İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 21. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Sayıştay kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.427)

Oğuz Oyan

İzmir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 21. Birleşim · 4. yasama yılı · 19 Kasım 2009 · 1.154 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Oğuz Oyan (CHP), 19 Kasım 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SAYIŞTAY KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.427)); konuşma 1.154 kelime.

Oğuz Oyan (CHP, İzmir). “Sayıştay kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.427)”. TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim tutanağı, 19 Kasım 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oguz-oyan-23-2009-11-19-sayistay-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-427 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA OĞUZ OYAN (İzmir)Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; efendim, burada birkaç gündür bir aldatmaca teklifini konuşuyoruz. Bu teklif, dün kabul edilen 1’inci maddesiyle Sayıştay bağımsızlığına büyük bir darbe vurmuştur.

Değerli arkadaşlarım, bakınız, bu teklifle yapılan birinci aldatmaca, mağduriyeti gerekçe yapmaktır. Eğer bu yılın başında yapılan bir sınav dolayısıyla ve bu sınavın Danıştay tarafından iptal edilmesi dolayısıyla bir mağduriyet ortaya çıktıysa işte şimdi konuştuğumuz bu 2’nci madde zaten bunu çözüyor. Peki, dün kabul ettiğimiz 1’inci maddeyle Sayıştay denetçi yardımcılığına giriş sınavını yeniden düzenlemek neden? İşte, dolayısıyla burada bu mağduriyeti gerekçe yaparak çok ciddi bir aldatmacaya başvuruluyor.

İkinci bir aldatmaca şudur: Anayasa’nın 160’ıncı maddesinde Sayıştay tanımlanırken Sayıştayın kuruluşu, işleyişi, denetim usulleri, mensuplarının nitelikleri vesaire kanunda düzenlenir diyor.

Şimdi burada, iktidar grubuna mensup milletvekilleri konuşurken yeni bir aldatmacaya başvurdular. Dediler ki: “Bakınız, yönetmelikle demiyor -çünkü mevcut durumda yönetmelikle düzenleniyor- kanunla düzenlenir deniyor.”

Değerli arkadaşlarım, biz burada milletvekiliyiz. Yani birbirimizi kandıracak hâlimiz yok. Kanun eğer kendi yetkisini, düzenleme yetkisini, ayrıntısını yönetmeliğe verdiyse bu da zaten kanunilik sınırları içindedir. Eğer öyle olmasa şimdiye kadar Sayıştay Kanunu içinde bu Sayıştay denetçiliğine giriş düzenlenmemiş, bir yönetmeliğe bırakılmış, Anayasa’ya aykırılık mı vardı? Başka bir şey sorayım: Yıllardır bekleyen, gene Hükûmetiniz döneminde hazırlanmış olan Sayıştay Kanunu bekliyor. Onu görüşmeden bu teklifi getirdiniz, o tasarıyı görüşmeden… Peki, oradaki düzenleme, kanunla mı düzenliyor Sayıştay denetçiliğine girişi yoksa tekrar bugün olduğu gibi yönetmeliğe mi bırakıyor? Yönetmeliğe bırakıyor. Demek ki sizin düzenlediğiniz o tasarıda, demek ki Anayasa’ya aykırı düzenleme yapıyormuşsunuz meğer.

Değerli arkadaşlar, birbirimizi aldatmayalım. Burada yetişkin insanlar olarak oturuyoruz, hukukçu olmak ya da olmamak fark etmez. Burada hepimiz yasaları bilmek zorundayız çünkü burada yasa yapıyoruz, biz yasa koyucuyuz. Dolayısıyla, bu tür aldatmalara girmeyelim.

Tabii, bir başka aldatmaca şudur ki onun arkasında duble, çifte aldatmaca var. O da şudur: Üçüncüsü bu. Diyor ki gerekçesi teklifin: “Sayıştay denetçi yardımcılığına girişle ilgili genel hususların kanunla düzenlenmesi suretiyle -sanki bir de bu genel hususlar dışında birtakım özel hususları yönetmelikle düzenleyecekmişiz izlenimi vererek- objektiflik ve liyakat ilkelerine uygun seçimin yasal güvenceye kavuşturulması…” Şimdiye kadar yoktu, şimdi yasal güvenceye kavuşacak. Şimdiye kadar yasal güvencesi yoktu!

