İmar kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.:1337)
İstanbul Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 82. Birleşim · 5. yasama yılı · 29 Mart 2007 · 668 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Nusret Bayraktar (AK Parti), 29 Mart 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 82. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İMAR KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.:1337)); konuşma 668 kelime.
Nusret Bayraktar (AK Parti, İstanbul). “İmar kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.:1337)”. TBMM Genel Kurulu, 82. Birleşim tutanağı, 29 Mart 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nusret-bayraktar-22-2007-03-29-imar-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi-s-s-1337 (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c151/b082/tbmm221510820398.pdf
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; 1337 sıra sayılı, Grup Başkan Vekilimiz Faruk Çelik Bey'in verdiği, İmar Kanunu'nun 42'nci maddesine ilave ile ilgili teklif hakkında şahsım adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, benden önce konuşan arkadaşlarımın belirtmiş oldukları gibi, İmar Kanu- nu'nda, aslında, sadece bir maddesinde değil, geneli üzerinde ciddi bir değişikliğe ihtiyaç duyulduğunu her zaman dile getirdik. 73 maddelik İmar Kanunu değişiklikleriyle ilgili Bayındırlık Bakanlığında çeşitli çalışmalar yapıldı; ama, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine gelemeyeceği anlaşıldığı için, özellikle kaçak yapılaşmalarla, imar kirliliği dediğimiz, görsel açıdan olsun, yaşamsal açıdan olsun, depremsel açıdan olsun, gerek illerde, büyük şehirlerde, kentlerde gerek kırsal alanlarda, yani belediye hudutları dâhilinde veyahut il özel idarelerinin tahakkümü altında bulunan mücavir alan sınırları dışındaki yapılarla ilgili denetimleri, zaman zaman ilgili idareler yapmıştır, zaman zaman, işte son zamanlarda, yapı denetimi dediğimiz denetim büroları tarafından yapılmış; ama, her şeye rağmen, vatandaşın ihtiyaç duyduğu yapıları, Toplu Konut İdaresi gibi, devlet ve yerel yönetimler tarafından ihtiyaca cevap verecek nitelikteki konutlar üretilemediği için, özellikle de insanlarımız doğduğu bölgelerinde, illerinde yaşamsal ihtiyaçlarına cevap bulacak iş, aş, sosyal eğitim şartlarını karşılayamadıkları için büyük kentlere göç etmişler, büyük kentlerde de başlarını sokacak bir yapı ihtiyacı hissettikleri için, plansız, programsız, kaçak, ruhsatsız inşaatlar yapmışlardır.
Öyle veyahut böyle sebeplerle, kimisi rant için yapmış, kimisi ihtiyaç için yapmış, kimisi siyasi çıkar uğruna görmezlikten gelmiş ve 1984 yılında da 2981 sayılı İmar Affı ile o günün şartlarına göre bir düzenleme getirilmiş. Ama, maalesef, Türkiye'ye çok yarar sağlamamıştır. Özellikle son yıllarda depremle ilgili ciddi endişelerin ortaya çıktığı bir dönemde, bunlarla ilgili kontrol ve dönüşüm ihtiyaçları ve tartışmaları gündemi işgal ederken, Türk Ceza Kanunu'nun 184'üncü maddesiyle ceza uygulamalarına caydırıcılıkla ilgili -Recep Koral Bey'in bahsettiği gibi- bir tedbir alınmış; ama üçüncü fıkrasındaki, uygulamalarda ve anlayışlardaki farklılık sonucu, yine, orada, önergeyle bir değişiklik yapılmış.
İmar Kanunu, bildiğiniz gibi, 1984 yılında 3194 sayı ile kanunlaşmış, o günlerde aslında hazır beton santralleri revaçta değildi, yok denecek kadar azdı. Kimse de beton santrallerinden beton almıyorlar idi. Şimdiyse, neredeyse artık, elle, hatta basit mikserle dahi beton dökenler yok; hazır beton santrallerinde, beton pompalanyla, beton mikserleriyle araçlar üzerinde getirilerek betonlar dökülebiliyor.
Madem bu şekilde araç ve gereçlerle çok etkili ve süratli -gece yarısı dahi- pompa ile mikserler geliyor, istenilen inşaatta, istenilen metreküp oranda betonu alma şansınız ve imkânınız var, ruhsat da sorulmuyor. Yani herhangi bir beton santraline siz gittiğiniz zaman, benim falan yerde inşaatım var, bana 100 metre küp, 500 metre küp, 1.000 metre küp C25 beton getirin dediğiniz zaman, o beton santral sahibi sizden ruhsat istemiyor, imar izni istemiyor; tamam kardeşim, benim beton santralimin metre küp birim fiyatı -atıyorum, 100 YTL'dir- 100 YTL artı KDV, pompa bedeli de şudur, istediğin şartlarda, istediğin zamanda, adresi ver, ben sana betonunu dökeyim, diyor. Dolayısıyla, bu eksikliği gidermek için sadece... İmar Kanunu'nun 42'nci maddesinde, Türk Ceza Kanunu'nun 184'üncü maddesinde, ruhsatsız, imarsız, iskânsız, yapı denetiminden uzak şekilde inşa edilen inşaatlarla ilgili zaten ilgili idareler gerekli tedbirleri almak zorundadır, almayanlarla ilgili de cezai müeyyideler vardır. Ama, beton santralleriyle ilgili, özellikle işverenler... Yani, kendileri bunu istiyorlar, ama beton santral ve mikser sahiplerinin sorumluluğu yoktu. Caydırıcılık olsun diyerek, artık, bundan sonra, ruhsatı olmayan ve ruhsat izni istenmeden, fotokopisi kendi üzerinde bulunmadan mikserle herhangi bir yere beton nakli... Tabii, burada da aslında, tartışılacak konular vardır. Ben, 100 metre küp bağlantı yaparım, 100 metre küpün karşılığında aldığım imar izniyle veyahut ruhsatla betonu istediğim yere götürürüm. Geri kalan 50 metre küp kısmı nasıl denetleyeceksiniz? Bu konularla ilgili yine eksiklikler olacak. Onu da görüyoruz, onu da tartıştık. Ama en azından, işte 10 bin YTL ile 30 bin YTL para cezasıyla cezalandırılması hadisesi, son derece önemli bir caydırıcılık fonksiyonunu üstlenmiş oluyor. Ama, bütün bunlara rağmen, denetimde aksama olacaksa onun tedbirlerini de elbette almak lazım.
Dolayısıyla, bu teklifle, aslında, yasal boşluğun bir kısmına, ilave olarak ek tedbir getirilmek suretiyle, hazır beton santral ve mikserlerin de kontrollü, denetimli bir şekilde beton dökebilmele- rine imkân sağlayan, aksi takdirde de cezalarla karşılaşılabileceği hükmünü getirmek suretiyle bir eksikliği gidermektedir.
Dolayısıyla, teklifin uygun olduğu görüşüyle, kanunlaşacağını ümit ediyor ve kanunun hayırlı olması temennisiyle, hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
11 konuşma daha · 29 Mart 2007