İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
KOMİSYON · SALI

İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut ve Antalya Milletvekili Mustafa Köse ile 98 Milletvekilinin Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/3771)

Nevroz Uysal Aslan

Şırnak Milletvekili · DEM Parti

Adalet Komisyonu · 4. yasama yılı · 21 Temmuz 2026 · 632 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Nevroz Uysal Aslan (DEM Parti), 21 Temmuz 2026 tarihinde TBMM Adalet Komisyonu oturumunda konuştu (gündem: İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut ve Antalya Milletvekili Mustafa Köse ile 98 Milletvekilinin Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/3771)); konuşma 632 kelime.

Nevroz Uysal Aslan (DEM Parti, Şırnak). “İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut ve Antalya Milletvekili Mustafa Köse ile 98 Milletvekilinin Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/3771)”. TBMM Adalet Komisyonu tutanağı, 21 Temmuz 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nevroz-uysal-aslan-2026-07-21-istanbul-milletvekili-muserref-pervin-tuba-durgut-ve-antalya-milletvek-15 (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=90050

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak)Şimdi, burada 5'inci maddeyi konuşurken, koruyucu tedbirler, 5/A ve devamındaki meselelerdeki şerhlerimizi ve yapısal sorunlar yerine getirilen bu sistemle ilgili eleştirilerimizi tekrarlıyorum.

Şimdi, biz, bu koruyucu tedbirleri, destekleyici tedbirleri bir ceza olsun diye değil -tırnak içerisinde- bir destek mahiyetinde veriyoruz değil mi ve bir sosyal hizmet mantığı üzerinden veriyoruz. Normalde, özünde de rehberlik ve pedagojik destek süreçleriyle ilişkili bir meseledir ancak bu tedbirler uygulanırken bu tedbirlerde kolluğun müdahalesini istemek ve zor kullanma yetkisine ilişkin bir genişletme sistemi getirmek çocuk koruma sistemini sosyal hizmet mantığından çıkarıp asayiş ve güvenlik eksenine kaydırmanın doğal bir sonucunu getirecek. Bu, ne çocuğun üstün yararına ne en az müdahale meselesine ne de... Çocuğun özellikle tedbir yani sosyal hizmet süreçlerine dâhili bir gönüllülük gerektirir, çocuk için de öyle, ailenin kendisi için de öyle ama örnek veriyorum; 5/A'da ne vardı? Ağaçla ilgili bir ekim vardı, ormanla ilgili ya da kütüphaneye erişimi ya da diğer mesele.

Şimdi, bir çocuğu kolluk eşliğiyle kütüphaneye götürüp kitap okuttuğunuzda bu, çocuk için bir koruyucu, destekleyici tedbir ve bir öğrenme biçimi mi oluyor yoksa kolluk zoruyla yerine getirilen bir meselenin önünü mü açıyor? Kendi içerisinde travmatik bir mesele yaratıyor mu? Evet.

Burada, çocuk kolluğunun yetersiz olduğunu ifade ettik, çocuk kolluğu meselesi... Adli kolluk çocuk kolluk iç içe; bahsettiğimizde bunun yaratacağı riskler meselesi var. Bu kolluk nasıl gidecek, silahla mı gidecek? Bu silahı -tırnak içerisinde- görünecek mi, üniformalı mı gidecek, sivil mi gidecek? Bu tedbiri uygularken örnek veriyorum, aileyle ilgili tedbirde aile üyelerini de bu konuda zorlayıcı bir etki olacak mı? Bunun kararının uygulama biçimiyle ilgili ciddi bir sorun var, hele ki özellikle kırsalda ya da başka bölgelerdeki var olan oradaki kolluk birimlerini gözettiğimizde çok ucu açık ve büyük bir riski kendi içerisinde barındırıyor; bu, birinci mesele.

İkinci mesele, tazyik hapsi meselesi. Biz, aile yükümlülükleri, aile hukukundan kaynaklı yükümlülükleri ifade ederken de söylemiştik, devlet kendi sorumluluklarını... Yani sadece soyut anlamda devleti düşünmeyin, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından, Millî Eğitimde işte, örnek veriyorum, PDR'ci hocayı, aile hekimini, sağlığı yani bu konuda bu yetkileri yerine getiren kamu görevlileriyle ilgili bir yetki ve cezalandırma, bir değerlendirme yokken devletin sorumluluklarını aileye yükleyerek tazyik hapsi meselesinin kendisi var olan durum bakımından çok ağır çünkü tazyik hapsinin süresi -tırnak içerisinde- diyor ki: "Suç teşkil etse dahi..." Biz aile yükümlülükleri için, zaten aile için bir ceza getirdik çocukla ilgili, denetimle ilgili, yerine getirilmemesiyle ilgili. Şimdi, bir de çocuğa tedbir veriyoruz çocuğun gelişimi için, pozitif olması açısından sosyal hizmet veriyoruz ama sosyal hizmet yerine gelmezse üstüne üstlük polis gelsin diyoruz, çocuğa da aile müdahale etsin diyoruz, üstüne üstlük o olmazsa bir de aileye tazyik hapsi verelim diyoruz. Şimdi, burada nerede kaldı çocuğu doğal anlamda geliştirme, büyütme, öğretme, öğrenme? Bu, tamamen cezalandırıcı, asayiş mantığıyla getirilen bir mesele ya da örnek veriyorum, bir vekilimiz söyledi, boşanan anne baba var ve çocuk, babayla kalıyor; babayı siz tazyik hapsine aldınız ve baba on gün kadar işe gitmedi, işten çıkacak, çıkarılacak. Örnek veriyorum, çocuk o kadar gün kimde kalacak?

Şimdi, bu kadar çok belirsizlik içerisinde yer alan bir meselenin sadece kendisi değil; bu, aslında bir yönüyle Anayasa'da kişi özgürlüğü, güvenliği hakkını da ortadan kaldıran bir mesele ve bu da ölçülülük, denetimlilik, demokratik hak, çocukta üstün yararı ve çocuğu koruma yani hukuksal temel, meşru amaç meseleleri arasında ciddi bir orantısız ve ölçüsüz bir mesele kalıyor. Bu konuda, bu şahsilik meselesi çokça tüketildi, tekrar etmeyeceğim. Hem o mesele de bir uymama hâlini kendi içerisinde getiriyor hem de mükerrer cezalandırma kendi içerisinde... 233'e göre verdin, bir de buradan tazyik hapsi verdin, bir de bilmem neyini yaptın; bunların hepsi kendi içerisinde var olan bir meselede birden fazla kez cezalandırmayı kendi içerisinde barındırıyor. O nedenle, biz eldeki bu maddedeki hem kolluğun müdahalesi biçimine hem de tazyik hapsinin aile üzerinden okunmasına, hele ki suç teşkil etse bile 233 atfına rağmen burada yer alma biçimini ölçüsüz ve orantısız buluyoruz, çıkarılmasını talep ediyoruz.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI TOPLANTIDA

Aynı gün bu komisyonda konuşanlar

85 konuşma daha · 21 Temmuz 2026

Tümü →
85 konuşmanın tamamı →