasi bir kaygıyla adım atıldığını söylemek bizleri üzer. Bu, millî bir meseledir ve bu anlayışımızı sürdürelim.
Gerçekten, bu süreçte Afrin Harekâtı’mızdan daha fazla bilgilendirmede bulunduk yani diplomasinin öbür ayağını da hiç ihmal etmedik ve bildirimlerde nasıl yaptığımızı -hangi maddeler, hangi kararlar ve uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarımız, sahadaki durum- hepsini açıklıkla söyledik, Afrin Harekâtı’mızdan daha fazla bilgilendirmeyi arkadaşlarımızla beraber yaptık.
Peki, neden Afrin Harekâtı’mızdan yani Zeytin Dalı Harekâtı’mızdan çok daha fazla bir tepki geldi? O zaman da YPG’yi temizledik oradan, şimdi niye tepki geldi? Biraz önce söyledim, büyük oyun bozuldu, burada bir terör devleti kurmak istiyorlardı, biz bu oyunu bozduk. Tepki bundan kaynaklanıyor.
Başka bir şey söyleyeyim size: Ben birçok dışişleri bakanıyla görüştüm ve o dışişleri bakanlarının telefonda bana söyledikleri iki paragraf -bak burada çok samimi bir şekilde söylüyorum- kelimesi kelimesine değil, virgülü virgülüne, noktası noktasına tıpatıp aynı, hepsi -iki paragraftan bahsediyorum- yüzde yüz aynı. Nasıl oluyor bu? Bir yerden örgütlendiği belli. Biz bunu görüyoruz, Avrupa Birliğinde de öbür ülkelere ne kadar baskı yapıldığını görüyoruz zaten. Arap Ligi daha önce de aldı -biz ona cevabını verdik- Afrin Harekâtı’mızda da karar aldı, ne hükmü var? Kaç mülteciyi almıştır, Türkiye’dekilere ne kadar yardım etmiştir? Onların hassasiyeti ile bizim hassasiyetimiz bir değil ki Filistin konusunda da hassasiyetimiz aynı değil.
Bu arada, Filistin devletine haksızlık yapmayalım, ilk defa Filistin Dışişleri Bakanı Arap Ligi toplantısına gitmedi bu karara katılmamak için çünkü onlar baskı yapıyorlar. Hatta bu Arap ülkelerinin bazıları Filistin meselesinde “Sesinizi yükseltmeyin.” diye Ürdün ve Filistin yönetimine de baskı yapıyorlar Amerika ve İsrail’in etkisiyle. Biz bu oyunları görüyoruz sahada, o yüzden “Filistin bizi kınadı.” diyerek haksızlık yapmayalım. Ha “Oraya da gitseydi, katılsaydı, orada söyleseydi.” diyebilirsiniz, ayrı ama bir kınama yok, onu da söylemek isterim.
Değerli arkadaşlar, bu IŞİD’in sorumluluğunu niye aldık? IŞİD her şeyden önce bize tehdit.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLUSayın Başkan…
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
96 konuşma daha · 16 Ekim 2019