İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 5. BİRLEŞİM · SALI

Küresel ısınmanın etkileri ve su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi konusunda anayasanın 98 inci, içtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri ve meclis araştırması komisyonu raporu (10/1, 4, 5, 7, 9, 10, 11, 13, 14, 15, 16, 17) (s.s: 138)

Nuri Uslu

Uşak Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 5. Birleşim · 3. yasama yılı · 14 Ekim 2008 · 928 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Nuri Uslu (AK Parti), 14 Ekim 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 5. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KÜRESEL ISINMANIN ETKİLERİ VE SU KAYNAKLARININ SÜRDÜRÜLEBİLİR YÖNETİMİ KONUSUNDA ANAYASANIN 98 İNCİ, İÇTÜZÜĞÜN 104 VE 105 İNCİ MADDELERİ UYARINCA BİR MECLİS ARAŞTIRMASI AÇILMASINA İLİŞKİN ÖNERGELERİ VE MECLİS ARAŞTIRMASI KOMİSYONU RAPORU (10/1, 4, 5, 7, 9, 10, 11, 13, 14, 15, 16, 17) (S.S: 138)); konuşma 928 kelime.

Nuri Uslu (AK Parti, Uşak). “Küresel ısınmanın etkileri ve su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi konusunda anayasanın 98 inci, içtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri ve meclis araştırması komisyonu raporu (10/1, 4, 5, 7, 9, 10, 11, 13, 14, 15, 16, 17) (s.s: 138)”. TBMM Genel Kurulu, 5. Birleşim tutanağı, 14 Ekim 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nuri-uslu-23-2008-10-14-kuresel-isinmanin-etkileri-ve-su-kaynaklarinin-surdurulebilir-yonetimi (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

NURİ USLU (Uşak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. “Küresel ısınmanın etkileri ve su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi” konusunda araştırma raporu üzerine söz almış bulunuyorum.

Değerli milletvekilleri, öncelikle “Küresel ısınmanın etkileri ve su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi” konusunda verilen önergeleri özetle sunmak istiyorum. Bu konuda on iki adet Meclis araştırması önergesi benim ve isimleri raporda yazılı milletvekili arkadaşlarımızca Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmuştur.

Özetle, küresel ısınma ne demek, ne zaman başladı, ne zaman duracak, etkileri ne olacak, sonuç olarak hayatımızda ne değişecek, neleri kaybedeceğiz, neler etkilenecek, değişecek, doğal yaşamda neler yok olacak, neler değişikliğe uğrayacak; kısacası, yaşamı nasıl etkileyeceği konularında araştırma komisyonu çok detaylı bir araştırma yapmış ve raporunu sonuçlandırmıştır.

Şimdi, bunların dışında, özellikle son yıllarda artık küresel ısınmanın etkisiyle oluşan iklim değişikliği, dünyada olduğu gibi, ülkemizde de özellikle kuraklık olarak karşımıza çıkmaktadır. Geçen yıl iç Ege’de ve İç Anadolu’da, bu sene de Güneydoğu’da, Güney Anadolu’da bunu gördük ve yaşadık. Bununla birlikte, ülkemizde Konya havzasındaki yer altı su kaynaklarının azaldığı, kirlendiği, göllerdeki su miktarının oldukça azaldığı ve Tuz Gölü’nün kurumaya yüz tuttuğu; bunun yanında Trakya Ergene havzasının ve akarsularının kirlendiği, topraklarının kirlendiği, aşırı sanayileşmenin yarattığı kirlenmenin sularımızda, topraklarımızda ve havzada görülmeye başladığı ve bunun yanında GAP’ta, Şanlıurfa’da ve Hatay ovalarında kuraklığın son yıllarda daha çok hâkim olduğu, yer altı sularının daha derinlere çekildiği, vahşi sulamayla topraklarda tuzlanmaların olduğu ve topraklardaki verimin düştüğü… Kısacası, buna benzer küresel ısınmanın ve onun oluşturduğu iklim değişikliğinin etkilerini hep birlikte yaşıyoruz.

Bu araştırma sonucunda, özet olarak, bilim adamlarının ve ilgili kurum ve komisyonun araştırma ve değerlendirmeleri sonucunda hazırlanan raporda da artık insan faaliyetiyle atmosfere verilen gazlarla sera etkisi yaratılması sonucunda dünya yüzeyinde sıcaklığın artmasını herkes belirgin bir şekilde yaşıyor ve görüyor. İşte biz de buna “küresel ısınma” diyoruz. Küresel ısınmaya neler neden oluyor diye baktığımızda, bunun yüzde 46’sının enerji üretiminden, yüzde 24’ünün sanayi faaliyetlerinden, yüzde 18’inin ormansızlaşmadan, yüzde 9’unun da tarım faaliyetlerinden ve diğer kaynaklardan oluştuğu görülmektedir.

Fosil yakıtların aşırı ve yanlış kullanımı, tarım arazilerinin ve meraların aşırı ve yanlış kullanımı, ormanların tahribi ve ormansızlaşma ve sanayileşme sürecinde çevresel değerleri tahrip ve yok etmenin sonucunda küresel ısınmanın etkilerini görüyoruz.

Küresel ısınma ne zaman başladı, ne kadar sürecek? Bunun üzerine yapılan değerlendirmelere baktığımızda da, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çevre Sözleşmesi’ne göre, 2007 yılında yapılan Hükûmetlerarası İklim Değişikliği Panelinin Dördüncü Değerlendirme Raporu’nda -aynen şöyle yazılı- 20’nci yüzyıl ortalarından bu yana yüzey sıcaklığında şüphe götürmeyecek şekilde bir sıcaklığın, artışın gözlenmekte olduğu ve bu artışın büyük bir bölümünün de insan kaynaklı sera gazı salınımlarından olduğu belirtilmektedir.

