İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 15. BİRLEŞİM · SALI

(8/11) esas numaralı genel görüşme üzerine (demokratik açılım konusunda )

Oktay Vural

İzmir Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 15. Birleşim · 4. yasama yılı · 10 Kasım 2009 · 740 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Oktay Vural (MHP), 10 Kasım 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 15. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: (8/11) ESAS NUMARALI GENEL GÖRÜŞME ÜZERİNE (DEMOKRATİK AÇILIM KONUSUNDA )); konuşma 740 kelime.

Oktay Vural (MHP, İzmir). “(8/11) esas numaralı genel görüşme üzerine (demokratik açılım konusunda )”. TBMM Genel Kurulu, 15. Birleşim tutanağı, 10 Kasım 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oktay-vural-23-2009-11-10-8-11-esas-numarali-genel-gorusme-uzerine-demokratik-acilim-konusund (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA OKTAY VURAL (İzmir)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Çok değerli milletvekilleri, Hükûmetin genel görüşme önergesinin ön görüşmelerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle hepinize saygılarımı arz ediyorum.

Tabii, biraz önce şu genel görüşme gerekçesiyle ilgili yirmi dakikalık açıklamada, doğrusu bu açılımla ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisinden ve siyasi partilerden hangi yönde bir katkı beklendiği, neler yapmak istedikleri konusunda hiç, ufak bir bilgi bile verilmemiştir. Dolayısıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisinde bugün ön görüşmelerini yaptığımız bu genel görüşme önergesiyle aslında usulen getirilmiş bir genel görüşme önergesinden başka bir anlam yoktur. Maalesef Sayın Bakan, Hükûmet, kendisi çalıp kendisi oynamıştır ve bütün milletvekilleri de gerçekten bu içi boş tartışmalarla neden 10 Kasımda yapıldığını, böyle bir güne neden rast getirildiğini de merak etmektedir.

Evet, bugün 10 Kasım 2009, Türk milletinin Millî Mücadele’sinin lideri, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu önderi, cumhuriyetimizin ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ü ebedi âleme uğurlayışımızın 71’inci yıl dönümü. Mekânı cennet, ruhu şad olsun.

Sayın milletvekilleri, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesi ve kuruluş felsefesiyle cumhuriyetimizin kurumları ve kazanımlarını ortak bir duyuşla anlamamız ve anlatmamız gereken bir gündeyiz. Farklı siyasi anlayışımız olabilir ancak Türk milleti adına egemenlik yetkisi kullananların -bizlerin, sizlerin- Millî Mücadele’nin anlamına, şahsiyetlerine, tarihine, millî egemenliğin mimarına, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusuna, dava arkadaşlarına karşı sorumlu olduğumuz da akıllardan çıkarılmamalıdır. Maalesef tüm uyarılarımıza ve talebimize rağmen milletimiz nezdinde derin hassasiyet ve endişeler uyandıran bir siyasal tartışma böylesi bir günde Meclis gündemine getirilmiştir. Bu, tarihimize ve varlığımıza karşı bir tavırdır. Bu, kurucu felsefeye karşı bir hesaplaşmadır. Daha iyimser yorumlamaya da imkân yoktur.

Hem milletimizin hem de Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan siyasi partilerin süreçle ilgili olarak duyduğu kaygılar göz ardı edilmiştir. Bu kürsüde 10 Kasımla ilgili endişelerimizi Hurufi’ye bağlayanların aslında Sayın Başbakanın Hazreti Musa’nın soyundan geldiğini ya da sandıktan çıkan mehdi olarak ilan eden Hurufilere danışmasında daha büyük fayda bulunmaktadır.

Evet, bugün tatil günü değil, Türkiye Büyük Millet Meclisi çalışacak ama eğer siz bizlerin kaygılarını dikkate almıyorsanız, siz bizlerin kaygılarını dikkate almadan bunu bugün yapmak istiyorsanız bizim katkımızı beklediğinizi de açıkçası…

MEHMET ŞANDIR (Mersin)Söylemeye hakkınız yok.

OKTAY VURAL (Devamla)…ummuyorum, hiçbir zaman. Siz, kendiniz, elinize tutuşturulmuş bir senaryoyu getireceksiniz, o senaryo çerçevesinde milletvekillerinden “Parmağınızı kaldırın, indirin.” şeklinde bir talepte bulunacaksınız.

