İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)
Sivas Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 79. Birleşim · 1. yasama yılı · 14 Mayıs 2003 · 927 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Nurettin Sözen (CHP), 14 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 927 kelime.
Nurettin Sözen (CHP, Sivas). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim tutanağı, 14 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nurettin-sozen-22-2003-05-14-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA NURETTİN SÖZEN (Sıvas)Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; görüşmekte olduğumuz İş Kanunu Tasarısının "İşyeri hekimleri" başlıklı 81 inci maddesine ilişkin düşüncelerimi Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına sizlerle paylaşmak için huzurunuzdayım; öncelikle, hepinizi saygılarımla selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; toplum yaşamımızın belki de en önemli yasa tasarısını tartışıyoruz. Bir süre önce, bir işadamı -iş çevrelerinin temsilcisi- bu tasarının, Irak sorunundan daha önemli olduğunu söylemişti. Oysa, bu tasarının hazırlanışı, kamuoyuna sunumu, komisyonda ve Yüce Meclisimizde ele alınışı, irdelenmesi ve tartışılması, konunun önemiyle örtüşmüyor, aceleye getirildiği izlenimi veriyor, özen gösterilmediği izlenimi veriyor. Tasarıda, yeterince uzlaşma, yeterince paylaşma sağlanmadığı, taraflar karşısında adaletli ve yansız davranılmadığı görülüyor. Olaylar, bu değerlendirmemizi destekliyor. Örneğin, özen gösterilmediğini söyledim; bu tasarı, Adalet ve Kalkınma Partisinin kurduğu hükümetin tasarısıdır; komisyonda Adalet ve Kalkınma Partisi üyelerinin çoğunluğu var doğal olarak, buradan da geçiyor. Meclis çalışmalarında iktidar partisi grubunun değişiklik önergeleri verdiğine tanık oluyoruz. Bizim siyasî sistemimizde bunun bir tek anlatımı vardır: Bu yasa tasarısı hükümet ile komisyonda yeterince incelenmemiştir veya parti içinde ilgililer yasa tasarısı konusunda aynı değerleri, aynı görüşleri taşımıyorlar. "Bu, bizim sorunumuz; biz, çoğunluktayız, her dilediğimizi yaparız" dememelisiniz; çünkü, aynı gemideyiz, Meclis çatısı altında yasama görevini beraberce gerçekleştiriyoruz. Bu olumsuzluklardan, biz ve temsil ettiğimiz düşünce sistemi ve temsil ettiğimiz kitleler, katmanlar zarar görmekteler.
Tasarıya baktığımızda akla gelen ilk sorular: Bu yasa tasarısı kimin yaşam düzeyini bir puan artıracak veya hiç olmazsa kimin yaşam düzeyini koruyacak ve güven altına alacak? Bu sorulara verilecek yanıt maalesef olumsuzdur. Peki, demokrasinin katılım, özgürlük, dayanışma, kazanılmış hakların korunması gibi değerlerini bu tasarı geliştiriyor mu; bu soruya da yanıt maalesef olumsuzdur. Peki, tüm dünyada barış istemlerinin, barış umutlarının dalga dalga yayıldığı bugünlerde bu tasarı iş barışına, toplumsal barışa katkı yapacak mı; bu konuda da yanıt olumsuzdur. Unutmayalım ki, bugün, her zamankinden daha çok demokrasiye, her zamankinden daha çok dayanışmaya ve barışa gereksinimimiz var. Hepinizi bu yüce değerlere karşı daya duyarlı olmaya davet ediyorum.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; işyeri hekimliğiyle ilgili konulardaki düşüncelerimi sunmak istiyorum. Tasarının 81 inci maddesinin birinci fıkrasında, işverenlerin işyeri hekimi çalıştırma, işyeri sağlık birimi kurma yükümlülüğü var. Bunların İş Yasasında yer alması ve bütün işverenlerin yükümlü tutulmasını olumlu bir gelişme olarak kaydediyorum. İş Yasasında, işyerinin sağlık organizasyonlarını oluşturmak, işyerlerinin büyüklüklerine göre temel kriterlerin saptanması ve yer alması gereklidir ve yararlıdır. Küçük işyerlerinde, ortak işyeri sağlık organizasyonu yapılması, hekimlerin de bu organizasyonda görev alması, hem giderlerin paylaşılması hem de hizmetlerin yaygınlaşmasını sağlayacaktır.
İkinci fıkrada -öntasarının işyeri hekimleriyle ilgili maddesinde- işverenler, işyeri hekimlerine ve diğer sağlık personeline kendi bilgi alanlarında eğitim sağlamakla yükümlü kılınmıştı. İş Kanununun son versiyonunda bu fıkra buradan çıkarılmıştır. İnsan sağlığıyla ilgili alanda hekimlerin bilgilerinin geliştirilmesi ve güncelleşmesi son derece gerekli ve yararlıdır. Avrupa Birliği ülkelerinde, yılda en az 50 saat sürekli eğitim öngörülmektedir. Bu eğitim için giderler işveren tarafından karşılanır, gerekli ücretli izinler verilir.
Üçüncü fıkrada "işyeri hekimlerinin nitelikleri, işe alınmaları, görev yetki ve sorumlulukları, eğitimleri, çalışma şartları, görevlerini nasıl yürütecekleri ile işyeri sağlık birimleri Sağlık Bakanlığı ve Türk Tabipler Birliğinin görüşü alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenir" denilmektedir. Bu son fıkrada yer alan bazı konular iç hukukumuza aykırılık içerdiği gibi, konuya ilişkin Avrupa Birliği düzenlemeleri ve uluslararası uygulama ve düzenlemelerle de çelişmektedir. Şöyle ki, eğitimin içeriği, yani müfredatı, bu alandaki uzmanlık derneği tarafından belirlenmektedir. Ülkemizde işyeri hekimliği, uzmanlık olarak tanımlanmamıştır; 19 Haziran 2002 gün ve 24790 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Tıpta Uzmanlık Tüzüğünde yan dal uzmanlığı olarak düzenlenmiştir. Sertifika eğitimi ise, 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanununa dayanarak, Türk Tabipler Birliği tarafından onbeş yıldan bu yana sürdürülmektedir Bu eğitimler sonucunda, bugün, 27 200 hekim işyeri hekimi, sertifikası almıştır. Türk Tabipler Birliğinin sertifika vermesine itiraz eden çevreler Danıştayda iptal davası açmışlardır. Danıştay 8. Dairesinin Danıştay 10. Dairesiyle birlikte verdiği 20.2.2002 günlü kararıyla iptal istemi reddedilmiştir.
İşyeri hekimliği konusunda, Türk Tabipler Birliğinin, kuruluş yasasının 4 üncü maddesinde belirtilen sınırlar ve amaç içerisinde düzenleme yapma yetkisi bulunmaktadır. Ülkemizde, tıpta uzmanlık eğitiminde yetkili ve görevli kuruluşlar şunlardır: 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ve de 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanununca, Sağlık Bakanlığı, üniversiteler ve Türk Tabipler Birliğidir. Mezuniyet sonrası sürekli tıp eğitiminde ise, 6023 sayılı Yasa uyarınca, Türk Tabipler Birliği yetkili ve görevli kılınmıştır.
Görüldüğü gibi, eğitim konusu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının görev ve sorumluluk alanı içinde değildir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına işyeri hekimlerinin eğitimini yönetmelikle düzenleme yetkisi verilmesi ulusal mevzuatımıza aykırıdır. İşyeri hekimleri eğitimine ilişkin yapılacak düzenlemede mevzuatımıza uygun olarak Türk Tabipler Birliğinin yetkili olduğu yasada belirtilmektedir.
İşyeri hekiminin meslekî bağımsızlığı da son derece önemlidir. İşyeri hekiminin görevi, doğrudan insan sağlığı olduğu için, kendi alanındaki uygulamalarla ilgili özgür olmalı, kimseden emir almamalıdır. Bu uygulamadan, dolayısıyla, mağdur olmamaları gerekir. Mesleğin sırlarını her hekim gibi saklayabilmeli ve sadece vicdanî kanaatleriyle hareket edebilmelidir. İşveren ve işçilere karşı bağımsızlığını koruyabilmelidir. 161 sayılı ILO Sözleşmesinin 10 uncu maddesi bu kuralların güvence altına alınmasını sağlamaktadır. İş Sağlığı Uluslararası Komisyonu, 1992 yılında, işçi sağlığı çalışanları için uluslararası etik kuralları yayımlamıştır. Bu etik kurallarda yukarıdaki hususlar yer almaktadır.
Ülkemizde işyeri hekimi, iş aktiyle işverene bağlı olarak çalışmaktadır. Kuşkusuz, işveren tarafından işe alınır ve çıkarılır, ücretini de işverenden alır. Bu nedenle, işin doğası gereği, zaman zaman sorunlar yaşanmaktadır. İşyeri hekiminin bağımsızlığına gölge düşmesi görevlerini yerine getirmede zafiyete neden olduğundan, gelişmiş ülkelerin bu alanda bazı önlemleri geliştirdiklerini görmekteyiz. Bu bağlamda, örneğin, işyeri hekimi işe alınırken veya çıkarılırken işverenin takdirini sınırlayan düzenlemeler yapılagelmektedir.
Tabip odaları, 6023 sayılı Türk Tabipler Birliği Yasası uyarınca, mevzuatın elverdiği ölçüde, meslekî bağımsızlığı destekleyici görevler yapmaktadır. Maalesef, yeni düzenlenen iş yasasında işyeri hekiminin meslekî bağımsızlığını güvenceye alacak hükümler bulunmamaktadır. Bu, büyük bir eksikliktir. Tasarıda, meslekî bağımsızlığı güvenceye alacak hükümlere yer verilmesi gerekir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
77 konuşma daha · 14 Mayıs 2003