İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 68. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Bazı televizyon programlarının aile yapısı ve toplumsal yapımıza olan etkilerini değerlendirilmesi hk

Nurettin Sözen

Sivas Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 68. Birleşim · 3. yasama yılı · 9 Mart 2005 · 686 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Nurettin Sözen (CHP), 9 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 68. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI TELEVİZYON PROGRAMLARININ AİLE YAPISI VE TOPLUMSAL YAPIMIZA OLAN ETKİLERİNİ DEĞERLENDİRİLMESİ HK); konuşma 686 kelime.

Nurettin Sözen (CHP, Sivas). “Bazı televizyon programlarının aile yapısı ve toplumsal yapımıza olan etkilerini değerlendirilmesi hk”. TBMM Genel Kurulu, 68. Birleşim tutanağı, 9 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nurettin-sozen-22-2005-03-09-bazi-televizyon-programlarinin-aile-yapisi-ve-toplumsal-yapimiza-olan (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

NURETTİN SÖZEN (Sivas)Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; bazı televizyon programlarının aile yapımıza ve toplumsal yapımıza olan etkilerini değerlendirmek amacıyla gündemdışı söz aldım; öncelikle, hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Özellikle son zamanlarda, televizyonlarımızda "Kadının Sesi" Yasemin Bozkurt Hanımefendi tarafından Kanal D'de, "Yalnız Değilsin" Ayşenur Yazıcı Hanımefendi ATV'de, "Dertler Derya" Derya Tuna Hanımefendi tarafından Star'da, "Sizin Sesiniz" Serap Ezgü TGRT'de programlar düzenlemektedirler. Aile birliğimizi, aile yapımızı, aileiçi şiddeti, kadına ve çocuğa yönelik sorunları, kayıplar ve parçalanmış ailelerin buluşturulması gibi birçok toplumsal sorunların irdelendiği program bunlar. Bir başka deyişle, bu programlar, toplumsal hayatımızın, sosyal hayatımızın bir laboratuvarı niteliğinde.

Baktığımızda, her gün canlı yayında yaşanan bu görüntülerden, her şeyden önce bir insan olarak ve daha sonra da bir hekim olarak, büyük bir hüzün duymaktayım. En hassas kurumumuz olan aile birliğinin hızla yok olduğunu görmekteyiz. Böyle giderse, önüne geçemeyeceğimiz önemli bir toplumsal yıkımla karşı karşıya kalacağımız gerçeğini hepimizin görmesi gerekir. Bu programlar, gözler önüne serilen ve benzeri sorunların yoğun yaşandığı ülkemizde, bunlara tanıklık eden çoğumuzun, konuya yaklaşımı çok daha duyarlı, bugünkünden farklı olarak, çok daha duyarlı ve sorumlu olmalıdır. Bütün bu olumsuzluklar, bizim coğrafyamızda, bizim etrafımızda, yani, yaşamımızda gerçekleşmektedir. Bu hayatların yok olup gitmesine seyirci kalmamalıyız.

Değerli arkadaşlarım, çok önemli bulduğum ve aciliyetine inandığım birkaç hususu sizlerle paylaşmak istiyorum. Töre gereği ölümü bekleme, dayaktan sakat kalma, cana kasıt gibi aileiçi çıkmazlarda, kadın ve aileden sorumlu Bakanlık bünyesinde, kadın acil başvuru masaları mutlaka oluşturulmalıdır. Aynı Bakanlık bünyesinde, 24 saat hizmet verebilecek psikolog, pedagog, psikiyatr ve hukukî danışma alınabilecek birimler hizmet sunmalıdır. Nafaka bağlanıyor; ancak, ödemeler düzenli yapılmıyor. Hatta, yıllarca nafakalar ödenmiyor. Kadının eli kolu bağlı, bürokrasiden medet ummaktadır. Nafaka bağlamış erkeğin işyeri gelirinden, bunu, yasal yaptırımla kesip kadına ulaştırmanın yolları mutlaka bulunmalıdır.

Ülke genelinde, özellikle kırsal kesimde resmî nikâhsız evli sayısı her gün gittikçe artmaktadır. Çocukları terk ve kadını bırakma durumunda, erkekten gelir bağlanması için yasal yaptırımlarımız yoktur. İmam nikâhıyla eş sahibi olan erkekler dilediği zaman başka bir kadınla evlenebiliyor ve çoğu kez aile sorumluluklarından cezasız sıyrılabiliyor. İmam nikâhlı çoğu kadın çocuk yaşta evlendiriliyor bazı yörelerimizde. Çabuk çocuk sahibi olmakla ruh hali düzgün olmayan, geçim sıkıntısı çeken bir yuva içinde bunalıma girip intihara yeltenenlere de tanık olmaktayız.

Aileiçi altsoy ve üstsoya şiddet uygulayan kişi hakkında ilk başvurulacak yer olan karakolların daha yetkili ve etkili işlem yapabilmesi gerekmektedir; barıştırıp eve yollamak şiddetin devamını engellemiyor. Bu konuya sebebiyet veren insanların cezasız bırakılmadığı kamuoyuna gösterilmelidir. İşte o zaman, bu konunun mağdurları daha sık hak aramaya yöneleceklerdir.

Türkiye'de çok sık rastlanan taciz ve tecavüzün, mağdur tarafından adlî raporla belgelenmesi gerekmektedir. Bu yüzden, mağdurlar, tecavüzü ihbar etmeyip, bu depresyonla yaşamakta, tecavüzcüler de ceza almadan hayatlarını sürdürmektedirler.

Okuma yazma bilmeyenlere okuma yazma kursları artırılmalıdır. Kadınlara dönük el beceri kursları ve eğitim düzeyine göre yabancı dil ve bilgisayar kursları yaygınlaştırılmalıdır.

Kadın sığınma evleri sayısı artırılmalı, özellikle bu konuda yerel yönetimlerle işbirliği içerisine gidilmelidir. Bu ve buna benzer sorun ve önerileri çoğaltmamız elbette mümkün.

Zamanımı aşmamak için sözlerimi şöyle noktalamak istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Sözen.

NURETTİN SÖZEN (Devamla)Bütün bu ve buna benzer olayları her gün canlı olarak ekranlarda görmekteyiz. Aileden sorumlu Devlet Bakanlığımızın, bu programları izleyip değerlendiren bir organizasyonu olduğunu zannetmiyorum. Eğer varsa, ilgili Bakanlığımızın, annesiz ve babasız çocukların kaçına el uzattığını öğrenmek isterim, 18 yaşından küçük kız çocuklarını kaçırarak alıkoyanlar hakkında kaç tane işleme başvurduğunu bilmek isterim. Bakanlığımız, bu programda mağduriyetlerini gördüğümüz kaç insana yardım elini uzatmıştır? Sayın Bakan, yıkılan, savrulan bitmiş yüzlerce hayatın fotoğrafının neresindedir? Sağlıklı bir toplum ve aile yapısına kavuşmamız için hepimize büyük görevler düşüyor. Elbette ki, en çok görev de hükümete ve hükümetin ilgili bakanına düşmektedir.

8 Mart Dünya Kadınlar Gününü de kutladığımız bugünlerde, toplumsal hayatımızın en önemli kurumu olan aile birliğinin geleceği konusunda kaygılarımı sizlerle paylaşmak istedim.

Değerli arkadaşlarım, Genel Kurula gelirken ATV'de izlediğim tablo şu: Bir kadın, evli ve bir başka erkeğe, bir aileye kuma gidiyor; 7 çocuğu var, son çocuğu ikiz ve 7 aylık; sokağa atılmış durumda bu aile ve nereye başvuracağını bilemediği için bir televizyona sığınıyor. Şimdi, bu gibi olayların olması tabiî arzu edilmez, sayısının az olması tesellimizdir; ama, devlet de bu gibi -bu ülkede yaşıyorsak, bu insanlar bizim insanımızsa- olaylar karşısında ne yapacağını bilmeli, bilen kurumlar ve birimler oluşturmalıdır.

Saygılar sunuyorum hepinize. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

45 konuşma daha · 9 Mart 2005

45 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook