Başbakanlığın, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 21/7/2016 tarihli ve 1116 sayılı Kararı'yla ülke genelinde ilan edilen ve 18/1/2018 tarihli ve 1178 sayılı Kararı uyarınca devam etmekte olan olağanüstü hâlin, 19/4/2018 Perşembe günü saat 01.00'den geçerli olmak üzere üç ay süreyle uzatılmasına dair tezkeresi (3/1566) münasebetiyle
Giresun Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 87. Birleşim · 3. yasama yılı · 18 Nisan 2018 · 1.759 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma
Kaynak göster
Nurettin Canikli (AK Parti), 18 Nisan 2018 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Başbakanlığın, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 21/7/2016 tarihli ve 1116 sayılı Kararı'yla ülke genelinde ilan edilen ve 18/1/2018 tarihli ve 1178 sayılı Kararı uyarınca devam etmekte olan olağanüstü hâlin, 19/4/2018 Perşembe günü saat 01.00'den geçerli olmak üzere üç ay süreyle uzatılmasına dair tezkeresi (3/1566) münasebetiyle); konuşma 1.759 kelime.
Nurettin Canikli (AK Parti, Giresun). “Başbakanlığın, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 21/7/2016 tarihli ve 1116 sayılı Kararı'yla ülke genelinde ilan edilen ve 18/1/2018 tarihli ve 1178 sayılı Kararı uyarınca devam etmekte olan olağanüstü hâlin, 19/4/2018 Perşembe günü saat 01.00'den geçerli olmak üzere üç ay süreyle uzatılmasına dair tezkeresi (3/1566) münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim tutanağı, 18 Nisan 2018. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nurettin-canikli-26-2018-04-18-basbakanligin-turkiye-buyuk-millet-meclisinin-21-7-2016-tarihli-ve-11 (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=69045
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Giresun)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; olağanüstü hâlin üç ay süreyle uzatılmasına ilişkin Hükûmet tezkeremizle ilgili olarak söz aldım. Öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Ben konuşmamın hemen başında 24 Hazirandaki demokrasi bayramının, düğünün, demokrasi düğününün hayırlı olmasını temenni ediyorum milletimize, herkese.
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde)O gün de üniversite sınavı varmış.
MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Devamla)Evet, sandık her zaman demokrasilerde düğün, bayramdır; biz öyle görürüz, öyle inanırız, öyle hareket ederiz. O yüzden 24 Haziranı da -inşallah- yeniden milletimizle buluşmak, bir araya gelmek ve onun talimatını almak için uygun bir platform olarak görüyoruz. Dolayısıyla, inşallah, hayırlı olacaktır yeni seçim.
Değerli arkadaşlar, Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafya, hepimizin bildiği gibi, çok zor ve çetin bir coğrafya gerçekten. Yüzyıllardan beri aslında bu coğrafyanın sert, acımasız özelliği biliniyor. Konjonktürel olarak içinde bulunduğumuz dönemde meydana gelen hadiseler bu coğrafyanın çetin şartlarını daha da ağırlaştırmaktadır. Özellikle bölgemizle ilgili küresel ölçekli proje ve hesaplar, bölgeyi daha da istikrarsız hâle getirme potansiyelini taşımaktadır.
Proje bellidir, bölgenin daha kolay yönetilebilmesi için siyasi sınırlar yeniden dizayn edilmeye çalışılmaktadır. Bu çerçevede Türkiye de bu operasyonların merkezindedir. Açıkça, ülkemizin yaklaşık dörtte 1’i, topraklarımızın yüzde 25’i başka bir siyasi yapılanmanın içine dâhil edilmekte ve talep edilmektedir. Bu heves ve planlar gizli de değildir, artık gizliliği kalmamıştır, her şey açık olarak oynanmaktadır.
Türk milleti, hamdolsun, bugüne kadar bu amaca yönelik saldırılara destansı şekilde karşı koymasını bilmiştir, “Dur!” diyebilmiştir. Bu durum, küresel proje sahiplerini, senaristlerini kızdırmakta ve hırçınlaştırmaktadır. Son dönemde bunların ve yerli iş birlikçilerinin dengesiz ve saldırgan yaklaşımlarını başka türlü izah etmek mümkün değildir. Bu amaç için proje örgütler vekâleten kullanılmaktadır. Sınırlarımızın dışından PKK/PYD-YPG ve DEAŞ terör örgütleri, Türkiye Cumhuriyeti devletinin hükümranlık haklarını zafiyete uğratmak amacıyla saldırmaktadırlar ve her geçen gün saldırılarını artırmaktadırlar. İçeriden ise PKK, FETÖ ve DEAŞ aynı amaç için, ülkemizin kaos ortamına sürüklenmesi, istikrarın ortadan kaldırılması için acımasızca saldırmaktadırlar. Bu örgütler, PKK, DEAŞ ve FETÖ terör örgütleri tarihin gördüğü en kanlı terör örgütleridir ve üçünün de hedefi Türkiye'nin toprak bütünlüğü, Türkiye'nin egemenliği ve bağımsızlığıdır. Bugün itibarıyla bu örgütlerin hepsinin aynı küresel güçler tarafından yönetildiği ve kumanda edildiği konusunda elimizde çok daha ayrıntılı, daha fazla bilgi ve emare mevcuttur.
PKK terör örgütü ve teröristler müttefiklerimiz Almanya, Fransa, Avusturya, Hollanda, Danimarka ve diğerleri tarafından açıkça korunmakta ve kollanmaktadır. Aynı şekilde, PKK terör örgütünün Suriye kolu yani kendisi olan PYD ve YPG de bir başka müttefikimiz Amerika’yla ortaklık yapabilmekte; tüm uyarı ve ikazlarımıza rağmen ve eninde sonunda Türkiye'ye karşı yöneltileceğini bile bile binlerce tır ve uçak dolusu silah, mühimmat, araç gereç bu örgütlere, bu terör örgütlerine verilebilmektedir.
Yine, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz darbe teşebbüslerinin faili, terör örgütünün elebaşı Amerika Birleşik Devletleri’nde barınmakta, örgütünü oradan yönetmeye devam etmekte, finansal kaynaklara ulaşabilmekte, koruma altına alınabilmektedir. DEAŞ örgütünün PYD-YPG ve PKK’yla ilişkileri ve Suriye ve Irak’taki fotoğraf, bu örgütün de özel tasarım bir örgüt olduğunu çok net bir şekilde göstermektedir.
Bu noktada, hemen şu gerçeğin bir kez daha altının çizilmesi gerekiyor: Türk milleti bu saldırılara karşı, bu kanlı örgütlerin saldırılarına karşı durabilmiş ve onların emellerini gerçekleştirmelerini engellemiştir. Bugün ulaştığımız kapasite, imkân ve kabiliyetimiz bu anlamda dünden daha fazladır, dünden daha güçlüdür ve bundan sonraki terör örgütlerinin ve destekçilerinin saldırılarını defedebilecek imkân ve kabiliyetine sahibiz elhamdülillah. Savunma alanı başta olmak üzere, imkân ve kabiliyetlerimiz her geçen gün de artmaktadır. Terör örgütleri ve onların destekçileri ülkemize yönelik tehdit ve saldırılarına devam edeceklerdir. Elde ettiğimiz sayısız istihbari bilgi bunu göstermektedir.
PKK/PYD-YPG terör örgütlerinin Suriye’deki varlığı devam etmektedir. Zeytin Dalı Operasyonu’yla 911 kilometrelik Suriye sınırımızın yaklaşık 500 kilometrelik bölümü terör örgütlerinden temizlenmiştir ancak hâlen temizlenmesi gereken 400 kilometrelik bir bölüm daha mevcuttur ve durmaktadır ve bu temizliğin de yapılması gerekir. Bu temizlik yapılmadığı sürece, yapılmadığı takdirde Türkiye kendisini hiçbir zaman güven içerisinde hissedemez.
PKK’nın yurt içindeki varlıklarına çok büyük darbe indirilmiştir ancak örgüt içerideki saldırılarına devam etmektedir.
DEAŞ terör örgütüne de yurt içinde güvenlik güçlerimiz tarafından nefes aldırılmamaktadır. Ancak buna rağmen, özellikle bireysel, uyuyan hücreler vasıtasıyla örgütün, DEAŞ terör örgütünün eylem yapma potansiyeli bulunmaktadır.
FETÖ terör örgütüyle yapılan mücadelede bugün itibarıyla kritik bir seviyeye gelinmiştir. Bu örgüt yapılanma ve eylem yöntemleri itibarıyla diğer örgütlerden çok farklıdır. FETÖ örgütü, özellikle güvenlikle ve yargıyla ilgili kurumlara büyük ölçüde sızma yapabilmiş, bu yapılara giriş mekanizmasını belirli dönemlerde tamamen kontrol edebilir hâle gelmiştir. Zannedildiğinin aksine, bu süreç yeni başlamamıştır, ta 1980’li yıllardan itibaren bu örgütün bilinçli olarak korunup kollandığını bugün itibarıyla tespit etmiş bulunuyoruz. Kuleli Askerî Lisesi ve diğer askerî lise dokümanlarının, imha edilemeyen dokümanlarının ele geçirilmesinden sonra, bu belgelere göre FETÖ örgütünün elemanları ta o zaman askerî liselerde ve sonrasında yine, belirli güçler tarafından ve son derece sistematik bir şekilde korunmuş kollanmıştır 1984, hatta 1983’lü yıllardan itibaren. Bunların çok net bir şekilde belgeleri elimizdedir.
Bugüne kadar kamu kurumlarındaki FETÖ yapılanmasıyla ilgili önemli bir temizlik yapılmıştır ancak örgütün çok güçlü bir kripto yapılanmasının olduğunu da biliyoruz. Özellikle güvenlikle ilgili kurumlarda gizlilik ve kripto örgütlenme esas yapılanmadır örgüt tarafından. Bugüne kadar örgüt mensuplarından bir şekilde iz bırakanlar, bir şekilde örgütün kurumlarıyla iltisak ve irtibatı tespit edilenlerin kamudan ihracı gerçekleştirildi. Şimdi, artık kripto örgüt elemanlarının deşifre edilmesi ve açığa çıkarılması için yoğun bir çaba içerisindeyiz. Bugüne kadar tespit edilmiş birçok kripto örgüt mensubu da bulunmaktadır. Henüz deşifre edilemeyen ve örgüt tarafından özel olarak gizlenmiş, kritik görevlerde bulunan kripto örgüt mensuplarının bulunduğunu kesin olarak biliyoruz. Daha önce hiç iz bırakmayan, daha sonra farklı yöntemlerle açığa çıkarılan kripto örgüt üyelerinin varlığı bizi açık bir şekilde böyle bir değerlendirmeye yönlendiriyor.
Bakın, itirafçı olan bir örgüt mensubunun örgütün kripto ve gizli yapısıyla ilgili tanımlaması son derece önemlidir. Bir hafta önce ortaya çıkan bu itirafçı ifadesine göre örgüt 5 daireden oluşmaktadır. Birinci daire esnaf, öğretmen ve diğer sivillerin bulunduğu dairedir. İkinci dairede normal devlet memurları ve polis memurları bulunmaktadır. Üçüncü dairede mahrem yapı içerisinde bulunan hâkim, savcı, kaymakam ve askerler ile bunların bağlı olduğu imamlar yer almaktadır. Dördüncü daire ise kripto hâkim, savcı, kaymakam, askerler ve polislerin bulunduğu ve yine bunların bağlı olduğu imamların yer aldığı dairedir. Beşinci daireyse kriptonun kriptosu –aynen kendi ifadesi bu- asker, polis, MİT mensuplarının bulunduğu yapı ve bunlar sadece örgüt elebaşı tarafından biliniyor ve bunlarla bağlantıyı da sağlayan iki ya da üç kişi var.
Bunlar doğrudur veya değildir bilemiyoruz ama bugüne kadarki elde ettiğimiz bilgilerle gerçekten çok ciddi, güçlü bir gizlenmiş, özellikle, muhtemelen belirli amaç için tutulan bir gizli yapısının olduğunu biliyoruz ve görebiliyoruz. Örgütün, özellikle bu çerçevede güvenlikle ilgili kurumlarda kripto yapısı vasıtasıyla aktif olduğunu da biliyoruz. Hatta zaman zaman –çok ayrıntıya giremeyeceğim- son derece etkili olabilecek, tehlikeli olabilecek kritik hamleler yaptığını da takip edebiliyoruz ve görüyoruz örgütün.
Tabii, şu anda temel amacımız örgütün kripto yapısının bütün yönleriyle açığa çıkartılması. Bunun için gereken her türlü gayreti gösteriyoruz. Elbette hukuk kulvarında kalmamız gerekiyor ve bu çerçevede hareket ediyoruz. Yani sonuç itibarıyla, bu tespit ancak somut, kabul edilebilir, hukuki belge, bilgi, deliller çerçevesinde gerçekleşmektedir. Onun dışında, elbette başka bir yöntemi kullanmamız mümkün değil. Çok ince ve hassas çalışmalar yapıyoruz, âdeta iğneyle kuyu kazıyoruz. Özellikle, yargı, emniyet, MİT ve güvenlikle ilgili diğer kurumlarımız bu anlamda cansiparane, inanılmaz çalışmalar yapıyor, sonuç da alıyoruz. Bakın, şu an itibarıyla örgütün birinci aşama mahrem ve kripto yapısına mensup Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde yaklaşık 3 bin kişilik bir yapıyı deşifre etmiş durumdayız. Önümüzdeki günlerde inşallah kanun hükmünde kararname ekinde bunlar da ihraç edilecek, Başbakanlığa gönderdik. Bunun anlamı şu: FETÖ’yle mücadele daha uzun bir süre devam edecek bu özelliği ve yapısından dolayı. Örgütün tüm yapısını deşifre edene ve kripto yapısını açığa çıkarana kadar bu mücadele devam edecektir. Bu mücadelenin de etkili bir şekilde yürütülebilmesi için OHAL’in, olağanüstü hâlin sağladığı imkânlara ihtiyacımız var. Bu çerçevede olağanüstü hâlin uzatılması gerekiyor. Bu yönüyle OHAL ilanını gerektiren şartların mevcudiyeti hâlen devam etmektedir.
MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul)Temizlik işçileri ne olacak Sayın Bakan?
MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Devamla)OHAL’in bu mücadelede bize sağladığı en büyük imkân, olağanüstü hâl kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisidir.
MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul)Temizlik işçileri ne olacak?
MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Devamla)Bazılarının tahmin ettiğinin aksine en büyük aracımız budur. Daha doğrusu, FETÖ ve diğer terör örgütleriyle iltisak ve irtibatı tespit edilenlerin kamudan çıkartılması OHAL kanun hükmünde kararnameleriyle gerçekleştirilmektedir.
MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul)Belediye işçileri…
MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Devamla)Bu imkân olmasaydı, FETÖ’yle irtibatının tespit edildiğini biraz önce açıkladığım, ilan ettiğim o 3 bin kişilik Türk Silahlı Kuvvetleri mensubunu mevcut yöntemle, mevcut personel rejimi ve hukuk sistemi içerisinde ihraç etmemiz, kamudan ihraç etmemiz hemen hemen imkânsızdı ya da yıllarca zaman alırdı.
OHAL’in uzatılmaması hâlinde, olağanüstü hâlin uzatılmaması hâlinde FETÖ terör örgütü kripto varlığı sayesinde özellikle güvenlikle ilgili kurumlarda toparlanmaya ve yeniden güçlenmeye devam edecektir. OHAL uzatılmazsa, başta FETÖ olmak üzere, terör örgütleriyle mücadelede ciddi zafiyet ve olumsuzluklar meydana gelecektir. OHAL’le sağlanan bu imkânlar bugüne kadar sadece terör ve teröristle mücadele için kullanılmıştır. OHAL ilanından sonra temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması, askıya alınması veya kısıtlanması kesinlikle söz konusu olmamıştır, bir tane örnek yoktur.
MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul)Avrupa Konseyine neyi bildirdiniz?
MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Devamla)Vatandaşlarımızın günlük yaşamını etkileyen hiçbir olumsuzluk yaşanmamıştır. Esasında, özgürlüklerin kullanımı OHAL ilanından sonra daha da güvence altına alınmıştır.
OHAL’le ilgili olarak, OHAL ilanının ilk dönemlerinde yalan yanlış birçok şey söylendi; yok vatandaşın sabah kapısına dayanılacak, yok özgürlükler sınırlandırılacak, yok ekonomide bazı birtakım sınırlandırmalar gündeme gelecek gibi gerçek dışı iddialar gündeme geldi.
MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul)Sayın Bakan, 22 Temmuzda Avrupa Konseyine ne yazdınız, 22 Temmuzda ne yazdınız?
MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Devamla)Bakın, bugün bunların hiçbir tanesi yaşanmadı, bu iddia, iftiraların hiçbir tanesi gerçekleşmedi.
Tekrar söylüyorum, bakın, OHAL sadece terör örgütlerini, teröristleri ve onların yandaşlarını etkiledi, başka hiç kimseyi etkilemedi…
MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul)Temizlik işçileri, temizlik işçileri; çöpçüler Sayın Bakan, çöpçüler…
MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Devamla)…ve bunları da etkilemeye bundan sonra da devam edecek.
MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul)Yol işçileri…
MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Devamla)Bakın, olağanüstü hâl ilanından sonra kamu idaresine, Hükûmete inanılmaz yetkiler veren bir kanun var, 1983 yılında çıkarılmış olan bir kanun.
MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul)Darbe döneminde.
MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Devamla)Bunun 11’inci maddesi, bakın, gerçekten Hükûmete inanılmaz yetkiler veriyor, sadece birkaç tanesini ben okuyacağım: “Sokağa çıkmayı sınırlamak veya yasaklamak.” Olağanüstü hâl ilanından sonra bu yetki hiçbir şekilde kullanılmadı. “Belli yerlerde veya belli saatlerde kişilerin dolaşmalarını ve toplanmalarını, araçların seyirlerini yasaklamak.” Böyle bir şey olmadı. “Olağanüstü hâl ilan edilen bölge sakinleri ile bu bölgeye hariçten girecek kişiler için kimlik belirleyici belge taşıma mecburiyeti koyma yükümlülüğü getirmek.” Uygulanmadı. “Gazete, broşür, dergi, bunların basılmasını, çoğaltılmasını sınırlandırmak, daraltmak.” Uygulanmadı.
MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul)Ya, daha geçen hafta el koydunuz ya, daha geçen hafta el koydunuz.
MİLLÎ SAVUNMA BAKANI NURETTİN CANİKLİ (Devamla)Bakın, bunlar yargı kararıyla değil, idareye verilen yetkiler.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
39 konuşma daha · 18 Nisan 2018