İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 49. BİRLEŞİM · SALI

Türk borçlar kanunu tasarısı hakkında (s.s.321)

Oktay Vural

İzmir Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 49. Birleşim · 5. yasama yılı · 11 Ocak 2011 · 1.049 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Oktay Vural (MHP), 11 Ocak 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 49. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK BORÇLAR KANUNU TASARISI HAKKINDA (S.S.321)); konuşma 1.049 kelime.

Oktay Vural (MHP, İzmir). “Türk borçlar kanunu tasarısı hakkında (s.s.321)”. TBMM Genel Kurulu, 49. Birleşim tutanağı, 11 Ocak 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oktay-vural-23-2011-01-11-turk-borclar-kanunu-tasarisi-hakkinda-s-s-321 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA OKTAY VURAL (İzmir)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Borçlar Kanunu’nun son bölümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisinin görüş ve düşüncelerini paylaşmak üzere söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle hepinize saygılarımı arz ediyorum.

Tabii 649 madde. Uzun yıllardan beri yapılmış bir çalışma. 22 Ocak 2008’de Başbakanlık tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderilmiş, 12 Ocak 2009’da da Komisyon bitirmiş. Dolayısıyla, iki yıldan bu yana Komisyonda, gündemde bekleyen Borçlar Kanunu Tasarısı’nın, bugün, partiler arasındaki bir uzlaşmayla geçmesi konusunda varılan bir mutabakat neticesi son bölümüne geldik. Aslında, Milliyetçi Hareket Partisi olarak elbette bu kanunun ilgili maddeleri konusunda çeşitli önerilerimiz ve görüşlerimiz var idi ama bu öneri ve görüşlerimizin, çoğunluk tarafından, bu kadar geniş bir süre içerisinde sağlıklı değerlendirilebileceğini ya da müspet değerlendirilemeyeceğini dikkate alarak, Milliyetçi Hareket Partisi olarak, böyle bir kanun tasarısının Meclisten çıkmasında, daha sonra da bizim öngördüğümüz ilgili maddeler itibarıyla yapacağımız değişikliklerle bu kanunun daha iyileştirilmesi için bir imkân oluşacağını düşünerek, bu kanuna, bu yönüyle bir destek verdiğimizi ifade etmek istiyorum. Bu kanunun yapılmasında emeği geçen, Komisyonda bu kanuna katkı sağlayan değerli milletvekillerine, başta Milliyetçi Hareket Partisi Grubuna mensup değerli milletvekillerimize de çok teşekkür ediyorum.

Bununla ilgili bütün görüş ve düşüncelerimizi ifade ettik ama yıllardan bu yana çalışılan ve iki yıldan bu yana da Parlamento gündeminde bulunan bir kanun tasarısıyla ekonomik ve sosyal kesimlerin bir belirsizliğe de itilmemesi gerekiyor. Ne olacak bu kanun? İlişkiler ne olacak? Çünkü bu kanunla ilgili medya çeşitli yayınlar yaptı. Takdir edersiniz ki borçlar hukukunun tarafları da bu kanuna dayalı olarak gelişmeleri bekliyor. O bakımdan, bu kanunun geçmesi ve gecikmesinin getirebileceği birtakım tereddütlerin izale edilmesi gerekiyor.

Tabii, aslında, bizim burada kanunun teknik mahiyeti itibarıyla, içeriğiyle ilgili çok fazla bir şey söylememiz mümkün değil ama biz, her şeyden önce, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak eğer hukuku, hukukun üstünlüğünü temin etmek istiyorsak oluşturacağımız normların öncelikle iktisadi faaliyetlerle ve ilişkilerle uyumlu olması ve ayrıca sosyal faydayı kavradığı ölçüde ve yaklaştığı ölçüde de ahlakla uyumlu olması gerekir ancak böyle bir kanun üstün sayılabilir. Eğer egemenlik milletin ise, milletin egemenliğini ifade eden hukukunu üstün kılacaksak milletin ihtiyaçlarına göre bir hukuk yapmak lazım; milletin coğrafyasına, değerlerine uygun bir hukuk yapmak lazım; iktisadi gelişmeleri kavrayan bir hukuk yapmak lazım. Bunun yanında da elbette, şüphesiz sosyal fayda itibarıyla -biraz önce arz ettiğim gibi- ahlakla uyumlu bir hukuk yapmak ancak hukukun üstünlüğünü temin eder çünkü sadece bir maddeyi yazmakla hukuku üstün kılamazsınız. Bu bakımdan, genel mahiyeti itibarıyla da bozulan iktisadi ve ahlaki ortamın bu kanunların yürütülmesine önemli sıkıntı oluşturduğunu da bilmek lazım.

Bugün geldiğimiz bu noktada eğer vatandaşlarımız borçlarını yerine getiremeyecek bir iktisadi durumla karşı karşıya kalmışsa bugün Borçlar Kanunu’nun uygulanmasının çok fazla bir anlamı kalmamaktadır. Bugün Parlamentoda borçların yeniden yapılandırılmasıyla ilgili kanunları görüşüyoruz. O bakımdan, Borçlar Kanunu’yla ilgili bu tür normların sağlıklı çalışabilmesi için iktisadi açıdan uyumlu bir zeminin oluşturulması gerekmektedir. Bu kanunla ilgili olmamakla beraber, mesela çekini ödeyemediğinden dolayı hapis cezasına kalmış olanlar acaba bu üretim ya da ekonomik zincirlerin kırılmasının, iktisadi hayatın bozulmasının bu kişilerin edimlerini yerine getirmeye etki yapmamış olduğunu ifade edebilir miyiz? Bundan ari bakabilir miyiz meseleye? O bakımdan, eğer bir borçlar kanununun sağlıklı olmasını, insanların borçlarını yerine getirmesini, haklarını elde edebilmesini temin etmesini istiyorsak her şeyden önce bunu çevreleyen iktisadi hayatın da buna yardımcı olması lazım. Kâfi gelmez. Ahlaki değerlerde eğer yozlaşmanın önünü aşamazsanız, bu durumda -borç gibi edimlerin yerine getirilmesi- herkesin hakkını vermesini temin etmesi gereken bir borçlar kanununda tarafların bu konuda ahlaki açıdan da bu edimlerini yerine getirmekte sıkıntılarla karşılaşılır. O bakımdan, günümüzde ahlaki yozlaşmanın getirdiği birtakım sıkıntıların da bu kanunun işlemesinde tarafları etkilediğini dikkate almamız lazım. Hep beraber, birlikte, Mecliste, egemenliğin millete ait olduğu bu Mecliste bizlerin yapması gereken husus, her şeyden önce, bu ikili hukuk ilişkileri içerisinde yer alan ve bu ilişkiler çerçevesinde iktisadi hayatın ve aynı zamanda toplumsal ahlakın yozlaşmasını, iktisadi hayatın da genel olarak bozulmasını engelleyecek tedbirleri almak gerekmektedir. Bu bakımdan, burada, bu Borçlar Kanunu’yla ilgili kişiler çeşitli vesilelerle bu iktisadi ilişkileri tam manasıyla kavrayamadığından dolayı hukuku üstün kılmak da mümkün olmamış, değiştirmek gerekmektedir. Bu bakımdan, bugün geldiğimiz bu noktada, yeni iktisadi ilişkilerin, toplumun ve bireylerin kendi aralarındaki iktisadi ilişkilerine göre yeniden değerlendirilmesi ve tanımlanması doğru olmuştur ve bunların giderek bu çağdaş gelişmeler doğrultusunda devam etmesinde ve değiştirilmesinde de fayda mülahaza edilmektedir. Tabiatıyla, bu tip temel kanunları topyekûn ortadan kaldırırken toplumun hafızasını ve bundan önceki ilişkileri, bugüne kadar hukuk adamlarında, mahkemelerde, içtihatlarda biriken o bilgi birikimlerini, tecrübeleri de ortadan kaldırmamak lazım çünkü geçmişteki bu ilişkiler elbette bizim bu kanunun gelecekteki yorumlarına da önemli katkı sağlayacaktır. Bu münasebetle de şüphesiz kanunu yapıyoruz, temel kanunlardır bunlar, hepimizin aradığı adalettir. İkili borçlarda edimini yerine getirmek ya da bu edim için mukavele imzalayanlar arasında bile hakkı hak sahibine verebilecek bir adalet sistemini gerçekleştirmemiz lazım ama bugün geldiğimiz bu noktada maalesef adalet çizgisi yerine, maalesef adaleti, hakkı ve hakikati aramak yerine, maalesef kurumlar arasında çatışmayla, kurumların siyasileştirilmesiyle, adalet dağıtacak müesseselere olan güvenin zedelendiği bir ortama Türkiye sürüklenmektedir. Bunun millete faydası yoktur. Dolayısıyla, bugün geldiğimiz bu noktada vatandaşlarımızın hakkı ve hakikati aramak yerine, yargıya etki edecek güçleri aramasına imkân verecek bir zemin “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” düsturunu kökünden yok eder. Bu bakımdan, bugün geldiğimiz en büyük tehlikelerden biri budur ve bugün Türkiye’de yargı üzerindeki tartışmalar, yargı üzerindeki hususlar, adaleti dağıtacak hâkimin her şeyden önce tarafsız ya da bağımsız olmasını sağlayabilecek bir iklimden de uzaklaştırmaktadır, her şeyden önce bir davanın tarafı olanın onlar hakkındaki kanaati maalesef giderek adaletten uzaklaştıklarına ilişkin olarak yönlenmektedir. İşte, hukukun üstünlüğünü ve adaleti temin edeceksek bütün bu ortamları sağlıklı yapmamız lazım. Hiç kimse burada hâkimleri suçlayarak ya da yüksek yargı kurumlarını suçlayarak bundan bir adalet veya hak ve hakikat neticesi elde ettiğini düşünmesin. Bunlar hakka, hakikate, adalete ve bundan sonra verilecek kararlara da önemli etkide bulunmaktadır. Bu bakımdan, Borçlar Kanunu gibi iktisadi hayatın en önemli konularından biri olan, makroekonomideki bozulan ve istikrarsızlık içerisinde yürütülen bir ilişkiler manzumesinde Borçlar Kanunu’nun taraflarının da edimlerini yerine getirmekte sıkıntıyla karşılaşacağını ve bu vesileyle de ahlaki yozlaşmanın oluşturduğu bir ortam içerisinde de her şeyden önce borcunu yerine getirmek isteyen insanın borcunu yerine getirmesi konusunda tereddüde ya da zafiyete düşmesinde de bizim hazırladığımız bu sosyoekonomik ve ahlaki yapının etkili olduğunu da dikkate almak lazım.

Bu vesileyle Milliyetçi Hareket Partisi milletvekilleri olarak biz bu kanunun, 649 maddelik kanunun çıkması için gerçekten önemli bir çaba sarf ettik, Sayın Genel Başkanımız da bu kanunların çıkması gerektiğini ifade etti. Bu kanunun her şeyden önce milletimize hayırlı olması dileğiyle hepinize saygılarımı arz ediyorum efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

26 konuşma daha · 11 Ocak 2011

26 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook