İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 129. BİRLEŞİM · SALI

İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre grup önerileri hakkında

Nuri Uslu

Uşak Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 129. Birleşim · 4. yasama yılı · 6 Temmuz 2010 · 860 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Nuri Uslu (AK Parti), 6 Temmuz 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 129. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İÇTÜZÜĞÜN 19 UNCU MADDESİNE GÖRE GRUP ÖNERİLERİ HAKKINDA); konuşma 860 kelime.

Nuri Uslu (AK Parti, Uşak). “İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre grup önerileri hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 129. Birleşim tutanağı, 6 Temmuz 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nuri-uslu-23-2010-07-06-ictuzugun-19-uncu-maddesine-gore-grup-onerileri-hakkinda (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

NURİ USLU (Uşak)Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Barış ve Demokrasi Partisinin Doğu ve Güneydoğu’daki ormanlarımızdaki orman yangınları üzerine vermiş oldukları önerge üzerinde ve önergenin aleyhinde söz almış bulunuyorum.

Şimdi, öncelikle şunu hepimiz kabul etmeliyiz: Bugün, dünyamızın geldiği bu noktada, 21 inci yüzyılda küresel ısınmanın ve buna bağlı olarak iklim değişikliğine ve bunun sonucu olarak da dünyadaki tüm ormanlarda, doğalarda ve bitki örtülerinde iklimdeki değişikliğe bağlı olarak buradaki azalma ve tehdit ve bunun sonucunda da dünyada bir çölleşmenin olabileceğini bilim adamlarımız yıllarca söylemekte ve artık öyle bir noktaya geldik ki, bunları zaman zaman yaşamaktayız ve karşılaşmaktayız.

Şimdi, ülkemiz, coğrafi konumu itibarıyla -özellikle Akdeniz çanağında olan ülkeler ve ülkemiz de buna dâhil olarak- bu iklim değişikliğinden, küresel ısınmadan son derecede ve ilk etapta etkilenecek olan ülkelerden birisidir. Bu nedenle, ben, burada söz de almışken ormanlarımızın ne derece önemli olduğunun, ormanlarımızın korunmasının, geliştirilmesinin ve ormanlık alanların artırılmasının ne derece önemli olduğunun da altını çizmek istiyorum.

Ülkemizde 21,4 milyon hektar ormanımız var ancak bunun yaklaşık yüzde 49’u, 9 milyon hektar civarında, bozuk ormandır. Geçmişten bugüne, günümüze, Anadolu’da, Ege’de, Doğu’da ve Güneydoğu Anadolu’da gerek yaşamın şartları gerekse ülkemizdeki hayvancılık hareketleriyle ormanlarımız bir noktada tehdit edilmiş, zarar görmüş ve ormanlık alanlarımızın yaklaşık yüzde 50’si verimsiz ormanlar hâline gelmiştir. Bir kere, bu verimsiz ormanlar hâline gelen ormanların verimli hâle getirilmesi gerekir. Ayrıca, İç Anadolu’dan Doğu’ya doğru, Güneydoğu’ya doğru bütün bu bozkırların da ağaçlandırılarak, yeşillendirilerek küresel ısınmayla mücadele yapmanın çok önemli olduğunu belirtmek istiyorum. Bir kere, küresel ısınmayla mücadelede, ülkenin çölleşmesiyle ilgili mücadelede en önemli etken ağaçlandırma ve ormanların artırılmasıdır. Onun için, ormanlarımız mutlaka korunmalı ve geliştirilmelidir.

Şimdi burada, peki “Orman yangınlarının önlenmesiyle ilgili olarak verilmiş olan bir önergede neden karşı çıkıyorsunuz?” derseniz onu da şöyle söyleyeyim: Şimdi, bir kere bizim ülkemizin özellikle Akdeniz, Ege ve Marmara Bölgesi ormanlarımızın yaklaşık yüzde 60’ı orman yangınlarının tehdidi altındadır, birinci derecede orman yangınları tehdidi altındadır. Bu önergeyle verilmiş olan, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki ormanlarımız da yangından en az etkilenen, hatta yangından hiç etkilenmeyecek şekilde bitki örtüsü yani biraz önce söylenen meşe ormanlarıyla kaplıdır. Meşe ormanlarının olduğu yerde orman yangını olmaz, orman yangını oldurulur. Peki, nasıl oluyor bu orman yangınları? Artık bilemiyorum, ya orada terör örgütü bunu yapıyor veyahut da oradaki terör örgütüne destek verenler bunu çıkarıyor. Aksi hâlde o bölgede orman yangınlarının olması mümkün değildir.

Bugün orman yangınları konusunda orman teşkilatı -geçmişten günümüze- son derece başarılı, son derece etkilidir. Bakınız, orman yangınları genelde Ege, Akdeniz ve Marmara’da çıkmaktadır. Ülkemizin özellikle 1991 yılından 2002 yılına kadarki dönemine bir baktığımızda, gerçekten, orman yangınlarıyla ilgili yapılan mücadelelerde başarılı olmuşuz ancak bugün elimizdeki teknoloji, alet, araç gereçlerden ve uydu sistemlerinden de faydalanmak suretiyle orman yangınlarında son derece başarılı bir hâle geldik. Orman yangınlarını Ankara’dan, Yangın Harekât Merkezinden yönetebiliyoruz. Mobil bir sistem kurulmuştur. Türkiye'nin her tarafında bugün orman teşkilatı ormanları yirmi dört saat gözetlemekte ve ormanların herhangi bir yerinden bir duman tüttüğünde en az beş on dakika içerisinde orman teşkilatının, orman yangınlarını söndürmeyle ilgili görevlileri -bölge şefi, mühendisleri ve işçileri- oraya yetişmekte ve orman yangınlarını söndürmektedir.

Geçmişten bugüne orman yangınlarına baktığımızda, 1991-2002 yılları arasında yaklaşık yılda 2 bin civarında orman yangını çıkmaktadır, ortalama olarak. 13 bin hektar civarında orman yangını olduğunu görüyoruz. 2003 yılından 2008 yılına kadar olan ortalamaya baktığımızda da 10 bin hektarlara kadar düştüğünü… Aslında aynı sayıda orman yangını çıkmasına rağmen yanan orman alanı, görüldüğü gibi, mümkün olduğu kadar azaltılmıştır.

Tabii, orman yangını tamamen bitki örtüsüne, iklime ve oradaki topografik yapıya da bağlı olduğu için orman yangınlarında yıllar itibarıyla büyük değişmeler de olmuştur. Mesela 2009 yılında 1.792 adet orman yangını çıkmış ve yanan orman alanı 4.679 hektar civarındadır.

Bu söylediğimiz aslında hiç de katılmadığım bir ifadeyi de gündeme getirmek istiyorum. Bu Kürt coğrafyası ne demek, Kürt coğrafyası? Yani bu ülkede Kürt coğrafyası, Laz coğrafyası, Türk coğrafyası diye bir coğrafya mı var? Bu, bence bir ayrımın sinyallerini veren bir ifade. Şahsen buna hiç katılmıyorum.

SIRRI SAKIK (Muş)Tarih dersin zayıf!

M. NURİ YAMAN (Muş)Alışacaksın!

NURİ USLU (Devamla)Kürt coğrafyasında bir kere orman yangını zaten hiç olmaz. Orman yangınları Ege’de, Akdeniz’de, Marmara’da olur ve bununla ilgili olarak da orman teşkilatı bu konuda son derece başarılıdır.

Onun için bu önerge bence yanlıştır. Ha, orman yangınlarıyla ilgili geçmişten günümüze orman teşkilatı, ormanların içerisinde oturan orman köylüleri bugüne kadar orman yangınlarının söndürülmesi için canlarıyla çalışmışlar; hatta, orman bölge müdürlerimiz, orman işletme müdürlerimiz, orman mühendisleri, 80’den fazla orman işçisi yanarak, orman yangınını söndürürken ormanın içinde yanarak can vermiştir. Şimdi, burada, orman yangınlarında orman teşkilatı başarısızdır diyebilir misiniz? Kesinlikle katılmıyorum böyle bir önergeye.

Onun için, orman yangınları konusunda orman teşkilatı son derece başarılıdır, tebrik edilmesi, takdir edilmesi gerekir. Bunun yanında, bu yanan orman alanları -hep bir yanlış da bilgi vardır, onu da düzeltmek istiyorum- sanki yandıktan sonra terk ediliyor. Böyle bir şey de yok. Yanan orman alanı aynı yıl içerisinde orman teşkilatı tarafından ağaçlandırılır ve tekrar orman alanı olarak muhafaza edilir, korunmaya devam edilir. Onun için, burada, gerek ağaçlandırma gerek orman köylüsüne yapılan hizmetler gerekse ormanların korunması ve geliştirilmesine yönelik olarak orman teşkilatı üzerine düşeni yapmaktadır ve ormanlarımız korunmakta, geliştirilmektedir.

Bu arada, söz almışken, özellikle yanan orman alanlarının ağaçlandırıldığını söyledim. Ayrıca, küresel ısınmaya panzehir olarak ağaçlandırmanın, ormanlaştırmanın çok önemli bir etken olduğunu da söyledim. Bakınız, bu geçen…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

62 konuşma daha · 6 Temmuz 2010

62 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook