Ankara milletvekili haluk ipek'in; seçimlerin temel hükümleri ve seçmen kütükleri hakkında kanun ile milletvekili seçimi kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi ile kastamonu milletvekili mehmet serdaroğlu ve 18 milletvekilinin; afyonkarahisar milletvekili halil ünlütepe ve denizli milletvekili ali rıza ertemür'ün; denizli milletvekili hasan erçelebi ve 10 milletvekilinin; diyarbakır milletvekili gültan kışanak ve 19 milletvekilinin; şırnak milletvekili sevahir bayındır'ın; milliyetçi hareket partisi grup başkanvekilleri izmir milletvekili oktay vural ve mersin milletvekili mehmet şandır'ın; tunceli milletvekili kamer genç'in; denizli milletvekili hasan erçelebi ve 5 milletvekilinin benzer mahiyetteki kanun teklifleri (s.s.:490) (*)
İzmir Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 83. Birleşim · 4. yasama yılı · 7 Nisan 2010 · 996 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Oktay Vural (MHP), 7 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ANKARA MİLLETVEKİLİ HALUK İPEK'İN; SEÇİMLERİN TEMEL HÜKÜMLERİ VE SEÇMEN KÜTÜKLERİ HAKKINDA KANUN İLE MİLLETVEKİLİ SEÇİMİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ İLE KASTAMONU MİLLETVEKİLİ MEHMET SERDAROĞLU VE 18 MİLLETVEKİLİNİN; AFYONKARAHİSAR MİLLETVEKİLİ HALİL ÜNLÜTEPE VE DENİZLİ MİLLETVEKİLİ ALİ RIZA ERTEMÜR'ÜN; DENİZLİ MİLLETVEKİLİ HASAN ERÇELEBİ VE 10 MİLLETVEKİLİNİN; DİYARBAKIR MİLLETVEKİLİ GÜLTAN KIŞANAK VE 19 MİLLETVEKİLİNİN; ŞIRNAK MİLLETVEKİLİ SEVAHİR BAYINDIR'IN; MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ GRUP BAŞKANVEKİLLERİ İZMİR MİLLETVEKİLİ OKTAY VURAL VE MERSİN MİLLETVEKİLİ MEHMET ŞANDIR'IN; TUNCELİ MİLLETVEKİLİ KAMER GENÇ'İN; DENİZLİ MİLLETVEKİLİ HASAN ERÇELEBİ VE 5 MİLLETVEKİLİNİN BENZER MAHİYETTEKİ KANUN TEKLİFLERİ (S.S.:490) (*)); konuşma 996 kelime.
Oktay Vural (MHP, İzmir). “Ankara milletvekili haluk ipek'in; seçimlerin temel hükümleri ve seçmen kütükleri hakkında kanun ile milletvekili seçimi kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi ile kastamonu milletvekili mehmet serdaroğlu ve 18 milletvekilinin; afyonkarahisar milletvekili halil ünlütepe ve denizli milletvekili ali rıza ertemür'ün; denizli milletvekili hasan erçelebi ve 10 milletvekilinin; diyarbakır milletvekili gültan kışanak ve 19 milletvekilinin; şırnak milletvekili sevahir bayındır'ın; milliyetçi hareket partisi grup başkanvekilleri izmir milletvekili oktay vural ve mersin milletvekili mehmet şandır'ın; tunceli milletvekili kamer genç'in; denizli milletvekili hasan erçelebi ve 5 milletvekilinin benzer mahiyetteki kanun teklifleri (s.s.:490) (*)”. TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim tutanağı, 7 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oktay-vural-23-2010-04-07-ankara-milletvekili-haluk-ipek-in-secimlerin-temel-hukumleri-ve-secme (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
OKTAY VURAL (İzmir)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Çok değerli milletvekili arkadaşlarım, bugün burada aslında gerçekten görüştüğümüz konu, özellikle Anayasa’mıza göre, dili Türkçe olan bir milletin ve Siyasi Partiler Kanunu’na göre de propaganda alanında Türkçeden başka dil kullanamayacağına amir hükümlerin delinilmesi ve dolanılması ve devam eden bir yasağın yaptırımsız hâle dönüştürülmesi suretiyle hukukun ve Anayasa’nın koruduğu öz değeri tahrip etmektir. Dolayısıyla amaç ve hedef budur.
Bu bakımdan, Sayın Başkanın 330 milletvekilinin iradesini araması gerektiğine ilişkin tereddüt Başkanlıkta hasıl olacak ki… Bundan önce Meclisi yöneten Sayın Başkan tereddüt içerisinde kalmıştır. Dolayısıyla bu konuda Başkanlığın bir görüşü de yoktur, uygulaması da yoktur. Biraz önce “Başkanlığınızın bu konuda vaki bir tartışma neticesinde ortaya koyduğu bir irade hangi tarihte olmuştur? Ne zaman olmuştur?” diye sordum, belirtilmedi. Belirtilmediğine göre, genel mahiyet itibarıyla Başkanlığın bu konuda afaki bir görüş ifade ederek 330’u aramaktan imtina etmesini doğru bulmuyorum.