Değerli arkadaşlarım, bakınız, burada duble aldatmaca şöyle: Bir, “Genel hususlar” diyor. Genel hususlar falan değil, denetçi yardımcılığına girişin tamamı düzenleniyor, genel hususu falan değil. Burada bir yönetmelik göndermesi 1’inci maddede vardı ama o denetçi yardımcılığının yetiştirilmesi ve meslek sınavı yönetmeliği türünden bir şey yani mesleğe girdikten sonra yapılan bir şey, işi düzenleyen, meslek içi eğitimi düzenleyen bir şey. Dolayısıyla aynı şey değil. Yani genel hususları falan düzenlemiyorsunuz, kimseyi aldatmayın. Doğrudan doğruya denetçi yardımcılığına giriş sınavında olduğu gibi kanunla düzenliyorsunuz.

Peki, başka ne? “Objektiflik” diyorsunuz. Size sorarım: Şimdiye kadar Sayıştay denetçi yardımcılığı giriş sınavları objektif olmadığı için mi bunu düzenliyorsunuz? Eğer objektif değildi ise Danıştayın uyarılarını niye dikkate almadınız? Birinci soru bu. İkincisi, başka bir soruya cevap vermenizi isterim: Şimdiye kadar Sayıştay denetçi yardımcılığı giriş sınavları objektif olduğu için övgü almıştır hep. Yani Sayıştaydaki birtakım yozlaşmalar bir tarafa, Sayıştay denetçiliğine giriş sınavları emsal görülmüştür, özellikle sözlü sınavları, özellikle sözlü sınavları. Şimdi siz o sözlü sınavı kaldırıp yerine mülakatı getirerek mi daha objektif olacaksınız? Kimi kandırıyorsunuz, kimi kandırıyorsunuz?

Tabii, bir başka şey de eğer komisyonda birtakım açık kayırma örnekleri ayıklanmasaydı daha net görülecekti ama bir gidin lütfen, teklifin ilk hâline bakın. ÖSYM sınavını kaldırarak mı daha objektif olacaktınız? Teklif sahibi ÖSYM sınavını kaldırıyordu. İktidarın ÖSYM sınavına alerjisi bununla sınırlı değil, çok yaygın çünkü tarafsız, tarafsız, hiçbir şey istemiyor. Taraf olmalı, adı üstünde “taraf” yazmalı. Onları çok seviyor.

Aslında eğer teklif ilk hâliyle kabul edilseydi eleme ve yazılı sınavda 70 başarı puanı aranmayacak ve başarısızlar dahi bir sonraki aşamaya alınabilecekti, hiçbir not kriteri olmaksızın. Bu mu liyakat örneği, bu mu objektiflik örneği? Soruyorum. Yazıktır!

Aldatmaca dört: Tasarı yerine teklif. Niçin tasarı değil de teklif? Çünkü Hükûmet böyle bir şeyin sorumluluğunu üzerinden bir miktar atıp bunu bir milletvekili üzerinden götürüyor. Kim kabul edecek? AKP Grubu. Kim karar verecek? AKP Grup Başkanlığı. Yapmayın Allah aşkına! Burada kimse kimseyi kandırmasın.

Tabii, esas aldatmaca, temel aldatmaca, burada yapılan iş, aslında, esas itibarıyla bir mali denetim sürecini yozlaştırmaktır. Sayıştay bizim adımıza denetim yapıyor. Bu süreci yozlaştırmaktır.

Tabii, esas amaç budur ama araçlar farklı. İlk önce iktidarın ihtiyaç duyduğu kadrolaşmayı yapmak lazım. Nerede? Denetçi yardımcılığına girişte ki oradan Sayıştay denetçileri ve giderek uzman denetçileri ona göre şekillensin yani bizim oğlanlar olsun.

Sonra, ikincisi, buna ilişkin -işte şimdi burada yapıyoruz- hukuk altyapısı oluşsun ki bu kesinleşsin, kanunla olsun. Niye yönetmelikle değil de kanunla? Çünkü yönetmelikle olursa idari yargı yolu açıktır Danıştayın iptal kararında olduğu gibi, kanunla yapılırsa sadece şimdi Anayasa Mahkemesine başvurabiliriz; bir daha yok, unut. Kanunla yapıldığı için bir daha buradaki haksızlık, mülakatta şu haksızlık, yazılıda şu haksızlık… Siz yasal denetim yolunu tıkıyorsunuz, kapıyorsunuz. Bu mu objektiflik, bu mu liyakat ölçütlüğü, bu mu adalet? Yani sizin “Adalet ve Kalkınma Partisi” başlığınız var ya, o adalete bu sığıyor mu?

Tabii, bu kadrolaşma ve hukuk altyapısı araçları elde edildiği zaman esas amaç mali denetim yapısını iktidarın ihtiyaçlarına göre oluşturmak.

Bakınız değerli arkadaşlarım, bu konuda tabii ki siz çığır açmıyorsunuz ama bir çığırı yeni bir çığırla tamamlıyorsunuz. Bu işte ilk çığırı açan 12 Eylül rejimi ve onun getirdiği ANAP İktidarıydı. Özal’ın yaptığını hatırlayınız. Özal ne yapmıştı? 1980’lerde, hemen başlarında Sayıştay üye sayısını 32’den 48’e çıkararak yani yüzde 50 artırarak, 16 üye artırarak, bu arada boş bulanan 5 Sayıştay üyeliğini de buna dâhil edip 21 üyeyi Sayıştay Genel Kurulunda ön belirlemesi, ön seçimi yapılmaksınız doğrudan doğruya bir torba listeyle Meclise getirmişti. Özal kendi listesini bu Meclise sundu yani 48 üyeden 21’ini kendi iktidarının siyasi torba listesiyle buradan geçirdi. Ne oldu sonra? Sonra ne oldu? Mesela içlerinden bir tanesi Haşim Kılıç, biliyorsunuz, oradaki üye seçimlerinde buradan geçti, Özal döneminde, arkasından da gene Özal tarafından Anayasa Mahkemesi üyesi yapıldı ve sonra da Başkan oldu ve böylece ne oldu? 10’a 1 oldu. 10 kişi hukuk dışılığı tespit etmişken o 1 kişi “hayır” dedi. Yani işte bu. Yani iktidara uygun kadrolaşmak, iktidara uygun hukuk sistemi oluşturmanın sonuçları budur.

Siz, şimdi yeni bir çığır açıyorsunuz, ikinci bir şey: Üye meselesi Özal döneminde halloldu, şimdi biz bir de şu denetçi meselesini halledelim, böylece Sayıştay diye bir şey kalmasın. Sayıştay ne iş yapar? Sayıştay, Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetim yapar. Neyi denetler? Merkezî bütçeli idareleri ve yerel idareleri. Yani, bütün kamu kurumlarını aslında bizim adımıza denetler ama yanlış anlaşıldığı gibi bize bağımlı da değildir. Aslında Sayıştay, tanımı gereği dış denetim yapan bağımsız bir mali denetim kuruluşudur.

Değerli arkadaşlarım, Sayıştay aslında özünde bir kamusal denetim, bir toplumsal denetim yapmaktadır. Ne adına yapıyor? Sadece bizim adımıza yapmıyor, vergi veren tüm yurttaşlar adına yapıyor. Vergi verenler kendi paralarının doğru harcanıp harcanmadığını ne aracılığıyla kontrol ediyorlar? Sayıştay aracılığıyla denetlenmesini istiyorlar. Tabii, Büyük Millet Meclisi de bu denetim işini yapıyor ama kesin hesap kanunları buraya geldiğinde, -Sayıştaydan gelen- bunu ne kadar denetliyoruz, ne kadar üzerinde duruyoruz, o da ayrı hikâye ama Sayıştay gibi bir kurumu yozlaştırırsanız, onu gerçek bir bağımsız mali denetim organı olmaktan çıkarırsanız, o zaman istediğiniz gibi at koşturabilirsiniz. Bu konuda at koşturma örnekleri vardır. Size bir tanesini vereyim…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

75 konuşma daha · 19 Kasım 2009

75 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook