Tariş ve tarım satış kooperatifleri birliklerinin sorunları hakkında
Kocaeli Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 70. Birleşim · 4. yasama yılı · 9 Mart 2010 · 1.167 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Nihat Ergün (AK Parti), 9 Mart 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 70. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARİŞ VE TARIM SATIŞ KOOPERATİFLERİ BİRLİKLERİNİN SORUNLARI HAKKINDA); konuşma 1.167 kelime.
Nihat Ergün (AK Parti, Kocaeli). “Tariş ve tarım satış kooperatifleri birliklerinin sorunları hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 70. Birleşim tutanağı, 9 Mart 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nihat-ergun-23-2010-03-09-taris-ve-tarim-satis-kooperatifleri-birliklerinin-sorunlari-hakkinda (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
SANAYİ VE TİCARET BAKANI NİHAT ERGÜN (Kocaeli)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; ben soruları dikkatle not etmek gayreti içerisinde oldum. Herhangi bir sorunun atlandığı kaygısı arkadaşların taşımamasını isterim. Dolayısıyla Sayın Yıldız’ın sorularını daha baştan söylerken ben not etmiştim. Öyle bir endişe taşımasını şahsen uygun bulmam, öyle bir endişeye kapılmasın.
Evet, elbette her kanun hükmünde kararname veya her kanunun belirli bir yenilenme zamanı olacaktır, karşımıza çıkacaktır. Dolayısıyla bugün de bu kanunun yenilenmesiyle ilgili başlatılmış olan çalışmalar, benim Bakanlık görevine gelmemden çok önce arkadaşlarımız bu çalışmaları başlattılar ama Parlamento gündemi, Parlamentonun çalışma temposu, bu tasarıların arzu edilen zamanda yasalaşmasını her zaman mümkün kılmıyor, bunu da görüyoruz. Dolayısıyla “Böylesine önemli bir tasarı sekiz yıldır niye gelmedi?” derken, bu konuyla ilgili kapsamlı araştırmalar, kapsamlı çalışmalar yapıldığını, ben burada Grup Başkan Vekili olduğum dönemde de komisyondaki arkadaşlarımızın yurt dışında bir çok ülkede halleri gidip yerinde gördüklerini, birtakım tespitler yaptıklarını ve dünyadaki hallerin Türkiye’de de benzerlerinin olması gerektiği konusunda Sanayi ve Ticaret Komisyonunda arkadaşların kapsamlı çalışmaları sürdürdüklerini, hatta bunu geçen dönemden bu yana devam ettirdiklerini, bu yurt dışı seyahatlerini, ben de şahsen biliyorum. Dolayısıyla bugün bu tasarının gelmiş olması bizim açımızdan önemli bir avantaj.
Tasarıda, aslında gerçekten de sizin ifade ettiğiniz birçok husus yer alıyor yani çok tarafı olan bir tasarı bu. Üreticiden başlayan, tüketiciye kadar, arada ne geçiyorsa, aradaki bütün unsurları, nakliyecisine varana kadar, haldeki komisyoncuyu dikkate alan, hal işletmesini dikkate alan, bütün bunlar arasında bir denge kurmaya ama bu arada yeni bir sistem inşa etmeye çalışan bir tasarı ortaya koymuş olduk. Takdir edersiniz ki bu kadar çok tarafı olan bir tasarıyı bu taraflarla enine boyuna müzakere etmeden de yapmak mümkün değil. Bu tasarı, hem Komisyonda müzakere edilirken hem alt komisyonda görüşülürken, ondan önce Bakanlığımızda bu tasarı hazırlanırken mümkün olduğu kadar bütün kesimlerle, sivil toplum örgütleriyle ayrıntılı çalışmalar yapmaya özen gösterildi. Buna Komisyondaki müzakereler sırasında katkı veren muhalefet partisi milletvekili arkadaşlarımız da dâhil, gerçekten onlar da çok önemli katkılar verdiler ve alt komisyonda güzel çalışmalar oldu.
Tabii ki bazı noktalarını yarın tasarıyı görüşmeye devam ederken tekrar burada ele alacağız yani bazı yeni öneriler de olacaktır, o önerileri de Genel Kurulda birlikte değerlendireceğiz, o öneriler çerçevesinde revize edilmesi gereken bazı konular olursa elbette bunları önergelerle revize edeceğiz. Mesela bunlardan bir tanesi -konuşmaları sırasında- hem Sayın Susam’ın söylemiş olduğu hem Sayın Uslu’nun söylemiş olduğu konular vardı konuşmalarında “Arz-talep derinliğine göre mal tanımını koyabilecek miyiz?” diye. Arkadaşlar Komisyon raporuna koymuşlar, gerekçeyi değiştirme imkânları olmadığı için Komisyonda, Komisyon raporunda bu konuya bir açıklık getirmişler. Ancak biz ilgili madde geldiğinde bir önergeyle hep birlikte “arz-talep derinliği”nin neyi ifade ettiğini, işte, et-et ürünleri, süt-süt ürünleri, belki kuru gıdalar ve bal gibi ürünleri de içeren, kesme çiçek ve benzeri ürünleri de içeren bir çerçeveye oturtmanın daha doğru olabileceğini Komisyonda da arkadaşlarımız önermişlerdi. Belki onu bir önergeyle burada tanımların içerisine koyma imkânına da sahip olabileceğiz. Bunun gibi bazı değişiklikler tasarının son safhasında, Genel Kurul safhasında da olabilecektir.
O açıdan, bizim Avrupa Birliğinin dayatması olan bir şey olarak bunu mütalaa etmemiz doğru değil Sayın Yıldız. Yani Avrupa Birliğinde de elbette haller var ve bu hallerin standartlarının eğer yüksekliği bizim için bir örnek teşkil edecekse bunu bir dayatma olarak değil, bir örnek yüksek standartlardaki hal uygulamalarının ülkemize taşınması olarak algılamamız icap eder. Dolayısıyla bizim Avrupa’daki, dünyadaki halleri dolaşan ve o örnekleri ülkemize taşımaya çalışan arkadaşlarımızın çalışmaları bir dayatmayı değil, bir güzel örnekleri Türkiye’ye taşımayı amaçlayan çalışmalar olmuştur.
Sekiz yıllık gecikmede yani Bakanlığımızın doğrudan doğruya bir gecikme olarak bunu algılaması değil, yani yıllar itibarıyla zaten var olan bir mevzuat, kanun hükmünde kararname, üzerinde birkaç defa da değişiklik yapılmış aslında. O değişikliklerle konu restore edilmeye çalışılmış ama restorasyondan ziyade bir yeniden yapılanma ihtiyacı ortaya çıktığı için de bugün bu ihtiyacı karşılamış oluyoruz.
Sayın Uslu “Üç yıl içerisinde bu haller yenilenebilir mi?” diye ifade ediyor. Evet, hallere bir standart getiriyoruz burada; laboratuvarları olsun, hijyen şartları taşınsın... Bu tür olmayan haller, bu hâle getirilemeyen hallerle ilgili işlemler yapılsın ve bundan sonra gerçekten bu standartlarda hal işletmeciliği yapabilecek olan belediyeler hal işletmeciliği yapsın. Bu standartları taşımadıktan sonra yapamayacaksan bu senin işin olmadığı anlamına geliyor yani bunu bu şekilde algılamak gerekir.
Şimdi, seçimlerin üzerinden bir yıl geçti, önümüzde dört yıl zamanı var. Bütün partilerden seçilen belediye başkanı arkadaşlarımız, ister ilçe belediyesi olsun ister belde veya büyükşehir belediyesi, bu dört yıllık zaman içerisinde biz kendilerine işte, makul bir uzatma süresiyle beraber istiyoruz ki herkes bu dört yıllık zamanda hallerini yenilesin, bu dönem içerisinde bu hallerini yenileyebilsinler.
MEHMET ŞANDIR (Mersin)Hangi kaynakla yapılacak?