Değerli milletvekilleri, Siyasi Partiler Kanunu’nun İkinci Bölümünün başlığı “Millî Devlet Niteliğinin Korunması”dır. Bunun içerisinde 81’inci maddede “azınlık yaratılmasının önlenmesi” hükmü vardır. Burada açıkçası “Siyasi partilerin açık veya kapalı salon toplantılarında, mitinglerinde, propagandalarında Türkçeden başka dil kullanamazlar.” hükmü bulunmaktadır. Dolayısıyla bugün yine Seçim Kanunu’na göre 58’inci maddede “Türkçeden başka dil ve yazı kullanılması yasaktır.” hükmü yerine “Türkçe esastır.” demek suretiyle, esas itibarıyla esasın dışında kullanımı suç sayan bir fiil devam etmektedir. Yapılan nedir? Suç devam ediyor ama yaptırımsız bırakılıyor. Bu, doğrudan doğruya kanunun dolanılmasıdır. Burada çıkın, mertçe, biz bu konuda devletin dili Türkçe olmaktan, kamusal alanda Türkçenin kullanılmasından sarfınazar ediyoruz diye bununla ilgili irade beyanı getirin, daha doğru olur. Dolayısıyla bir fiil yasak olmasına rağmen yaptırımsız hâle dönüştürülmesi doğrudan doğruya Siyasi Partiler Kanunu ve Anayasa’mızın koruduğu öz değeri korumaktan uzaktır.
Bu konuda Anayasa’nın 87’nci maddesinde afla ilgili yapılan bazı değerlendirmeler var. Bunu sizlere okumak istiyorum: Anayasa Mahkemesinin 18 Temmuz 2001 tarih, 2001/4 esas, 2001/332 sayılı Kararı. Anayasa Mahkemesi bu kararında affı, “suç teşkil eden fiiller için ceza vermek hakkını ortadan kaldıran…” Kaldırıyor mu? Kaldırıyor. Suç devam ediyor mu? Ediyor. “Verilmiş olan cezaların, kısmen/tamamen infazını önleyen…” Yaptırım kaldırıldığına göre infaz hâlinde olanları ya da mahkûm olanların bütün dosyaları kaldırılmış olacaktır, yaptırımsız kalmaktadır. Hem suç vardır ama yaptırımsız bırakmak suretiyle, suç tarif ediliyor ama yaptırımsız bırakılmaktadır. O bakımdan af, bazen sadece kesinleşmiş cezaları kaldıran, hafifleten veya değiştiren, bazen de kamu davasını düşüren veya mahkûmiyeti bütün sonuçlarıyla birlikte yok sayan bir kamu hukuku tasarrufudur. Bunun adına af dersiniz, demezsiniz, başında af var mı, yok mu önemli değildir.
Bakın, Anayasa Mahkemesinin 28 Mayıs 2002 tarihinde verdiği bir karar var. O zaman çıkarılmış olan, özellikle şartla salıvermeyle ilgili bir kanun çıktığı zaman, Cumhurbaşkanı bununla ilgili, bu Kanun’un, 4754 sayılı Kanun’un af niteliğinde olduğunu, bu nedenle de nitelikli çoğunlukla kabul edilmesi gerektiğini vurguluyor. Anayasa, Türkiye Büyük Millet Meclisi ise söz konusu kanundaki düzenlemenin şartla salıverme olduğu, af niteliğinde olmadığı düşüncesiyle aynı kanunu, gönderilen kanunu 4758 olarak kabul ediyor ve Anayasa Mahkemesi 1’inci maddenin (2) numaralı bendinin şartla salıverme olmayıp af niteliğinde olduğunu belirtiyor. Dolayısıyla, burada aranması gereken husus, bir ceza affediliyorsa, ceza, suç devam etmesine rağmen yaptırım ortadan kaldırılıyorsa ki, bu kaldırıldığına göre zannederim bundan sonra bu yasağa aykırı fiillerde hareket etmiş olanların mahkûmiyetleri de tamamlanmışsa ortadan kalkacaktır, burada da dosyaları varsa gönderilecektir. Bu, fiilen bir af hükmündedir. Dolayısıyla, burada aranması gereken husus 330 sayın milletvekilinin iradesidir. Nasıl yeni madde için üçte 2 çoğunluk arıyorsak burada da bunu aramamız gerekmektedir. İşin özü budur. Bir taraftan Türkçenin esas olduğunu ifade edeceksiniz, diğer taraftan bu esası korumayıp yaptırımsız bırakacaksınız. Bu bir aftır değerli milletvekilleri, buna hayır dememiz gerekir.
Şimdi, biz, Türkiye’nin her yerinde, eğer, bundan sonra herkes birtakım etnik kimliklere göre, siyasi partiler televizyonlarda ya da başka yerlerde farklı dillerde, lehçelerde propaganda yaparsa birliğimizi, aynı mesajımızı nasıl vereceğiz? Bu doğru bir şey değildir. Vatandaşlarımızın kendi arasında, mahalli seviyede kullandığı dillere hiçbir diyeceğimiz yok ama seçim ve propaganda gibi kamusal özellikli olan bir konuda iletişim dilimizin Türkçe esas olması ve yaptırımsız bırakılmaması gerekiyor. Bu bakımdan, yaptırımsız bırakmak suretiyle Türkçe esas olmaktan çıkarıldığına göre, bu konuda kesinlikle 330 milletvekilinin iradesinin aranması gerektiğini düşünüyorum. Gelin, hep beraber, birlikte… Hiç kimsenin diline hiçbir diyeceğimiz yok ama eğer biz Türkiye milletvekiliysek, hepimiz, hep birlikte, propagandamızı ve mesajlarımızı hepimizin anladığı şekilde verelim. Bunu böyle geçirirseniz, bundan sonra televizyonlarda, radyolarda, her yerde, her türlü farklı dil ve lehçelerde propaganda yapılmış olmasının önünü açmış olacaksınız ki sizlerin de milletvekili olarak yemin ettiğiniz esaslara uygun olmadığı kanaatindeyim.
O bakımdan, Sayın Başkanım, bu konuda Başkanlığınızın daha önce yapılmış bir uygulaması da olmadığına göre, bence bu konuda yapılması gereken husus, 330 milletvekilinin iradesini arayalım, eğer 330 milletvekilinin iradesi varsa bununla ilgili şey açıkçası yürürlüğe girmiş olur ve böylelikle hukuku da dolanmamış oluruz. Suç olmasına rağmen bu suçu yaptırımsız hâle getirmenin bir anlamı yok.
Samimiyetle söylüyorum değerli kardeşlerim, “Türkçe esastır.” deniyor. Niye kandırıyoruz birbirimizi? Esastır. Peki, esasa aykırı olunca ne olacak? İstediği gibi yapar. O zaman “esastır” demenin anlamı ne? Yani doğrusu bizim hiçbir şeyden anlamayan insanlar yerine konulmamızı doğru bulmadığımı belirtmek istiyorum değerli kardeşlerim. Yani esastır… Ee, esassa ne olacak? Yaptı. E, yok, ne isterse yapsın. E, olmaz böyle, böyle hukuk düzenlenmez değerli arkadaşlarım. O bakımdan, bu konudaki düzenlemenin bu şekilde yaptırımsız bırakılması koruduğumuz değer açısından bence son derece yanlıştır. Hiç olmazsa -siyasi partileri ve adaylarımızı- bu konularla ilgili, Türkçe esasında propaganda yapması konusunda öngördüğünüz esasın dışına çıkanlarla ilgili bir yaptırım olmalı ki hepimiz aynı çerçevede buluşabilelim. Bu çoğulculuk değildir, bu açıkçası milletimizi birbirinden ayırmak ve kopartmaktır.
Bu bakımdan, böyle koparıcı dillerle propaganda yapılmasını ve buna da af getirilmesini doğru bulmadığımı ifade ediyor; Sayın Başkanım, tutumunuzu yeniden gözden geçirmek suretiyle kesinlikle -Anayasa Mahkemesinin de kararları böyle olduğuna göre- nitelikli çoğunluk aramanız gerektiğini ifade ediyorum. Çünkü Anayasa Mahkemesinin kararlarında idari ve cezai konular ikiye ayrılmıştır: İdari cezalarda “Bunlarla ilgili yapılan düzenlemeler af kapsamında değildir.” demiştir ama cezai olduğu zaman “Af kapsamına girer.” diye söylemiştir. O bakımdan, bu konu da cezai olduğuna göre, bununla ilgili cezai bir konu da yaptırımsız bırakıldığına göre -gelin, hep beraber, birlikte- bu konuda -birbirimizi acıtmamıza da gerek yok- 330 milletvekili aranması gerektiğini düşünüyorum. Yoksa bu teklifin kabul edilmemiş, bu önerinin kabul edilmemiş olması gerekmektedir.
Hepinize saygılarımı arz ediyorum efendim. (MHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
81 konuşma daha · 7 Nisan 2010