Maalesef -bunu bugün getirmenizin elbette bir sebebi vardır- böylesine önemli bir günün tarihinde bile uzlaşmayı başaramıyorsunuz, başaramadınız, dikkate bile almadınız, buna birtakım kılıflar uyduruyorsunuz ve böyle bir günde bizleri uzlaşmaya çağırmanız da aslında çok nafile bir çaba. Gerçekten tam bir aldatma ve kandırma senaryosuyla karşı karşıyayız.

Sayın Başbakan 10 Kasımı bilerek seçtiklerini söylemiştir Cumhuriyetle hesaplaşmanın ön görüşmelerini yapmak için bu tarihin seçildiği ve siyasi bir anlam yüklediklerini itiraf etmiştir. 10 Kasımda böyle bir konunun görüşülmesinin bahanesini Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh.” sözlerine bağlamayı, aslında karşımıza çıkartılmak istenen yıkım projesinin ve PKK açılımının makyajlanma ve Atatürk’ün arkasına saklanma olarak görmek lazımdır.

Bu kılıfa uydurmanın ilham kaynağı da belli olmuştur. Obama’nın Türkiye’yi ziyaretinde Anıtkabir’de yazdığı notta yer verdiği “Yurtta barış, dünyada barış.” ifadesinden sonra Türkiye Büyük Millet Meclisinde yaptığı konuşmada sözde demokratik açılım konusundaki önerilerinden ilham alanlar 10 Kasımda ön görüşmeleri yaparak ev ödevlerine ne kadar sadık olduklarını da ortaya koymuştur.

“Ne mutlu Türk'üm.” diyerek iç barışın esasını ortaya koyan Atatürk’ün “Ne mutlu Türk'üm diyene.” vecizesini kazımak isteyen bu açılım görüşmesinin 10 Kasımda yapılması yurtta sulh yerine çatışmayı ve gerilimi ikame etmek isteyen siyasal bir zihniyetin açığa vurulmasıdır. Yüklenmek istenen bu siyasi anlam aslında sözde açılımların da hedefini ortaya koymaktadır.

Cumhuriyeti kuran iradenin anıldığı bir günde bu konuyu gündeme taşımanızın ikinci cumhuriyet sevdalılarına, bölücülüğün emellerine, küresel projelere Türkiye Büyük Millet Meclisinde meşruiyet kazandırmaktan öte bir siyasal anlamı yoktur. Teşhisi ve muhtevası bile böylesine tartışmalı ve Sayın Bakan tarafından dahi bilinmeyen böyle bir konuyu 10 Kasımda Türkiye Büyük Millet Meclisine getirmek, aslında toplumda cepheleşmeyi artırmak, millî ve manevi tarihleri hafızalardan kazımak amacını ortaya koymaktadır. Evet, 10 Kasım “Benim büyük eserim Türkiye Cumhuriyeti’dir.” diyen Atatürk’ün ölüm yıl dönümüdür ve böyle bir günde cumhuriyeti tartışmanın yolunu açan sözde açılımların ön görüşmelerini yapıyorsunuz ve Bakanlar Kurulunda 12 Kasımda da açıkçası bunun genel görüşmelerini yapmak durumunda kaldığınızı Türkiye Büyük Millet Meclisine âdeta dayatıyorsunuz. Peki neden 10 Kasım dedik? Peki niye 12 Kasım? Niye 12 Kasım? 12 Kasımda acaba terörist başının Roma’da yakalandığı bir dönemde, orada yakalandığı bir dönem içerisinde, bir günde onun sözde kılavuzluğunda hazırlanmış yol haritalarını bugün Mecliste tartıştırmak için mi acaba 12 Kasımı da ona denk getirdiniz? (MHP sıralarından alkışlar)

NURETTİN CANİKLİ (Giresun)Sayın Başkan, lütfen konuştuğu sözünü geri alsın.

OKTAY VURAL (Devamla)Evet, dolayısıyla iktidar zihniyetinin bu oturumu…

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

28 konuşma daha · 10 Kasım 2009

28 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook