İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 79. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

14 mayıs dünya çitçiler günü

Necdet Budak

Edirne Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 79. Birleşim · 1. yasama yılı · 14 Mayıs 2003 · 548 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Necdet Budak (CHP), 14 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 14 MAYIS DÜNYA ÇİTÇİLER GÜNÜ); konuşma 548 kelime.

Necdet Budak (CHP, Edirne). “14 mayıs dünya çitçiler günü”. TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim tutanağı, 14 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/necdet-budak-22-2003-05-14-14-mayis-dunya-citciler-gunu (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

NECDET BUDAK (Edirne)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çiftçiler Günü nedeniyle şahsım adına gündemdışı söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle Yüce Meclisi selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bugün, Çiftçiler Günü, bugün, tarımı konuşmak zorunda olduğumuz bir gün. Tarım sektörü, gerek beslenme ve sanayi bakımından gerek 23 000 000 insanın geçimini sağladığı bir sektör olması bakımından ve gerekse 10 000 000 kişiye istihdam sağlaması bakımından ekonomide önemli bir yere sahiptir.

Ülkemizde tarımı kesimi, kişi başına gelir bakımından, en yoksul kesimi oluşturuyor. Şöyle ki: Türkiye'deki toplam yoksul kesimin yüzde 42'si tarım kesiminde çalışıyor ve tarım kesimindeki yıllık gelir, Türkiye kişi başına ortalama gelirinin üçte 1'i kadardır; yani, 1 000 dolar civarındadır. Bu insanları yoksulluktan kurtarmamız lazım. Türkiye'de 10 000 000 insan dengesiz değil, yetersiz beslenmektedir.

Hepimiz bölgelerimizde gözlüyoruz; kurban bayramına gittiğimizde, bayram namazı sonrası evlere ziyaretlere gittiğimizde köylerde görüyoruz ki, insanlar bir şeyler ikram etmek istiyorlar; ama, evlerinde ikram edecek et yok, süt yok, yumurta yok. Bu insanlar, karamsarlık içerisindeler; bizlerden bir umut bekliyorlar, kahvehanelerde oturmuşlar, bir proje bekliyorlar. Bu insanların enerjisi atıl durumdadır. Bu insanlarla, bir çiftçiyle bir öğle yemeğini lütfen paylaşın; göreceksiniz ki, peynirle değil, şerbetle, ekmekle tarlalarında çalışıyorlar. Bu insanlar, okula gönderecekleri çocuklarının çantasına süt veya meyve suyu koyamıyorlar. Şerbetle, ekmekle büyümüş bir köylü çocuğu olarak, güneş altında çalışan bir köylü ananın çocuğu olarak, milletvekili seçimleri sırasında tüm çiftçilere bir söz vermiştim; demiştim ki: "Seçilirsem, sizin sorunlarınızı Meclise taşıyacağım." Bugün, bu sözü tutmanın mutluluğunu taşıyorum. Ben, bu sözü tuttuğum için mutluyum; ya tutamayanlar?!

Değerli milletvekilleri, tarımımızda, dışticaret itibariyle değerlendirdiğimizde, ithalat-ihracat farkı 1 milyar dolar civarındadır.

Hollanda, 1 000 000 hektar alanda tarım yapmakta; Türkiye ise, tam 27 katı alanda -yani, 27 000 000 hektarda- tarım yapmaktadır; fakat, Hollanda, 30 milyar dolarlık tarımsal ihracat yapabilmektedir.

Yine, Hollanda'da 200 000 kişi tarım yapmakta; Türkiye'de ziraat mühendisi, veteriner, gıda mühendisi, peyzaj mimarı gibi meslekî eğitimi olan kişilerin toplamı 200 000; Hollanda'da, sadece 200 000 kişi tarım yapıyor. Ayrıca, Türkiye'de, şu anda, tarıma, çiftçiye hizmet amacıyla maaş alan kişilerin sayısı 200 000'dir; yani, Hollanda'da tarım yapan çiftçi sayısı kadar Türkiye'de eğitimli ziraat mühendisi vardır. Peki, Tarım Bakanlığı, iktidar olarak sizler, çiftçileri bu eğitimli insanlarla kucaklaştırmak için, bir araya getirmek için bir proje düşünüyor musunuz? Her ne kadar devlete yük olmayacak alternatif projeler olsa da, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bizim, bu konuda projelerimiz var, bu konuda katkı yapmaya hazırız.

Değerli milletvekilleri, Türk tarımının önemli iki sorunu, verim düşüklüğü ve rekabettir. Verim düşüklüğü... Şöyle ki, girdilere baktığımızda, su girdisi, önemli bir girdi. Türkiye'de 4 500 000 hektar alan sulanabiliyor; bu, toplam arazinin sadece yüzde 13'dür.

Diğer bir girdi, tohum. Tohum sektöründe tamamen dışarıya bağlıyız. Bugün, Hollanda'ya gidin, yurt dışındaki bir yabancı firmaya gidin ve "nerede tohum üretiyorsunuz da Türkiye'ye satıyorsunuz" diye sorun. Onlar, size şunu söyleyeceklerdir: "Antalya'da, İzmir'de, Urfa'da tohum üretiyoruz ve Türkiye'ye satıyoruz."

Görüyorsunuz ki, Türkiye'nin iklimini kullanıyorlar, Türkiye'nin toprağını kullanıyorlar ve tohumu burada üreterek, bize, 1 kilogram domates tohumunu 25 milyar liraya satıyorlar.

Girdi fiyatlarına gelince, 1998 yılında, çiftçi 2 kilogram buğdayla mazot alabilirken, bugün 6 kilogram buğdayla mazot alabilmekte.

Ortalama arazi büyüklüğü 57 dekar, işletme büyüklüğü optimum değil. Arazi parçalanıyor, miras yoluyla bu parçalanma devam ediyor.

Ülkemizde, en uygun iklim, toprak ve bitki kaynaklarına sahipken, verim düşüklüğü temel problem. Avrupa Birliği ülkeleri, buğdayda, birim alanda 2,5 kat daha fazla ürün üretiyorlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NECDET BUDAK (Devamla)Süre bitmedi herhalde...

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

77 konuşma daha · 14 Mayıs 2003

77 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook