Yargı hizmetlerinin etkinleştirilmesi amacıyla bazı kanunlarda değişiklik yapılması ve basın yayın yoluyla işlenen suçlara ilişkin dava ve cezaların ertelenmesi hakkında kanun tasarı ve teklifi
İzmir Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 129. Birleşim · 2. yasama yılı · 1 Temmuz 2012 · 473 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Oktay Vural (MHP), 1 Temmuz 2012 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 129. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YARGI HİZMETLERİNİN ETKİNLEŞTİRİLMESİ AMACIYLA BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI VE BASIN YAYIN YOLUYLA İŞLENEN SUÇLARA İLİŞKİN DAVA VE CEZALARIN ERTELENMESİ HAKKINDA KANUN TASARI VE TEKLİFİ); konuşma 473 kelime.
Oktay Vural (MHP, İzmir). “Yargı hizmetlerinin etkinleştirilmesi amacıyla bazı kanunlarda değişiklik yapılması ve basın yayın yoluyla işlenen suçlara ilişkin dava ve cezaların ertelenmesi hakkında kanun tasarı ve teklifi”. TBMM Genel Kurulu, 129. Birleşim tutanağı, 1 Temmuz 2012. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oktay-vural-24-2012-07-01-yargi-hizmetlerinin-etkinlestirilmesi-amaciyla-bazi-kanunlarda-degisik-3 (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=19639
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)OKTAY VURAL (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; elbette bir önerge verdik ama bugün açıkçası verdiğimiz önerge üzerinde konuşmayacağımız açık çünkü, maalesef, AKP’nin getirdiği önerge müzakere edilemeyeceği için -bu önergeler münasebetiyle- sizin biraz sonra görüşülecek önergeniz üzerinde konuşma ihtiyacı içerisindeyim.
Aslında, bugün konuştuğumuz konu nedir biliyor musunuz? Yani sizin “değişiklik” olarak öne sürdüğünüz ya da şikâyet ettiğiniz ya da ana muhalefet partisinin şikâyet ettiği konu, aslında, 2004 yılında Türk Ceza Kanunu’nda yer alan hükümlerle ilgili. 2004 yılında, hatırlarsanız Türkiye Büyük Millet Meclisini olağanüstü toplantıya çağıran sizlerdiniz, “Bir an önce bunları geçirmemiz gerekir.” diyen sizlersiniz ama o günden bugüne kadar bu uygulamalar öyle bir noktaya geldi ki Sayın Cumhurbaşkanının bile şikâyet ettiği, Başbakanın şikâyet ettiği, hatta, ana muhalefet partisinin bile şikâyet ettiği bir konu hâline dönüştü. Dolayısıyla, 2004 yılında alelacele Avrupa Birliğinin isteği ve arzusu uğruna Türkiye Büyük Millet Meclisini Verheugen’in isteği üzerine toplantıya çağıran da sizdiniz, hatırlayın; “Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Ceza Kanunu’nu geçirmelidir, olağanüstü toplantı yapılmalıdır.” diyerek “Aman ha, Avrupa Birliği yolunda kazaya uğramayalım…” Türkiye Büyük Millet Meclisi 1 Ekimde kendiliğinden toplanacakken sizler bir araya geldiniz, Verheugen’in bu talebini yerine getirmek için olağanüstü toplantıya çağırdınız. İşte, o olağanüstü toplantıyla ilgili geçirdiğiniz Türk Ceza Kanunu bugün şu ya da bu şekilde hem iktidar partisi, Başbakan hem ana muhalefet partisi tarafından şikâyet edilen bir kanun hâline geldi. İşte, böyle bakıldığı zaman, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yasamasını, buradaki müzakereleri, başka yerlerin -içeriden ya da dışarıdan- günlük, kısa vadeli talepleriyle yönetilen bir Meclis olmaması aslında bütün bu çalışmaların bir ürünü. Bu önerge de öyle aslında. Bu önergede bunlarla ilgili elbette konuştuk, sizlerle bunları paylaştım.
Şimdi, herkes elini vicdanına koysun. Bu süreç içerisinde uygulamadan rahatsızlık duyduğunuz açık. Peki, bu rahatsızlığı doğuran bir neticenin vebali yok mudur? Vebali var. Ne yaparsanız yapın bunun bir vebali var. Bu önerge de geldi. Bu vebali bir bakıma ortadan kaldırmak için getiriyorsunuz, kaldıracak mı, kaldırmayacak mı bilmiyoruz. Ana muhalefet partisi de bu eksende bugüne kadar çıkan uygulamaların vebaliyle ilgili “Ya, böyle olmaz.” diye ifadelerde bulunuyor. Ama acaba, bir an için, bu gecenin bu vaktinde parmaklarla kalkacak bu önergeye verdiğiniz oylar, bundan sonraki uygulamalar itibarıyla bu vebali ya da adaletli bir kanun yapma sürecini ya da kanunu gerçekleştirecek mi, gerçekleştirmeyecek mi? Bu bakımdan ben, AKP’nin önergesi çerçevesinde meseleye bakıldığı zaman burada şunu görüyorum: Eşitlik ilkesi ortadan kayboluyor.
Değerli arkadaşlarım, bu getirdiğiniz önergeyle, eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’la ilgili bütün yürütmenin hepsinin devam ettirilmesini istiyorsunuz ama Yaşar Büyükanıt’ı bundan arındırıyorsunuz. Niye? Dolmabahçe’deki sır görüşmelerden dolayı mı? Niye? Niye iki farklı yüküm? Niye? Niye? Dolayısıyla, böyle bakıldığı zaman, getirdiğiniz zırhın amaç ve hedefi “başkan ve adamları” gibi bir yaklaşımla yapılan uygulamaların karşısında bir dokunulmazlık zırhı oluşturmaktır. Bunlarla ilgili bakıldığı zaman CMK’nın 250, 251, 252’sini kaldırmıyorsunuz, zımni bir kaldırma söz konusu ama değerli arkadaşlarım, bu maddelerin kaldırıldığından bahsediyorsunuz ama kaldırılmış bir madde olmadığı için bu da önemli bir boşluk doğuracak.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
153 konuşma daha · 1 Temmuz 2012