SANAYİ VE TİCARET BAKANI NİHAT ERGÜN (Kocaeli)Kaynakları var efendim. Buradan, yani hallerden gelir de elde ediyorlar. Eğer kendi hemşehrilerine sağlıklı sebze, meyve ve gıdalar iletmek gibi bir görevleri varsa, kaynaklarından bir kısmını da belediyelerimiz bu hallerin yenilenmesine tahsis edeceklerdir. Gerekirse kendilerine kaynak takviyesi, kaynak desteği sağlayacak imkânları da elbette oluşturabiliriz ama bu sistem -Sayın Şandır’ın sorusuna geçiyorum- üreticilerin mağdur olması muhtemel bir sisteme dönüşebilir mi yani hal rüsumları düştüğü zaman gelirler azalmayacak mı?
Gelirlerin azalacağı varsayımı doğru değil çünkü bu sistem gerçekten yüzde 70’i kayıt dışı olan bir sebze meyve ticaretini birtakım farklı argümanlarla kayıt altına alan bir sistem. Hem denetim mekanizmalarıyla hem de en önemli unsurlardan bir tanesi ürün künyesinin getirilmesi. Bundan sonra ne manavda ne markette ne de çarşıda pazarda ürün künyesi olmayan bir sebze meyve satılamayacaktır. Bütün sebze ve meyvelerde ürün künyesi bulunacaktır. Ürün künyesi, aynı zamanda onun hale bildirilip bildirilmediğini de açığa çıkaracak bir uygulamadır. Ürün künyesi sistemiyle büyük bir kayıt altına alma, ayrıca denetlemeyle kayıt altına alma da getirilmiş olacaktır.
Rüsumların indirilmesi kayıt altına almayı ayrıca teşvik eden bir unsur olmuş olacak çünkü rüsumların yüksekliği de kayıt dışına doğru sevk ediyor insanları. Biz hale girme mecburiyeti getirmiyoruz ama bildirme mecburiyeti getiriyoruz çünkü hale girme mecburiyeti gerçekten bazen üreticiler için de nakliyeciler için de ürünü en son satın alacak kişiler için de bir eziyete dönüşüyor. Yani bir ilçede hal yoksa o il merkezinde, büyük şehirde bir yerde hal varsa, geliyor… Mesela Ankara’ya geldi ürün, Çubuk’a gidecek, geri dönecek buradan, tekrar Çubuk’a. Buradaki hale girecek, ondan sonra Çubuk’a geri dönecek veya işte Polatlı’ya geri dönecek veya Elmadağ’a geri dönecek. Buradaki hale ürününü soktuktan sonra geri dönecek, böyle bir tablo var. Şimdi bunu ortadan kaldırıyoruz. Üretici bölgesindeki hale bildirimini yap, doğrudan doğruya tüketici bölgesindeki veya tüketiciye getir, ulaştır. Sistem kolaylaşıyor, işlem maliyetleri düşüyor ve kayıt altında olan ürün miktarı çoğalıyor.
Dolayısıyla burada ayrıca üreticiye üretici birlikleri üzerinden çok ciddi avantajlar getirilmektedir. Üreticinin birlikleri vasıtasıyla ürününü her yerde satabilmesine imkân getirilmektedir. Üretici birlikleri vasıtasıyla ürün satanların rüsum ödemesi kaldırılmaktadır bu sistem içerisinde ve böylece üretici birliklerine üreticilerin yönelmesi, birliklerin güçlenmesi ayrıca bu mekanizmanın içerisinde teşvik edilmektedir. Dolayısıyla hem belediyelerin gelirlerinde bir azalma olmayacaktır, kayıt altındaki ürün miktarı artacağı için doğal olarak hem de üreticinin mağduriyeti gündeme gelmeyecektir çünkü üreticiler kendi birlikleri güçleneceği için kendi birlikleri vasıtasıyla ürünlerini daha kolay bir şekilde satabileceklerdir.
Haller elbette denetlenmektedir. Zaten bu denetimler bizim bu eksiklikleri görmemize yol açmıştır. Bu eksikliklerin, sadece şimdi denetlemekle, “Hadi bakalım bunu yap.” demekle bitmeyeceğini gördüğümüz için… Bundan sonra haller nasıl olacak, nasıl olmasını istiyoruz ve size şu kadar zaman veriyoruz. Bu kadar zaman içerisinde bu meseleyi bitirmeyen belediyeler hallerinin kapatılacağını bilmelidirler.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
30 konuşma daha · 9 Mart 2010