Turizmi teşvik kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:217)
Genel Kurul, 100. Birleşim · 2. yasama yılı · 7 Mayıs 2008 · 519 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Nuri Uslu (AK Parti), 7 Mayıs 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TURİZMİ TEŞVİK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:217)); konuşma 519 kelime.
Nuri Uslu (AK Parti, Uşak). “Turizmi teşvik kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:217)”. TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim tutanağı, 7 Mayıs 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nuri-uslu-23-2008-05-07-turizmi-tesvik-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s-2 (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
NURİ USLU (Uşak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Turizmi Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’yla ilgili olarak tekrar söz almış bulunuyorum.
Değerli milletvekilleri, tabii, söz konusu ormanlar olduğu zaman muhalefetiyle iktidarıyla bütün milletvekili arkadaşlarımız bu konuda hassasiyet göstermektedir. Doğrudur, gerçekten ormanlar bir ülkenin geleceği için son derece önemlidir. Hatta ormanlar insanlığın ortak geleceğinde de çok önemlidir. Onun için, var olan ormanlarımızı, mevcut ormanlarımızı mutlaka korumalıyız, geliştirmeliyiz ve yaygınlaştırmalıyız.
Küresel ısınmanın son derece önemli olduğu günümüzde, etkilerinin bir bir görülmeye başladığı dünyamızda ormanlarımızın değeri bir o kadar daha artmıştır.
Şimdi biz özellikle orman teşkilatı olarak, bizim orman teşkilatımız ormanlarımıza, milletimiz de aynı şekilde ormanlarımıza atalarımızın bir mirası değil, atalarımızın emaneti olarak bakmaktadır. Emanetin ne anlama geldiğini Türk milleti çok ama çok iyi bilmektedir.
Yalnız bizim ülkemizde yanlış gelen bazı şeyler vardır; özellikle ormancılıkla, ormanla ilgili olarak da şöyledir: Birincisi, orman politikası kesinlikle insanı göz ardı ederek sadece ve sadece ormanların üzerine kurulmuştur. İkincisi, dünyanın hiçbir yerinde olmayan ama bizim ülkemizde uygulanan, ormanın biyolojik tanımı yoktur, ormanın hukuki tanımı vardır. İş böyle olunca, bazen orman olmayan yerlere de biz hukuk tanımı içerisinde orman demekteyiz.
İşte, bu tür maden alanları, turizm alanları veya buna benzer faaliyetler için orman alanlarından yapılan tahsislerde, bazen hiç orman olmadığı hâlde biz orayı kiralayan kişilerden ağaçlandırma bedeli, kira bedeli alırız. Bir madenci arkadaşımızın bana şöyle söylediğini hatırlıyorum: “Siz orman teşkilatı olarak hiç orman olmayan, geçmişte de olmayan kayalıklardan bile ağaçlandırma bedeli aldınız, ormandan kiralama bedeli aldınız.” dediğini hatırlıyorum.
Kısacası ormanlarımız gerçekten çok önemli, mutlaka korumalıyız. Ama bu tarafta insanımız aş, iş, ekmek beklemektedir. Yenilenebilir olan orman kaynaklarımızı koruma, kullanma dengesi içerisinde mutlaka milletimizin istifadesine sunmalıyız.
Şimdi, bakın, sanki bazıları ormanların dostu, bazıları da ormanların düşmanı. Ormanlar yok olsun, azalsın, böyle bir mantığı anlamak mümkün değil. Şunu samimiyetimle söyleyebilirim ki: Herkesin ama herkesin ormanlarımızı korumada, ormanlarımızın çoğaltılmasında hemfikir olduğuna ben inanıyorum.
Şimdi, bakınız, 2006 yılına kadar, ta 1990’lı yıllarda yazılmış olan Ağaçlandırma Seferberlik Kanunu diye bir kanun vardı. Bu Kanun’da tüm kurum ve kuruluşlara görev verilmişti, ağaçlandırma ve rehabilitasyon yapmak üzere, erozyonla kontrol yapmak üzere ancak 1990 yıllarından 2006 yılına gelene kadar bu görevi hiçbir kurum yapmamıştır. 2006 yılında Sayın Çevre ve Orman Bakanımızın da teşvikiyle, Sayın Başbakanımızın teşvikiyle Ağaçlandırma Seferberlik Kanunu tekrar aktif hâle getirilmiş, 2006 ve 2007 yılından itibaren başlamak suretiyle tüm kurum ve kuruluşlara ağaçlandırma, erozyonla kontrol yapma ve rehabilitasyon yapma görevi getirilmiştir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AKİF AKKUŞ (Mersin)Yoldan geçerken tabelaları okumuyor musunuz?
BAŞKANBuyurun Sayın Uslu.
NURİ USLU (Devamla)Ayrıca, burada bazı söz alan arkadaşlarımızın yanlış bilgilerini de doğrultmak üzere de şunu söylemek istiyorum: Bir kere orman yangınları… Biliyorsunuz, ülkemiz Akdeniz çanağında bir ülkedir, orman yangınlarından kaçınmamız mümkün değildir çünkü sıcaklık ve yanındaki ağaç türü de kızılçam ağacı olursa burada orman yangını olma ihtimali yüksektir. Ama orman teşkilatı, orman yangınlarıyla çok ciddi bir şekilde mücadele etmektedir ve en önemlisi de bu orman yangınlarından sonra yanan alanlar derhâl ağaçlandırılır. Bazı arkadaşlarımız bunun ağaçlandırılmadığını zannediyor ama yılı içerisinde derhâl ağaçlandırılır. Bu bir Anayasa kuralıdır.
Aynı zamanda, madenler için yapılan tahsislerde, maden üretimi bittikten sonra rehabilite edilir ve ağaçlandırılarak tekrar iade edilir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
99 konuşma daha · 7 Mayıs 2008