Küresel ısınmanın ne kadar süreceği ise, tamamen, alınacak tedbirlere ve çevreye verilen olumsuz aktivitelerin durdurulmasına bağlı olduğu bir gerçektir.

Küresel ısınma, iklim değişikliği sonucunda soluduğumuz havayı, su kaynaklarını, yaşam kaynağı olan toprağımızı ve tüm canlıların yaşamını etkilemektedir. İklim değişikliğine baktığımızda, bunun etkileri nelerdir diye baktığımızda; iklim kuşaklarının ekvatordan kutuplara doğru yüzlerce kilometre kayabileceği, Türkiye’nin büyük bir bölümünün bugünkü Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da hâkim olan sıcak ve kurak iklim kuşağı etkisine girebileceği, özellikle yağmur ve kar yağışlarında azalmanın olabileceği, mevsimlerin başlangıç ve bitim zamanlarının ileriye veya geriye doğru kayabileceği, kuraklık, sel, taşkın gibi doğal afetlerin çok daha fazla ve daha şiddetli olacağı, hatta 1850 yılından bu yana en yüksek sıcaklığa sahip yılların son on iki yılda artık görülmeye başlandığı ve 1998 ve 2005 yıllarının da en sıcak yıllar olduğu tespit edilmiştir.

Peki, küresel ısınmanın topraklarımızdaki etkisi nelerdir? Toprakların -tarım arazisi, yerleşim alanı, mera alanı ve orman topraklarının- 1970’li yıllardan bu tarafa plansız ve aşırı bir şekilde yanlış kullanımı sonucunda topraklarımızın kaybına ve erozyonla akıp gitmesine neden olunmuştur. Su kaynaklarında ise mevcut yer altı ve yer üstü su kaynakları bilinçsizce hem aşırı kullanılmış hem de kirletilmeye devam edilmektedir. Özellikle yer üstü kaynak suları iklime dayalı olarak azalmıştır. Akan dereler, çeşmeler artık ya az akıyor ya da tamamen kurumuştur.

Kendi bölgemden, Uşak ilinden bir örnek vermek gerekirse -komisyonumuzla beraber Uşak ilimizi de ziyarete gittik- orada, bildiğimiz Gediz Irmağı, Murat’tan doğup İzmir’e dökülen Gediz Irmağı’nın artık yazları akmadığı… Biz yaz aylarında Gediz’de yıkanıyorduk, aynı zamanda koyunlarımızı da Gediz’de yıkıyorduk. Şimdi, Gediz yazın akmadığı gibi kışın da kirli akıyor.

Akarsularımızın debileri çok azaldı. Yanlış tarım, sanayi ve yanlış insan aktiviteleri sonucu akarsularımız kirlenmeye devam ediyor. Hatta, bu, bazı bölgelerdeki akarsuların neredeyse tamamen çok kirli akması sonucunu da doğurmaktadır.

Ormanlardaki ve denizlerdeki etkilerine baktığımızda da, iklim değişikliği sonucu oluşan kuraklık, mevcut ormanları olumsuz etkilemektedir. Yapılan ağaçlandırmalarda dikilen fidanların tutma oranı düşmüştür. Artan sıcaklık ve kuraklık orman yangınlarının artmasına ve ormansızlaşmaya neden olmaktadır. Dünyanın birçok bölgesinde ve ülkemizde de bazı yerlerde daha sık, daha uzun süreli kuraklık ve doğal afetler görülmeye başlanmıştır.

Zaman zaman sel, taşkın ve afetler daha çok etkin olmaktadır. Canlıların yaşam alanları daralmakta, büyük ölçüde göçler yaşanmaktadır. Yeni doğal ve kimyasal koşullara uyum sağlayamayan çok sayıdaki bitki ve hayvan türlerinin yok olduğu veya yok olacağı artık bilim adamlarınca daha sık söylenmektedir.

Türkiye'de görülen küresel ısınmanın etkilerine baktığımızda da enerji, tarım, sanayi, su kaynakları kullanımı, arazi kullanımı, artık yönetimi ve ormanların yok olmaması konularındaki küresel ısınmanın etkileri ve alınması gereken önlemler nelerdir diye baktığımızda da:

Enerjide temiz yakıtlar kullanılmalı, verimliliğe önem verilmeli ve en önemlisi de yenilenebilir enerji kaynakları dediğimiz su, rüzgâr ve güneş enerjisi üretimine ağırlık verilmeli, bu konuda her türlü destek yapılmalıdır. Özellikle, üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde denizlerdeki rüzgâr enerjisi üretimi mutlaka sağlanmalıdır. Çanakkale, İzmir, Hatay ve Mersin kıyılarında ve açık denizlerde potansiyelin çok yüksek olduğu bir gerçektir.

Nükleer enerji mutlaka gündeme getirilmelidir.

Enerjide dışa bağımlılık son yıllarda artmıştır. Bu husus mutlaka yeniden değerlendirilmeli ve bu konuda iç kaynaklar kullanılmaya çalışılmalıdır.

Bölgesel ve merkezî ısıtma uygulamaları son derece sınırlıdır. Termal kaynaklardan ısıtmada bugüne kadar yeterince faydalanılamamıştır. Yeterli jeotermal kaynaklar, bölgelerdeki yerleşim birimlerinin ısıtılmasında öncelikle bu jeotermal kaynaklardan…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

26 konuşma daha · 14 Ekim 2008

26 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook