İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 53. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Birleşmiş milletler iklim değişikliği çerçeve sözleşmesine yönelik kyoto protokolüne katılmamızın uygun bulunduğuna dair (s.s.268)

Nuri Uslu

Uşak Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 53. Birleşim · 3. yasama yılı · 4 Şubat 2009 · 707 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Nuri Uslu (AK Parti), 4 Şubat 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 53. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ÇERÇEVE SÖZLEŞMESİNE YÖNELİK KYOTO PROTOKOLÜNE KATILMAMIZIN UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR (S.S.268)); konuşma 707 kelime.

Nuri Uslu (AK Parti, Uşak). “Birleşmiş milletler iklim değişikliği çerçeve sözleşmesine yönelik kyoto protokolüne katılmamızın uygun bulunduğuna dair (s.s.268)”. TBMM Genel Kurulu, 53. Birleşim tutanağı, 4 Şubat 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nuri-uslu-23-2009-02-04-birlesmis-milletler-iklim-degisikligi-cerceve-sozlesmesine-yonelik-kyo (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

NURİ USLU (Uşak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesine Yönelik Kyoto Protokolüne Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı hakkında söz almış bulunuyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; özellikle günümüzde uluslararası toplumların ve dünyanın en önemli sorunlarının başında çevre sorunları gelmektedir. Bu çevre sorunlarının içerisinde küresel ısınmaya bağlı olarak oluşacak iklim değişikliklerinin olumsuzlukları dünyamızda ve ülkemizde artık bir bir görülmeye başlamıştır ve bu olumsuzlukları gören, bunu değerlendiren geçmiş hükûmetler Birleşmiş Milletler Çerçeve Sözleşmesi’ne katılma kararı almışlardır. Bu Çerçeve Sözleşmesi’ne katılmamız aslında son derece doğrudur. Niçin biliyor musunuz? Bir kere, Türkiye, coğrafi konumu itibarıyla, jeolojisi itibarıyla, topoğrafyası itibarıyla ve bitki örtüsü itibarıyla özellikle iklim değişikliklerinden azami, en fazla etkilenecek olan ülkelerin başında gelmektedir. Onun için, dünyadaki iklim değişikliklerinden, olumsuzluklarından en az etkilenmek için dünya devletleriyle aynı masaya oturup geleceğimizi görüşmemiz doğru olmuştur.

İkincisi: Dünyada ve ülkemizde sürdürülebilir bir kalkınmayı, sağlıklı bir yaşamı, sağlıklı bir çevreyi oluşturabilmek için yine uluslararası devletler ile beraber değerlendirmek mecburiyetindeyiz. Bizim ülkemiz bir dünya ülkesidir. Bir kere, çevre sorunları, sınırı olmayan, kanunu olmayan ve hiçbir sınır ve kanun da tanımadan birbirini etkileyen ve olumsuz sonuçlar ortaya çıkaran sorunlardır. İşte bu sorunların neticesinde ülkelerde sosyal, ekonomik sorunlar ortaya çıkmakta, çölleşme, göçler, kıtlık gibi olumsuzluklar karşımıza gelmektedir. İşte Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin amacı da şudur: İnsan kaynaklı sera gazı emisyonlarının azaltılması ve sınırlandırılmasını önermektedir. Türkiye, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne aslında diğer dünya devletleri 1994 yılında yürürlüğe girmiş ve üye olmuşlarken maalesef o tarihten bu tarafa AK PARTİ Hükûmeti iktidara gelene kadar, 2004 yılına kadar onlar bu sözleşmeye taraf olmamışladır. “Niye geç kaldınız?” diyen arkadaşlarımıza cevabımız budur.

1995 yılında Berlin’de 1’inci Taraflar Konferansı toplanıyor ve burada şöyle bir karar alınıyor, deniliyor ki… 2000 yılından sonra belirli bir zaman dilimi içerisinde sera gazı azaltımını ve sınırlandırılmasını belirliyorlar. 1997 yılında da Japonya’da Kyoto kentinde 3’üncü Taraflar Toplantısı yapılıyor. İşte bu taraflar toplantısında da artık, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi doğrultusunda ortak eylem yapılmasına, ortak kararlar alınmasına ve bu Kyoto Protokolü’nün genel çerçevesinin çizilmesine karar veriliyor ve orada aynı zamanda Kyoto Protokolü’nü kabul ediyorlar ve Kyoto Protokolü üyelerini de protokole uymaya davet ediyorlar.

1998 yılında New York’ta protokol imzaya açılıyor. 2001 yılında Fas’ta, Marakeş’te yapılan toplantıda, Türkiye aslında gözlemci olarak bu toplantılara katılırken, orada Türkiye’ye aslında çok önemli bir katkı yapılıyor. Türkiye’nin özgün şartlarını düşünerek, Türkiye’yi belli bir kategoriye alıyorlar. İşte bundan sonra, 2005 yılında Kyoto Protokolü yürürlüğe giriyor, o zaman 55 ülke taraf oluyor. Şu anda, 2008 yılı sonu itibarıyla 181 ülke taraf olmuş, AB ülkeleri taraf olmuş ve Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye, Afganistan, Çad, Irak, Vatikan, Kazakistan, Sudan gibi ülkeler de şu anda Kyoto Protokolü’ne taraf olmamışlardır.

Şimdi, biz Kyoto Protokolü’nü neden 2004’te, 2003’te, 2005’te imzalamadık? Onun nedeni de şu: Kyoto Protokolü’nün maddesinde şöyle bir terim geçiyor: Belirli bir zaman dilimi yani 2008-2012 yılları arasında bu sera gazı emisyonlarının azaltılması ve sınırlandırılması kararı veriliyor. Eğer biz bunu imzalamış olsaydık, hazırlıksız bir şekilde, dersimize çalışmadan protokolü imzalamış olacaktık ve sözcü arkadaşlarımızın belirtmiş olduğu, işte, sanayimizi ve ülkemizi olumsuz bir şekilde etkileyecek olan karara katılmış olacaktık. İmzalamadık ancak 2009 yılındaki görüşmelere katılmak suretiyle 2012 yılından sonraki ülkemizi etkileyecek konularda masaya oturmaya karar vereceğiz bugün. Eğer 2012 yılından sonra da Kyoto Protokolü’ne katılmaz, masaya oturmaz isek işte o zaman masanın dışında bakarız ve ülkemiz hakkında alınan kararlara da katkı yapamayız.

Peki, bu Kyoto Protokolü’ne katılmamız bize ne getiriyor, bir de ona bakalım: Kyoto Protokolü’ne katılmamız, bir kere, uluslararası fonlardan ve AB fonlarından azami derecede istifade etmemizi ve ülkemizin 2012 yılından sonraki çevresel sorunlarda hazırlanmasına bize önemli katkı yapacaktır. Yenilenebilir enerji kaynaklarının yaygınlaştırılmasını ve ülkemizde desteklenmesini sağlayacaktır. En önemlisi, bir arkadaşımız belirtti, karbon emisyonu ticareti yoluyla, ülkemize alacağımız kaynaklarla ağaçlandırma seferberliğini başlatacağız çünkü küresel ısınmanın, iklim değişikliklerinin olumsuzluklarının en önemli panzehri ormanlardır, ağaçlandırmadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir diğer katkısı, düzenli katı atık depolarının yaygınlaştırılmasını ve modern bir şekilde yapılmasını sağlayacağız.

Bir de, ülkemizin kararlı ve güvenilir bir şekilde, özellikle iklim değişikliği konularında ülkemizin etkileneceği olumsuzluklarda masada bulunarak ülkemizin haklarını savunacağız.

Şimdi, önemli olan bir konu da şu: AB sürecinde mutlaka bu AB müktesebatından sayılan Kyoto Protokolü’nün imzalanması da bizim ciddi anlamda önümüzü açacaktır, özellikle AB görüşmelerinde.

Protokol 2005’te yürürlüğe girdi. Ek liste ülkeler arasında Türkiye yok. 2012 sonrasına kadar da ülkemize herhangi bir sorumluluk getirmeyecektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

35 konuşma daha · 4 Şubat 2009

35 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook